Sağlık hizmetleri temel kan.,sağlık personelinin tazminat ve çalışma esaslarına dair kan.tas.( s.sayısı : 934 ) (doktorlara mecburi hizmet hk.)
Sivas Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 112. Birleşim · 3. yasama yılı · 15 Haziran 2005 · 947 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Nurettin Sözen (CHP), 15 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 112. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SAĞLIK HİZMETLERİ TEMEL KAN.,SAĞLIK PERSONELİNİN TAZMİNAT VE ÇALIŞMA ESASLARINA DAİR KAN.TAS.( S.SAYISI : 934 ) (DOKTORLARA MECBURİ HİZMET HK.)); konuşma 947 kelime.
Nurettin Sözen (CHP, Sivas). “Sağlık hizmetleri temel kan.,sağlık personelinin tazminat ve çalışma esaslarına dair kan.tas.( s.sayısı : 934 ) (doktorlara mecburi hizmet hk.)”. TBMM Genel Kurulu, 112. Birleşim tutanağı, 15 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nurettin-sozen-22-2005-06-15-saglik-hizmetleri-temel-kan-saglik-personelinin-tazminat-ve-calisma-e (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADANI NURETTİN SÖZEN (Sivas)Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; 934 sıra sayılı, üç yasa ve bir kanun hükmünde kararnamede değişikliği kapsayan, üç milletvekili arkadaşımızın yasa önerisi ve de konuyla ilgili Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyon raporu üzerinde, ek 4 üncü madde üzerinde Grubum adına görüşlerimi bilgilerinize sunacağım; bu sunuşu yapmadan evvel, hepinizi saygılarımla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, bu yasa önerisi 5 konuyu içermektedir. Farklı yasalarda yer alan farklı amaçları içeren farklı konulardır bunlar. Birincisi, zorunlu hizmet; ikincisi, bazı görevlerdeki hekimlere tam gün çalışma zorunluluğu; üçüncüsü, bazı sağlık mensuplarının icapçı nöbetinin ücretlendirilmesi; dördüncüsü, acil tıp teknisyenleri ve paramediklerin -bu kelime bana ait değil, tasarıda var- temel acil yardım müdahalelerini yapabilmesine imkân tanınması; beşincisi, bazı denetim elemanlarının Sağlık Bakanlığı kadrolarına naklen atamalarının yapılması.
Şimdi, sizi, 21-22 Haziran 2003 tarihli Türk Tabipler Birliğinin Büyük Kongresinde yapılan bir konuşmaya götürüyorum ve buradan küçük bir bölüm okuyacağım: "Zorunlu hizmet diye bilinen uygulamalar yerine gönüllü hizmet esasını getirmeye çalışıyoruz. 59 uncu cumhuriyet hükümetimizin, hekimlerimiz için uygulanmakta olan mecburî hizmetin kaldırılmakta olduğu müjdesini vermesini beklerdim ben. O vermediği için ben veriyorum. Sağlık Komisyonumuzdan geçirdiğimiz yasa tasarısında, şu anda Türk hekimlerinin üzerinde, maalesef, son derece olumsuz bir uygulama olarak süren zorunlu hizmeti kaldırıyoruz. Ben de mecburî hizmet yaptım; ama, bu iki sözcüğün nasıl bir araya getirildiğine hâlâ şaşıyorum. Kavramsal olarak da son derece mahzurlu gördüğüm bir ifade ve uygulamadır bu. Bunu kaldırıyoruz arkadaşlar."
Şimdi, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 9.7.2003 tarihli oturum tutanağından kısa bir bölüm okuyorum: "Sadece şunu söylemek isterim: Gerçekten 21 inci Yüzyıla yakışmayan bir uygulamayı bugün birlikte ortadan kaldıracağız." İsterseniz, bu cümleyi tekrar okuyalım: "21 inci Yüzyıla yakışmayan bir uygulamayı bugün birlikte ortadan kaldıracağız." Bu kanunun yirmiiki yıllık uygulaması sonucunda hekimlerin yurt sathında dengeli ve adil dağılımının zorlamalarla sağlanamayacağı -tekrar ediyorum, zorlamalarla sağlanamayacağı- ortaya çıkmıştır. Gönüllülük esasına dayalı bir istihdam politikasının benimsenmesinin, etkin ve kaliteli sağlık hizmeti sunmak açısından daha uygun olacağı kanaatine varılmış, böylece bu tasarı hazırlanmıştır." O tasarının hangi tasarı olduğunu biliyorsunuz. Bu sözlerin kime ait olduğunu tahmin ettiğinizi sanıyorum.
Sayın Başkan ve değerli arkadaşlarım; yirmiiki ay önce Parlamento huzurunda bunları söyleyen, bir siyaset adamı, bir bakan; şimdi, yirmidört yıl önce askerî yönetim döneminde çıkarılmış bir yasayla ve daha geri, daha adaletsiz, daha yetersiz bir yasayla karşımızda. Allah, hiçbir siyaset adamını bu duruma düşürmesin. Bakan, güya bu durumdan kurtulmaya çalışarak, tasarıyı, üç değerli meslektaşımızın önerisi biçimine dönüştürmeyi de başarmıştır. Bu eyleme, siyasette "parmağın arkasına saklanmak" denir.
Bu öneri, yirmidört yıl önceki yasaya göre geri ve yetersiz dedim. yirmidört yıl önceki yasada, her hekim, eşit süre zorunlu hizmet yapmıştır. Şimdi ise, aynı dalda, aynı konumda hekimler 200 ile 600 gün arasında değişik sürelerle zorunlu hizmete tabi tutulacaklardır. 2005 yılında, bazıları 6, bazıları 10-12 yıl eğitimden geçen bir meslek sahibi, farklı sürelerle zorunlu hizmet yapmak zorunda kalacaktır. Bu uygulama çağdışıdır, adaletsizdir ve hukuksuzdur. Günümüzde, insanlar, kanun zoruyla, istemeden bir görevde çalıştırılabilir mi? İnsan hakları, emeğin yüceliği ve demokrasi içinde özendirme gibi çağdaş yöntemler varken, insanları zorunlu hizmette çalıştırmak, çalışmadığı takdirde mesleğini icra etmekten menetmek çağdaş uygulamalara uyar mı?!
Eski, yani, yirmidört yıl önceki yasada, yan dallarda ileri ihtisas yapanlar yasa kapsamında değildi. Şimdi, onlar da kapsam içine alındı; onun için daha geri dedim. Demokrasilerde, eski deyimle makable şamil yani, geriye dönük yasa çıkarılamaz, kazanılmış haklara saygı göstermek gerekir. Bu yasada bu anlayış da yer almıyor.
Mezuniyetine bir ay kalmış genç hekim, beklemediği biçimde sürprizle karşılaşacak ve de tüm planları ve de hayalleri altüst olabilecektir. Keza, ihtisasının bitimine bir ay kalanlar dahi bu yasa gereği kapsama dahildir. Uygulama demokrasiye de, insan haklarına da, eşitliğe de aykırıdır.
Görevlendirmeler, ilçelerin sosyoekonomik gelişmişlik sıralamalarına göre yapılacaktır. Bazı ihtisas dallarının ilçelerin büyük çoğunluğunda bulunmadığı; yani, bazı dallardaki uzmanların ilçelerde çalışma ortamı ve olanağı olmadığı açıktır. Örneğin, radyoterapi uzmanları, nükleer tıp uzmanları, bazı ilçelerde radyoloji uzmanları ne görev yapacaktır ilçelerde ve nasıl hizmet vereceklerdir?!
Daha da önemlisi, devlet üniversitelerinden mezun olan hekimlere zorunlu hizmet getiriliyor. Aynı üniversiteden mezun olan hukukçular, mühendisler, ekonomistler, eğitimciler, onlara da zorunlu hizmet getiriliyor mu? Hele hele, vakıf üniversitelerinden, daha çok ücretle, kendi olanaklarıyla eğitim gören hekim adayları da bu yasaya göre zorunlu hizmet kapsamında; oysa, yurt dışında kendi hesabına okuyanlar kapsamdışı. Bu da bir eşitliği bozmuyor mu, bu da adaletsiz bir uygulama değil mi?!
İ. SAMİ TANDOĞDU (Ordu)Sayın Bakan, arkadaşlarla konuşuyorsunuz, dinlemiyorsunuz…
NURETTİN SÖZEN (Devamla)Bu yasa teklifini hazırlayanlar "4924 sayılı Kanunun yaklaşık iki yıllık uygulamasında uzman ve pratisyen hekim istihdamında istenen sonuç elde edilmemiş ve ihtiyaç karşılanmamıştır" diyerek, bu itiraf ve mazeret arkasına saklanmaktadırlar.
İ. SAMİ TANDOĞDU (Ordu)Hem öğrenmiyorsunuz hem dinlemiyorsunuz!
NURETTİN SÖZEN (Devamla)Öğrenirler, öğrenirler; merak etmeyin…
Niye 4924 sayılı Yasanın uygulamasında başarılı olunamamıştır; çünkü, hekimlere güven verilmemiştir, hekimin ve ailenin geleceği düşünülmemiştir, iş güvencesi verilmemiştir. Bu nedenle, oraya, istenilen ölçüde ve sayıda hekim gitmemiştir.
Değerli arkadaşlarım, 9.7.2003 tarihli Genel Kurul toplantısında yaptığım konuşmada aynen şöyle demiştim: Değerli arkadaşlarım, bu tasarıyı irdelerken, öncelikle, uzun zamandan beri iptalini beklediğimiz 21.8.1981 tarihli ve 2514 sayılı Bazı Sağlık Personelinin Devlet Hizmeti Yükümlülüğüne Dair Kanunun iptal edilmesi dolayısıyla, Sağlık Bakanımıza teşekkürlerimi sunuyorum. Askerî yönetimin dayatmacı, demokrasiye ve insan haklarına aykırı olarak yürürlüğe koyduğu ve maalesef, uzun yıllar uygulamada kalan bu yasanın bu vesileyle ortadan kalkması, demokrasi adına, insan hakları adına ve sağlık sistemimizde yeniden yapılanma adına olumlu bir gelişmedir; bu gelişmeyi sağladığı için Sayın Sağlık Bakanımıza teşekkürlerimi sunuyorum.
Değerli arkadaşlarım, şimdi, tüm bu teşekkürlerimi geri almak zorundayım. Sadece ben değil, bu yasa önerisinin altında imzası bulunan çok değerli arkadaşım Prof. Dr. Cevdet Erdöl de 9.7.2003 tarihli oturumda şöyle demişti: "Sayın Bakan, gerçekten, hekimlerimiz adına, şahsınıza, hükümetinize teşekkürlerimi arz ediyorum; ki, hekimlere mal olan, sadece hekimlere mahsus olan mecburî hizmet dayatmasından hekimleri kurtardınız." Ben, teşekkürlerimi geri aldım, görevimi yaptım; acaba, şimdi sevgili Erdöl ne diyecek; onu da merak ediyorum doğrusu. (CHP sıralarından alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
29 konuşma daha · 15 Haziran 2005