Sivas ilinin tarihi ve kültürel değerleri konusunda
Genel Kurul, 106. Birleşim · 2. yasama yılı · 24 Haziran 2004 · 872 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Orhan Taş (AK Parti), 24 Haziran 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 106. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SİVAS İLİNİN TARİHİ VE KÜLTÜREL DEĞERLERİ KONUSUNDA); konuşma 872 kelime.
Orhan Taş (AK Parti, Sivas). “Sivas ilinin tarihi ve kültürel değerleri konusunda”. TBMM Genel Kurulu, 106. Birleşim tutanağı, 24 Haziran 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/orhan-tas-22-2004-06-24-sivas-ilinin-tarihi-ve-kulturel-degerleri-konusunda (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ORHAN TAŞ (Sivas)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sivas'ın tarihî ve kültürel değerleri konusunda gündemdışı söz almış bulunuyorum. Yüce Heyetinize saygılar sunarım.
Sivas, yazısız ve yazılı tarih döneminin çeşitli uygarlık izlerini ve eserlerini barındırmaktadır. Özellikle, Anadolu topraklarının Selçuklu Türklerinin egemenliğine girmesinden sonra, Sivas, Selçuklu Devletinin bir ilim ve kültür merkezi olmuştur. Osmanlılar yönetiminde eyalet merkezi olan Sivas, aynı zamanda bölgenin bir kültür merkezi durumuna gelmiştir.
Türk Milletinin istiklal mücadelesinde, 4 Eylül Kongresini yaparak Atatürk'ü bağrına basmış, Anadolu'nun kurtuluş meşalesini tutuşturmuştur. Türk Devletinin temeli de Sivas'ta atılmıştır.
Tarihî seyir içerisinde çeşitli devletlerin egemenliğine giren Sivas, bu devletlerin birçoğuna başkentlik yapmış ya da askerî, siyasî, ekonomik ve kültürel açıdan önemli ve büyük bir şehir hüviyetine sahip olmuştur.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sivas halkı, çeşitli kültür ve medeniyetler içerisinde yapıcı ve yaratıcı bir kişiliğe erişmiş, daima iyinin, güzelin ve doğrunun yanında olmuş, sanata ve sanatkâra, güzelliğe, ilme ve alime saygı göstermiştir. Şimdi, ben de, Sivaslının Türk kültürü ve tarihi açısından bıraktığı zenginliklerden bahsedeceğim.
Sivas, dörtbin yıllık tarihiyle âdeta bir kültür ve sanat şehridir. Selçuklu eserleri görülmeye değer bir niteliktedir. Özellikle tarihî camileriyle de son derece önemli bir merkezdir. Bunların başında, Mengücük oğullarından Hükümdar Süleyman Şah oğlu Ahmet Şah tarafından 1228 yılında yaptırılan, tarihî eser olarak eşsiz bir yere sahip olan Divriği Ulu Cami ve Darüşşifası gelmektedir. 1 280 metrekarelik bir alana oturan camie, kuzey, doğu ve batı yönünde yer alan, taş süslemeleriyle hayret uyandıran üç güzel kapıdan girilmektedir. Darüşşifası ise, Behram Şah'ın kızı Melike Turan Melek tarafından 1228 yılında yaptırılmıştır. Bu eşsiz anıt, 768 metrekarelik bir alana oturmaktadır; 18 inci Yüzyılda medrese haline getirildiği için, Şifahiye Medresesi de denilmektedir. Anadolu'da erken dönem mimarisinin en seçkin örneği olan Divriği Ulu Cami ve Şifahanesi, plan, mimarî, süsleme ve örtü biçiminin dengeli ve uyumlu bir şekilde ayarlanmasıyla, başlıbaşına, kendine özgü bir yapıttır.
UNESCO'nun koruma çalışmaları kapsamında yürütülen Dünya Kültür Mirası Listesinde, Türkiye'den 9 doğal varlık ve kültür varlığı bulunmaktadır. 1985 yılında, bu listede yer alan ilk üç varlık içerisinde yer alan Divriği Ulu Cami ve Darüşşifası, özgün mimarisi, estetik, kültürel ve evrensel değerleri ile ayrıca 13 üncü Yüzyılda kadın - erkek eşitliğini de simgeleyen bir anıt olarak bu listeye alınmaya layık görülmüştür.
Dünya Kültür Mirası Listesinde yer alan diğer doğal ve kültürel varlıklar içerisinde Divriği Ulu Cami ve Darüşşifası, eser olarak tek örnektir, diğerleri SİT alanıdır.
Yine aynı şekilde, Kızılaslan Bin İbrahim tarafından 1196 - 1197 yıllarında yaptırılan Sivas Ulu Cami ve 13 üncü Yüzyılda inşa edilen tuğla örgülü, silindirik gövdeli ve sekizgen kaidesinde kûfi yazı şeritleri, firuze renkli sırlı tuğladan olan minaresi çok önemlidir.
1580 yılında yapılan Kale Camii, Osmanlı dönemi camilerinin en güzelidir; yine, Meydan Camii, Aliağa Camii, Alibaba Camii tarihî öneme sahip yapıtlardır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; diğer yandan, İlimiz, medreseleri, hanları ve hamamlarıyla da göz kamaştırıcı ecdat eserleriyle bezenmiştir. İlhanlı Veziri Şemsettin Mehmet Cüveyni tarafından 1271 yılında yaptırılan Çifte Minareli Medresenin de, hadis ilmi okutulan doğu yönündeki asıl cephesi ayakta kalmıştır.
Selçuklu Veziri Sahip Ata Fahrettin Ali tarafından 1271 yılında yaptırılan Gök Medrese, adını, taç kapı üzerinde yükselen tuğla örgülü iki minaresindeki mavi çinilerden almıştır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun, tamamlayın efendim.
ORHAN TAŞ (Devamla)Taç kapı, plastik sanatların şaheserlerindedir. Medresede, mescit ve darül hadis bölümü mevcuttur.
Şifahiye Medresesi, 1217 yılında Selçuklu Sultanı I. İzzettin Keykavus tarafından yaptırılmış olup, Anadolu Selçuklu tıp sitelerinin ve hastanelerinin en eski ve en büyük boyutlularındandır. 1220 yılında vefat eden I. İzzettin Keykavus, vasiyeti üzerine, çok sevdiği Sivas'taki Şifahiye Medresesinin güney eyvanındaki türbede, ailesiyle birlikte medfundur.
Buruciye Medresesi: Anadolu Selçuklu Sultanı III. Gıyasettin Keyhüsrev zamanında 1271 yılında yapılan medrese, taç kapıdaki taş işçiliğiyle, girişin solunda yer alan türbe çinileriyle önemlidir.
Bu kadar zengin tarih ve kültür mirasına sahip, açık hava müzesi olan ilimiz, maksatlı ve bilinçli olarak, her alanda olduğu gibi turizm alanında da geri bırakılmış ve bu eserlere hak ettikleri ilgi gösterilmemiştir.
İlimiz, her alanda yetiştirdiği insanlarla, Türk kültürüne büyük hizmetlerde bulunmuştur. Sağlam tarihî dokusunu "göl yerinde su eksik olmaz" atasözünü teyit edercesine, Selçuklu, Eratna, Danişment ve Osmanlı bileşkesiyle meydana getirdiği bir medeniyet beşiği olan Sivas, yetiştirdiği büyük şair, ilim ve devlet adamları itibariyle, verimli bir beldedir. Kadı Burhanettinleri, İbni Humamları, Molla Hüsrevleri, Hasan ve Behram Paşaları yetiştiren Sıvas, Pir Sultan Abdalları, Muzaffer Sarısözenleri ve özellikle de âşıklık geleneğinin dost ve gönül adamı Âşık Veysel'i bağrından çıkarmıştır, adına festivaller düzenlenmektedir.
"Ben giderim adım kalır,
Dostlar beni hatırlasın,
Düğün olur bayram gelir,
Dostlar beni hatırlasın"
diyen Âşığımızı, adına düzenlenen festivalle 9-10-11 Temmuz 2004 tarihlerinde hatırlıyoruz ve tüm vatandaşlarımızı ve özellikle siz sayın vekillerimizi festivalimize bekliyoruz.
Sayamayacağımız kadar çok kültürel ve tarihî esere sahip Sivasımızın mevcut ecdat yadigârlarının korunmasını, bakım ve onarımının yapılıp bir an önce Türk turizmine kazandırılmasını ve görkemli, ihtişamlı günlerine dönmesini sabırsızlıkla beklemekteyiz.
Sanayide geri kalmış illerimiz için hükümetimizin çıkarmış olduğu teşvik yasasından faydalanan ilimiz, sanayi şehri olma yolundadır. Bu yasadan daha fazla faydalanabilmek için bütün işadamlarımızı Sivas'a yatırım yapmaya bekliyoruz. Yatırımcıya yardımcı olmak için elimizden gelen bütün gayreti sarf edeceğimizi buradan ifade etmek istiyorum.
Sivas'ın turizmden de hak ettiği payı alması için, doğal zenginlikleri, gölleri, şelaleleri, kaplıcaları ve tarihî eserleriyle bir açık hava müzesi ve kültür merkezi olan Sivas, Kültür ve Turizm Bakanlığından, daha fazla tanıtım, daha fazla ilgi, beklemekte ve ekonomik kazanımlardan da nasibini almayı istemektedir.
Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
19 konuşma daha · 24 Haziran 2004
