İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)
Niğde Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 76. Birleşim · 1. yasama yılı · 7 Mayıs 2003 · 505 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Orhan Eraslan (CHP), 7 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 76. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İŞ KANUN TASARISI VE SAĞLIK AİLE ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER (S,S, 73)); konuşma 505 kelime.
Orhan Eraslan (CHP, Niğde). “İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)”. TBMM Genel Kurulu, 76. Birleşim tutanağı, 7 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/orhan-eraslan-22-2003-05-07-is-kanun-tasarisi-ve-saglik-aile-calisma-ve-sosyal-isler-s-s-73 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ORHAN ERASLAN (Niğde)Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin saygıdeğer üyeleri; görüşülmekte olan İş Kanunu Tasarısının 22 nci maddesi hakkında, şahsım adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, bildiğiniz gibi, İş Yasası Tasarısı, acele kaydıyla, 13 Mart 2003 tarihinde, gerekli şart olan 48 saat bile beklenmeden Meclis gündemine getirilmişti. O zaman, gerek Sayın Bakan ve gerekse de AKP Grup Başkanvekili Sayın Kapusuz, bu yasa tasarısının, muhakkak ki, 15 Marttan önce yetişmesi gerektiğini savundular; şayet 15 Marta yetişmezse, İş Güvencesi Yasasının yürürlüğe gireceğini, bu yasanın, iş Güvencesi Yasasını dengeleyeceğini, aksi halde, tüm dengelerin altüst olacağını ve çok kötü şeyler yaşanacağını ileri sürdüler. Konuşma tutanakları burada.
Bu, bir anlamda, İş Güvencesi Yasasıyla sağlanan hakların, İş Yasasıyla geri alınmak istenmesinin bir itirafıydı; yani, İş Güvencesi Yasasıyla işçilere kaşıkla hak verilmişti; kaşıkla verilen bu hak, İş Yasası Tasarısıyla, kepçeyle geri alınıyordu.
İş Yasasının, çalışma hayatını düzenleyen çok önemli bir yasa olduğunu ve dolayısıyla, sosyal tarafların uzlaşması gerektiği doğrultusundaki çabalarımız yok sayılarak, iktidar partisi, tasarıyı, bulunduğu hal üzerine yasalaştırmak için, zorladıkça zorladı; nihayet, bu zorlamayla netice alınamayacağını görünce, tasarı komisyona geri çekildi. Hükümet, İş Güvencesi Yasasını erteleme yoluna gitti, bu çalışma da Anayasa Mahkemesinden geri döndü.
Şu anda İş Güvencesi Yasası yürürlükte ve henüz görüşmekte olduğumuz İş Yasası Tasarısı da yasalaşmadı; ancak, iddia edildiği gibi, kıyamet kopmadı, hatta, kayda değer hiçbir şey olmadı; sadece, yaratılan sunî korku ortamıyla, işten çıkarmalar oldu. Yazıktır ki, bu ülke, elli yılı aşkın süredir "bu kış komünizm gelecek" korkusuyla, umacısıyla yönetildi; ama, komünizm filan gelmedi. Bırakınız yeni umacılar yaratmayı, yeni öcüler yaratmayı; bizim işçimiz de iş güvencesine layıktır, bizim dürüst işverenimiz de iş güvencesine layıktır. İş Yasası, İş Güvencesi Yasasının alternatifi değildir. Sunî bir korku yaratarak, gözdağı vererek, sosyal taraflar arasında uzlaşma sağlamadan, bu kadar önemli bir yasa çıkarılmaya çalışılmamalıdır.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; tasarının 22 nci maddesi, çalışma koşullarında değişiklik ve iş sözleşmesinin feshine ilişkindir. Bu madde, 1475 sayılı Yasanın 16 ncı maddesinde yer alan, işçilerin bildirimsiz fesih hakkına ilişkin olan maddeyi karşılamak üzere düzenlenmiştir; ancak, madde, gerek düzenleniş biçimiyle gerekse de içeriği bakımından 1475 sayılı Yasanın 16 ncı maddesinden çok çok daha geridir. Ancak, yine, ek tasarı, asıl tasarıya göre, 22 nci madde yönünden biraz daha insaflı ve makyajlı hale gelmiştir. Asıl tasarıda yer alan ve son derece tehlikeli olan ikinci fıkra, yasa tasarısı metninden çıkarılmış. Bu hususu olumlu buluyoruz; ancak, yasanın bütünü içinde yapılan devede kulak misali küçük bir değişikliktir, küçük bir makyajdır. Bunu bile olumlu sayıyoruz, dikkatimizden bir şey kaçırmış değiliz.
Değerli arkadaşlarım, yeni İş Yasası, temelde sosyal tarafların uzlaşmasını esas alarak yeniden düzenlenmelidir; ancak, AKP iktidarı çoğunluğuna güvenerek uzlaşma arayışına girmemiş "ben yaptım, oldu" anlayışıyla hareket etmektedir. Oysa, hükümetler çalışma barışına katkı yapabilecek çalışma yasalarını hazırlamakla mükelleftir. Ne yazık ki, esnek çalışma biçimlerinin İş Yasasına ithali doğrultusunda yapılan bu çalışma sonucunda olumlu sayamayacağımız gelişmeler olmuştur. Bu gelişmelerin hiçbirisinin ne ülke ekonomisine ne sanayie ne demokrasiye ne de örgütlü topluma katkısı yoktur.
Bu tasarının, bu şekliyle yasalaşması halinde, iki yıllık süre içerisinde ne tam gün çalışan işçi kalır ne de sendika kalır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
49 konuşma daha · 7 Mayıs 2003