İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 80. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Tarım kredi kooperatifleri ve birlikleri kan.değ.yap.dair kan.kan.tas.(ss.835)

Oğuz Oyan

İzmir Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 80. Birleşim · 3. yasama yılı · 6 Nisan 2005 · 1.226 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Oğuz Oyan (CHP), 6 Nisan 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TARIM KREDİ KOOPERATİFLERİ VE BİRLİKLERİ KAN.DEĞ.YAP.DAİR KAN.KAN.TAS.(SS.835)); konuşma 1.226 kelime.

Oğuz Oyan (CHP, İzmir). “Tarım kredi kooperatifleri ve birlikleri kan.değ.yap.dair kan.kan.tas.(ss.835)”. TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim tutanağı, 6 Nisan 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/oguz-oyan-22-2005-04-06-tarim-kredi-kooperatifleri-ve-birlikleri-kan-deg-yap-dair-kan-kan-tas-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA OĞUZ OYAN (İzmir)Teşekkür ederim Sayın Başkan. Umumî arzu üzerine, Sayın Bakana da teşekkür ediyorum; lütfedip bir cevap verdiler.

Bizim buradaki eleştirilerimiz, kuşkusuz, sadece Tarım Bakanına dönük değildir. Biz, hükümetin tarım konusundaki politikalarına dönük olarak eleştiri getiriyoruz. Tabiî, öncelikle, bu, Tarım Bakanını ilgilendirmekle birlikte, hükümetin bütününü bağlar; çünkü, doğrudur, tarım politikası, genel politikalarının bir parçasıdır, o genel politikaları değiştirmeden, tarım politikasını değiştirmek mümkün değildir. Yani, IMF'yle evliliği sürdürüp, her türlü ilişkiyi sürdürüp "ama, ben bu konuda yokum" demek, mümkün değildir. Dolayısıyla, biz, buradaki eleştirimizi, o nedenle IMF, Dünya Bankası boyutunda, bütün politikaların temeline dönük olarak sürdürüyoruz.

Efendim, bir kere, bu tartışmaların verimli bir tarafı var; bu tartışmalar, halkımızın doğrulara varması konusunda yararlı oluyor. Şimdi, bakınız, Sayın Bakan, bir politikasızlık yoktur ve bizim, Mecliste bekleyen tasarılarımız var; bunlardan biri tarım kanunudur, tarım sigortasıdır vesairedir dedi. Bunları biliyoruz; ama, acaba, kanun tasarısı sevk etmekle işler çözülüyor mu?! Yani, bu tür kanun tasarılarının görüşülüyor olması, acaba, bizatihi bu kanun tasarılarının sorunları çözücü olduğu konusunda bizi bir kolaycılığa götürebilir mi?!

Şimdi, size bir örnek vereyim: Sizin Tarım Kanunu Tasarınızda, destekleme politikaları yeniden tanımlanıyor; ama, tanımlanırken şöyle bir şey; yani "millî gelirin yüzde 1'inden az olmamak üzere" gerekçede de ifade ettiğiniz gibi; yani, bugün binde 8, en az binde 10 olmak üzere diye bir tanımınız var, belki binde 2 artacak. Peki, nedir yaptığınız; doğrudan gelir desteğinin payını yüzde 80'lerden 50'lere düşürelim, ondan sonra öbürlerini artıralım. Güzel; ama, bizim derdimiz, pastanın dağılımını yeniden düzenlemek değil, bu pastayı büyütmek. Bu pasta yetmiyor, bu ekmek yetmiyor bu millete, bu destek yetmiyor. Eğer, siz, bunu bu düzeylerde tutuyorsanız, bunun dağılımını değiştirmek bir şey çözmez. Bir de, iktidarın şöyle bir huyu var: Yani, doğrudan gelir desteğini düşürürken bunu sessizce geçiriyor; ama, öbür taraftan, primleri artırıyor, hayvancılık kredisini, şunu bunu artırıyor, onu davul dümbelek millete duyuruyoruz. Yani, aynı miktar, topu topu 2,5-3 milyar dolarlık toplam destek var, bunu değiştirmiyoruz, dağılımını değiştiriyoruz, payı artanları davul dümbelek duyuruyoruz millete, öbürlerini sanki hiç azalmayacakmış gibi yapıyoruz. Millet bunun ne zaman farkına varacak; millet, bunun, azalışları gördüğü zaman farkına varacak; ama, bu yetmiyor Sayın Bakan.

Bakın, Avrupa Birliğinin Türkiye için söylediği rakam 11,3 milyar avro, Türkiye tarımının bu kadar desteğe ihtiyacı var; dolar olarak 14-15 milyar dolar, sizin ayırdığınız rakam 2,5-3 milyar dolar; yani, bunun beşte 1'i bir rakam ayırıyorsunuz. Bununla, Avrupa Birliğiyle aranızdaki mesafe büyür, küçülmez. Yani, şey bir hayaldir, toplumu hayallerle avutmayalım. Biz, hayvancılıkta Avrupa Birliğini yakalayacağız, yetişeceğiz falan... Bunlar ham hayaldir. Bu finansmanla, bu destekleme büyüklüğüyle böyle bir şeyi hayal dahi etmek mümkün değildir. Bunun finansman kaynağını bulmadan, bu tür iddiaları buraya getiremeyiz.

Değerli arkadaşlarım, tarımdaki doğal afetler; evet, olabilir; ama, daha büyük afet, sosyal afettir. Sosyal afetin bir bölümü de yolsuzluklardır, bir bölümü ahlakî erozyondur; ama, bir bölümü de -tarım için söyleyeyim- politikasızlıktır, bu bir sosyal afettir. Doğal afetlerin üstesinden gelebilirsiniz; ama, politikasızlık, eğer, yapıya sinmişse -bu beş yıldır da var; maalesef, sizden önce başladı, hatta 5 Nisan 1994 kararlarından itibaren var- dokuya sinmişse, bu artık kanıksanmışsa, işte o zaman bir sosyal afet vardır ve bunu çözmeniz çok zor. Yani, dış güçlerin telkinleriyle iş gören bir siyasî anlayışa gelmişseniz, bu, siyasî ve sosyal afet demektir. Ne yazık ki, iktidarınız döneminde, biz, sosyal ve siyasî afet dönemine geldik. Doğal afetleri mutlaka çözeriz.

Bakınız, diyorsunuz ki, tarım yüzde 2 büyüdü 2004'te. Biz 2004'te yüzde kaç büyüdük?! Hani, övünüyorsunuz her yerde bağıra bağıra, yüzde 9,9 büyüdük diye. Şimdi, tarımın yüzde 2 büyümesi övünülecek bir şey mi?! Tarımın yüzde 2 büyümesinden kendinize nasıl bir pay çıkarıyorsunuz?! Yüzde 2; yani, Türkiye'deki nüfus artışı kadar, yani, yaklaşık. Bundan ne çıkarabilirsiniz?! Üstelik, 2001-2003 döneminde tarım yüzde 2,5 küçülmüşken, bunun üzerine gelen yüzde 2 ne ediyor size 2000'e kıyasla; bakın, kümülatif olarak, birikimli olarak 2000 noktasının altında hâlâ, tarım; tarım, hâlâ, 2004 sonunda, 2000'i yakalayamamış durumda, beş yılda. Bunun övünülecek bir tarafı yok.

Türkiye'de tarımın millî gelir payı küçülüyor, Türkiye'de, dolayısıyla, kişi başına tarımsal gelir düşüyor ve ne hazindir ki, iki yıldır, Türkiye, ayrıca, tarım ürünlerinde net ithalatçı durumda. Bu, sizin döneminizde oldu; ama, tabiî, sizden önce başladı; ama, size denk geldi; yani, bizim ihraç ettiğimizden fazla tarım ürünü ithal etmek 2003 ve 2004 yıllarında yaşandı, 2005'te da yaşanacak. Ne yazık ki, bu konuda da son derece önlemsiz bir şekilde gidiyoruz.

Eğer, bir ülkede, herhangi bir alanda politikasızlık varsa, bu, siyaset gibidir, boşluk kaldırmaz, birileri onu dolduruverir. İşte, Türkiye'de, tarımda politikasızlık var, on yıldır var, sizin döneminizde devam ediyor. Politikasızlık varsa, başka güçler bunu dolduruverir. Politikasızlık olduğu için orada IMF ve Dünya Bankası var. Politikasızlık olduğu için Avrupa Birliği, şimdi, size diyor ki -büyük bir ikiyüzlülükle ayrıca- "benim yapılarıma yetiş; ama, IMF, Dünya Bankasının da sözünden çıkma" diyor. Bu, tam bir çifte standarttır değerli arkadaşlarım; ama, ben, şimdi, soruyorum, bunu, soruyorum: Nerede, hükümetin içerisinde hangi cesur yürek -eğer varsa- bunu, niçin Avrupa Birliğine karşı haykırmıyor? "Siz nasıl böyle bir çifte standarda gidersiniz? Hem benim yapılarıma yetişin diyorsunuz -Avrupa Birliğine- hem de IMF ve Dünya Bankasının sözünden çıkma diyorsunuz" diye nasıl bunu söylemezsiniz, söyleyemezsiniz? Ben bunu soruyorum; yani, burada, bizim cesaretimizin Meriç ötesinde de olması gerektiğini bir kez daha hatırlatıyorum; yani, yok öyle 25 kuruşa simit laflarıyla bu ülke yönetilemez değerli arkadaşlarım; yani, köylüyü azarlamakla, köylüyü paylamakla, üreticiyi paylamakla tarım politikasını götüremezsiniz. Paylayacağınız biri varsa, Türkiye'ye çifte standart uygulayan o güçlere karşı bunu yapın. Yapabiliyorsanız, cesaretiniz varsa bunu yapın; yoksa da, başka kesimlere, üreticiye cesaret gösterisi yapmayın.

Değerli arkadaşlarım, bakın, Avrupa Birliği, henüz üye olmamış bir Romanya'ya 2000-2006 döneminde 5,1 milyar euro destek veriyor tarım ve bölgesel kalkınma için. Türkiye'ye önerdiği nedir, Avrupa'nın bilmem kaç katı olan Türkiye'ye; 2000 ile 2006 arasında 1,7 milyar euro öneriyor. Şimdi, Romanya Türkiye'nin 3 katını -ki, Romanya da 2007'ye kadar üye olmayacak, üyelik öncesi alıyor, dikkatinizi çekerim- alıyor, Türkiye Romanya'nın 3 katıyken, Romanya Türkiye'nin 3 katı tarımsal ve bölgesel yardımlardan yararlanıyor. Niçin; çünkü, Avrupa Birliğinin Romanya'yı kendi içine alma niyeti var, onu yetiştirmeye çalışıyor. Şimdi, buradan Türkiye bir ders çıkarsın. Türkiye'ye diyor ki; sen, IMF, Dünya Bankası politikası uygula. Yani, tarıma mümkün olduğu kadar az destek ver; ben de, sana, kusura bakma, destek veremem diyor. 6 Ekim raporunda var bunlar zaten, yazılı; anlayanlar için var; ama, peki, ne olacak? Yani, siz, bu politikasızlığınızı, Avrupa Birliğiyle bu çıkmaza giren süreci sanki bir zafer gibi eğer kutlamaya kalkar ve halkı bu şekilde yönlendirmeye çalışırsanız, o zaman doğru bir iş yapmış olmazsınız, biz de burada gelir bunları söyleriz.

Bakın Sayın Bakan, Avrupa'da, çiftçinin, tarımın millî gelire katkısının en az yarısı kadar tarıma destek vardır; yani, oran en az 1'e 2'dir. Türkiye'de tarımın millî gelire katkısı şu azalmış haliyle bile yüzde 11,5'tir veya yüzde 12'dir. Oysa tarıma yaptığınız destek binde 8, yüzde 1 bile değildir. Yani, ilişki 1'e 17'dir, Avrupa'da 1'e 2, hatta 2'ye 3'tür.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Konya)Sayın Hocam, yanlış bir bilgidir.

OĞUZ OYAN (Devamla)Şimdi, böyle bir tabloda, siz, nasıl tarımın sorunlarını çözeceksiniz? Nasıl Avrupa Birliği yapılarına yaklaşacaksınız?

Şimdi, Türkiye'nin, tabiî, yön duygusunu da kaybetmemesi gerekiyor. Bugün 20 tane ülke, Kankun'da, daha sonra Cenevre vesaire ve şimdi Avrupa, Amerika, Japonya gibi gelişmiş ülkelerin ikiyüzlü tarım politikalarına karşı ortak politika geliştirmeye çalışıyorlar. Yani, siz, bize, desteklerinizi azaltın derken, kendiniz niye bu kadar yüksek destek veriyorsunuz; önce siz azaltın diyorlar. Türkiye'nin, bir kere, bu 20'lere çok kuvvetli bir destek vermesi gerekiyor.

Yani, eğer, yön duygusunu kaybetmediysek, bu dünyada gerçek şeyimizin, bizimle birlikte aynı duygular, aynı ortak ekonomik çıkarlar içerisinde olan ülkeler grubuyla davranmıyorsak, o zaman, biz haklarımızı nasıl koruyacağız?!

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

32 konuşma daha · 6 Nisan 2005

32 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook