İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 54. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Kalkınma ajanslarının kuruluşu,koordinasyonu vegörevleri hakkında kan.tas.(ss.920)

Oğuz Oyan

İzmir Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 54. Birleşim · 4. yasama yılı · 25 Ocak 2006 · 1.785 kelime · yaklaşık 9 dakikalık okuma

Kaynak göster

Oğuz Oyan (CHP), 25 Ocak 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 54. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KALKINMA AJANSLARININ KURULUŞU,KOORDİNASYONU VEGÖREVLERİ HAKKINDA KAN.TAS.(SS.920)); konuşma 1.785 kelime.

Oğuz Oyan (CHP, İzmir). “Kalkınma ajanslarının kuruluşu,koordinasyonu vegörevleri hakkında kan.tas.(ss.920)”. TBMM Genel Kurulu, 54. Birleşim tutanağı, 25 Ocak 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/oguz-oyan-22-2006-01-25-kalkinma-ajanslarinin-kurulusu-koordinasyonu-vegorevleri-hakkinda-kan-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA OĞUZ OYAN (İzmir)Şimdi, bu kalkınma ajansı taslağı ile hükümet teklifi ve Plan ve Bütçe Komisyonundaki değişiklikler arasında bazı ilginç farklılıklar var. Bir kere, demin söyledim, bu bölge kalkınma ajansıyla, adından "bölge"yi çıkarıp, kalkınma ajansı yaptık; onu söyledik.

Bir başka şey var; çok ilginç. Hükümet teklifinde bu ajansların görevleri arasında bölge içi dengesizlikler sadece sayılırken, bölge içi dengesizlikleri de çözmek. Yani, örneğin, Antalya, Burdur, Isparta bir bölgeyse -dün burada sözü edildi- bunların bölge içi dengesizlikleri de çözülecek. Nasıl olacaksa… Yani, nasıl olacaksa... Çünkü, hangi valinin yönetiminde olduğuna da belki bağlı olacak. Dönem sırası kimdeyse, ona bağlı olarak da gelişecek bu işler. Bakalım, kim, nasıl çözecek bu işi.

Bir de çok ilginç bir şey var; "bölgelerarası dengesizlikler" diyor. Şimdi, ben size soruyorum Sayın Bakan: Bölgelerarası dengesizlikleri bir kalkınma ajansı nasıl çözer? Ben, şimdi, İzmir kalkınma ajansı olayım. Ben, ne yapacağım; kardeş kalkınma ajansı mı oluşturacağım kendime? Ben, Güneydoğu Anadolu Bölgesinden 3 tane ilin oluşturduğu bir şeyi kalkınma ajansı kardeşliğiyle mi alacağım? Nasıl yapacağım ben bu işi? Yani, ben, bir kalkınma ajansı olarak, bölgelerarası dengesizliği nasıl çözeceğim; bana bunun sırrını açıklayın. Eğer bir ulusal bakışınız yoksa, yani, bütününe tepeden bir bakışınız yoksa, bir kalkınma ajansı -çok da büyük kaynağı var; diyelim, Kocaeli'nin içinde olduğu; kaynakları da çok- nasıl yapacak yani? Hadi bir tanesiyle yaptı; 25 tane diğeriyle nasıl olacak bu işler?

Yani, bu bölgelerarası dengesizlik lafı, diyeceksiniz ki, bizim tasarımızda yoktu, komisyon ekledi. Ee, komisyon da, işte, arada bir katkıda bulunmaya çalışıyor; ne yapalım?! Yani, bu, tabiî, ucubeyi daha büyük bir ucube haline getirmiş bir şey. Yani, açıkçası böyle bir şey olamaz! Yani, bir kalkınma ajansı eliyle, siz, bölgelerarası gelişmişlik farklarını azaltmak gibi bir tasavvurunuz dahi olamaz. Ha, bölge içini anlarım, söylersiniz; olmaz da, sadece lafını edersiniz; ama, bunun lafını bile edemezsiniz. Yani, burada, bölgesel kalkınmayı tamamen Türkiye'nin sözlüğünden çıkaracaksınız, ulusal kalkınma planlamasından vazgeçeceğiz reel olarak, fiilî olarak, gerçek olarak, arkasından, milleti avutmak üzere bir de bölgelerarası eşitsizlikleri azaltacağız. Hadi canım sende, buna çok uygun düşen bir söz herhalde.

Şimdi, DPT ne olacak peki? DPT diye bir kuruluşumuz var. Bu yetkiler DPT'nin değil mi? Yani, bölgelerarası dengesizlikleri azaltmak, yine bölge içi dengesizleri azaltmak, DPT'nin görevi değil mi? DPT'ye kanunla verilmiş birtakım görev ve sorumluluklar, nasıl olur da, o kanun orada dururken, bir başka kuruluşa ya da kuruluşların teşkilat yapısına girer; bunu soruyorum. Yani, orada bir kurum var; DPT. Onun kanunuyla ona verilmiş birtakım görev ve sorumluluklar var. O orada duruyor, değiştirmiyorsunuz; ama, 26 tane yeni unsur çıkarıyorsunuz, diyorsunuz ki, bunun da bölgelerarası eşitsizlikleri azaltma görevi var. Yani, hani "buna kargalar bile güler" dedikleri türden, bir hukuk sistemiyle, idarî sistemle uyuşmayan yapılar ortaya çıkarıyorsunuz. Üstelik de, bu DPT'nin görevlerini bir şekilde vermiş gözüktüğünüz kuruluşların kamusal niteliği bile yok, kamusal diyemiyorsunuz. Aslında, bir kamu tüzelkişiliği; çünkü, kamu kaynağı kullanıyor. Biz diyoruz bunu; ama, sizin yasanızda bu bile denemiyor ve bu, ama, ne yapıyor; DPT'nin görevlerini de bir şekilde üstlenmiş de gözüküyor.

Şimdi, bir başka farklılık sizin şeyinizde; o olumlu bir farklılık: Sizin tasarınızda, yönetim kurulu yapısı içinde il genel meclisi başkanı yoktu. Bereket versin, burada, Plan ve Bütçe Komisyonunda, il genel meclisi başkanı -o seçilmiş bir başkan artık- onu da yapıya eklemişler; ama, bu yeterli olur mu? Demin söyledim, tekrar gelmeyeyim. Bir Ekonomik Sosyal Konseyin bile gerisinde bir yapıyla, neyi, nasıl çözersiniz?!

Haa, tabiî, bir değişiklik daha var. Sizin teklifinizde, il özel idarelerinin bir önceki yıl gerçekleşmiş bütçe gelirlerinin, yani, il özel idaresinin kendi bütçesinin, tabiî, yüzde 5'ini aktarması söz konusu; bu, yüzde 1'e indirildi. Belediyeler için yüzde 1'di, yine yüzde 1 kaldı; ama, Bakan Kuruluna her ikisi için yetki verildi. Şimdi, değişiklik şu; bir olumlu değişiklik: İl özel idarelerinin parasına daha az el konuluyor; yüzde 5 yerine, onun kaynaklarının yüzde 1'ine el konuluyor. Olumlu diyorsunuz; ama, altta bir paragraf var; Bakanlar Kurulu diyorsunuz, bunu tekrar yüzde 5'e artırmaya yetkilidir. Buyurun bakalım!.. Yani, Bakanlar Kuruluna yetki verdikten sonra, yasama organının bunu yüzde 1'e düşürmesinin bir anlamı var mı?! Yani, il özel idaresinin yüzde 5'e kadar geliri gidebilir.

Belediyeler için bir olumlu şey gelmiş gibi gözüküyor. Yüzde yarıma kadar inebilir yüzde 1 diyorsunuz; ama, tekrar yüzde 1'e yükseltmeye yetkilidir. Zaten, yüzde yarıma indirme yetkisi de orada; indirmeyebilir.

Soru şu: Yani, bir anlamda, il ve birkaç ilin bünyesinde kurulan bu kalkınma ajansları kimin parasıyla iş yapacaklar? Yani, sizin yerel yönetime ilişkin gerek İl Özel İdaresi gerekse de Belediye Gelirleri Kanununda yapmayı tasarladığınız değişiklikleri biliyoruz. Anlamlı hiçbir artış yapmıyorsunuz; ama, bir yandan da bunların kaynaklarına el koyan yeni kademeler ortaya çıkarıyorsunuz. Bu mu yerel yönetim anlayışı?! Yani, bu bir kandırmaca değil mi o zaman?!

Şimdi, devam edelim. Bir başka soru ve sorun aslında şu: Şimdi, bu kalkınma ajanslarının elinde biriken kaynaklar, dışkaynaklar ne olur, bilmiyoruz -yardımlar vesaire ya da Avrupa Birliğinden gelecek- ama, bizim bildiğimiz, burada öngörülen, işte, merkez bütçeden aktarılan bir yüzde yarım var, bir de il özel idarelerinin, belediyelerin ve birazcık da işte, sanayi ve ticaret odalarının gelirinin yüzde 1'i var; esas ama kamu kaynağı. Peki, bu kamu kaynakları hangi ilkelere göre harcanacak? Hüküm yok, tasarıda hüküm yok. Hangi önceliklere göre harcanacak; hangi sektörel tercihlere göre harcanacak? Tasarıda bununla ilgili hiçbir hüküm yok. Peki, bunları kim belirleyecek; yani, hangi bir bütünsel planlama anlayışı içinde bunlar belirlenecek? Peki, bu… Size bir şey daha sorayım. Diyorsunuz ki, merkezî bütçeden aktarılacak payların nüfus, bilmem ne yanında, gelişmişlik kriteri de alınacak. Soruyorum: Gelişmişlik kriterini hangi bakımdan alacaksınız? Yani, daha az gelişmiş olan daha çok mu alacak, daha çok gelişmiş olan daha mı çok alacak; hangisi? Bu açıklanmıyor. Yani, daha çok gelişmişe daha çok vermek anlıyorum ben ilk şeyden; ama, eğer öyleyse, hani bölgelerarası kalkınmışlık farkını azaltmak?!. Yani, bir kriteri koyup da onu netleştirmezseniz, onu herkes istediği gibi o zaman kullanacak ya da siz, hükümet daha doğrusu, bunu istediğiniz gibi kullanacaksınız. Yani, yasama organının bir yetkisini de, biz bunun nasıl kullanılacağını bilmeden size vermiş olacağız.

Şimdi, burada, bu ajanslar kamu gücü kullanıyor, kamu kaynağı kullanıyor, hatta, kamu alacağını tahsil edemezse, kamu alacağını tahsilde de kamu gücü kullanıyor. Bütün bunlar var; ama, Devlet İhale Kanunu yok, Kamu İhale Kanunu yok, Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu yok, tabiî Sayıştay da yok. Yani, kamu gücü var, kamu kaynağı var; ama, denetim yok. Yani, denetim yok derken, bizim adımıza, yasama adına denetim yapacak Sayıştay da yok. Yani, biz, kamu kaynaklarını… Burada bütçe geçiriyoruz. Bu bütçenin gelirleri içinde yer alan vergi gelirlerinin yüzde yarımını bunlara aktaracağız; ama, bunun nasıl kullanıldığını bilemeyeceğiz, bizim önümüze bu hesap gelmeyecek. İktidar yetkililerine soruyorum. Bu mu yasamanın haklarının korunması?.. Yasamaya da soruyorum. Yasama, haklarını böyle mi koruyacak; denetim yetkisinden vazgeçerek mi? Bunun örneklerini gördük, 1980'lerde fon sistemi kurulurken gördük. Bu yasama kendi haklarını yürütmeye böylesine sorgusuz sualsiz devrederse, bunun sonucu, her zaman, her yerde hüsran olmuştur.

Şimdi, denetim meselesi hiç yok değil tabiî, var. Ne var; çok ilginç, size söyleyeyim; "iç denetim" deniyor. İç denetimde kim yetkili; iki kişi sayılıyor, bir, "yönetim kurulu başkanı veya genel sekreter" deniyor veya ikisinden biri. Yönetim kurulu başkanı veya genel sekreter. Genel sekreter muhtemelen olacaktır. Peki -bu genel sekretere birazdan geliriz ama- bu ikisi de kamu kaynağının kullanımını denetleme konusunda uzmanlığı olan simalar değil, kriterleri o değil. Vali ya da diğerini ona göre seçmiş değilsiniz. Müfettiş kökenli olması diye bir durum yok. Nasıl denetleyecek? Haa, bir de "iç denetçi" diye bir tane oraya süs oturtuluyor, genel sekreterin tabiî memuru durumunda.

Peki, dış denetim?.. Dış denetimde Sayıştay yok; ama, başka bir şey, bağımsız denetim kuruluşu, yani, piyasa denetleyecek. Yani, kamu kaynağı olacak, biz vereceğiz; ama, bunu piyasa denetleyecek. Yağma Hasan'ın böreği!

Değerli arkadaşlarım, tabiî, bu arada bu yapı nasıl bir yapıdır? Valileri iktidarca atıyorsunuz, güzel, peki. Genel sekreteri aslında belirliyorsunuz; siz belirliyorsunuz, sonuçta sunulacak, o onaylanacak. Yönetim kurulu başkanı için mekanizmalar öngörülmüş; ama, genel sekreter iktidarın seçtiği birisi olacak. Personelin seçiminde genel sekreter yetkili olacak. İç denetçi dediğimiz şey, zaten iktidarın denetlediği bir şey. İl genel meclisi başkanları var, tamam, belediye başkanı; bunların çoğu da partinizin şeyleri, seçilmiş insanlar. Yani, burada, hep beraber, ne güzel kamu kaynakları kullanılacak. Yani, tabiî sanayiciler, oda başkanları da girecek buraya; ama -en azından 26'sı, bunlar var- iyi de bunlar da iktidara yakın olmak üzerinden işlerini yürütüyorlar. Yani, biz bunun nasıl işleyeceği konusunda çok büyük kaygılara sahibiz. Onu bir kere burada özellikle belirtelim.

Tabiî, sizin bu küçük, orta boy sermayeyi, yatırımları koruma anlayışınızı anlayabilmemiz çok zor. Halk Bankasını özelleştirme kapsamından daha henüz çıkarmış değilsiniz. Türkiye'de KOBİ'ler ve KOSGEB konusunda kredi olanaklarının -oranlar moranlar değil, olanak, miktar, hacim olarak- şimdiye kadar çok büyük miktarlarda arttığına tanık olabilmiş değiliz. Yani, DPT'nin işlevleri daraltılıyor. Bütün bu yapı içinde, acaba nasıl, sermayenin belirli bölümleri, hiç olmazsa KOBİ'ler kollanacak, denetlenecek, bunu da bilemeyiz; ama, Türkiye'nin gelişmişliğini sadece KOBİ'ler üzerine kurmak da mümkün değil. Türkiye'nin aslında geleceğinin çok büyük ölçekli yatırımlar üzerinden de gerçekleşmesi gerekiyor. Peki, bu nasıl olacak; kalkınma ajansları üzerinden mi gerçekleşecek?!

Şimdi, tekrar söylüyorum; ulusal planlama olmadan, bölgesel planlama olmaz. Kamu kaynaklarının kullanımı denetlenmeden, kamusal çıkarlar-ulusal çıkarlar, kamusal yarar-ulusal yarar gözetilemez.

Şimdi, peki, bu proje nasıl geliyor gündeme? Bir kere, bu proje neyin projesidir; bu proje, büyük ulus devletlerin, AB gibi ulus devletler federasyonlarının, entegrasyonlarının ve onların bağrından çıkan uluslararası kurumların -IMF, vesaire gibi- ve ulusaşırı şirketlerin çıkarları doğrultusunda şekillenen bir küreselleşme sürecinde, Türkiye gibi çevre ülkelerinin ulus devlet kimliklerinin aşındırılarak şekillendirilmesinin projesidir. Çevre ülkelerin ulusal çıkar perspektifleri, aslında, gelişmiş ülkelerin ulusal çıkar perspektiflerine kıyasla önemli ölçüde aşındırılmıştır dünyada; ama, biz, büyük malî açmazlar içinde olan bir ülke olarak, bu aşındırmayı, çok daha fazla, daha yakından bugüne kadar tanıdık.

Şimdi, Türkiye, gelişmiş ülkeler elinde bu malî bağımlılık ilişkileri dolayısıyla iyice onun istediğine göre şekillendirilecek bir ülke midir, değil midir; bence, temel ayırım noktası buradadır ve iktidarın bu konuda karar süreçlerini oluşturması gerekmektedir. Yani, Türkiye'de, kamu yönetiminin anayasal tanımını, aslında merkezî idareye sadece 10 görev alanı tanımlayarak yerele bırakmak, acaba, Türkiye'nin çıkarları doğrultusunda ve üniter yapımıza uyumlu bir çaba mıdır, yoksa başka bir şey midir? Soruşturma ve teftiş yetkileri elinden alınmış -Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Yasasından bahsediyorum- bir denetçi türü icat ederek denetimi içi boş bir kavram haline getirmek mi Türkiye'nin çıkarları ve kamunun çıkarları lehinedir, yoksa aksi mi? Esnek çalışma biçimlerini… Burada girmedim, ama, kalkınma ajansları içinde var personel çalışma ve yöntemleri. Esnek çalışma biçimlerini -ki, geliyor yakında kamu personeli taslağınız- bu kamu yerel yönetim hizmetleri biriminde de, kalkınma ajanslarında da bunları egemen kılarak mı gelişeceğiz, yoksa, daha örgütlü bir toplum yapısı oluşturarak sendikalı bir yapı içinde mi Türkiye daha gelişmiş bir ülke olacak? Yani, biz, kendi ideolojisi doğrultusunda bir kadrolaşma altyapısı kuran anlayışlarla mı gelişeceğiz, yoksa, tam tersine, liyakat esaslı bir devlet adamı anlayışıyla mı gelişeceğiz? Biz, çokuluslu şirketlerin yeni kâr alanlarını gözeterek mi kalkınacağız, yoksa, kendi çıkarlarımıza öncelik mi vereceğiz? İşte, Türkiye'nin önündeki temel mesele budur. Bunun iktidarın temel meselesi olmadığı anlaşılmaktadır. Bu, bizim temel meselemizdir. Bu nedenle de bu yasaya, bu tasarıya karşı çıkıyoruz, bu nedenle buradaki uyarılarımızı yapıyoruz.

Bizi dikkatle dinlediğiniz için, hepinize teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

22 konuşma daha · 25 Ocak 2006

22 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook