Toprak koruma ve arazi kullanımı kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun ve diğer kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi (s.s.: 111)
İstanbul Milletvekili ·
Genel Kurul, 80. Birleşim · 2. yasama yılı · 20 Mart 2008 · 592 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Ufuk Uras, 20 Mart 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TOPRAK KORUMA VE ARAZİ KULLANIMI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN VE DİĞER KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ (S.S.: 111)); konuşma 592 kelime.
Mehmet Ufuk Uras (İstanbul). “Toprak koruma ve arazi kullanımı kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun ve diğer kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi (s.s.: 111)”. TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim tutanağı, 20 Mart 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ufuk-uras-23-2008-03-20-toprak-koruma-ve-arazi-kullanimi-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkin (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MEHMET UFUK URAS (İstanbul)Sayın Başkan, değerli vekiller; bu konuda olduğu gibi her konuda söylediğimizle yaptığımızın tutarlı olmasında fayda var. Değişik konular tartışıyoruz. Mesela uzun bir süre Türk dilinin yozlaşması burada tartışıldı. Parlamenterlerin kaldığı Parlamenter Konukevi’ne gidiniz, girişinde “Parlament Business Hotel” yazılı. Bazen mum dibine ışık vermiyor.
Burada uzun süre nükleer santraller tartışıldı. Dedik ki: Pahalıdır. Dedik ki: Risklidir. Dedik ki: Atık sorunu vardır. Hadi, anlayasınız diye, dedik ki: Yahu, Tanrı’nın yarattığı maddenin atomunu parçalamaktan daha şeytani ne olabilir? Yine de kabul ettiremedik.
Şimdi burada yenilenebilir enerjinin ne kadar önemli olduğunun altı çiziliyor. Şimdi doğrusu reddeden heyete bakıyorum, şimdi, tarımsal bütünlüğün bozulup bozulmadığını kim belirleyecek? Takdir kimin olacak? birilerinin lütfu mu olacak bu iş? Bir öneri getiriyoruz, heyet reddediyor. Tersten okursanız “Bu işler keyfî olsun.” demektir. Yasa delinmesin, takiye yapılmasın diye önerilerde bulunuyoruz. “Meslek örgütlerinin, Toprak Koruma Kurulunun görüşü alınsın.” diyoruz, heyet kabul etmiyor. Tersi ne demek? “Kimsenin görüşü alınmasın.” Meslek örgütlerinin, bölge halkının görüşünü baypas etmek zaten ortada bir problem olduğunu göstermiyor mu? Bir filtre koymak istiyoruz taslağa ki suistimaller kapansın ve burada daha derli toplu bir yasa çıksın.
Değişik vekil arkadaşlarımız bu konuda izlenen zikzaklardan bahsetti, hani “Bir zaman şöyle denmiş, bugün böyle denmiş.” diye. Araya menfaat girince zikzak olması doğal, o yüzden dünyanın bütün dillerinde, İngilizcede, Fransızcada, İtalyancada, Türkçede zikzağa “zikzak” derler. Şimdi, bu zikzağın yasalarda karşılığının olmaması gerek. Arkadaşımız soruyor: Ruhsatı yok, üretim yapmayacak mı? Peki, niye ruhsatı olamıyor? Ruhsat şartı olmadan nasıl bu iş oluyor sorusunu kendimize sormuyoruz. Biz ruhsat almadan buraya geliyor muyuz? Biz, mazbatayı sonra alalım gelelim, mazbata arkadan gelsin diyor muyuz?
Meclisin bir tek pusulası vardır: Kamusal çıkar, kamusal faaliyet. Dolayısıyla, yasal noktaya gelmeden, yasa dışı bir iş, olmazın tertibini alıyoruz. Sayın heyet buna da “olmaz” diyor. Bir de yani, yanlış misal misal olmaz ki. Komşunuz çocuğunu dövüyorsa ben de mi döverim diyeceksin? Komşum da dövmesin ben de dövmeyeyim diyeceksin. Yani işin pusulası karışınca, mantık hatalarını da giderek çok daha fazla yapmaya başlıyoruz.
Bir firma için yasa çıkmaz tabii ki, ama, o firmayı içerir. Üstelik o firma eğer hukuk dışı işler yapıyorsa, yasayı çıkardığınızda, örneğin Cargill’in bölgeye verdiği zararı önleyeceğinizi mi zannediyorsunuz? Yoksa, isterseniz depreme karşı da yasa çıkarırsınız, “İkinci bir emre kadar deprem yasaktır.” dersiniz. Ama çıkardığınız yasa Cargill’in bölgedeki zararını ortadan kaldırıyor değil ki. O yüzden, bu Amerikan şirketi için ya özel imar planı yapılıyor ya Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıyor ya endüstri bölgesi ilan ediliyor ya da özel yasalar hazırlanıyor, ama Cargill’i bölgede yasalaştırmaya yönelik bütün çabalar, ya Danıştay tarafından ya idare mahkemesi tarafından, hukuki bulunmayarak reddediliyor. Bakın, on yılda, toplam 8 iptal davası açılmış, 4’ü iptal olmuş, 7’sinde yürütmeyi durdurma kararı alınmış. Bir özel yasa hazırlanmış, yasa Cumhurbaşkanınca veto edilmiş yedi kelimelik bir şey koyuyorsunuz “tarımsal bütünlük” diye. Demin dediğim gibi kim karar verecek belli değil. Hem Anayasa Mahkemesine taşınıyor, Anayasa Mahkemesi yürütmeyi durdurma kararı alıyor, bu telaşı, bu enerjiyi takdir etmemek mümkün değil. Devlet merkezli siyaset vardır, din merkezli siyaset vardır, emek merkezli siyaset vardır. Ama firma merkezli siyaset söz konusu olmamalıdır. Yine en son Cargill’e tarım il müdürlüğü tarafından verilen işletme izni… Yürütmeyi durdurma kararı veriliyor ve Cargill, Cargill diyoruz… Arkadaşlar vurguladılar, genetiği değiştirilmiş mısırdan nişasta bazlı şeker üreten ve Avrupa Birliğinde yüzde 2 olan nişasta bazlı şekerin bizim ülkemizde neden yüzde 10 olduğu ve her yıl Bakanlar Kurulunun kararı ile yüzde 50 neden artırıldığını birisi çıkıp halka açıklamıyor. Cargill gibi bir tesise, imar planlarına, hukuka aykırı olarak birinci derecede tarım arazisi olan, “kara elmas” denilen zeytinliklerimiz içinde, genetiği değiştirilmeye uğramış mısırdan şeker üretimini rahat rahat yaptıran güç nedir? Bunun açığa çıkarılması gerekiyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
28 konuşma daha · 20 Mart 2008