Emekli sandığı kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun (ss.72)
Uşak Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 47. Birleşim · 1. yasama yılı · 15 Mart 2003 · 1.436 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma
Kaynak göster
Osman Coşkunoğlu (CHP), 15 Mart 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: EMEKLİ SANDIĞI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN (SS.72)); konuşma 1.436 kelime.
Osman Coşkunoğlu (CHP, Uşak). “Emekli sandığı kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun (ss.72)”. TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim tutanağı, 15 Mart 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-coskunoglu-22-2003-03-15-emekli-sandigi-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-ss-72 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA OSMAN COŞKUNOĞLU (Uşak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, görüşlerimizi bildirmek üzere huzurunuzdayım.
Önümüzdeki yasa tasarısında genel olarak iki değişiklik yapılıyor; bir tanesi, çalışma hakkını 65 yaştan, 61'e çekiyor, 65 yaşına kadar çalışabilecek olanların 61 yaşından sonra çalışmalarını engelliyor; ikincisi, durumlarını çok iyi bildiğimiz Emekli Sandığından maaş alan yurttaşlarımızın, maaşlarından kesinti yapılıyor. Bu tasarının, genel olarak, bu iki amacı vardır.
Bunlar üzerine konuşmadan önce, bir hatırlatma yapmak isterim. Öncelikle, yeni hükümetimizin, hepimize ve ülkemize hayırlı olmasını dilerim. Bu yeni hükümetin oluşması için, genel başkan seçilmiş kişinin milletvekili seçilememesine neden olan durumu düzeltme çabalarınıza bulunduğumuz katkıları hatırlatmak isterim. Neden; çünkü, bu, alışılmış bir muhalefet anlayışı değildi; biz, bunu, özellikle Adalet ve Kalkınma Partisine bir iyilik yapmak için yapmadık -özellikle iyilik yapmak için yapacağımız şeyler de olabilir belki- biz, bunu, demokrasi anlayışımızın bir gereği olarak yaptık; biz, bunu, halk iradesine olan saygımızın sonucu olarak yaptık ve de düzgün bir şekilde yaptık. Şimdi, sayın milletvekilleri, Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekilleri, sizleri de, benzer bir şekilde, halk iradesine, daha üç dört ay önce oyuna talip olduğunuz ve oyunu aldığınız halkın iradesine ve isteklerine biraz daha duyarlı olmaya çağırıyorum. Biz, alışılmış bir muhalefet anlayışıyla hareket etmedik, siz de, alışılmış bir iktidar anlayışı içerisinde -eminim, seçimden önce siz de duydunuz "öyle, parmak kaldırıp indiren milletvekili olmayın" sözünü; değil mi- hükümetiniz istiyor diye, bu yasa tasarısını, otomatik olarak, düşünmeden, değerlendirmeden, oyunu alıp buralara geldiğiniz halkın iradesine saygısızlık yaparcasına, kabul etmeyin.
Konuları, beraberce, bu şekilde değerlendirmemizi dileyerek, yasa tasarısının bu iki amacını, iki önerisini -emeklilik yaşının 65'ten 61'e indirilmesini ve Emekli Sandığından maaş alanların maaşından kesinti yapılmasını- değerlendirmek istiyorum sizinle.
Neden yapılıyor bu? Söyleme göre, gerek Plan ve Bütçe Komisyonunda duyduğumuz iddiaya göre gerekse benden önceki sayın konuşmacının söylediklerinden anladığımız kadarıyla, bu tasarıyla emeklilik yaşını 65'ten 61'e indirirsek eğer, bakın neler kazanıyormuşuz: Genç nüfusumuza istihdam olanağı kazanıyormuşuz! Devlete dinamizm getiriyormuşuz! Devletteki atıl istihdam sorununu çözümlüyormuşuz!
Değerli arkadaşlarım, emeklilik yaşının 65'ten 61'e indirilmesi, 2 116 kişiyi ilgilendiren bir konudur. 2 116 gence iş vererek, gençlerimizin istihdam sorununu mu çözüyoruz?! 61-65 yaş arasındaki 2 116 kişiyi devlet kadrolarından alarak, devletin atıl istihdam sorununu mu çözüyoruz?! Devleti dinamikleştiriyor muyuz?! Çok rica ederim!.. Bu argümanların hiçbir ciddiyeti olamaz. Devletin dinamizmini artırmak için, gençlerin işsizlik sorununu çözmek için, hükümetinizin çok daha ciddî politikaları vardır umarım. Böyle, 2 000 kişiyle bu sorunu çözeceğiz diye ortaya çıkmak, inandırıcı olmuyor. O zaman, bu yasanın, bu önerinin amacı ne olabilir? Ben, sadece tahmin yapabilirim; bunlar bir itham değil; ama, bir tahminimi sizinle paylaşayım, bakalım siz de katılacak mısınız. Bunun bir tahmini olabilir, kadrolaşmak, başka bir şey aklıma gelmiyor.
Değerli arkadaşlarım, bunu deneyen oldu, çok değil, geçen dönem deneyen oldu. Meclis dışındaki bir siyasî parti geldi Meclise, iktidara, hızlı bir kadrolaşma hareketine gitti ve şimdi, Meclis dışında tekrar. Bu, işe yarar bir politika değildir. Siyasî baskı altında olabilirsiniz, çok vaatte bulundunuz seçimden önce. Bunun karşılığı olarak, ona buna iş bulmak için büyük bir gayret ve çaba içerisinde olduğunuzu gözlemliyorum; fakat, bu, onu çözmez. Bunu deneyen oldu, şu anda Meclis dışındadır.
Değerli arkadaşlarım, benim başka tahminim yok bu konuda; yani, 2 000 kişiyle gençlerin istihdam sorununu çözmek, devleti dinamizme kavuşturmak inandırıcı olmuyor.
Şimdi, biraz da ayrıntıya gireyim. Bunun politik anlamı üzerinde de, biraz, isterseniz, karşılıklı fikir alışverişi yapalım. Deniyor ki, gelişmiş ülkelerde çalışma yaş haddi yüksek olmakla birlikte, oralarda hizmetiçi eğitime tabi tutulduğu için bilgi ve beceri bakımından çağdaş gelişmeleri takip edebiliyorlar. Bu, yasa tasarısının gerekçesinde yazılı, bakın, sayfa 3'te. Yani, dış ülkelerde 65 yaşına kadar çalışabiliyor; neden; çünkü, orada hizmetiçi eğitim var deniliyor. Bizde hizmetiçi eğitim yok, onun için emekliye ayıralım. Şimdi, bunun çözümü, hizmetiçi eğitimi mi geliştirmek; yoksa, bizde hizmetiçi eğitim yok diyerek emekliye mi ayırmak?! Böyle, birtakım aksaklıkları gidereceğiz derken, daha büyük aksaklıklar çıkarılıyor.
Yaş haddinde dış ülkeleri örnek almamamız gerektiğinin birinci nedeni; orada eğitiliyor, biz eğitemiyoruz, o zaman emekliye ayıralım -diğer bir gerekçe- ikinci nedeni de, diğer ülkelerde ortalama yaşam süresinin Türkiye'dekinden daha uzun olduğu; bu da, diğer ülkelerle karşılaştırmanın ikinci sonucu. Doğru, diğer ülkelerde, 65 yaşın emeklilik yaşı olduğu ülkelerde ortalama yaşam süresi Türkiye'dekinden daha uzun; ama, değerli arkadaşlarım, iki nokta unutuluyor; birincisi, orada, emekli olanlara, emeklilikten sonra da kendi meslekî birikimlerini başka şekillerde değerlendirme olanakları sağlanabiliyor, Türkiye'de bu olanak sağlanmıyor; ikincisi, o ülkelerde, emekli olanlar, hak ettikleri yaşam düzeyini sürdürebilecek emeklilik maaşı alabiliyorlar, Türkiye'de alamıyorlar. Dolayısıyla, bir benzetme yaparken, o benzetmenin bir yönünü alıp diğer yönlerini gözardı etmek yanlış oluyor, bu da yakışmıyor.
Şimdi, bunun nedenine gelelim. Emekli Sandığından maaş alanların maaşlarından sağlık için kesinti yapılıyor. Elinizi vicdanınıza koyun, seçimden üç-beş ay önce 1 500 000 kişiyi ilgilendiren bu tasarrufu, böyle bir yasayı çıkaracağınızı söylemiş olsaydınız, yurttaşlardan ne yanıt alırdınız? Bakın, sizin seçim beyannamenizin 71 inci sayfasında neler vaat ediliyor: "Herkese sosyal güvenlik..." Bunun gibi vaatlerle oy alıp, gelip, tam tersini yapmak olmuyor.
Bu arada, gerçekçi de olalım, bütçemiz çok sıkışık; dolayısıyla, sağlık harcamalarında da birtakım israfların olduğu ortada. Bütçe sıkışık, israflar var, o zaman Emekli Sandığından maaş alan emekli, dul ve yetimlerin maaşından keserek bunu halledelim yaklaşımı, bu tasarıyla öneriliyor. Bütçenin sıkışık olduğunu biliyoruz, komisyonda, günledir gece gündüz bütçeyi tartışıyoruz; ama, bütçenin böyle sıkışık olmasından, ülkemizin bu içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılardan siz sayın Adalet ve Kalkınma Partisinin sorumlu olmadığını da biliyoruz; fakat, iktidara geldikten sonra alelacele çıkarmış olduğunuz 2 yasayı da biliyoruz; bunlardan birisi nereden buldunu ortadan kaldıran, öbürü de naylon faturacıları affeden yasaydı; bu çelişkiyi de, lütfen unutmamanızı diliyorum.
CAHİT CAN (Sinop)Bilmediğinizi sanıyorduk.
OSMAN COŞKUNOĞLU (Devamla)Naylon faturayı neden hatırlatmak istedim; çünkü, "bütçenin durumu ortada" deniliyor. Naylon faturacıları neden affettiğiniz konusunda da bu kürsüden bir mektup okundu ve verilen örnek şu idi: "30 000 000 dolarlık ihracat yapan birisinin, 30 000 000 Türk Liralık bir hayalî fatura sıkışmış oraya buraya; adamcağız sürünüyor, -bu, elbette haksızlık- bunların küçük bir miktarı" denilmek isteniyordu. Büyük iş hacmi var, küçücük bir miktar sıkışmış oraya, bu yüzden kişiler sürünüyor. Siz onları mı affettiniz? Ben, Sayın Bakana, bu naylon fatura affından kaç dosya, kaç kişi kurtuluyor veya bunun bütçeye yararı nedir sordum; yanıt alamadım.
AYHAN ZEYNEP TEKİN (Adana)Sayın Bakan burada.
OSMAN COŞKUNOĞLU (Devamla)Değerli arkadaşlarım, sadece küçük miktarda, kazaen oraya buraya sıkışmış naylon faturaları affetmeye biz de karşı değiliz; fakat, çok büyük miktarlarda, geçim kaynağını yolsuzluk üzerine kurmuş hayali ihracatçıları da affettiniz bu şekilde. Ondan sonra gelirimiz yok diye, Emekli Sandığından maaş alanların maaşına göz dikiyorsunuz. Bu çelişkinin ötesinde, ayrıca, o küçük miktarda naylon fatura, şu bu olayını da çözmedik; bundan sonra da yine olacak demektir bu; yani, bununla, ne sorunu çözdük ne de geçirilmiş olan yasa için haklı bir gerekçeydi.
Diğer bir çelişkiden daha söz edeyim. Önümüzdeki günlerde önünüze yeni bir yasa tasarısı daha gelecek; bu da, Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısıdır. Eğer komisyondan geçecek olursa, önünüze gelecek olan bu yasa tasarısında önerilen nedir biliyor musunuz; özelleştirmeyle ilgili mağdur duruma gelecek işçileri memur kadrosuna geçirmek için 70 000 kişilik memur kadrosu açmak. Özelleştirmeden mağdur duruma geçecek işçileri memur yapıyorsunuz -yapmak için yasa tasarısı var- ondan sonra, devlet memuriyetindeki eğitimi yükseltelim, dinamizmi artıralım diye bu tasarıyı getiriyorsunuz; işçi statüsünde bırakalım, niye memur yapıyoruz?
ÜNAL KACIR (İstanbul)İşi kalmamış, fabrika satılmış.
OSMAN COŞKUNOĞLU (Devamla)Bunlar çelişkidir; bir yandan 70 000 kişilik kadro açılıyor işçiyi memur yapalım diye diğer yandan da 2 116 kişiyi emekliye ayırarak devlette reform (!) yapılıyor.
AYHAN ZEYNEP TEKİN (Adana)Bizden önceki hükümetlerin yapmış olduğu hataları düzeltiyoruz.
OSMAN COŞKUNOĞLU (Devamla)Bu enkaz edebiyatı devam ediyor, peki...
Şimdi, değerli arkadaşlarım, özetle, 2 000 kişiyle ne genç işsiz sorununu çözersiniz ne hantal devlet sorununu çözersiniz ne de devlete dinamizm getirirsiniz, üstelik 70 000 kişilik yeni bir kadro açıyorsunuz.
Bu yasayı dikkatle değerlendirmenizi diliyorum. Gelir konusunda sıkıntınız varsa, o zaman naylon faturacıyı affetmeyecektiniz. Naylon faturacıyı affediyorsunuz, nereden buldun yasasını çıkaramıyorsunuz, ondan sonra pompanın başında yakaladığınız köylüden, mazotundan vergi alıyorsunuz, emeklilerin Emekli Sandığı maaşından kesinti yapıyorsunuz; siz bunun için mi seçildiniz?!
Değerli arkadaşlarım, burada, 120 kişi sandıktan çıktı; ama, 240 kişi de, biliyorsunuz, şapkadan çıktı. Toplumun üçte 1 oyunu alarak üçte 2 çoğunluk elde ettiniz. (AK Parti sıralarından gürültüler)
ÜNAL KACIR (İstanbul)- Siz ne kadar oy aldınız?
OSMAN COŞKUNOĞLU (Devamla)- Bizimkini de siz hesaplayın!..
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ)- Sayın Başkan, kendileri nasıl gelmiş?
OSMAN COŞKUNOĞLU (Devamla)- Rahatsız oldunuz değil mi gerçekten?.. Rahatsız oldunuz değil mi?...
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ)- Sayın Başkan, bu bir hakaret, kendisi tombaladan mı çıktı?..
OSMAN COŞKUNOĞLU (Devamla)- Hayır efendim, hakaret değil, lütfen...
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ)- Tombaladan mı çıktı?!...
OSMAN COŞKUNOĞLU (Devamla)- Şimdi, yerinden hoplayıp zıplayanlardan kimin şapkadan çıktığı da belli oluyor!..
SEDAT KIZILCIKLI (Bursa)- 22 nci Dönem milletvekillerinin hepsi sandıktan çıkmıştır.
OSMAN COŞKUNOĞLU (Devamla)- Değerli arkadaşlarım, işte, size tekrar hatırlatıyorum...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
28 konuşma daha · 15 Mart 2003