Bazı varlıkların milli ekonomiye kazandırılması hakkında kanun tasarısı (s.s.:302
Giresun Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 14. Birleşim · 3. yasama yılı · 6 Kasım 2008 · 1.583 kelime · yaklaşık 8 dakikalık okuma
Kaynak göster
Nurettin Canikli (AK Parti), 6 Kasım 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI VARLIKLARIN MİLLİ EKONOMİYE KAZANDIRILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI (S.S.:302); konuşma 1.583 kelime.
Nurettin Canikli (AK Parti, Giresun). “Bazı varlıkların milli ekonomiye kazandırılması hakkında kanun tasarısı (s.s.:302”. TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim tutanağı, 6 Kasım 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nurettin-canikli-23-2008-11-06-bazi-varliklarin-milli-ekonomiye-kazandirilmasi-hakkinda-kanun-tasaris (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA NURETTİN CANİKLİ (Giresun)Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; görüşülmekte olan tasarının 3’üncü maddesi üzerinde AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Öncelikle açık, net olarak ifade etmemiz gerekir ki bu maddede tartışmalı birkaç konu vardı ve bunları ben bu kanunun tümü üzerinde yaptığım görüşmede de ifade etmiştim, ortaya koymuştuk. Kesinlikle hiçbir şekilde kara paranın bu düzenleme kapsamına girmediğini ancak bazı yorumların o şekilde ortaya konulduğunu ifade etmiştim, hatta buradan şunu söylemiştim: Diğer siyasi partiye mensup arkadaşlarımızla bu konuda bilip de çalışalım ve bu tereddütleri ortadan kaldıracak şekilde bir metin hazırlayalım. Sonra, bazı arkadaşlarımızla görüşmelerimiz oldu, bazı metinler ortaya çıktı fakat hiçbirisi sonuçta arkadaşlarımızın bu şekildeki yorumlarını ortadan kaldırmaya yetmedi. Biz de bunun üzerine tartışmalı ve bu düzenlemenin kara paraya ilişkin birtakım kolaylıklar getirdiği şeklinde yorumlara neden olan (6)[okunamadı]’ncı fıkrasını tamamen ortadan kaldırıcı önergemizi de verdik, biraz önce de belirttik. Dolayısıyla, bunlardan sonra artık -ve biraz önce Sayın Hamzaçebi de ilave etti, ben de söylemiştim- Komisyonda ilave edilen ve bu kanun yürürlüğe girdiği tarihte yapılmakta olan incelemeleri de kapsayan o hükmü de ortadan kaldıran bir düzenleme verdik. Dolayısıyla, şu hâliyle artık kara para açısından, naylon belge de dâhil olmak üzere, hiçbir şekilde en ufak bir tartışma kalmamıştır. Hiç kimse bu kanunla getirilen düzenlemelere “Kara paraya en ufak bir tolerans gösteriyor.” diyemez. Çok net olarak buradan ifade ediyorum. Herkesin bunu bilmesi ve duyması gerekir.
Biz gerçekten hassasiyetlere saygı duyuyoruz, bütün siyasi partilerimizin, arkadaşlarımızın. Özellikle katkı sağladığına inandığımız, düşündüğümüz, bildiğimiz arkadaşlarımız da var, muhalefete mensup arkadaşlarımız, onlara da teşekkür ediyoruz. Birlikte çalışıyoruz, onların düşüncelerine de saygı duyuyoruz ve itibar ediyoruz aynı zamanda. Gerçekten işi teknik boyutuyla ve samimiyetle ortaya koyuyorlar, biz de katılıyoruz, bu düşüncelerini dikkate alıyoruz. Tabii elbette her zaman bu olmayabilir ama çoğu zaman bu birliktelik ya da bu mutabakat sağlanıyor. Bunu da burada belirtelim.
Tartışmalı hiçbir konu kalmamıştır. Hapis cezasıyla ilgili bütün tereddütlü konular tamamen dışarıda bırakılmıştır, naylon belge de dâhil olmak üzere. Sadece parasal cezalarla ilgili avantajlar korunmuştur, o da son derece doğaldır, buna da hiç kimse itiraz etmiyor.
Şimdi konuştuğumuz konu aslında teknik bir konu. Ben bu kısmına girmek istemiyorum ama Sayın Kumcuoğlu’nun -meslektaşımızdır, üstadımızdır aslında, saydığımız, sevdiğimiz bir insandır ama- gerçekten yadırgadım buradaki konuşma tarzını. Ben buradan Sayın Kumcuoğlu’nun gelip geçmişteki o birikimine uygun olacak şekilde daha teknik, daha bilimsel ve… Mesela biraz önce Sayın Hamzaçebi’nin yaptığı gibi, ki ben Sayın Hamzaçebi’nin birkaç şeyine katılmıyorum, şimdi ifade etmeye çalışacağım. Katılmak katılmamak meselesi değil burada, aynı şeyi söylemek de mesele değil ama bu kadar teknik bir konu nasıl politik olarak konuşulabilir, gerçekten Sayın Kumcuoğlu bunun çok güzel örneğini verdi. Üstadımdır, söylüyorum, saygı da duyuyorum ama yadırgadığımı da ifade etmek istiyorum burada. Hâlbuki teknik olarak tartışabilirdik, görüşebilirdik.
Buradaki her düzenleme, bu da dâhil olmak üzere, fakir fukarayı ilgilendirir değerli arkadaşlar. Neden? Bakın, düşünülen hedef gerçekleşir ve gerçekten dışarıdan bu anlamda bir kaynak sağlanırsa bu, kurların istikrarının sağlanması konusunda çok ciddi katkı sağlayacaktır. Aksini düşünen bir arkadaşımız olabilir mi? Ne demektir bu? Kurlardaki…
ALİ UZUNIRMAK (Aydın)Maliye Bakanı kurun yükselmesini istiyor ya! “Yükseldiği iyi oldu.” diyor.
NURETTİN CANİKLİ (Devamla)Müsaade edin efendim.
Kurlardaki hareketliliği ortadan kaldıracaktır. Kurlarda aşırı bir hareketlilik meydana gelse bunun fiyat genel seviyesi üzerinde bir baskı oluşturacağını hepimiz biliyoruz. Böyle bir durumda da enflasyon yani fiyat genel seviyesinde bir tırmanış olduğu takdirde de bu nedenle -varsayalım ki - bundan fakir fukaranın etkilenmeyeceğini söylemek mümkün mü? Bu bağlantıyı Sayın Kumcuoğlu’nun kuramamış olmasını gerçekten üzüntüyle karşılıyorum.
ALİ UZUNIRMAK (Aydın)İthalatçılar faydalanır, dış pazarlar faydalanır bundan.
NURETTİN CANİKLİ (Devamla)Yani bu konulara girmek istemezdim ama açtığı için söylüyorum, çok da fazla şey yapmıyorum.
Şu doğru: Yani biz istemiyoruz gerçekten. Ne Avrupa Birliğinden istiyoruz ne Amerika’dan istiyoruz ne de IMF’den istiyoruz çünkü ihtiyacımız yok değerli arkadaşlar.
Bakın, krizin iki boyutu var. Bunları belki daha geniş zamanda konuşmak lazım, tartışmak lazım. İki boyutu var krizin. Bir tanesi finansal boyutu. Bu oldu bitti, bu gitti, yani bu tamamlandı, bu deprem gerçekleşti.
KÜRŞAT ATILGAN (Adana)Eminsin yani, bitti?
NURETTİN CANİKLİ (Devamla)Bakın, birinci boyutunu söylüyorum, birinci boyutu finans boyutu.
KÜRŞAT ATILGAN (Adana)Bitti mi?
NURETTİN CANİKLİ (Devamla)Bir müsaade edin, geleceğim, anlatacağım, izah edeceğim.
Batan battı. Amerika’da hiç toz kondurulmayan, kimsenin batacağını hayal bile edemeyeceği otuz büyük banka battı, battı, resmen battı; Avrupa’da battı, İngiltere’de battı, Almanya’da battı, hepsinde battı. Bu deprem yaşandı, bu deprem bitti.
ALİ UZUNIRMAK (Aydın)Biz borçlu muyuz, alacaklı mıyız?
NURETTİN CANİKLİ (Devamla)Birinci bölüm, birinci kısım bitti. Türkiye’de herhangi bir bankada bu anlamda herhangi bir sıkıntı yaşandı mı? Yaşanmadı.
