Tarım ürünleri lisanslı depoculuk kanun tasarı (s.s. 701)
Edirne Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 33. Birleşim · 3. yasama yılı · 15 Aralık 2004 · 1.205 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Nejat Gencan (CHP), 15 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TARIM ÜRÜNLERİ LİSANSLI DEPOCULUK KANUN TASARI (S.S. 701)); konuşma 1.205 kelime.
Nejat Gencan (CHP, Edirne). “Tarım ürünleri lisanslı depoculuk kanun tasarı (s.s. 701)”. TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim tutanağı, 15 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nejat-gencan-22-2004-12-15-tarim-urunleri-lisansli-depoculuk-kanun-tasari-s-s-701 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA NEJAT GENCAN (Edirne)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu Tasarısının 4 üncü maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini sunmak üzere söz almış bulunuyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sanayi ve Ticaret Bakanlığının hazırlamış olduğu ve mayıs ayında Meclis Başkanlığına gönderilen kanun tasarısı, talî komisyonlarda görüşüldükten sonra, aslî komisyon olan Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonuna gelmiş ve burada yapmış olduğumuz görüşmeler sonucunda şu anki şeklini almış bulunmaktadır.
Kanunun 4 üncü maddesinde, tarım ürünleri lisanslı depo işletmelerinin hayata geçirilmesi aşamasında uygulanacak olan bazı prosedürlere değinmek istiyorum.
Bunlardan bir tanesi; komisyonumuzda da yaptığımız görüşmeler sonucunda, tasarının bu maddesinde, ödenmiş sermayesi 500 milyardan 1 trilyona çıkarılarak, bu konuda iştigal edecek olan ve bu konuda işlevini yerine getirecek olan şirketlerin daha ciddî bir nitelik kazanmasını sağlamış bulunmaktayız. Ayrıca, bu komisyondaki görüşmelerimizde, sermayenin bir türlü öne çıkarılmasıyla, tarım ürünlerini depolama işlemini yapacak olan ve lisanslı depoculuğu yapacak olan şirketlerin de tarıma daha faydalı olmasını temin etmiş durumdayız.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; son iki yıllık tarım politikalarına baktığımızda AKP İktidarının tarım kesimine bakışını şöyle özetleyebiliriz: Sayın Başbakanın bir sözüne değinmeden geçmek istemiyorum. Sizlerin de bildiği gibi, "çiftçilerimiz ayaklarının üzerinde durmasını öğrenecekler" demişti Sayın Başbakanımız. Daha sonra, üzülerek, Tarım Bakanımızın söylemiş olduğu bir söylemle de muhatap olduk; yani, çiftçimize söylenmiş olan "gözünüzü kara toprak doyursun" sözünü de henüz unutmadık; ama, tarım kesimini de kendi sorunlarıyla baş başa bırakmak zorunda olmadığımızı bilmeliyiz.
Dünyada ve özellikle ülkemizde nüfusun artması, beslenme sorununun her geçen gün daha önemli bir noktaya gelmesi, ama, buna rağmen, tarımsal üretimin mevcut düzeyi dengesiz de olsa, gelişmekte olan ülkelerdeki tarımsal gelişmenin ulusal pazarın ihtiyaçlarına göre değerlendirilmesiyle, tarımın dünyada açlığa son verecek düzeyde olduğunu hepimiz kabul etmek zorundayız.
Tarımın önemini kimse inkâr edemez. İnsanlığın devamı, tarımın varlığına ve gelişmesine bağlıdır. Dünyadaki tüm ülkeler bunun bilincindedir; çiftçiye özel bir sevgi ve ilgi gösterirler. En büyük destek tarım sektörüne yapılır. Çiftçi horlanmaz, kapılardan kovulmaz, ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmez.
Batı ülkelerinde yaşayan insanlar, tarıma verilen desteğin kendilerine de yansıyacağını çok iyi bilirler. Nitekim, Atatürk de, bu konuda, şu sözle, bunu yüce milletimize söylemiştir: "Köylü milletin efendisidir." Bunu söylemekle, Yüce Atatürk, bu sözlerle, aslında, Türk bürokrasisine emir niteliğinde bir söylem yerine getirmiştir. Bu sözleri söylemekle kalmamış, çiftçiyi korumak ve geliştirmek için gerekli olan kooperatifçilik hareketini gündeme getirmiştir.
Cumhuriyet kurulduğunda acınacak durumda olan Türk tarımının 1980'li yıllara gelindiğinde büyük bir gelişme gösterdiğini hepimiz biliyoruz; ancak, 1980'li yıllardan sonra tarım kesimini koruyan tarımsal KİT'ler haraç mezat satılmış ve tarımın temel dayanakları ortadan kaldırılmıştır. Yine, tarımı koruyan ve gelişmesine katkıda bulunan tarım satış kooperatifleri yüksek faizli krediler almaya zorlanmış ve borç batağına sürüklenmiş ve görev yapamaz hale getirilmiştir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tarım sektörü, cumhuriyetin ihtiyaç duyduğu atılımların hemen hepsinde nirengi noktası olmuştur. Sanayileşme tarıma dayalı olarak başlamıştır. Çokpartili demokrasiye bile tarımda yapılan bir tartışma noktasında geçildiğini hepimiz biliyoruz; ancak, gelin görün ki, tarım sektörü sorunsuz değildir. Yapısal sorunlarının yanı sıra, ciddî bir inisiyatif gösterilip üzerine eğilmiş olunsa, ülkeye çok büyük katkılar sağlayabilecektir ve çözüm önerileri de ortada durmaktadır.
Etkin ve yaygın bir lisanslı depoculukla ürün ticaret sisteminin, gelişmiş ülkelerde yıllar önce hayata geçirildiğini ve uygulandığını görmekteyiz. Büyük firmalar, dünya çapında yatırımlar yapıp lisanslı depo ağı oluşturarak ürün ticaret ve pazarlamasına hâkim olmuş ve çok iyi konuma gelmişlerdir.
Genel anlamda, bu kanun tasarısıyla, tarım ürünlerinin ticaretinin kolaylaştırılması, ürün sahiplerinin mallarının emniyetinin sağlanması ve korunması, ürünlerin sınıf ve derecelerinin yetkili sınıflandırıcılar tarafından saptanması, ürün senedinin çıkarılması ve tarım ürünleri lisanslı depoculuk sisteminin kuruluşu, işleyişi ve denetimine ilişkin usul ve esaslar düzenlenmekte; bu sayede, sektörün, hâkim konumda olan bu tür tekellerin ellerinden kurtarılması amaçlanmaktadır.
Bu bağlamda, faydalı olacağına inandığımız kanun tasarısını daha geniş çerçevede değerlendirdiğimizde dikkatimizi çeken ilk nokta şudur: Sanayi ve Ticaret Bakanlığının kontrol ve denetimine bırakılmış bulunan lisanslı depoculuk sistemi, Bakanlığın teknik bilgi ve birikiminden çok farklı özellikler gerektiren ürün depolamalarında uzman olmaması nedeniyle, sorunlar ortaya çıkabilir.
Dünya üzerinde bu sistemi en iyi uygulayabilen Amerika Birleşik Devletlerine baktığımızda, bu görevlerin Tarım Bakanlığı tarafından yerine getirildiğini görmekteyiz. Amerika Birleşik Devletleri ve gelişmiş ülkelere baktığımızda, uzun süreçlerden sonra lisanslı depoculuk sistemi sağlam bir şekilde oluşturulabilmiştir; ancak, sistemin başarılmasından sonra tarımsal üretim ve ticaret, istihdam, dünya ticaretinde rekabet edebilirlik, millî gelire katkı ve bunlara bağlı olarak vergi hâsılatında artışları sağlamışlardır.
Bu kapsamda, ülkemizde tarım ürünleri lisanslı depoculuk sistemi kurulması hayatî önem taşımaktadır; fakat, yasanın hayata geçirilmesi aşamasında doğabilecek olumsuz gelişmeleri minimuma indirmek ve şimdiden bazı gerçekleri görmemiz gerektiğini de sizlerle paylaşmak istiyorum. Lisanslı depoculuğun Amerika Birleşik Devletlerinde geçirdiği aşamaları ve şu anda uygulamalarda nelere dikkat çekmemiz gerektiğini iyi analiz etmemiz gerekir. Aksi takdirde, bu yasayı çıkararak belirtmiş olduğumuz amaçlara ulaşmamız çok uzun yıllar alabilir.
Amerika Birleşik Devletlerinde olduğu gibi, kamunun stok tutma ve tarım ürünlerinin desteklenmesi sisteminin bir parçası olarak bu lisanslı depoculuk işlevlendirilmiştir. Kamusal destekleme politikaları olmaksızın hububat üretiminin sürdürülebilmesi ve makbuz senetleri sisteminin işletilebilmesi olanaklı görünmemektedir.
Tohumluk politikanızın olmaması ve sağlıklı bir üretim deseninin kurulamaması, ülke çapında uygulanan ve herkes tarafından kabul gören bir standart üretim sisteminin olmamasından dolayı büyük sorunlar yaşayabiliriz. Örneğin, ülkemizde 100'ün üzerinde ekmeklik buğday tohumu çeşidinin üretimi yapılmaktadır. Toprak Mahsulleri Ofisi, TSE ve borsaların uyguladığı standart, birbirinden farklıdır. Yasa gereği, hububatı sınıflandıracak yetkili sınıflandırıcı hangi ölçütü kullanacaktır? Ürün senedi üzerine yazılı kalite standartlarından ilgili kesimlerin aynı şeyi algılayacağını ve anlayacağını zannetmiyorum.
Bu durumda, depolama özellikleri farklı olan ürünlerin sayısı arttıkça, lisanslı depocunun aynı cins ürünü homojenite oluşturacak şekilde karıştırarak depolayabilmesi de zorlaşacaktır ve kendi gereksinimine uygun kalitede ve miktarda satın alma yapmak isteyen sanayicinin de olmazsa olmaz koşulu olan, ürün senedinde yazılı olan ürün kalitesine zamanında ulaşması zorlaşacaktır.
Bilindiği gibi, ülkemizde, Ziraat Bankasının yeniden yapılandırılmasıyla, tarımsal alana destek vermesi ortadan kaldırılmıştır. Bu durumda, ürün senedine sahip olan üreticiye, ürününü teminat kabul edip kısa süreli kredi veren ve ürününü satma konusunda piyasa hareketlerine göre karar vereceği bir süre kazandıramayan ürün senetleri sisteminin de en önemli ayaklarından birisi üreticiye yarar sağlamayacaktır.
Amerika Birleşik Devletleri, ürün kredi kurumunu kurmuş ve bu görevi onların üzerine bırakmıştır. Ürün makbuz senedinde kayıtlı miktar ve kalitesini değerlendirerek yüzde 90'a varan oranda üreticiye kredi veren bu sistemi kurmadığımız sürece lisanslı depoculuğun çok faydalı olacağını sanmıyorum. Nadir de olsa, ürün fiyatlarının hasattan sonra düşmesi durumunda -ki, ülkemizde sık sık yaşanan bir olaydır- bahsetmiş olduğumuz bu kurumlar, açıklanmış olan tabanfiyattan üreticinin ürününü satın alarak, bu üreticilerimizin sıkıntı çekmesini ortadan kaldırmaktadır; ama, ülkemizde bunun altyapısını oluşturmadan lisanslı depoculuğa geçmemiz sıkıntı yaratacak gibidir. Ancak bu şekilde, üreticinin ürününün katmadeğerine sahip çıkmasını, piyasa gelişmelerine karşı korunmasını ve kamu finansman yükünün azaltılmasını sağlayabiliriz.
Son onbeş yıldır tarımın "yeniden yapılandırma" adı altında yok edilişinin yaşandığı süreçten sıyrılmanın zamanı geldi de geçmektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; ulusal tarım politikalarımızın hayata geçirilmesi gerekmektedir. Gelin bunu değerlendirelim. Nasıl savunmada, millî eğitimde ulusal politikalarımız varsa, tarımda da millî bir politikamızın olması gerekir. Bilhassa 17 Aralık, tarımımızın milat tarihi olacaktır; çünkü, şimdiye kadar çekmiş olduğumuz sıkıntıların daha fazlasını, Avrupa Birliğine uyum süreci içerisinde tarımda yaşayacağımızı şimdiden görür gibiyim.
Planlı, programlı tarıma geçmediğimiz sürece, arazi toplulaştırmasını yapmadığımız sürece, neyi ne kadar ekmemiz gerektiğini planlamadığımız sürece, kısacası, arz-talep dengesini ayarlayamadığımız sürece ve tarım ürünlerinin üreticiden tüketiciye kadar ulaşması aşamasında var olan aracıları kaldırmadığımız sürece, tarım sektöründeki üreticimizin daha fazla kazanç sağlamasını mümkün kılamayacağımızı sizlerle paylaşmak istiyorum.
Bu vesileyle, üreticinin ürününü ilk elden sanayiciye ulaştırabilme imkânını sağlayacak olan bu yasa tasarısının, çiftçimize, milletimize hayırlı olmasını diliyor; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
18 konuşma daha · 15 Aralık 2004