Küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin mali sektöre olan borçlarının yeniden yapılandırılması hakkında kanun tasarısı (s.s.1312)
Tokat Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 44. Birleşim · 5. yasama yılı · 26 Aralık 2006 · 1.107 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Orhan Ziya Diren (CHP), 26 Aralık 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 44. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KÜÇÜK VE ORTA BÜYÜKLÜKTEKİ İŞLETMELERİN MALİ SEKTÖRE OLAN BORÇLARININ YENİDEN YAPILANDIRILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI (S.S.1312)); konuşma 1.107 kelime.
Orhan Ziya Diren (CHP, Tokat). “Küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin mali sektöre olan borçlarının yeniden yapılandırılması hakkında kanun tasarısı (s.s.1312)”. TBMM Genel Kurulu, 44. Birleşim tutanağı, 26 Aralık 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/orhan-ziya-diren-22-2006-12-26-kucuk-ve-orta-buyuklukteki-isletmelerin-mali-sektore-olan-borclarinin (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c143/b044/tbmm221430440057.pdf
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)CHP GRUBU ADINA ORHAN ZİYA DİREN (Tokat)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmelerin Mali Sektöre Olan Borçlarının Yeniden Yapılandırılması Hakkında Kanun Tasarısı ile Planı ve Bütçe Komisyonu Raporu'nun 3'üncü maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.
Gerçekten, 18 Kasım 2005'te Resmî Gazete'de yayımlanan yönetmeliğe göre, KOBİ'lerin tanımı, nitelikleri ve sınıflandırılması sarahate kavuşturulmuştur. Bunu, memnuniyetle karşılıyoruz. Bu arada, İstanbul Yaklaşımı'yla birtakım KOBİ'lerimizin sorunları çözülmüş olmasına karşın, sivil toplum örgütlerinden gelen talepler karşısında "Anadolu Yaklaşımı" adı altında yeni bir yaklaşımla, bu sorunları çözmek üzere bir karar vermiş bulunuyoruz. Cumhuriyet Halk Partisinin bu konudaki görüşleri de, baştan söyleyeyim, olumludur. Bu konuya sonuna kadar destek veriyoruz.
Avrupa Birliğinde KOBİ tanımı biraz daha değişik. Orada, işçi sayılarını biraz sınıflamışlar bizdeki global tarife karşı. Ancak, tabii, bu sarahate kavuşmanın, ülkemizde var olan beş altı farklı tanımı tek deyim altında toplamasını da memnuniyetle karşılıyoruz.
Yine, Türkiye'mizdeki işletme sayıları yaklaşık 1 milyon 720 bin. Bunların içerisinde, işte 10 personelden 250'ye kadar personel çalıştıran, sayımızda, büyük çoğunluğu oluşturuyor. Ancak, 150 ila 250 kişi arasında istihdam yaratan işletmelerimizin sayısının binde 2 olduğunu da bu arada, üzülerek ifade etmek istiyorum.
Yine, imalat sanayisindeki işletme sayıları açısından bakacak olursak da, KOSGEB kapsamındaki KOBİ sayımızın yaklaşık 245 bin civarında olduğunu, bunlarınsa, yine, 100 personelden 250'ye kadar kişi çalıştıran KOBİ sayısının da 3.600 civarında olduğunu, ama 245 binin içerisinde çok büyük bir oran teşkil etmediğini de yine üzülerek görebiliyoruz. Bu, KOBİ'lerimizin yeteri kadar güçlü olmadığını da ifade eden rakamlar olarak karşımıza çıkıyor.
Yine, işletmelerin hukuki yapısına göre dağılımlarına da bir bakacak olursak, bunların kurumsallaşmış, limitet ve anonim şirket tüzel kişiliği altında kurumsallaşmış miktarı yüzde 15-yüzde 16 civarında ki, bunu olumlu bir rakam olarak söyleyebiliriz.
Sektörler bazında bakacak olursak, ticaret, imalat sanayisi, inşaat, otel, lokanta, ulaştırma, sosyal hizmetler olarak yaklaşık 1 milyon 720 bin girişim var. Bunlar arasında özellikle 2000-2001 krizinde perişan olmuş ciddi bir taahhüt sektörü de var ki, inşallah, bunlar da, bu çıkaracağımız yasadan faydalanmak suretiyle, ülkemize katkılarına devam ederler.
KOBİ'lerimizin ülke ekonomisindeki yerini de karşılaştırmalı olarak inceleyecek olursak, yaklaşık, Türkiye'mizde, tüm işletmeler içerisindeki KOBİ'lerimizin toplam işletme sayısındaki rakamının yüzde 98, yani dünya ortalamasına neredeyse eşit düzeyde olduğunu da yine memnuniyetle görüyoruz. Çünkü, KOBİ'ler gerçekten ekonominin motorları, lokomotifleri; ancak, istihdam içerisindeki paylarının yaklaşık yüzde 76,7 olması Avrupa ortalamasının çok daha üzerinde olduğunu gösteriyor. Hem KOBİ sayımız fazla hem istihdam sayımız, oranımız daha yüksek. Dolayısıyla, KOBİ'lerimizdeki birim/kişi başına düşen üretim maliyetlerindeki artış, burada aşağı yukarı ortaya çıkıyor ki, bu da KOBİ'lerimizin rekabet kabiliyetini büyük ölçüde azaltıyor. Yine, yatırımlar içindeki payları, katma değer içerisindeki payları da değerlendirilebilir; ama, bunların içerisinde en dikkat çekenlerden bir tanesi, Amerika Birleşik Devletleri'nde KOBİ'lerin kredilerden aldığı pay yüzde 42,7, Japonya'da yüzde 50, Fransa'da yüzde 29, Güney Kore'de yüzde 47. Ancak, Türkiye'mizde KOBİ'lerin bu kredilerden aldığı payın yüzde 5 gibi çok küçük bir rakam olduğunu da görüyoruz.
Bilindiği gibi, 1974 yılında Basel-1 kriterleri tespit edilmiş ve ülke merkez bankalarının oluşturduğu uluslararası bir kuruluş 1988 yılında Basel-1 kararlarıyla bankaların uyması gereken standartları ortaya koymuştur. Mali piyasaların gelişmesiyle ve karmaşıklaşmasıyla Basel-1 yetersiz kalmış ve 2007 yılından itibaren uygulanmak üzere yeni standartlar içeren Basel-2 kararları devreye sokulmuştur. Bu kararlara göre, bundan sonra bankalarla KOBİ'ler arasındaki ilişkiler farklı bir şekilde düzenlenecektir.
Basel-2 düzenlemesi KOBİ'leri çok yakından ilgilendirmekte ve bu düzenlemeyle tüm firmalar bankalardan aynı maliyetle kredi kullanamamakta, burada kredilendirme notu devreye girmektedir. Örneğin, dokuz gruplama yapılacak olursa -a, b, c ve her harfte üç grup- yaklaşık 9 puan gibi, azalan veya artan bir faizle bunlar da değerlendirilmiş olabilir.
KOBİ'lerimizin derecelendirme notunu yükselttirebilmek için de KOBİ'lerde kurumsallaşmanın sağlanması, ana faaliyet konusuna yoğunlaştırılması, uluslararası kabul görmüş standartlarda mali tabloların hazırlanması, fınansal enstrümanlar kullanılarak faaliyet risklerinin yok edilmesi, risk yönetimiyle ilgili nitelikli eleman istihdamına önem verilmesi ve KOBİ'lerin sermayelerinin güçlendirilmesi böylece sağlanmış olabilir diye düşünüyorum.
Ancak, KOBİ'lerimizin bu küreselleşen dünyadaki diğer ülkelerin KOBİ'leriyle rekabet ortamında eşit şartlarda mutlaka güreşmesi lazım; ancak, Türkiye'mizde, maalesef, faizlerin çok yüksek oluşu burada en büyük engel olarak karşımıza çıkıyor. Yine, faiz yüksekliği ve düşük kur uygulamasıyla kıskaç arasına girmiş bu fınansal destekteki zorunluluklar, KOBİ'lerimizin, maliyetlerini düşürmekteki en büyük engel olarak karşımıza çıkıyor.
Bankalarımızın da bu noktada, biraz daha faizler konusunda ülkenin çıkarlarını gözetici oranları tespit etmesinde büyük yararlar var, olacaktır diye düşünüyorum.
Yine, KOBİ'lerin bu finansal sorunlarını çözme anlamında İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında birkaç KOBİ'miz işlem görmekle beraber, bunların, mutlaka, ihtisaslaşmış bir borsaya da ihtiyaçları olduğunu düşünüyorum. Bir KOBİ borsaları kuruluşu anlamında bir çalışma yaparsak, bunun da onların kendilerine güvenlerinin artması, kendilerini ikinci sınıf görmemeleri anlamında çok katkısı ve yararı olacağını düşünüyorum.
Yine, bu KOBİ borsasına katılacak firmaların vergi avantajlarıyla desteklenmesi ve kayıt dışı çalışma eğilimlerinin önüne geçilmesi de çok yararlı olacaktır diye düşünüyorum.
Yine, Türkiye'mizde ihracat yapan işletmelerin illere göre dağılımına baktığımızda, İstanbul'da yüzde 55,4'le en büyük oranla yerleşmiş olduğunu, maalesef, görüyoruz.
Bu tablodan hareketle, bugün nüfus ve sanayi tesislerinin yoğunlaşmasından dolayı İstanbul'un düştüğü durumun daha da kötü hâle gelmemesi için Orta Anadolu ve doğuya kaydırılması için özendirici ve yönlendirici teşvik desteklemelerinin de mutlaka planlanması gereklidir diye düşünüyorum.
Yine, rekabet gücü bakımından, küresel rekabet sıralaması yapılmış Dünya Ekonomik Fo- rumu'nda. Burada da Türkiye'miz, maalesef, 80 küsur ülke arasında 52'nci sırada, KOBİ'lerimiz, geliyor.
Yine, KOBİ'lerimiz, Avrupa Birliği ülkelerinde ar-ge çalışmalarına ve teknolojik gelişmelerine verilen destekle geri dönüşsüz olarak işletme desteklerinin gayrisafı millî hasılaya oranı Avrupa'da binde 2,5 Türkiye'mizde ise, maalesef, bu oran, hâlen 6 rakamlarındadır ki, bu manada da KOBİ'lerimizin mutlaka desteklenmesi gerekir diye düşünüyorum. Hazır, BDDK Başkanımız da buradayken bankalarla ilgili bir konuyu da dile getirmeden geçemeyeceğim.
Bakınız, bugün, alışveriş yapmaya gittiğimizde hepimizin cebinde, en az kazanandan en çok kazanana kadar birkaç tane kredi kartı var. Bu kredi kartları, maalesef, insanlarımızı şuursuzca bir tüketim ortamına sürüklemekte ve borç içerisine sokmaktadır.
Yine, ülkemizde, özellikle toplu konut yapımının hızlandırılması ve bireysel kredilerin, özellikle otomobil alımıyla ilgili kredilerin çok kolayca verilmesi suretiyle halkımız bu manada da ciddi bir borçlanma içerisine sokulmuş ve insanlarımız sadece bu borçlarını öderken temel ihtiyaç maddelerini dahi temin edemez noktaya gelmişlerdir. Bu noktada da bu kredi kartlarındaki, nasıl söyleyeyim, kolay harcamanın bir şekilde önüne geçilmek suretiyle insanlarımızın da daha huzur içerisinde, kazandıklarını daha planlı olarak harcamalarının sağlanmasına özen gösterilmesi gerekir diye düşünüyorum.
Yine, bu ticarethanelerde, gittiğimizde hepimiz görüyoruz, her kasada mutlaka on-on beş tane post makinesi var ki, bu makinelerin her birisi 300 dolara Türkiyemize geliyor. Bunlar yurt dışından ithal edildiğine ve 1 milyon 750 bin, yaklaşık, işletme olduğuna göre, her birinde beşer tane cihaz olduğunu düşünecek olursak, burada çok büyük bir paranın yurt dışına sadece bu makinelerin temini için gönderildiğini görüyoruz. Bu noktada da mutlaka bankalar arası bir ortak yönetimle bu makinelerin mutlaka daha az sayıya indirilmesi memleketimize büyük tasarruflar sağlayacaktır diye düşünüyorum.
Çok yakında, birkaç gün içerisinde idrak edeceğimiz mübarek Kurban Bayramı'nızın kutlu ve mutlu olmasını diliyorum, yeni yılın başarılarla ve sevgilerle dolu olmasını diliyor, hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
21 konuşma daha · 26 Aralık 2006