Bu şu anlama gelmiyor değerli arkadaşlar…
KÜRŞAT ATILGAN (Adana)Siz oradan “Bitti.” diyorsunuz, Bakan “Yeni başladı.” diyor.
NURETTİN CANİKLİ (Devamla)Yani işin bir başka boyutu var, işin yansımaları var, artçıları var, reel sektör yoluyla bankalar üzerinde muhtemel etkileri var. Bunlar henüz yaşanmadı ama birinci bölüm bitti, kesinlikle tamamlandı birinci bölüm.
ALİ UZUNIRMAK (Aydın)Ama bakın, siz öyle diyorsunuz, Bakan “Yeni başladı.” diyor.
NURETTİN CANİKLİ (Devamla)Dolayısıyla, bakın, altını çizerek tekrar söylüyorum: Yan yöntemlerle, yan tesirlerle reel sektör üzerinden bankalara yapacağı muhtemel etkiler olabilir. Bunlar ortadadır.
KÜRŞAT ATILGAN (Adana)Ya sen krize doğru teşhis koyamadın Canikli!
NURETTİN CANİKLİ (Devamla)Ben onu kastetmiyorum ama birinci bölüm yaşanmıştır.
KÜRŞAT ATILGAN (Adana)Yok, yok, öyle değil.
NURETTİN CANİKLİ (Devamla)Bu, Amerika için de geçerlidir, Türkiye için de geçerlidir, bütün dünya için de geçerlidir.
ALİ UZUNIRMAK (Aydın)Öyle değil, öyle değil…
NURETTİN CANİKLİ (Devamla)Dolayısıyla, herkesin bunu tespit etmesi gerekir ve bu ayrımı da net olarak ortaya koyması gerekir.
Bu konuyu, bu kısmı kapatacağım. Son olarak şunu söylüyorum…
RÜSTEM ZEYDAN (Hakkâri)Sayın Canikli, bize de hitap eder misiniz.
ASIM AYKAN (Trabzon)Bu tarafa bakar mısın.
ALİ UZUNIRMAK (Aydın)Teknik konuş Canikli!
NURETTİN CANİKLİ (Devamla)Değerli arkadaşlar, tedbirler dokuza beş kala alınmaz.
ALİ UZUNIRMAK (Aydın)Teknik konuş, teknik!
NURETTİN CANİKLİ (Devamla)Yangın bacayı sardıktan sonra, binayı alevler sardıktan sonra alınacak hiçbir tedbirin faydası olmaz değerli arkadaşlar, tedbiri zamanında alacaksınız.
ALİ UZUNIRMAK (Aydın)Ya biz alacaklı değiliz ki onlardan, borçluyuz. Bırak onlar düşünsünler.
NURETTİN CANİKLİ (Devamla)Bakın, 2001 krizinden sonra birçok banka battı. Batış nedenlerinden bir tanesi neydi? Açık pozisyon. Öyle değil mi? Açık pozisyon. Ne oldu? Sistem açık pozisyona gitmişti ve açık pozisyona gitmesine müsaade edilmişti otoriterler tarafından, buna göz yumulmuştu.
ALİ UZUNIRMAK (Aydın)Canikli sen borçlusun onlar alacaklı, onlar düşünsün.
NURETTİN CANİKLİ (Devamla)Bu konuda idare gereken hassasiyeti göstermemişti ve ne oldu sonuçta? Örnek olarak söylüyorum: Sistemin 10 milyar dolar borcu var döviz cinsinden, 5 milyar dolar alacağı var döviz cinsinden. 5 milyar dolar açık pozisyonu var. Bir günde kur 3 kat fırladığı zaman bütün bankalar zarar etti ve hepsi battı, nedeni bu. Ama bakın, o anda buna alınacak herhangi bir tedbir yoktur. Tedbiri ne zaman alacaksınız? İlk günden itibaren alacaksınız. İlk günden itibaren, 2002’nin sonundan itibaren, AK PARTİ hükümetleri iktidara geldiği andan itibaren kesinlikle bankacılık sektöründe açık pozisyona müsaade edilmemiştir. Eğer edilmiş olsaydı dolar kuru 1,15’ten, 1,70’lere çıktığında birçok banka kesinlikle batardı değerli arkadaşlar. Tedbir budur. Biz tedbiri altı yıldan beri alıyoruz, dokuza beş kala tedbir almıyoruz. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Bu iş böyle idare edilir. Bu konuları daha sonra bütçe görüşmelerinde konuşacağız.
KÜRŞAT ATILGAN (Adana)Üç sefer çıktı 1,75’e, üç sefer!
NURETTİN CANİKLİ (Devamla)Şimdi gelelim, Sayın Hamzaçebi’nin biraz önce görüştüğümüz 3’üncü maddenin (1)[okunamadı]’inci fıkrasıyla ilgili bir tespiti ve bir itirazı oldu. Yurt dışından gelen paraların mükellefler tarafından isterse sermayeye ilave edilmesi mümkün. Bu ihtiyari, zorunlu değil. 2’nci fıkraya göre zorunlu içeridekiler için ama yurt dışından gelenler için (1)[okunamadı]’inci fıkraya göre zorunluluk yok. Sayın Hamzaçebi diyor ki: “Madem zorunluluk yok, sermayeye ilave ettikten sora gerekirse bunu çekebilsin işletmeden ve çektiği zaman vergilendirmeyelim.” Bu, teknik olarak bana göre doğru değil yani vergi tekniği açısından, işletme tekniği açısından ve muhasebe tekniği açısından doğru değil. Neden? Evet, mükellef bunu öz kaynak olarak, öz kaynağın bir cüzi olarak işletmeye dâhil etmeyebilir. Bu ihtiyarilik mükellefe veya o parayı getirene verilmiş ancak bir kez onu işletmeye dâhil ettikten sonra, sermayenin bir unsuru olarak kabul ettikten ve kayıtlara geçtikten sonra…
ALİ UZUNIRMAK (Aydın)Canikli, Türkiye’ye para gelmesi için üstüne para vermemiz lazım!
NURETTİN CANİKLİ (Devamla)…onun tekrar işletmeden çekilmesi işletmeyi ciddi anlamda sermaye açısından sıkıntıya sokabilir, hesaplar açısından sıkıntıya sokabilir ve hatta muhasebeleştirme açısından da sıkıntıya sokabilir. Nasıl muhasebeleştireceksiniz? Şimdi özel bir fon hesabında tutuyoruz. Dolayısıyla, tersini yaptığınız zaman da öz kaynakta ciddi bir azalma meydana gelecektir. Bu da bir tehlikedir ve tehdit olabilir. Bu itibarla -Sayın Hamzaçebi’nin, biz buraya, bu konuşmaya gelmeden önce de konuyu tartıştık- teknik açıdan, vergi uygulaması açısından, vergi tekniği açısından çok doğru olmadığını düşünüyorum.
Şimdi, bu vergi farklılığıyla ilgili yine Sayın Hamzaçebi’nin bir itirazı oldu, yurt dışından gelenlerle ilgili yüzde 2, ama içeriden olursa yüzde 10 ki onu biz –önergemiz var- yüzde 5’e düşürüyoruz, yüzde 5’in dahi fazla olduğu söylendi.
Şimdi, tabii ikisi farklı durum değerli arkadaşlar. Bir tanesinde temel amaç, yani birinci fıkrada, yurt dışından kaynak getirilmesini, Türkiye‘ye aktarılmasını düzenleyen o bölümün amacı, yurt dışından döviz getirilmesi, kaynak aktarılması. Bunun amacı bu. Dolayısıyla, biraz daha teşvik edici, cezbedici olmalı içeridekine nazaran. İçerideki daha farklı. İçerideki sadece zaten gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri için geçerli ama yurt dışından kaynak getirilmesine ilişkin düzenlemede ise böyle bir sınırlama yok, gerçek ve tüzel kişiler olarak herkesi kapsıyor, herkes bu kaynağı yurt dışından getirebilir ve bu kanunla sağlanan avantajları imkân dâhiline gelebilir.
ALİ UZUNIRMAK (Aydın)Adam batmış, niye getirsin buraya?
NURETTİN CANİKLİ (Devamla)Dolayısıyla, yani yurt dışından para gelmesini teşvik etmek gerekir, ilave bir çaba harcamak gerekir. Neden? Çünkü yurt dışından para getirilmesini sağlamak biraz daha zordur.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
56 konuşma daha · 6 Kasım 2008