İçeriğe atla

27. DÖNEM · 600 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 117. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

İşsizlik Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle

Genel Kurul, 117. Birleşim · 3. yasama yılı · 23 Temmuz 2020 · 605 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Necdet İpekyüz (Halkların Demokratik Partisi), 23 Temmuz 2020 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İşsizlik Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 605 kelime.

Necdet İpekyüz (Halkların Demokratik Partisi, Batman). “İşsizlik Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim tutanağı, 23 Temmuz 2020. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/necdet-ipekyuz-27-2020-07-23-issizlik-sigortasi-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-hak (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=90632

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

NECDET İPEKYÜZ (Batman)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Aslında, işçi sağlığı ve güvenliğiyle ilgili gerek uyum yasaları çerçevesinde gerekse Türkiye'nin ihtiyacına binaen 2012 yılında bir düzenleme yapıldı, kanun çıkarıldı, 2013 yılında yürürlüğe girdi. Bu kanunun yürürlüğe girmesinden sonra Türkiye’de iş kazaları azaldı mı? Hayır. İş cinayetlerinde bir düşüklük oldu mu? Hayır. Aslında, birçok şey daha da kötü demeyelim ama hiç düzelmedi, arttı. Birçok kentte -büyük kentte- iş cinayetleriyle, işçi sağlığıyla ilgili meclisler oluşturulmuş, her ay bilgi paylaşıyorlar.

Bu yasayla beraber 2013’te şöyle bir düzenleme yapıldı: Normalde, iş yeri hekimliğinde ve işçi sağlığı, güvenliğinde fabrikalar, üretim yerleri için “50 işçi” diye bir kavram çıkarılmıştı başında, “50’den fazla” “50’den az” diye tanımlamalar getirilmişti. Yasa 2013 yılında yürürlüğe girdikten sonra bir maddeyle ilgili şöyle denilmişti: “50’den az çalışanı olan iş yerlerinde 2014 yılının Temmuz ayına kadar biz bekleyelim.” Ve bununla beraber bir de kamu kurumları eklenmişti. Ve ne oldu? Bu temmuz ne temmuzmuş! 2016 Temmuza uzatıldı. Bir daha ne oldu? 2017 Temmuza uzatıldı. Bir daha ne oldu? 2020 Temmuzuna uzatıldı. Allah’tan, Komisyon şu anda temmuzdan vazgeçti, aralığa sevk etti. Peki, bu niçin böyle oluyor? Sekiz yılda 5 kez diyelim, uzatılıyor. Niçin böyle oluyor? Meçhul. Ama bu sefer niçin oluyor? Gerekçede şu denmiş: “Pandemi.” Ya, pandemi de 2024 yılına kadar mı? 31 Aralık 2023. Eğer öyleyse bilelim. Başka bir gerekçe: “Sınavı yapamadık.” Peki, sınav 2024 yılında mı yapılacak? Kasımda yapılacak zaten. Başka ne? İşte, lise sınavları oldu, üniversite sınavları oldu, birçok çalışma yapıldı. Birçok gerekçe sunulsa bile, aslında Plan ve Bütçe Komisyonunda AKP’den şöyle bir şey geldi: “Buna kuyumcular karşı çıkıyor, ticaret odaları karşı çıkıyor, birçok kurum karşı çıkıyor.” Buna gerekçe bulmaya gerek yok. Siz, işçiden yana olacak mısınız, olmayacak mısınız? Yok. Peki, ben bir şey söyleyeyim: “50’den az/çok; az tehlikeli/çok tehlikeli” demeye gerek yok. Bugün, Türkiye’de eğer işçi sağlığı ve güvenliğine önem verilse biz birçok şeyi önlemiş oluruz.

Bir diğeri de bu yasayla ilgili biz dedik ki bir düzenleme yapalım çünkü bazı şeyler değişmiş: “50’den az ve az tehlikeli…” Adana’da öğrenci yurdunda yangın çıktı, 12 yurttaş yaşamını yitirdi; otelde yangın çıktı, insanlar yaşamını yitirdi. Okullar açılacak, 5 kişi çalışıyor, 6 kişi çalışıyor. Peki, bu hizmet alanları ne olacak? Onunla ilgili bir düşünce yok. Bu yasa gerekli mi? Gerekli. Bu yasa önemli mi? Önemli. Ama bu yasayı ötelemek, hele hele dört yıl ötelemek… Siz, sermayeden gelen baskıyı, esnaftan gelen baskıyı dikkate alıyorsunuz. Esnaf demiyor ki “Benim can güvenliğim yok orada.” Esnaf diyor ki: “Can güvenliğini bırak, bende para kalmadı bu pandemiden dolayı, bana bir sahip çık, bir çözüm bul.” Eğer onlara sorsak, desek ki “Sizinle ilgili bir düzenleme yapalım.”, hepsi der “Evet.” Öyle bir hâle getirdiniz ki artık, bu yasanın inandırıcılığı kalmadı, nasıl olsa ertelenecek, nasıl olsa gidecek diye.

Bir diğeri, kamu: Ya “devlet” dediğiniz kurum örnek olur, “devlet” dediğiniz kurum öncülük yapar. Şimdi siz özel hastaneye diyorsunuz ki: “İş yeri hekimi tutacaksınız, iş güvenliği uzmanı tutacaksınız; çok tehlikeli iş.” Şehir hastanesi açıyorsunuz devasa, iş yeri hekimi yok, iş yeri güvencesi yok, onunla ilgili bir çalışma yok. Örnek olması gereken kurum bunu yapmıyorsa… Siz kamuda çalışana bir öncelik tanımıyorsunuz, kamudan hizmet alana bir öncelik tanımıyorsunuz; özelde, nedir ki “Parası var, verebilecek.” gibi düşünüp bir düzenleme getiriyorsunuz. Bunu yapıyorsanız, önce kamunun örnek olması lazım.

Sorunun bir diğeri de arkadaşlar, Plan ve Bütçede biz bunu konuşurken başta Komisyon Başkanımız olmak üzere, Plan ve Bütçeye getiren arkadaşlarımız olmak üzere hiç kimse demedi ki “Bu, çok iyidir.” “Ya, sıkıntılar var, düzenleme yapmamız lazım…” Son dakikaya kadar biz dedik ki düzenleme olacak, geri çekilecek, son dakikaya kadar. Birden oylama yapıldı. Neden? Çünkü saraydan gelmiş, virgülü bile değişemez ama biz biliyoruz ki siz ne yaparsanız yapın…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

121 konuşma daha · 23 Temmuz 2020

121 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook