2012 yılı merkezî yönetim bütçesi ve 2010 yılı merkezî yönetim kesin hesap kanunu tasarısı
Giresun Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 44. Birleşim · 2. yasama yılı · 21 Aralık 2011 · 2.423 kelime · yaklaşık 12 dakikalık okuma
Kaynak göster
Nurettin Canikli (AK Parti), 21 Aralık 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 44. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2012 YILI MERKEZÎ YÖNETİM BÜTÇESİ VE 2010 YILI MERKEZÎ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI); konuşma 2.423 kelime.
Nurettin Canikli (AK Parti, Giresun). “2012 yılı merkezî yönetim bütçesi ve 2010 yılı merkezî yönetim kesin hesap kanunu tasarısı”. TBMM Genel Kurulu, 44. Birleşim tutanağı, 21 Aralık 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nurettin-canikli-24-2011-12-21-2012-yili-merkezi-yonetim-butcesi-ve-2010-yili-merkezi-yonetim-kesin-h (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=15439
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)AK PARTİ GRUBU ADINA NURETTİN CANİKLİ (Giresun)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; öncelikle hepinizi saygıyla selamlıyorum. Ben de bugün Diyarbakır’da trafik kazasında hayatını kaybeden 25 vatandaşımıza Allah’tan rahmet diliyorum, ailelerine başsağlığı diliyorum ve diğer taraftan Fransa Hükûmetini, Fransa yetkililerini akıl dışı bu adım ve çalışma nedeniyle telin ediyorum, kınıyorum.
Evet, değerli arkadaşlar, bugün 2012 yılı merkezî bütçesinin son görüşmeleri yapılıyor. Gerçekten uzun bir süreç. Hazırlanışı itibarıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisinde ve Komisyonda, Genel Kuruldaki görüşmeleri itibarıyla gerçekten çok emek sarf edildi. Birçok arkadaşımız kanaatlerini, düşüncelerini ortaya koydular, ifade ettiler. Tabii, bu noktaya gelinmesinde başta Maliye Bakanlığı yetkilileri olmak üzere bütün katkı sağlayan arkadaşlarımıza, elbette Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunan tüm siyasi partilere, Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi arkadaşlarımıza ve Genel Kurulda katkı veren tüm milletvekili arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.
Değerli arkadaşlar, -arkadaşlarımız da aslında ifade ettiler- bütçe görüşmeleri önemli arenalardır, sadece iktidar açısından, Hükûmet açısından değil aynı zamanda muhalefet açısından da son derece önemlidir. Yani bütçe görüşmeleri yapılırken elbette Hükûmetin çalışmaları eleştirilir, yaptıkları yapamadıkları ortaya konulur, bu konudaki kanaatlerini paylaşırlar ama aynı zamanda muhalefet açısından da milletimize karşı görücüye çıkılan bir yerdir burası, öyle olmalıdır. Elbette muhalefeti eleştirirken, kendi açılarından var ise eksiklerini ortaya koyarken, diğer taraftan da kendileriyle ilgili olarak gelecek projeksiyonlarını kamuoyuyla paylaşmak, vizyonlarını, vitrinlerini ortaya koymak açısından da son derece önemli alanlardır, arenalardır, tartışma zeminidir, tabii, kullanıldığı takdirde.
Şimdi, tabii, değerli arkadaşlar, bütçe görüşmelerinde çok şey anlatılır, çok rakamlar ortalıkta dolaşır. Yöntem olarak, buradan yola çıkarak değerlendirmeler de yapılabilir, biz de yaptık bugüne kadar. Yani daha mikro bazda bir yöntem tespit ederek, buradan yola çıkarak uygulamaları, ekonomideki sonuçları değerlendirmeye çalıştık. Esasında, yine benzer bir yöntem uygulayacaktım bugün ama özellikle Sayın Şandır’ın açıklamasından ve talebinden sonra, en azından değiştirmek durumunda kaldım. Sayın Şandır’ın talebi şu: “Hep geçmişi, 2002’yi alıyorsunuz, karşılaştırıyorsunuz, yıllardan beri bunu yapıyorsunuz; hep geçmişle karşılaştırıyorsunuz, kendi içimizde bu değerlendirmeyi yapıyorsunuz.”
MEHMET ŞANDIR (Mersin)Gelecekle…
NURETTİN CANİKLİ (Devamla)“Öyle yapmayın, başka ülkelerle karşılaştırın Türkiye’yi. Mesela AB ülkeleriyle karşılaştırın, Amerika’yla karşılaştırın.” Hatta “Buna gücünüz yeter mi bilemiyorum.” diye bir ifadesi de oldu. Yani Sayın Şandır’ı kıracak değiliz şimdi. Madem Sayın Şandır’ın öyle bir talebi oldu, memnuniyetle, başlangıç olarak biraz değişiklik yaptım. Elbette diğer karşılaştırmaları, diğer değerlendirmeleri yapacağız ama önce, Türkiye’yi AB ülkeleriyle karşılaştıracağım Sayın Şandır yani sizin talebiniz çerçevesinde. Ondan sonra, diğer, içeriğiyle ilgili, kısmen belki geçmişimize, tarihe kısa bir yolculuk yapmak, elbette ekonomi kulvarında kalarak, elbette bugünkü tartışmaların özünden de sapmayarak, gerekebilir.
Şimdi, tabii değerli arkadaşlar, 10’uncu bütçeyi bugün görüşüyoruz ve öyle görülüyor ki inşallah, AK PARTİ hükûmetleri 13’üncü bütçeyi de tamamlayacak. Tabii, öncelikle bize 10’uncu bütçeyi art arda görüşme imkânı ve onuru sağlayan, bu görevi bize veren, güvenen milletimize, yüce milletimize buradan şükranlarımızı arz ediyoruz çünkü bu, Türk siyasi tarihinde çok sık karşılaşılan bir durum değildir. Yani bir hükûmetin ya da bir siyasi partinin arka arkaya on yıl –inşallah on üç yıl- bütçe yapması ve buralarda tartışılması çok görülen bir şey değil. Dolayısıyla, bu onuru bize yaşatan milletimize şükranlarımızı buradan arz ediyoruz.
Değerli arkadaşlar, biraz önce söylediğim gibi, tabii şimdi, Türkiye nasıl yönetiliyor, ekonomi nasıl yönetiliyor? Esas tartıştığımız konu bu yani birinci bölümü; iktidarı ilgilendiren, hükûmetleri ilgilendiren, Hükûmetimizi ilgilendiren boyutu bu. Muhalefet, bizler bu soruya doğru cevap vermeye çalışıyoruz. Yani gerçekten Türkiye ekonomik anlamda nasıl yönetiliyor? Birçok yöntem bu soruya cevap vermek için ortaya konulabilir, mikro tartışmalardan, mikro rakamlardan yola çıkarak kanaatler edinilebilir ve kamuoyuyla paylaşılabilir. Ben biraz daha –biraz önce söylediğim de gerekçeyle- bütüncül bir yaklaşımla görüşlerimi sizlerle paylaşacağım ama bütün bu tartışmalar yapılırken vazgeçilemez bir mekanizma, bir yöntem var, o da nedir? Karşılaştırma yapmak. Rakamları söylersiniz “Şu şudur, şu böyledir, şu şöyle olmuştur.” falan yani “İşsizlik böyledir, ihracat budur, ithalat budur.” bunları söylersiniz ama başlı başına bunlar çok fazla bir anlam ifade etmez. Evet “İhracat şu kadardır, işsizlik 8,8’dir.” ne demektir bu? Bir fikir edinebilmek için bir şeylerle karşılaştırmak gerekir. Yani ortada başarı var mı ya da başarısızlık mı var, bunu ortaya koyabilmek için mutlaka bu rakamların, bu gelişmelerin dinamik bir değerlendirme yöntemiyle karşılaştırılması gerekir. Eğer bu karşılaştırma yapılamazsa ya da… Karşılaştırma içermeyen bir değerlendirmenin sağlıklı bir sonuç vereceğine ben ihtimal vermiyorum. Dolayısıyla, dünyayla karşılaştıracağız Türkiye’yi, dünyanın gelişmiş ekonomileriyle kıyaslayacağız ve bu değerlendirmeyi karşılaştırarak yapacağız doğal olarak. Yani “Hep içeriyle, hep geçmişle, hep 2002’yle bugüne kadar yapageldiniz; bunlar çok fazla katkı sağlayıcı değil, biraz da dışarıya çıkın, onlarla karşılaştırın.” Evet, öyle yapacağız.
Değerli arkadaşlar, biliyorsunuz, 2008’in sonlarında ve 2009 yılında başlayan bir küresel kriz var, global kriz, dünyayı etkileyen bir kriz, hâlen de etkileri devam ediyor. Şimdi, Türkiye libere ekonomilerle kıyaslandığında bu krize maruz kalma potansiyeli açısından eşit şartlara sahip. Neden? Çünkü bizde de korumacılık yok, libere bir ekonomi. Dolayısıyla, doğal olarak dünyanın herhangi bir yerinde bir sıkıntı, bir gelişme olduğu takdirde Türkiye ekonomisi de bundan etkileniyor, tıpkı Almanya ekonomisi gibi, İngiltere ekonomisi gibi libere edilmiş, serbest piyasa ekonomisi uygulayan bütün ülkeler gibi, bu kanallar açık. Bu yönüyle bakıldığında Türkiye, libere ekonomilerin tamamı gibi, ülkelerin tamamı gibi bu krize maruz kalma açısından eşit konumdalar, aralarında bu anlamda bir fark yok. Yani Türkiye bu kriz nedeniyle özel bir koruma tedbiri, bir güvenlik mekanizması oluşturmadı, libere ekonomi kuralları neyi gerektiriyorsa onu muhafaza etti ve o çizgide yürümeye devam etti. Dolayısıyla, bu karşılaştırma anlamlı olacaktır bu yönüyle bakıldığında. Onlar da, o ülkeler de bu krize maruz kaldılar, muhatap oldular, Türkiye de muhatap oldu, bu yönüyle eşitiz.
Şimdi bakın, tabii, bu krizin neticesinde ya da gelinen bu nokta itibarıyla birçok ülke bazı tedbirler aldı, bütün ekonomiler hatta. Avrupa Birliği ekonomileri de, Amerika da, diğer gelişmekte olan piyasalar da ve Türkiye de birtakım tedbirler aldı.
Şimdi, bazen sonuçtan yola çıkarak karşılaştırma yapmak daha anlamlı olabilir. Eşit şartlarda ve eşit kulvarda yarıştığımıza göre, sonuçlar üzerinden bir değerlendirme yapmak mantıklıdır, kalıcı olur ve sağlıklı bir değerlendirme yapma imkânı ortaya çıkarır.
Şimdi, dolayısıyla, bu değerlendirmeyi yapmadan önce, AB ekonomilerinin kriz nedeniyle aldıkları tedbirleri -almak zorunda kaldıkları tedbirleri demek daha doğru olur- ve Türkiye'nin almak durumunda olduğu tedbirlerle karşılaştırma yapacağız.
Önce, Almanya’dan başlıyoruz. AB’nin motoru, Avrupa Birliğinin en güçlü ekonomisi, hatta dünyanın en güçlü ekonomilerinden bir tanesi. Bu kriz nedeniyle 2011 yılında aldığı tedbirler: Almanya, devlet memurlarının maaşlarında yüzde 2,5 indirime gidiyor. Devlet memurlarına her yıl ödenen primler donduruluyor. 2014’e kadar kamuda çalışanların yani memurların sayısını 14 bin azaltıyor yani 14 bin memurun işine son veriyor. Yeni ailelere yapılan yardımlar kesiliyor, işsizlik sigortası için devletin katkısı sıfıra indiriliyor. Biliyorsunuz, bu tür yapılanmalarda devlet de katkı sağlar, işçiler de katkı sağlar. Maaşa bağlı asker sayısı 190 binden 150 bine düşürülüyor. Doğum izni yardımı azaltılıyor. Almanya Ulusal Servisi için askerî okullarda yetiştirilen 60 bin kişinin eğitimine kademeli olarak son veriliyor ve nükleer enerji için özel bir vergi getiriliyor. Almanya’nın aldığı tedbirler bunlar.
İngiltere: Katma değer vergisi oranı yüzde 17,5’tan yüzde 20’ye çıkarılıyor. Kazanç vergisi, gelir vergisi, yüzde 18’den yüzde 28’e yükseltildi. Kamu kurumlarının, tüm kamu kurumlarının bütçe ödenekleri yüzde 25 oranında kesildi. Kraliçe II. Elizabeth’in maaşı 2015 yılına kadar donduruldu. 300 bin memurun işine kademeli olarak son verilecek. Evet, yanlış duymadınız, İngiltere’de 300 bin kamu çalışanının işine kademeli olarak son verilecek.
Gelelim Avusturya’ya: Yüksekokul okuyan çocukların aile yardımı süresi yirmi altı yaştan yirmi dört yaşa indiriliyor. On sekiz-yirmi bir yaş arasındaki iş arayan çocukların aile yardımı tamamen kesiliyor. 3 çocuktan itibaren çok çocuklu ailelere ödenen ek aile yardımı tamamen ortadan kaldırılıyor. Akaryakıt üzerinden alınan vergiler artırılıyor. Yurt dışındaki birçok Avusturya konsolosluğu kapatılıyor. Askerî harcamalar azaltılıyor. Emekli olabilme şartları ağırlaştırılıyor Avusturya’da. Emekli olabilmek için geriye borçlanma imkânları zorlaştırılıyor. Engelli bakım parası için yapılan başvuruların onayı ve kabulü ve uygulaması zorlaştırılıyor. Yargı harçları artırılıyor. Memur sayısı azaltılıyor. Kamudaki, diğer, aşağı yukarı Almanya ve İngiltere’ye paralel bir biçimde, Avusturya’da da memurların bir kısmının işine son veriliyor. Eğitim harcamalarında çok ciddi kesintiler yapılıyor. Bazı yatırım projeleri askıya alınıyor, bunlar arasında otoyol projeleri de var. Sigaraya zam yapılıyor. Banka vergileri artırılıyor. Hava taşımacılığına, biletlere ilave vergi getiriliyor. Çok ilginçtir bu da, vakıfların faiz gelirlerinden alınan yüzde 12,5’luk vergi, 2’ye katlanarak, yüzde 25’e çıkarılıyor. Avusturya’da da kriz nedeniyle alınan tedbirler bunlar.
Fransa: Sağlık harcamaları azaltılıyor. Dar gelirlilere yapılan kira yardımı ciddi oranda düşürülüyor. Bakanlıkların ödeneklerinde çok önemli kesintilere gidiliyor, bütün bakanlıkların ödeneklerinde. Yani geçen yıl verilen paradan daha az para gönderiliyor bakanlıklara. Hükûmetin haberleşme harcamaları kısıtlanıyor. Kamu personel sayısında önemli bir biçimde azalma yapılması için çalışmalar yapılıyor, planlanıyor yani aşağı yukarı kabul edildi bile diyebiliriz, Fransa için de geçerli. Tam emeklilik maaş alma yaşı altmış beşten altmış yediye yükseltiliyor. Memurlar için emeklilik aylıklarındaki ayrıcalıklar aşamalı olarak… Yani işçilerle memurlar arasındaki, memurlar lehine olan emeklilik ayrıcalıkları tamamen ortadan kaldırılıyor yani azaltılıyor. Bütçedeki cari harcamalar, üç yıl içerisinde, her yıl kesintisiz yüzde 10 olarak azaltılacak. Yerel yönetimlere -belediyelere ve mahalli idarelere- bütçeden aktarılan paylar azaltılıyor, nominal olarak azaltılıyor hem de. Alkol, tütün ve içecekler üzerindeki vergiler artırılıyor. Emlak üzerinden alınan vergiler artırılıyor; yüzde 16’dan 19’a yükseltildi. Menkul değerler üzerinden alınan sermaye kazancı ve kâr payı vergileri artırılıyor. Fransa’da da bu tedbirler alınıyor.
Portekiz: Katma değer vergisi, gelir vergisi, kurumlar vergisinin oranları artırılıyor. Merkezi bütçeden belediyelere, mahallî idarelere aktarılan kaynaklar azaltılıyor. Devlet memurlarının yıl sonu ve tatil ikramiyeleri ortadan kaldırılıyor. Özel sektördeki çalışma saatleri günlük yarım saat artırılıyor. Bu da çok ilginç tedbirlerden bir tanesi. Tüm işçilere ödenen ikramiyeler yüzde 50 oranında azaltılıyor. Elektrik ve gaz faturalarındaki vergi yüzde 6’dan yüzde 23’e yükseltildi değerli arkadaşlar, Portekiz’de. Toplu taşıma araçlarına -bilet fiyatlarına- ciddi zam yapıldı. Emekli memurlara yapılan ekstra ödemelerin tamamı kaldırıldı. Bazı hızlı tren projeleri ve otoyol projeleri erteleniyor.
İspanya: Emekli maaşları belirsiz bir tarihe kadar donduruldu yani emekli maaşlarına zam yapılmayacak, yapılmıyor İspanya’da. Çocuğu olanlara verilen 2.500 euroluk yardım kaldırıldı. Yatırım ödenekleri düşürüldü. Kamu çalışanlarının maaşlarında yüzde 5 indirim yapıldı. Sağlık harcamaları azaltıldı. Eğitim alanında ciddi kesintiler yapıldı. Öğretmenlerin haftalık çalışma saatleri on sekiz saatten yirmi saate çıkarıldı. Ayrıca, alınacak olan tedbirlerle öğretmenlerin yarısının İspanya’da işini kaybedeceği konuşuluyor ve tartışılıyor İspanyol basınında, yoğun bir şekilde.
İrlanda: Memur maaşları azaltıldı. Kamu çalışanlarının bir kısmı işten çıkarılıyor. Çok çocuklu ailelere verilen yardımlar kesiliyor. İşsizlik yardımı azaltılıyor. Üniversite harçları artırılıyor. Sağlık harcamaları azaltılıyor. Tarım, Ulaştırma ve Çevre Bakanlıklarının ödenekleri azaltılıyor. Eğitim harcamaları azaltılıyor.
Son iki ülke kaldı, İtalya ve Yunanistan, onları da izninizle paylaşacağım sizinle:
İtalya: 2013 yılına kadar kamu sektöründeki ücretleri dondurdu, tüm ücretleri dondurdu. Emeklilik yaşı yükseldi. Katma değer vergisi oranı yüzde 20’den yüzde 23’e çıkartıldı. Zorunlu tüketim vergisi gıdada yüzde 4’ten yüzde 6’ya, diğer alanlarda yüzde 10’dan 12’ye çıkartıldı. Araç üzerinden alınan vergiler artırıldı. Emlak vergileri kısa bir süre önce kaldırılmıştı, tekrar yürürlüğe konuldu. Bütçe harcamalarında ciddi kesintiler yapıldı. İtalya’da alınan tedbirler bunlar.
Bunları iyi dinlememiz lazım arkadaşlar çünkü biraz sonra bunlar üzerinden yorum yapacağız.
Son olarak Yunanistan, Yunanistan’da kriz nedeniyle alınmak zorunda olunan tedbirler şunlar: Katma değer vergisi yüzde 19’dan yüzde 23’e çıkartıldı. Emekli maaşlarında yüzde 20 civarında kesinti yapılıyor, azaltılıyor, düşürülüyor. Gelir vergisi oranı yükseltildi. 300 bin devlet memurundan 180 bin tanesi yedeğe alınıyor -işine son vermek üzere kademeli bir şekilde yapılıyor- ilk planda da, ilk aşamada da 14 bin tanesinin işine son verildi. Hane halkı gelirlerinden yüzde 1 ile yüzde 5, olağanüstü bir vergi alınıyor -iki yıl alınacak- hem 2011’de hem de 2012 yılında. Emlak vergileri yükseltiliyor. Benzin, sigara ve alkolden alınan dolaylı vergiler üçte 1 oranında artırıldı. Memur maaşları yüzde 20 oranında düşürüldü. KİT’lerde çalışanların maaşları yüzde 30 oranında düşürüldü. Tüm geçici kamu sektörü işçilerinin sözleşmeleri feshediliyor yani bizde 4/C’ye ve 4/B’ye tekabül ediyor arkadaşlar. Yunanistan’da 4/C’lilerin ve 4/B’lilerin tamamının sözleşmeleri feshediliyor yani kapı dışarı ediliyorlar. Kamu yatırımları azaltılıyor, sağlık harcamaları azaltılıyor, sosyal güvenlik harcamaları azaltılıyor.
Evet, şimdi bakın, Avrupa’nın aldığı, dünyanın diyelim, aşağı yukarı birçok ülkede, hemen hemen tamamında benzer tedbirler öngörülüyor. Bunları kategorize ettiğinizde ortak noktaları şunlar:
Bir: Bir kere sosyal ödeneklerde çok ciddi olarak bir azalma söz konusu, bütün sosyal harcamalarda. Sosyal harcama olarak nitelendirebileceğimiz bütün aşamalarda, bütün boyutlarda çok ciddi bir kesinti söz konusu.
İki: Emekli maaşları ya donduruluyor ya da azaltılıyor. Ayrıca kamu çalışanlarının maaşları donduruluyor ve çok ciddi sayıda memurun işine son veriliyor yani emeklilerin, memurların, işsizlerin, dar gelirlilerin, tümünün gelirleri azaltılıyor; kamu çalışanlarının maaşları donduruluyor veya düşürülüyor, bazı sosyal haklar geriye alınıyor.
MUHARREM İNCE (Yalova)Sayın Canikli, Türkiye’ye geleceksiniz, değil mi?
NURETTİN CANİKLİ (Devamla )Biraz önce ifade etmeye çalıştım, çalışma saatleri yani herhâlde çalışanlar açısından en önemli, en hassas alanlardan bir tanesi, Avrupa’da şu anda özel sektörde çalışma saatleri artırılıyor. Kamu ürünlerine zam yapılıyor, ciddi oranlarda zam yapılıyor, elektriğe, doğal gaz gibi. Yine ortak özellikleri bütün bu tedbirlerin, kamu yatırımları ve diğer harcamalar, yatırım azaltılıyor, yatırım projeleri askıya alınıyor. Bir de büyüme oranları revize edilerek aşağı çekiliyor yani yüzde 1’lere, ortalama olarak yüzde 1’lere, 2’lere, o civarda, ciddi anlamda revize ediliyor. Bir de bugüne kadar hiç IMF’den kaynak kullanmayan, IMF’yle bir düzenleme yapmak durumunda kalmayan bu ülkelerin önemli bir bölümü IMF’den şu anda kaynak kullanmak için sıraya girmiş durumdalar. Biraz sonra da ayrıntılı bir şekilde onları şey yapacağız.
Evet, Sayın Şandır, Avrupa bunları yapıyor.
MEHMET ŞANDIR (Mersin)Biz ne yapıyoruz, Türkiye ne yapıyor?
NURETTİN CANİKLİ (Devamla)Yani siz öyle dediğiniz için ben bu karşılaştırmayı yapacağım.
Peki, Türkiye’de neler oluyor değerli arkadaşlar? Aynı dönemdeyiz, aynı ortamdayız, aynı şekilde krize muhatabız yani bu anlamda bakıldığında aramızda herhangi bir fark yok. Evet, Avrupa’da sosyal harcamalar azaltılırken, insanlar çıkartılırken, emekli maaşları dondurulur ve azaltılırken, biz, değerli arkadaşlar, emeklilerimize enflasyonun üzerinde zammın yanında intibak meselesinin çözülmesini tartışıyoruz. Öyle değil mi değerli arkadaşlar?
Avrupa emeklilerin maaşlarını azaltırken, dondururken, biz emeklilere enflasyonun üzerinde ciddi anlamda reel artış veriyoruz. Ayrıca yılların sorunu olan intibak sorununun çözümü için de şu anda Bakanlığımız çalışıyor. İnşallah, önümüzdeki günlerde, önümüzdeki aylarda da Türkiye Büyük Millet Meclisinde bu konuyu konuşacağız. Bunun not edilmesi gerekiyor. Avrupa onları yapıyor, biz bunları yapıyoruz.
Avrupa memur maaşlarını dondurur ve azaltırken, biz enflasyonun üzerinde memurlara ek zam vermeye devam ediyoruz. Avrupa on binlerce memuru, işçiyi işten çıkarırken, Türkiye, biz, 2012 yılında kaç bin kişiyi işe alalım ya da kaç bin kişi alınacak onu konuşuyoruz. Yani 90 bin, 100 bin kişinin 2012’de kamuya alınmasını konuşuyoruz. Avrupa 100 binlerce insanı, memuru, işçiyi sokağa atarken Türkiye, Hükûmetimiz, biz bunu konuşuyoruz. 2012 yılında alınacak 90 bin, 100 bin memuru konuşuyoruz değerli arkadaşlar. Bunların sizce hiçbir anlamı yok mu? Yani bunlar önemsiz şeyler mi? Karşılaştırıldığımız ülkeler dünyanın en güçlü ülkeleri, Avrupa’nın en güçlü ekonomileri hemen hemen hepsi bu pozisyondalar şu anda. Gerçekten çok sıkıntılı konumdalar ve hepimiz aynı yerde yaşıyoruz, aynı dünyada yaşıyoruz, Almanya da aynı yerde yaşıyor, Türkiye’de aynı yerde yaşıyor, onlar uzayda yaşamıyor. Dolayısıyla, bunu görmemezlikten gelmek mümkün değil değerli arkadaşlar.
ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep)Oradaki asgari ücret ne, buradaki asgari ücret ne?
NURETTİN CANİKLİ (Devamla)Bunun da takdir edilmesi gerekir yani zor olabilir. Avrupa, yüz binlerce memurun işine son verirken Avrupa’nın en gelişmiş ekonomileri Türkiye on binlerce memur alımını konuşuyorsa bu ekonomi yönetimine teşekkür edilmesi gerekir değerli arkadaşlar. Bu haktır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bu haktır ve bu hakkın teslim edilmesi gerekir.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
19 konuşma daha · 21 Aralık 2011