İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 119. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Yükseköğretim kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.238)

Ömer İnan

Mersin Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 119. Birleşim · 2. yasama yılı · 18 Haziran 2008 · 455 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ömer İnan (AK Parti), 18 Haziran 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 119. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.238)); konuşma 455 kelime.

Ömer İnan (AK Parti, Mersin). “Yükseköğretim kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.238)”. TBMM Genel Kurulu, 119. Birleşim tutanağı, 18 Haziran 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/omer-inan-23-2008-06-18-yuksekogretim-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s-238 (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ÖMER İNAN (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 238 sıra sayılı Kanun Tasarısı’yla ilgili, şahsım adına görüşleri açıklamak üzere huzurunuzdayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

2’nci maddeyle 2547 sayılı Kanun’un 13/a fıkrasında bir değişiklik yapılıyor. Çünkü mevcut Kanun’da, yeni kurulan üniversitelerin rektörlerinin tayiniyle ilgili tam bir açıklık yoktu, bu boşluk giderilmiş oluyor.

Mevcut Kanun’da rektör seçimi, eski üniversiteler için şöyle: Hatırlatmak için tekrar edeyim. Öğretim üyeleri 6 kişiyi rektör adayı olarak belirleyip YÖK’e gönderir. YÖK bunlardan 3’ünü seçer, Cumhurbaşkanına gönderir. Cumhurbaşkanı da bu 3’ten 1’ini rektör olarak atar, usul budur eski üniversitelerde. Buna da biz “seçim” diyoruz. Aslında bunun seçimle filan alakası yok. Şöyle düşünün: Bir üniversitede 6 adaydan biri 400 oy almış olsun, diğeri 200, üçüncüsü 100, sonraki 50, bir sonraki 5, bir tanesi de sadece kendine oy vermiş olsun, 1 oy alsın. YÖK pekâlâ kendine oy veren bir kişiyi listenin başına getirip Cumhurbaşkanına gönderebilir, Cumhurbaşkanı da bunu rektör olarak atar. Buna “seçim” demek mümkün müdür arkadaşlar? Bu, sakat bir iştir. Bunun behemehâl düzeltilmesi lazım. Buraya çıkan herkes, iktidarıyla muhalefetiyle bu YÖK’ün uygun bir yapılanmada olmadığını söylüyor. O zaman bize ne oluyor? Bu Meclis ne işe yarar? Niye değiştirmiyoruz oturup hep birlikte? Makulün peşinde değil miyiz arkadaşlar?

Birçok saçmalıklar var. Rektördeki yetki bir bakanda dahi yok. Bunları düşünmemiz lazım gelmez mi? Devletin verdiği parayla üniversiteyi idare edecek ve layüsel bir şekilde hareket edecek, bunların tekrar gözden geçirilmesi gerekiyor. Oturup düşünmemiz lazım, gerçek bir reform yapmamız lazım. Her birimiz çıkıp YÖK’ten şikâyet ediyoruz. O zaman oturup düzeltelim. İdari özerklik, mali özerklik, akademik özerklik; söylenip duruyor bunlar, e, gelin yapalım. Bir defa tabiri düzeltelim. Akademik özerklik olmaz, akademik özerklik kurumsaldır, aslı bilimsel özgürlüktür. Bilimsel özgürlük, idari özerklik, mali özerklik, evet, gelin, bunları görüşelim. İdari özerklikle mali özerklik zaten birbiriyle bağlantılıdır, biri olmadan öbürü olmaz, bir işe yaramaz. Bunu hangi üniversitelere nasıl vereceğiz hep birlikte karar verelim arkadaşlar. Birbirimizi suçlamayalım. YÖK’ü planlama yapan bir kuruluş, koordinasyon yapan bir kuruluş hâline getirelim, başka bir şeye karışmasın. Yani, bir plan, program dâhilinde hareket ediliyor mu? Şikâyet ediyoruz, diyoruz ki: “Dershaneler şöyle, böyle… Dershaneye mahkûm oldu çocuklar.” Ee, düzeltelim. Müfredat başka, sorular başka. Yani çocuk, lisede okurken hocasının öğrettiği soruların dışında bambaşka sorularla üniversite imtihanında karşılaşıyor. Dershanecilik ayrı bir sektör olmuş. Bu normal midir arkadaşlar? Bunları düzeltmemiz lazım. Bu da bize düşüyor. Oturup hep birlikte, birbirimizi suçlamak yerine, karar vereceğiz. Öğrencileri mağdur etmenin hiçbir manası yok.

Bir de bu özerklikleri düşünürken şunu da düşünmemizde fayda var diyorum: Özel üniversiteleri de düşünelim. Biliyorsunuz vakıf üniversiteleri, bu özel üniversiteyi kurmanın hileişeriyesidir. Aslında, kendi aramızda konuşurken “özel üniversite” diyoruz değil mi bunlara? Bilkent’e “özel üniversite” diyoruz kendi aramızda konuşurken, aslında vakıf üniversitesi. Ee, niye bu böyle? Özel üniversite kurulamaz Anayasa’ya göre, mümkün değil. Oturup onu da değiştirmemiz lazım o zaman.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

63 konuşma daha · 18 Haziran 2008

63 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook