Türkiye odalar ve borsalar birliği ile odalar ve borsalar kan.tas.
Manisa Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 90. Birleşim · 2. yasama yılı · 18 Mayıs 2004 · 684 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Nuri Çilingir (CHP), 18 Mayıs 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ İLE ODALAR VE BORSALAR KAN.TAS.); konuşma 684 kelime.
Nuri Çilingir (CHP, Manisa). “Türkiye odalar ve borsalar birliği ile odalar ve borsalar kan.tas”. TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim tutanağı, 18 Mayıs 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nuri-cilingir-22-2004-05-18-turkiye-odalar-ve-borsalar-birligi-ile-odalar-ve-borsalar-kan-tas (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
NURİ ÇİLİNGİR (Manisa)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 452 sıra sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu Tasarısı üzerinde söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyeti saygıyla selamlıyorum.
Dayanağını Anayasanın 135 inci maddesinden alan ticaret ve sanayi odaları, ticaret odaları, sanayi odaları, deniz ticaret odaları, ticaret borsaları ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, ülkemizde ticaret ve sanayiin gelişmesinde rol oynayan kurumlardandır. Tam üyesi olmaya büyük çaba harcadığımız Avrupa Birliğinde çok sayıda olan sivil toplum örgütleri, demokrasinin temel taşları olarak görev yapmaktadır; hükümetler ve parlamentolar, bu örgütlerden fazlasıyla etkilenmekte ve bunlar da, çağdaş demokrasinin vazgeçilmez unsurları olarak etkinliklerini giderek artırmaktadırlar. Sivil toplum örgütlerinin sesine kulaklarını tıkayan bir yönetim, içinden çıktığı toplumla ilişkilerini kesmiş, ona küsmüş demektir. Bu çerçevede, bugünün dünyasında "sanayi ötesi çağ" denilen yeni bir dönemin zaten başlamış olduğunu görmekteyiz. Sanayi çağının özelliğini teşkil eden hususlar önemli ölçüde değişikliğe uğrayarak, yeni teknolojiler esnek üretim sistemini besleyen niteliğe doğru kaymıştır. Buna paralel olarak "hafif endüstriler" denilen, bilgi teknolojisine dayalı yeni bir üretim tarzı ortaya çıkmıştır. Bugünkü dünyanın en hızlı gelişen yanı, yeni ekonomilerle ilgilidir. Ekonomik faktörler, sermaye, mal ve hizmetler tahmin edilemeyecek boyutlarda hareketlilik göstermeye başlamış, dünya küçülerek global bir köy haline gelmiştir. Küreselleşme olarak ifade edilen yeni dinamik ilişkiler sistemi, sadece ekonomiler arasında değil, bilgi, kültür, eğitim teknikleri gibi birçok sosyal ve kültürel alanda da yoğun etkileşim alanları yaratmıştır. Bu sayede, ülkeler arasında karşılıklı etkileşim süreçleri ortaya çıkmıştır. Bu, bir anlamda, farklı ülkelerin ekonomilerinde karşılaştırmalı avantajlar yaratacak etkilere yol açmıştır. Bu süreçlerin, işbirliği kadar, rekabet ve mücadele şartlarını da beraberinde getirdiğini ifade etmek gerekir. Bu sürecin imkânlarından faydalanmak, küresel şartlara hazırlanmakla ilgilidir. Böyle bir süreci anlamamak, sadece yeni çağın dışında kalmak anlamına gelmez; küresel ilişkilerin tahribatına bütünüyle maruz kalmak anlamına da gelmektedir.
Yaşadığımız yeni çağda toplumsal ve siyasal alanda evrensel doğrular, küresel norm ve standartlar yükselmektedir; yani, değer sistemi olarak millî ve dinî kültürlerin eşit ve bir arada yaşama hakkının kabul edilmesidir. Siyasette ise, özgürlüklere dayalı bir sistem olan demokrasinin, küresel ölçekte siyasal gelişmenin kriteri olarak kabul görmesidir. Bu gelişmeleri arka planda motive eden, hiç şüphe yok ki, piyasa ekonomisi ve rekabetin etkisidir. Bugün, iç içe geçmiş bir dünya sisteminde yeni gelişmeleri iyi değerlendirmeli, neleri yapmamız konusunda daha doğru kararlar vermeli, daha tutarlı politikalar üretmeliyiz. Ülkemizin önünü kesen, gelişmesini engelleyen unsurları tasfiye ederek, toplumsal dinamikleri harekete geçirmek birinci önceliğimiz olmalıdır. Bu itibarla, ülkemizde, tüccar ve sanayicilerimizin zorunlu olarak üye oldukları meslek kuruluşlarının, dünya ölçeğinde rekabet edebilecek konuma getirilmeleri gerektiği inancındayım.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; ülke çapında sayıları 363'ü bulan oda ve borsalar ile bunların üst kuruluşu olan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, ticaret ve sanayici ile siyasî kurumlar, kamu kurum ve kuruluşları arasında bağlantının kurulmasını üstlenerek çok önemli bir işlevi yerine getirmektedirler.
1950 yılında, 5590 kanun numarasıyla, Ticaret ve Sanayi Odaları, Ticaret Odaları, Sanayi Odaları, Deniz Ticaret Odaları, Ticaret Borsaları ve Türkiye Ticaret, Sanayi, Deniz Ticaret Odaları ve Ticaret Borsaları Birliği Kanunu çıkarılmıştır. Ellidört yıl önce yürürlüğe konulmuş olan bu Kanun, o zamanın şartları açısından değerlendirildiğinde, çok önemli bir boşluğu doldurmuştur; ancak, ihtiyacın günün şartlarına göre değişmesiyle, Kanunda çeşitli değişikliklere gidilmiştir. Söz konusu Kanun, 1995 yılında, 557 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle geniş değişikliklere uğramıştır. 557 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, dayanağını oluşturan yetki kanununun iptali nedeniyle, Anayasa Mahkemesince iptal edilmiştir. İptal edilen hükümler yerine yeni düzenlemelerin yapılmaması hukukî boşluğu ortaya çıkarmış, dolayısıyla, 5590 sayılı Kanun uygulanamaz hale getirilmiştir.
5590 sayılı Kanun, zamanında çok ileri hükümler taşımasına rağmen, aradan geçen ellidört yıllık sürede, ülkemizin ekonomik ve sosyal yapısı değişikliğe uğramış, buna paralel olarak, tüccar ve sanayicinin üyesi olduğu meslek kuruluşlarının da yükümlülükleri artmıştır.
Çağımızın bilgi çağı olması sebebiyle, dünyanın herhangi bir yerinde meydana gelen bir gelişmeyi, dünyanın öbür ucundaki birey anında öğrenebilmektedir; bu durum, dünyadaki insanları birbirine çok yaklaştırmaktadır. Bu hızlı değişime ayak uydurabilen ekonomilerin başarıyı yakalamaları daha kolay olacaktır. Dolayısıyla, tüccar ve sanayicilerimizin, yeni ekonomik küresel düzende yerlerini almaları gerekmektedir. Yine, uluslararası ticarette çok önemli bir işleve sahip olan ticaret borsalarının, dünyadaki modern borsacılık uygulamalarına paralel olarak yapılanması gerekmektedir. Bu itibarla, kanun koyucunun öncelikli görevi, demokratik, katılımcı, çağdaş sivil toplum örgütlerinin kurulabilmesinin önünü açmak olmalıdır.
Bu duygu ve düşüncelerle, çıkarılacak olan kanunun ülkemize hayırlı olmasını diler, Yüce Heyeti saygıyla selamlarım. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
21 konuşma daha · 18 Mayıs 2004