Toprak koruma ve arazi kullanımı kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun ve diğer kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi (s.s.: 111)
Ankara Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 80. Birleşim · 2. yasama yılı · 20 Mart 2008 · 1.035 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Nesrin Baytok (CHP), 20 Mart 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TOPRAK KORUMA VE ARAZİ KULLANIMI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN VE DİĞER KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ (S.S.: 111)); konuşma 1.035 kelime.
Nesrin Baytok (CHP, Ankara). “Toprak koruma ve arazi kullanımı kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun ve diğer kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi (s.s.: 111)”. TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim tutanağı, 20 Mart 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nesrin-baytok-23-2008-03-20-toprak-koruma-ve-arazi-kullanimi-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkin (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA NESRİN BAYTOK (Ankara)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 2008 yılı Cargill yasası üzerinde Cumhuriyet Halk Partisinin görüşlerini ifade etmek üzere yüce Meclisimizin kürsüsündeyim.
Söze “Cargill yasası” diye girdim çünkü bu görüştüğümüz yasa “Bursa Milletvekili Mehmet Altan Karapaşaoğlu ve 3 Milletvekilinin; Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Mera Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi” diye takdim edilmiş olsa da, hepimiz biliyoruz ki, aslında Cargill yasası. Belki de Başkan Bush yasası diyebiliriz.
Yine söze girerken “2008 yılı” diye girdim. Çünkü her yıl Meclisimiz bir kez Cargill yasası çıkarıyor. Bu şimdiki yasa 2008 yasası.
Sayın milletvekilleri, şu anda bu yüce kürsüde 70 milyon vatandaşımız adına bir konuşma yaparken, içinde bulunduğum sıkıntıyı, boğulma duygusunu anlatmam mümkün değil. Öyle bir yasayı görüşüyoruz ki aslına bakarsanız bu bir utanç verici yasa. Vicdanı olan hiç kimse, on yıllık bu serüvene bugün gelinen noktada böyle bir onayı veremez, hele böyle bir kanun teklifiyle şu yüce Meclisin önüne hiç gelemez.
Sayın milletvekilleri, ancak olmaması gereken oldu ve Cargill yasası yüce Meclisimizin bir kez daha huzurunda. Türkiye’de zaten geleceği tahmin edebilmek için falcı olmaya hiç gerek yok. Sadece yapılmaması gereken, olmaması gereken işleri alt alta yazıp tam tersine de olacaklar diye yazıp liste yaparsanız geleceği bilebilirsiniz. Bu da öyle bir konu işte. Yapılmaya çalışılan iş, yasaları nasıl olur da atlatabiliriz işi; nasıl olur da Ziraat Mühendisleri Odası başta olmak üzere, Bursa Barosu avukatlarını, TEMA Vakfını, Türkiye Toprak Bilimi Derneğini, KESK’i yani Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonunu, Tekgıda-İş Sendikasını, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliğini, Tarım Ekonomisi Derneğini, Türk Tabipler Birliğini, Veteriner Hekimler Derneğini, Köy-Koop Merkez Birliğini, Türkiye Tarımcılar Vakfını, Çiftçi Sendikaları Girişim Komitesini ve Tüketici Hakları Derneğini atlatabiliriz işidir; olmaması gereken bir iştir. Daha önce defalarca denenmiş, her seferinde yargıya takılmış bir girişimden bahsediyoruz. Uğrunda Anayasa’ya aykırı yasalar çıkarılmış olan, Bakanlar Kurulu kararıyla çeşitli ayrıcalıklar getirilmiş bulunan, her aşamada yargının iptal ettiği, bir önceki Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Necdet Sezer tarafından veto edilmiş bulunan bir girişimden bahsediyoruz. Türkiye Büyük Millet Meclisinin ortalama yılda bir kez Cargill için toplanıp yasa çıkarmasından bahsediyoruz.
On yıllık bir hikâye bu. Biz şimdi on yıl önceki dönemden başlayan yanlışlıkların on yıl boyunca nasıl devam edebildiğinin, nasıl bir tutarlılıkla sürdürüldüğünün filmini izliyor gibiyiz. Önceki hükûmetlerin yanlışlarını bu Hükûmetin de nasıl tutarlılıkla sahiplendiğini ibretle görüyoruz. Elbette şaşırmadan izliyoruz.
Her konuşmada, Sayın Başbakan başta olmak üzere, iktidar partisinin hemen hemen bütün mensupları Kasım 2002 yılını milat alarak konuşurlar. Geçmişi reddeden, o dönemleri eleştiren, beğenmeyen bir tutum izlerler. Ancak Cargill örneği gibi durumlarda bir bakıyoruz ki aslında hiç de birbirinden farkı olmayan uygulamalarla karşı karşıyayız. Halkımız bu şekilde uyutuluyor, gerçek halka başka sunuluyor. Yani yok aslında geçmiş hükûmetlerden bir farkı.
AKP’nin, geçmişteki yanlışları ısrarla nasıl takip edip sonuçlandırmak istediğine tanıklık ede ede geliyoruz. Her seferinde, halkımızın gece uyurken Meclisin sabahlara kadar çalıştırılarak nasıl da gece yarısı yasaları geçirildiğini sıkıntılar içinde yaşıyor, görüyoruz.
Sayın milletvekilleri, bu yüce Meclisten 22 Haziran 2004 yılında birinci Cargill affı çıktı. İkinci Cargill affı 3 Temmuz 2005 tarihinde çıktı. Üçüncü Cargill affı 23 Kasım 2006 tarihinde çıktı. Dördüncü Cargill affı 31 Ocak 2007’de çıktı. Şimdi beşincisini görüşüyoruz.
1998 yılında yapımı için ruhsat verilmiş bir tarımsal sanayi kuruluşu olan Cargill birinci sınıf tarım arazisi üzerinde kurulunca yasal sorunlar da başladı. Cargill, iki yönlü bir sorun kaynağı olarak ortaya çıktı. Birincisi: Fabrikanın yasalara aykırı biçimde tarım arazisinde kurulmuş olması. 195 bin metrekarelik birinci sınıf tarım arazisinden bahsediyoruz. Ayrıca, bir de fabrikanın İznik Gölü üzerinde kirletici etkisinden bahsediyoruz.
Daha şirket Bursa’da faaliyetine başlamadan önce, 1997’nin Haziranında Çevre Bakanlığının tarımsal sanayi kuruluşları için ÇED raporu diye bilinen Çevresel Etki Değerlendirme raporu zorunluluğu kaldırılmıştır, yani çevre duyarlılığı bir yana bırakılmış bir projedir. Arkasından, sürekli olarak yasalara aykırılığı her düzeyde mahkemelerde karara bağlanmış bir konudur. Her seferinde Meclisten yasalar çıkarılmış, hep iptal olmuş, bugüne gelinmiştir ve şimdi 2008 yılı Cargill yasasını görüşüyoruz.
Cargill’in yarattığı ikinci sorun ise nişasta bazlı şeker üretimi ile piyasadaki şeker üretimine dönük yaratılan sorunlardır.
Sayın milletvekilleri, şeker sektörü Türkiye’de tarıma dayalı sanayinin en önemli ve başarılı örneğidir. Türkiye dünyanın önemli şeker üreticileri arasında gelmektedir. Pancar tarımı Türkiye’nin en önemli tarım konularındandır. 2003 yılında, yani AKP İktidarının başlangıcında pancar tarımıyla geçimini sağlayan 500 bin aile vardı. Bilin bakalım şimdi bu sayı kaç? 300 bin. 2002 yılında 16,5 milyon ton olan şeker üretimi bugün 12,8 milyon tona inmiştir. Nişasta bazlı şeker üretiminde kullanılan mısırda ise Türkiye dışarıya bağımlıdır. Yani bu yıl için 600-700 ton civarında ithalat yapılması gereği vardır.
Bakınız, “endüstri üretimi” denilen mısır, tütün, ayçiçeği gibi ürünler için bizi bekleyen bir tehlike daha var: Devlet Su İşleri bu yıl tarım alanlarına su bile veremeyecek durumda. Geçen yıl da ikinci ürüne verememişti.
Şimdi, bir yandan kendi üretimimiz olan pancara kotalar getireceğiz, öte yandan mısır ithal ederek cari açığımızı, dış ticaret açığımızı artıracağız, beri yandan da Cargill’in yasalara aykırı biçimde çalışmasını sağlayacak girişimleri burada gerçekleştireceğiz.
Sayın milletvekilleri, bu açıklaması güç konunun çeşitli boyutları var. İnsan mısır konuşurken Bakan mahdumlarını hatırlamadan geçemiyor. Hani, şu hasat döneminde mısırdaki gümrük vergisi oranını 2003 Nisanında yüzde 20’ye indiriveren Maliye Bakanlığı kararı vardı ya, hani aynı Bakanın oğlu o dönemde 4 bin tonluk dış alım gerçekleştirmişti ya!
Sayın milletvekilleri, hatırlamaya başlayınca, insan, duymak, görmek istemediği konuları bir bir önünde buluyor.
Bakınız, bugün bu yasa teklifiyle karşımızda bulunan Sayın Karapaşaoğlu, 1999 yılı Şubat ayındaki Türkiye Büyük Millet Meclisinin 51’inci Birleşiminde ne demiş: “Sanki hukuki mercilerden bu firmaya ‘siz merak etmeyin, siz yatırımınızı yapın, biz bu işleri düzeltiriz’ dercesine büyük bir cesaretle yatırımlar yapılmaya devam edilmektedir.” Yine Sayın Karapaşaoğlu şöyle devam ediyor: “Bakınız, ülkemizde bazı değerler artık yozlaşmaya başlamıştır, hukuka saygı kalmamıştır. Evet, ülkemizin yatırıma ihtiyacı vardır, yatırımlar yapılmalıdır ama çevre tahrip edilmeden, insanların özgürlüklerine set vurulmadan bu yatırımlar yapılmalıdır.”
Biz, sizin hangi zamanda söylediklerinizi doğru kabul etmeliyiz acaba? Sayın Başbakan’ın gömleğini çıkardığını söylediği birinci iktidar döneminizle, “Aslında değişmedim.” dediği ikinci iktidar döneminizden hangisini dikkate almalıyız?
Sayın milletvekilleri, hiçbir açıdan savunulamaz bir yasayı görüşüyoruz. Bu düzenleme açıkça hukuka aykırı olduğu gibi ülke yararlarına da aykırıdır. Bu 2008 yılı Cargill yasası, Anayasa Mahkemesi, Danıştay ve idare mahkemelerince verilmiş olan yargı kararlarına uymayan, onları geçersiz kılan bir niteliğe sahiptir. Bu yönüyle, Anayasa’nın 138’inci maddesine aykırıdır. Maddeye göre, yasama ve yürütme mahkeme kararlarına uymak zorundadır.
İkincisi: Teklif, bir tüzel kişiye özel ayrıcalık tanıma niteliğinden dolayı Anayasa’nın 10’uncu maddesine aykırıdır. Yani hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
28 konuşma daha · 20 Mart 2008