İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 46. BİRLEŞİM · CUMA

İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)

Oğuz Oyan

İzmir Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 46. Birleşim · 1. yasama yılı · 14 Mart 2003 · 860 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Oğuz Oyan (CHP), 14 Mart 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 46. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İŞ KANUN TASARISI VE SAĞLIK AİLE ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER (S,S, 73)); konuşma 860 kelime.

Oğuz Oyan (CHP, İzmir). “İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)”. TBMM Genel Kurulu, 46. Birleşim tutanağı, 14 Mart 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/oguz-oyan-22-2003-03-14-is-kanun-tasarisi-ve-saglik-aile-calisma-ve-sosyal-isler-s-s-73 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA OĞUZ OYAN (İzmir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; burada, 365 milletvekilinden oluşan bir iktidar çoğunluğunun, tek başına iktidar olmuş bir partinin, kendisine yakışmayacak şekilde bir engelleme yaptığına tanık oluyoruz. Bir yandan, Sayın Başkan, dün ve bugün, iki kez tekrarladı "muhalefete karşı hoşgörüyle davranıyoruz" dedi. Hoşgörünün ölçütü olarak karşımıza getirilen şey, bugün, muhalefetin önerge üzerinde konuşma hakkının, İçtüzüğün arkasına sığınılarak elinden alınmasıdır. Bunun, eğer, hoşgörülü muhalefet anlayışı olduğunu söylüyorsanız, acaba, hoşgörüsüz muhalefet anlayışı ne olurdu? Yani, muhalefete hoşgörü göstermeseydiniz, acaba, ne olurdu? Meclisin kapılarını mı kapardınız? Salona mı almazdınız? Ne yapardınız? Hoşgörü buysa hoşgörüsüzlüğünüz nedir? Ölçüsü nedir değerli milletvekilleri? (CHP sıralarından alkışlar) Nedir ölçüsü sayın hükümet? Sayın Bakan burada oturmuyor, yerine vekili oturuyor. İlgili bakan oturmuyor, vekili oturuyor. (AK Parti sıralarından "Geldi, geldi" sesleri) Gelmiş, evet, hoş geldi. Güzel...

Değerli milletvekilleri, bakınız, bir kere, burada usul hataları yapılıyor. Biraz önce tutanağa geçirdik, biz ilk itiraz ettiğimizde, o komisyonda 12 kişi oturuyordu, çoğunluk yoktu. Bizim itirazımız sonunda çıkan tartışma üzerine, 13 üncü kişi geldi; ama, ne yazık ki, Başkanlık 12 kişinin oturduğu, çoğunluk olmadığı ilk itirazımızda oradan komisyonun "çoğunluğumuz vardır" sözüyle "çoğunluk vardır" demekle yetindi. Yapması gereken ,onu saymaktı, 13 kişiyi bulmaktı. Bunu yapmamıştır, bir usul hatası yapılmıştır. Biz, bundan sonraki bütün önergelerde, tek tek sayılmasını istiyoruz. Bu, bizim buradaki İçtüzükten gelen hakkımızdır.

Komisyon çoğunluğu üzerinden, Komisyonun ve Hükümetin önergelere katılmadığı üzerinden bir muhalefet anlayışı sergilenmesi... Burada, sadece iki partiden oluşan; dolayısıyla, çok parti olsaydı da, çok sayıda önerge olsaydı, Meclis çalışması çok uzardı endişesini zaten ortadan kaldıran bir şeydir. Burada bir muhalefet partisi var, bir de iktidar partisi var esas olarak. Dolayısıyla, bu, halkın gözü önünde iktidarın getirdiği ve ne komisyonda ne de burada Genel Kurulda yeterince tartışılmasına izin vermediği önemli bir yasanın biraz olsun tartışılmasının, biraz olsun kamuoyuna açıklanmasının çaresini arıyoruz, göstermeye çalışıyoruz. Biz, burada bir engelleme de yapmıyoruz. Bizim İçtüzükten gelen hakkımız, her madde üzerinde 7 taneye kadar önerge vermektir. Hiçbir maddede 7 önerge vermedik.

Değerli arkadaşlarım, biz, burada üstelik de seçtik, hangi maddelerde ihtilaf var, onlar üzerine vermeye çalıştık, hepsi için de vermedik şimdiye kadar. Bunu dahi çok mu görüyorsunuz?! Bu da çok mu?! Yani, nedir, neye yetiştiriyorsunuz?! Yangından mal mı kaçırıyorsunuz?! İşverenlerin talimatı bu kadar mı paçalarınızı tutuşturuyor?! (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

Bakınız sevgili arkadaşlarım, bu ahlakî değildir, etik değildir. Bu, Parlamentoda fikirlerin tartışılmasına engel olucu bir tutumdur. Bu, burada, partilerarası barış ortamını torpilleyen bir tutumdur. Bunun üzerine bizden yapıcı muhalefet beklemezsiniz; biz, şimdiye kadar hep yapıcı muhalefet yaptık. Bu tasarıda da, eğer bu telaş olmasaydı, bu palaspandıras geçirme isteğiniz olmasaydı, biz, bu tasarının birçok maddesine olumlu oy da kullanırdık. Biz, burada yönteme karşıyız, böyle bir yöntem olmaz, başından itibaren karşıyız. Komisyonlardan al kaçır, burada al kaçır!.. Nereden kaçırıyorsunuz; işçinin önünden, gözünden kaçırıyorsunuz, halkın gözünden kaçırıyorsunuz, Parlamentodan kaçırıyorsunuz. Eğer bu yönteminiz olmasaydı, belki de, burada birçok maddede size destek de verecektik; ama, buna tepki gösteriyoruz, destek verebileceğimiz maddelerde de destek değil, tam tersine, ret oyu veriyoruz. Ama, hiç olmazsa, bırakın diğer maddelerde tartışalım; bırakın, millet bu tartışmayı izlesin.

Neden korkuyorsunuz?! Gücünüz yetmiyor mu?!. 365 yetmiyor mu?! Neden korkuyorsunuz?! Tartışmadan neden çekiniyorsunuz?!

Arkadaşlar, tartışma, demokrasinin temelidir; tartışma yoksa, katılım yoksa, demokrasi yoktur. Siz, demokrasinin olmaması için mi çalışıyorsunuz?!

V. HAŞİM ORAL (Denizli)Kapalı oturum yapalım o zaman.

OĞUZ OYAN (Devamla)Pekala; güzel bir fikir. Bundan sonraki yasa görüşmelerinde kapalı oturum önergesi verelim. (CHP sıralarından alkışlar) Nasıl olsa çok kolayca geçiyor. Yirmi imzalı önergeyle hepsini kapalı oturuma çevirelim. Böylece, ne kadar güzel, milletten kendinizi gizleme imkânına daha kolay kavuşursunuz.

RECEP KORAL (İstanbul)Ne kadar zekisiniz!

OĞUZ OYAN (Devamla)Sevgili arkadaşlarım, bizim iyi niyetimizi zorlamayınız. Biz, burada iyi niyetli bir muhalefet yapmaya çalışıyoruz, bunu zorlamayınız.

Burada sizin getirmeye çalıştığınız şey, bir kere, bazı bakımlardan -dün de söylendi- 12 Eylül rejiminin dahi cüret edemediği işçi aleyhtarı düzenlemelerdir. Burada, bu Meclis çatısı altında, siz, işçiden ve köylüden önemli ölçüde oy almış, hatta, bizden fazla oy almış bir parti olarak buraya geldiniz ve sırtınızı bu kesimlere dönerek, bir avuç azınlığın size dikte ettirdiği maddeler üzerinden tartışma yapıyorsunuz ve buna karşı çıkan fikirleri olgunlukla karşılama cesaretini gösteremiyorsunuz; bu, olmaz. Bu, böyle bir mutlak iktidar anlayışı, ancak faşist rejimlerde olur, demokrasilerde değil. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlarım, burada, çalışma saatlerinin düzenlenmesinin, hafta saatinin düzenlenmesine kadar işverene bir keyfîlik veren, iş koşullarında köklü değişiklik yapma hakkını tek taraflı ve sınırsız biçimde işverene veren...

Burada, ödünç işçi ilişkisi, ödünç iş ilişkisi deniliyor. Biraz önceki madde hakkında verdiğimiz önergede konuşabilseydik, belirtecektik; ödünç iş ilişkisi yok ortada, ödünç işçi ilişkisi var; yani, kiralık işçi ilişkisi var. Neye benziyor; 2000 yıl öncesinin köleci toplum düzenine benziyor, antik Roma. Antik Roma'da köleye ne denirdi biliyor musunuz; instrumentum vocalis; yani, konuşan üretim aracı. Yani, affedersiniz, işçiyi dolap beygirinden ayırmak için söyledikleri, oradaki köleyi, ona verdikleri isim "instrumentum vocalis" idi; yani, konuşan üretim aracı, sadece ağzı var, o kadar... Kölenin hiçbir hakkı yoktu biliyorsunuz, efendisi öldürse bile, hiçbir hakkı yoktu. Siz, böyle bir rejim mi getirmek istiyorsunuz; nedir derdiniz?!

Ödünç işçi ilişkisini biraz önce oyladığınız madde -burada 7 nci madde- bu Meclise yakışan bir madde değildir; işçiden oy almış bir iktidar partisine yakışan bir madde değildir arkadaşlar. Bu, bir angarya düzenlemesidir; bu, bir kölecilik düzenlemesidir, bunu yapmayınız. Burada, bırakın tartışalım ve biraz aklımızla hareket edelim.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

34 konuşma daha · 14 Mart 2003

34 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook