İçeriğe atla

27. DÖNEM · 600 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 97. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu Teklifi münasebetiyle

Nurhayat Altaca Kayışoğlu

Bursa Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 97. Birleşim · 3. yasama yılı · 10 Haziran 2020 · 507 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Nurhayat Altaca Kayışoğlu (CHP), 10 Haziran 2020 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu Teklifi münasebetiyle); konuşma 507 kelime.

Nurhayat Altaca Kayışoğlu (CHP, Bursa). “Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim tutanağı, 10 Haziran 2020. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nurhayat-altaca-kayisoglu-27-2020-06-10-carsi-ve-mahalle-bekcileri-kanunu-teklifi-munasebetiyle-2 (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=88559

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa)Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Evet, bugüne kadar buraya getirilen kanunlar üzerinde maalesef muhalefet partilerinin eleştirileri, önerileri dikkate alınmıyor. Hani hep bize diyorsunuz ya “Hep eleştiriyorsunuz.” Siz de yaptığımız katkıları, önerileri hiç dikkate almıyorsunuz. Bu kanundaki düzenlemeler, birçok madde hakikaten Anayasa’ya, insan haklarına aykırı olarak düzenleniyor. Bir örnek vereceğim somut bir şekilde ve geçeceğim: Şimdi, bu kanunda durdurma yetkisi veriyorsunuz bekçilere ve buradaki gerekçeyi “makul bir sebep” olarak açıklıyorsunuz. Yani sadece bu makul sebep kime göre, hangi somut durumlarda uygulanacak, bir açıklaması yok maalesef. Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu’na bakıyoruz, örneğin, daha geniş kapsamlı bir tanım var orada polisi daha çok sınırlandıran. Orada ne diyor? “Polisin tecrübesine ve içinde bulunulan durumdan edindiği izlenime dayanan makul bir sebep” diyor. Makul bir sebep ama somut bir durumdan bahsediyor, tecrübeden bahsediyor yani koşulları daha da sınırlandırıyor. Oysa bekçiye çok genel bir ifadeyle bu yetkiyi veriyorsunuz. Bunlar kabul edilebilir değil arkadaşlar.

Bakın, bir kanundaki tek bir kelimenin insanların özgürlüğünü, hayatlarını nasıl etkilediğini, kötü niyetli yorumcuların elinde geçen hafta uygulandığı gibi nasıl kötü bir şekilde uygulandığını gördük mü? Gördük. Ne diyorsunuz milletvekillerinin dokunulmazlığının düşürülmesiyle ilgili? “Geçici madde var, geçici 20’nci madde.”

Peki, geçici 20’nci maddede, o gün sadece o dosyalar belirtilirken amaç ne? O değişiklik yapıldıktan sonra Meclise gelen dosyaları kapsamadığını belirtmek için konulmuş o madde. Peki, soruyorum: O geçici maddede, Anayasa’nın 83’üncü maddesinin dördüncü fıkrasının o madde için uygulanmayacağı yazıyor mu? Hayır, yazmıyor. Yazmadığına göre, Anayasa’nın 83’üncü maddesinin dördüncü fıkrası orada durduğuna göre uygulanacak mı? Evet, uygulanacak. Bakın, bu şuna benzer: Diyelim ki Seçim Kanunu’nda bir değişiklik yaptınız. Ne diyor Anayasa? “Yapılan değişiklikler, bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanmaz.” diyor. Ama uygulanmasını istiyorsanız, o maddenin uygulanmayacağını geçici maddeye yazıyor musunuz? Yazıyorsunuz. Burada yazıyor mu? Yazmıyor. Demek ki her bir kelimeyi ölçerek, biçerek, tartarak, kötü niyetli uygulayıcılara böyle yorumları bırakmayacak şekilde, bu kanunu da bu şekilde düzenlemek gerekiyordu.

Şimdi, biz yine de milletin vekilleri olarak burada adaletsizlikleri dile getirebiliyoruz, buradan haykırabiliyoruz, size söyleyebiliyoruz ama ülkenin dört bir yanında adaletsizlikler yaşayıp sesini duyuramayan insanlar var. Fırat’ın kıyısında kaybolan kuzunun hesabını veren bir adalet anlayışından sonra, şimdi, köylülerin kuzularını kaybedenlerin adaletini savunanlarla karşı karşıyayız. (CHP sıralarından alkışlar)

Nasıl karşı karşıyayız? Bakın, Kirazlıyayla’dan Emine, ağlıyor. Niye ağlıyor biliyor musunuz? Topraklarını savunuyor, suyunu savunuyor, merasını savunuyor ama her gün yoğun bir baskı altında çünkü Kirazlıyayla’da devletin bütün kamu gücü Lübnanlı şirketin çıkarına çalışsın diye resmen tahsis edilmiş. Köyün yolları kapatılıyor ve oraya çevrecilerin gitmesi, sadece bir basın açıklaması yapması dahi engelleniyor. Üstelik aynı şehirde farklı ilçelerde aynı kişiler aynı basın açıklamasını yapacakken birinde izin veriliyor, birinde izin verilmiyor çünkü burada siyasileri arkasına almış bir Lübnanlı şirket var ve bu kadınlar gözaltına alınıyorlar ve ağlıyorlar. Seslerini duyuramıyorlar. (CHP sıralarından alkışlar)

Diyordu ki Sevgi teyze televizyonda: “Sayın Cumhurbaşkanım, ne istedin de vermedik, ne istedin de vermedik? Tek adam dedin, ona da evet dedik. Birisi gelsin, Allah aşkına, şurada ÇED raporu verdiğiniz yerleri bir görsün.” Dedi ama herkesin maalesef gözleri, kulakları, dilleri; kör, sağır, ve lal.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Devamla)Tamamlıyorum Sayın Başkanım.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

139 konuşma daha · 10 Haziran 2020

139 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook