İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 96. BİRLEŞİM · SALI

Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)

Oktay Vural

İzmir Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 96. Birleşim · 4. yasama yılı · 27 Nisan 2010 · 960 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Oktay Vural (MHP), 27 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 960 kelime.

Oktay Vural (MHP, İzmir). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim tutanağı, 27 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/oktay-vural-23-2010-04-27-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MHP GRUBU ADINA OKTAY VURAL (İzmir)Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; Anayasa’nın 166’ncı maddesinde vaki bir düzenlemeyle ilgili partimizin görüşlerini ifade etmek üzere söz almış bulunmaktayım.

Bugün burada millet adına, Türk milleti adına açıkçası hem devletin, devlet dediğimiz kamu gücünün yetkilerini, sınırlarını belirleyen bir anayasayı nasıl yapmamız gerektiğine ilişkin bir değişikliği tartışıyoruz; diğer taraftan da bu Anayasa çerçevesinde vatandaşlarımızın hakları, yetkileri nelerdir, sorumlulukları nelerdir, bununla ilgili bir düzenleme yapıyoruz.

Esasen burada sormamız gereken husus şudur: Bu değişikliğin sağladığı toplumsal yarar nedir? Biz bugün burada hangi toplumsal yarar için toplandık? Türk milleti adına milletimizin hangi menfaatlerini, hangi haklarını ve hangi beklentilerini karşılıyoruz? Bu sorunun cevabını her milletvekilinin sorması gerekir. Burada haklar ve sorumluluklar mı vardır, yoksa birtakım çıkar kaygıları, gelecek kaygılarıyla ilgili hususlarla ilgili normatif bir düzenleme mi yapıyoruz?

Bugün geldiğimiz bu noktada bütün bu tartışmalar ortaya koymuştur ki aslında demokratikleşme kılıfı, adı altında yapılmak istenen, yargıya yürütmenin müdahil olması, yürütme gücünün yetki alanını daha fazla genişletmektir. Dolayısıyla burada bir demokratikleşme değil, açıkçası, gücün daha fazla güç kazanması sağlanmaktadır, ki burada milletimizin menfaati olmadığı da son derece açıktır.

Bir diğer konu da özgürlükler. Kime, ne özgürlük veriyoruz? Bu özgürlük beklentilerini karşılayan hangi konuları getiriyoruz? Acaba hangi özgürlüklerin altyapısı hazırlanmaktadır bu Anayasa’da? Yine görülmüştür ki burada normatif bir düzenlemeden ziyade bürokratik bir oligarşi vasıtasıyla özgürlükleri, açıkçası, Anayasa’mızın belirlediği ulus devlet ve üniter yapı dışında özgürlük alanını genişletmek ve böylelikle “millet” tanımıyla ayrışmaya yol açacak bir özgürlük tanımı oluşturmaktır.

Şimdi, burada tartıştığımız bu Anayasa değişikliğinde toplumun hangi beklentisi vardır? Ve toplumun hangi sorunlarına, bu iradeyi ortaya koyanların bir bakış açısı vardır, nasıl bakıyorlar? Bu sorunları nasıl görüyorlar? Bütün bunları dikkate aldığımız zaman, esas itibarıyla bu değişiklikte, bir zümre ve parti menfaati korunmuştur, kişi menfaati korunmuştur. Toplumsal yarardan uzak bir Anayasa değişikliği yapıyoruz. Oysa, anayasaları millet için yapmamız lazım. Anayasaları, sizlerin, açıkçası Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna ya da Anayasa Mahkemesine bürokratik atama mekanizması oluşturmak için yapmamak gerekiyor. Bugün, bu Anayasa, doğrudan doğruya atamaları yapan bir Anayasa değişikliği, tayin, terfi… Burada çıkar maksimizasyonu, bireysel, parti ya da siyasal bir çıkar maksimizasyonu varken toplumsal fayda maksimizasyonu yoktur.

Bu Anayasa değişikliğinde, bugün Türkiye'nin içinde bulunduğu ekonomik sorunlarla ilgili ne vardır? Hiçbir şey. Türkiye’de ekonomik sıkıntılar yoktur, Türkiye’de işsizlik yoktur. Yoksullarla ilgili var mı bir şey? Hayır, yok. Peki, yürütmenin gücüyle sürgüne gönderilen memurların sürgüne gönderilmesini engelleyen bir şey var mı? Yok. Peki, ailelerin bölünmesini önleyecek girişimler var mı, hususlar var mı? Yok. Bütün bunlara baktığımız zaman, gerçekten burada, doğrudan doğruya Türkiye'nin ve milletimizin içinde bulunduğu sorunlarla, ekonomik mahiyette hiçbir şey yok. Ne var? Memurlarla ilgili “toplu görüşme” lafı “toplu sözleşme”, “Uzlaştırma kurulu kararları kesindir…” Yani doğrusu, Bakanlar Kurulu… Kanun çıkartırsınız “Uzlaştırma kurulu kararları kesindir.” dersiniz, olur biter. Dolayısıyla, burada, bakıldığı zaman, ekonomik ve sosyal kesimlerin menfaatleri söz konusu değildir. Açıkçası, çok dar bir çevrenin menfaati ve maksimizasyonu, fayda maksimizasyonu için bir Anayasa maalesef yapmaktayız. Hızlı adalet var mı? Milletimiz adaletin gecikmesinden şikâyetçi. Yok. Geciken adaletle ilgili tedbir var mı? Yok. Peki, adaletle vatandaş arasına giren mekanizmaları önleyecek bir şey var mı? Yok. Peki, burada bu gücü elinde tutanların politik yozlaşmayla bu gücü kendi menfaatlerine kullanmasını engelleyen bir şey var mı? Yok. “Şu partiye oy verdin, sana hizmet götürmeyeceğim. Eğer siz bana oy vermezseniz yardımlar gelmez, hizmetler gelmez.” Bunu engelleyen bir husus var mı? Yok. İşte, burada, bakıldığı zaman, burada asıl amaç, doğrudan doğruya vatandaşın menfaatlerini maksimize etmek isteyen bir düşünce yoktur, doğrudan doğruya yürütmenin kendi gücünü daha fazla artırmak için bunları kullandığı açıktır. Bütün bunlarla ilgili politik yozlaşmayı engelleyecek hiçbir hüküm yok.

Dokunulmazlıklar var mı? Yok. Millî denetim sistemi var mı? Yok. Yolsuzlukla mücadele… Türkiye’de yolsuzluk diye bir sorun yok mudur? Bakın, bu konuda yaptığımız açıklamalarda siyasi partilerin finansmanıyla ilgili bir norm getirmeniz gerekmiyor muydu? Gerekiyordu ama getirmediniz. Denetim etkinliği… Türkiye denetim kurulunun kurulması, getirmediniz. Belediyelerin denetimi, getirmediniz. Bunlarla ilgili, yürütmenin gücünü sınırlayacak hiçbir hususla ilgili atılmış bir adım yok ve geldiğimiz bu noktada gerçekten bu değişiklik hayati bir değişikliktir. Zaten diğerlerinden vazgeçerler ama bundan vazgeçmezler. Çok önemli bir değişiklik olduğunu itiraf etmek istiyorum. Neymiş? Ekonomik ve Sosyal Konsey kurulurmuş istişari mahiyette. Ya, elinizi tutan mı var? Burada diyor: “Kalkınma planlarının hazırlanmasına ilişkin usul ve esaslar kanunla düzenlenir.” Yani, şimdi, bu kadar milletvekiliyle, bu kadar gizli oylarla yaptığınız iş ve işlem nedir? Bu Ekonomik ve Sosyal Konseyin üyeleri kim olacak? Belirsiz. Sınırları nedir? Belirsiz, iştişari mahiyette. Yani seçilecek belli değil, yapılacak belli değil, ekonomik ve sosyal… Sizin yaptığınız iş, bununla… Ekonomik ve Sosyal Konsey kurmak için Anayasa değişikliği yapıyorsunuz. Var Ekonomik ve Sosyal Konsey, var. Bakın, burada, sayın milletvekilleri, Türk milleti, Anayasa’mızda “Ekonomik hükümler. Planlama” başlığı altında düzenlenir ve buna “Ekonomik ve Sosyal Konsey” koyuyorlar.

Şimdi, bakıldığı zaman, Ekonomik ve Sosyal Konsey kurma çok önemli bir adımmış gibi gerçekten buraya getirilmesi çok fuzuli işgal. Yani böyle bir konuda Anayasa değişikliği yapmayı, gerçekten, millî iradeye saygısızlık olarak gördüğümü ifade etmek istiyorum.

“Planda millî tasarrufu artıracaksınız.” diyor. AKP döneminde tasarruf düştü. Burada diyor ki: “Yatırımlarda toplum yararlarını ve gereklerini gözeteceksiniz.” AKP döneminde portföy yatırımları arttı, işsizliği önleyecek, teknoloji geliştirecek yatırımlar azaldı. Bütün bunlara baktığımız zaman, dış ödemelerde dengeyi sağlayıcı tedbirler alması lazım. Buna da uymamışsınız.

Şimdi, böyle bakıldığı zaman, AKP’nin ekonomi politikasının kimin tarafında olduğuna ilişkin, hangi kamusal tercihi temsil ettiğine ilişkin hiçbir unsur yok. Bugün geldiğimiz bu noktada, maalesef, ekonomiyle ilgili getirdiğiniz tek şey Ekonomik ve Sosyal Konseyin kurulmasıdır.

Bakın, 21’inci Dönemde, değerli milletvekilleri “Ücrette adalet” başlığı altında çalışanların geçim şartlarını, mali imkânların dışında, bunları ekledik. Çok önemli. Sosyal ve ekonomik hakların sınırında ekonomik istikrarın korunması hükmünü getirdik ve politik yozlaşmayla ilgili yasama dokunulmazlığıyla ilgili düzenlemeyi getirdik, Meclis soruşturmalarında aklama ve paklama vasıtası olmasın diye gizli oy esasını getirdik.

Şimdi, bütün bunlara bakıldığı zaman, gerçekten, bu Anayasa değişikliğinin özü, açıkçası, son derece açık ve bellidir. Biz burada bir atama operasyonu yapıyoruz aslında yani burada toplanıp atama operasyonu, bürokratik oligarşiyi oluşturan hâkimiyet…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

75 konuşma daha · 27 Nisan 2010

75 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook