İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 43. BİRLEŞİM · PAZARTESİ

2006 merkezi yönetim bütçe kan.tas. maddelerin oylanması

Oğuz Oyan

İzmir Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 43. Birleşim · 4. yasama yılı · 26 Aralık 2005 · 618 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Oğuz Oyan (CHP), 26 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 43. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KAN.TAS. MADDELERİN OYLANMASI); konuşma 618 kelime.

Oğuz Oyan (CHP, İzmir). “2006 merkezi yönetim bütçe kan.tas. maddelerin oylanması”. TBMM Genel Kurulu, 43. Birleşim tutanağı, 26 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/oguz-oyan-22-2005-12-26-2006-merkezi-yonetim-butce-kan-tas-maddelerin-oylanmasi-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

OĞUZ OYAN (İzmir)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri, evet, burada, bütçeyi konuşuyoruz; bu bütçeyi, kime göre, neye göre konuşuyoruz ona bakmak lazım. Bir kere, bütçeler nedir; bütçeler, siyasî iktidarların, yıllık taahhütlerinin listesidir, hizmet taahhütlerinin listesidir; üç yıllıksa, üç yıllık. Bu neye göre belirlenir; bu, aslında, iktidarların seçim programlarına ve kendi parti programlarına göre öncelikle belirlenir; çünkü, seçmene verdiğiniz bir söz üzerinden bu taahhütler ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla, hangi kamusal mal ve hizmetleri üreteceğiniz, hangi gelir kaynaklarıyla, vergi; vergiyse, hangi tür vergi; bütün bunların bileşimini, bir şekilde, bize sunuyorsunuz, yasama organının onayını siyasal ve hukuksal anlamda alıyorsunuz.

Peki, şimdi, demokratik ülkelerde -dış dayatmalara konu olmayan ülkelerde- bu iş nasıl yürüyor; bu iş, aslında, siyasal partilerin seçmen tabanları ve toplumdan gelen talepleri yansıtması üzerinden yürüyor. Oysa, Türkiye'de toplumun taleplerinin Parlamentoya yansıması, giderek, imkânsızlaşma çizgisine gelmiştir. Toplumun talepleri Parlamentoya niye yansımıyor; çünkü, bizim hukuk sistemimizde öngörülmedik birtakım dış mekanizmalar -IMF gibi- devreye giriyor. Yani, aslında, toplumun temel ihtiyaçları ve temel taleplerini karşılamak için bütçeler oluşturmak yerine, biz, öncelikle, acaba IMF ne demiş, ne istemiş, ona bakar duruma geliyoruz.

Bakın, şimdi, IMF'ye verilen niyet mektubu -cumartesi de göstermiştim- bu niyet mektubuna göre nelere niyetleniyoruz, Parlamentonun siyasî iradesine nasıl ipotek konuyor: Bir kere, deniyor ki bu niyet mektubunda: "KİT yönetimine ilişkin yasal düzenleme taslağı hazırlanacaktır" diyoruz biz; IMF'ye söz veriyoruz. Diyoruz ki, ayrıca: "Vergi reformu 2006 Nisan ayında Bakanlar Kuruluna sunulacak, 2006 Mayıs sonuna kadar Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulacak ve 2006 Eylül sonuna kadar da çıkması umuluyor Meclisten." Kim söylüyor; biz; kime; IMF'ye söylüyoruz. Yani, bu taslaklar da, tabiî, önce IMF'nin önüne gidiyor, arkasından Meclise geliyor.

Değerli arkadaşlarım, yani, bu, bağımsız bir ülke tablosu mudur?! Bu tablodan kurtulmak için seçmene söz verdiniz ve seçmen, 2000 yılından itibaren içine girilen bu cendereden kurtulmak için size güvendi ve oy verdi. Ee, peki, neredesiniz?! Peki, dün, burada, Haluk Koç arkadaşım sordu: "Bu niyet mektuplarının hukukî kıymeti harbiyesi nedir?" Yani, niyet mektubu dediğimiz şey, bir bakan ve Merkez Bankası Başkanı tarafından imzalanıyor. Yani, Bakanlar Kurulu kararının dahi altında bir statü; ama, gelin görün ki, Türkiye'de, bırakın Bakanlar Kurulu kararının altında olmasını, yasaların üstünde. Yani, burada bütçe yasası çıkarıyoruz, bütçe yasası IMF'ye bağlı.

Bakın, bir örnek daha vereyim, IMF mektubundan bir satır daha okuyayım: "Yüzde 6,5 faizdışı fazla hedefine ulaşılmasını teminen -eğer ulaşılamazsa, bunun ulaşılmasını teminen- bütçe ödeneklerinde ayarlamalara gidilebilir" diye söz veriyoruz. Yani, biz diyoruz ki IMF'ye, biz bir bütçe yapıyoruz, o bütçede 6,5 tutmazsa -burada konuştuklarımız hikâye yani, biz burada, şu ödenek, bu ödeneği konuşuyoruz ya, bunlar hikâye- bu ödeneklerde ayarlama, yani kısıntı yapılabilir diye söz veriyoruz IMF'ye.

Değerli arkadaşlar, bu ülkeyi kim yönetiyor, yasamanın bu yönetimde rolü nedir?! Bakın, bu niyet mektupları konusunda tekrar söyleyeyim; bunlar, güya, bir bakan ve bir bürokrat tarafından imzalanıyor; ama, sadece hükümeti bağlamıyor, yasama organını da bağlayan metinler haline geliyor, hatta Anayasanın da üstüne çıkıyor. Anayasanın üstüne çıkıyor, Anayasanın üstüne şundan çıkıyor; şeklî olarak; belki hukukî şekil olarak değil; ama, siyasî muhteva olarak çıkıyor; çünkü, siz, IMF niyet mektuplarına göre Anayasayı bile değiştiriyorsunuz.

Değerli arkadaşlarım, böyle bir tablo, bir yarı sömürgeleşme tablosudur. Böyle bir yarı sömürgeleşme tablosuna karşı çıktığınız ya da öyle bir görüntü verdiğiniz için size oy verdi seçmen. Şimdi, siz, IMF'nin kuyruğuna takılmış gidiyorsunuz. Bu mu Türkiye'yi yönetecek iktidar tablosu?! Biz, bu yasama organının, yürütmeye karşı da kendi hak ve yetkilerine sahip çıkmasını istiyoruz. Bu hak ve yetkilere iktidar partisi milletvekillerinin de kıskançlıkla sahip çıkmasını buradan çağırıyoruz, bu çağrıyı size de iletiyoruz; çünkü, değerli arkadaşlarım, eğer, Parlamento, kendi saygınlığına leke sürülmesine izin verirse, bu Türkiye açısından büyük bir ayıp olur, bu sadece hükümetin bir sorumsuzluğu halinde olmaz; bu, yasama organının da kendi hukukuna sahip çıkmaması anlamına gelir. Biz, sizi, bu tür yanlışlıklardan sakınmak için burada görüş belirtiyoruz. Umarız, bunlara uymak konusunda adımlar atarsınız.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

174 konuşma daha · 26 Aralık 2005

174 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook