İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 54. BİRLEŞİM · PAZARTESİ

2003 mali yılı bütçesinde 3 tur görüşmeleri

Osman Coşkunoğlu

Uşak Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 54. Birleşim · 1. yasama yılı · 24 Mart 2003 · 896 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Osman Coşkunoğlu (CHP), 24 Mart 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 54. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2003 MALİ YILI BÜTÇESİNDE 3 TUR GÖRÜŞMELERİ); konuşma 896 kelime.

Osman Coşkunoğlu (CHP, Uşak). “2003 mali yılı bütçesinde 3 tur görüşmeleri”. TBMM Genel Kurulu, 54. Birleşim tutanağı, 24 Mart 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-coskunoglu-22-2003-03-24-2003-mali-yili-butcesinde-3-tur-gorusmeleri (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA OSMAN COŞKUNOĞLU (Uşak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, bütçeyi ilgiyle ve sanırım, kaygıyla bekleyen ve konuşmaları izleyen tüm yurttaşlarım; hepinizi saygıyla ve sevgiyle selamlarım.

Konuşmama başlamadan önce, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Devlet İstatistik Enstitüsü ve Vakıflar Genel Müdürlüğü bütçesi üzerinde konuşmak üzere huzurunuzdayım.

Devlet İstatistik Enstitüsü bütçesi üzerinde konuşan sayın Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekilinin konuşmasının -geçen seneki tutanakları incelediğim için- geçen seneki tutanaklardan esinlenmiş olduğu anlaşılıyor. "76 ncı yılını kutluyoruz Devlet İstatistik Enstitüsünün" dedi; o 76 ncı yıl geçen seneydi, bu sene 77 nci yılını kutluyoruz; onu düzeltmek istedim. (CHP sıralarından gülüşmeler)

İlk, Devlet İstatistik Enstitüsü Başkanlığıyla ilgili konuşacağım. Konuşmamda, Devlet İstatistik Enstitüsünün çok da iyi bilinmeyen ve takdir edilmediğini sandığım çok önemli iki işlevi üzerinde duracağım. Bunlardan birincisi, ister tarımda olsun ister çarşıda olsun, halkımızı çok yakından ilgilendiren işlevleri ve görevleri vardır Devlet İstatistik Enstitüsünün.

İkincisi, belki daha da önemlisi, hükümetlerin başarı şansını çok yakından ilgilendiren bir işlevi de vardır Devlet İstatistik Enstitüsünün; bu da, bilgi sağlamak, enformasyon sağlamaktır, veri toplayarak bilgi ve enformasyon sağlamaktır. Özellikle, hükümetimizin zaman zaman çelişkili beyanları nedeniyle... Sonuncusunu dün gece yaşadık; dün akşam, Sayın Başbakanımız "Irak'a Türk askerlerinin girmesi için Amerika'yla anlaştığımızı" söyledi, bu sabahleyin, Amerika "giremezsiniz" diye açıklama yaptı. Bu bağlamda, bu tür ve diğer nedenlerle, bir güven bunalımı içerisinde olan hükümetimize, bazı önerilerde de bulunacağım.

Sıcak bir örnekle bunu açıklayayım: Sayın Maliye Bakanımız, haklı olarak, ilaç israfını -ki, büyüktür- önlemek için bazı politikalar geliştirme çabası içerisindeydi, belli bir tasarruf sağlamak ister. Plan ve Bütçe Komisyonunda bunu açıklarken, elinde belgelerini göstererek bize iki örnek verdi. Örneklerden bir tanesi, bir hastaya, bir gün içinde 803 adet idrar tahlili yapılmış, öbür örnekte, yine, bir hastaya, bir gecede 580 tane serum bağlanmış; bunların belgelerini de gösterdi. Sadece bu bilgiler üzerine olduğuna inanmıyorum tabiî başka bilgi, veri ve enformasyon üzerine de, hükümet, bir ilaç tasarrufu politikası belirlemiş durumda.

Bu tür yaklaşımlar fazla güven verici olmuyor. Bunlar ham veridir. Bu ham verilerle, o biraz önce söylediğim iki unsur, şu kadar idrar tahlili, bu kadar serum takılması, bunları göstererek herhangi bir şeyi kanıtlamak mümkün değildir, bunlar üzerine politika inşa etmek mümkün değildir; çünkü, bunlarla sorunu teşhis etmek mümkün değildir. Bu iki örnekteki sorun, israf değildir, buradaki Sorun, yolsuzluktur. Yolsuzluk için farklı politikalar gereklidir, israfı önlemek için farklı politikalar gereklidir. Eğer, kullandığınız veriler yolsuzluğu ilgilendiriyorsa, o zaman, işte "ilaç israfını önlüyorum" adı altında, maalesef, halkımız tarafından arzu edilmeyen bazı yasalar çıkarılır; sağlıkta tasarruf yapmak için dargelirlilerimizin ilaç parasından kesmek veya emeklilerimizin maaşından sağlık için yapılan kesintileri artırmak gibi. Dolayısıyla, sorunları doğru teşhis etmek veriye, enformasyona ve bilgiye dayanır.

Şimdi, bunu açıklamak için ve sık sık "siz olsanız ne yapardınız" diye bir soru sorulduğu için -yapıcı olma umuduyla, herhangi bir ders verme iddiasıyla değil- ilaç israfı konusunda biz olsak ne yapardık; biz olsak, hasta-doktor-ilaç firması ilişkilerine bakardık. Yolsuzluk ve israf, acaba, ilaç firmalarının satış gayretlerinden mi kaynaklanıyor, yoksa, hastadan mı; bu ikisi arasında doktor veya hastane ne yapıyor?.. İşte, bu gibi sorulara yanıt vermek için, değerli milletvekilleri, Devlet İstatistik Enstitüsü, Sağlık Bakanlığıyla beraber veri toplayıp, analiz yapıp, bu teşhisi koymakta yardımcı olacak bilgileri üretebilir. Sağlıklı istatistiksel bilgiler üzerine inşa edilmiş politikaların da, daha sağlıklı ve anlamlı olacağını kabul edeceksiniz.

İstatistiksel analizlerin çok fazla bilinmeyen önemli bir diğer işlevi daha vardır; o da, neden-sonuç ilişkileri konusunda bize ışık tutmasıdır. Örneğin, hepimiz biliyoruz ki, ekonomisi kalkınmış, büyümüş ülkelerde eğitim ve sağlık gayet iyi durumdadır. Şimdi, bunun hangisi neden, hangisi sonuç; yani, eğitime önem verdikleri için mi ekonomik olarak büyümüşler, yoksa, ekonomik olarak büyüdükleri için mi eğitime önem veriliyor?

Bakın, bu gibi soruları yanıtlamak için bile, neden-sonuç ilişkileri kurmak için bile istatistiksel analizler çok önemli yer tutar.

Değerli arkadaşlarım, doğru karar vermek, doğru politikalar üretmek için verinin, enformasyonun ve bilginin önemini anlamak zorundayız. Türkiye'de tarımda verimsizlik varsa, bu, çiftçimizin tembelliğinden değildir; küçük işyerlerimiz zor durumdaysa, bu, orada çalışanların veya yöneticilerin beceriksizliğinden değildir ve de, lütfen, şunu hiç unutmayalım; geçmiş hükümetler başarısız oldularsa, bu, onların kötü niyetinden değildir, yaklaşımlarındaki sorunlardandır.

Sadece iyi niyet bir ülkeyi yönetmek için yetmiyor. Çoğu zaman, ülkemizde bilgiye, enformasyona değer verilmez. Örneğin, ekonomide teşvik denilince -bu hükümetimizin programında da gördüğümüz gibi- ilk akla gelen, bedava arsa gibi teşvikler oluyor. Bilgiyi, enformasyonu, veriyi daha iyi kullanmaya özendirici teşvikleri ve politikaları görmüyoruz. Oysa, söyleme gelince, bilginin önemi üzerine yoğun sözler söylenir. Bilgi çağı lafı, artık, anlamını yitirecek kadar sık kullanılır ve maalesef, laçkalaşmış, ama, çok önemli bir kavramdır. Genellikle, bu söylemlerin gereği yerine getirilmezse, bilgi kullanılmazsa, maalesef, bilgisiz fikir sahibi olunur; rahmetli Uğur Mumcu'nun lafıyla "bu da hiç kimseye yarar getirmemiştir."

Değerli milletvekilleri, Devlet İstatistik Enstitüsünün önemini ve potansiyellerini anlamak için, kısaca, veri, enformasyon ve bilgi arasındaki ilişki üzerine konuşmak istiyorum. Çok basit bir örnekle anlatayım. Doktora bir hasta gelirse, doktor, onun tansiyonunu ölçer, idrar tahlili yaptırır, şu bu... Bunlar, veri toplamaktır. O verileri yan yana koyar, oradan, hastanın durumu hakkında bir enformasyon -veya eski Türkçe tabiriyle- bir malumat edinir. İşte, bu malumat üzerine de bir teşhis koyar ve bir tedavi uygular. Politikalar da bu şekilde uygulanmalıdır, politikalar da bu şekilde geliştirilmelidir; kulaktan duyma bilgilerle -bunları duyduğum için söylüyorum- benim işadamı arkadaşlarım var, esnafla konuştum, onlar bana bunu dedi, onun üzerine böyle yasalar geliştirdik gibi gayri ciddî yaklaşımlar güven verici olamaz. Dolayısıyla, bu prosedürü uygulayabilmek için, Devlet İstatistik Enstitüsünden geniş ölçüde yararlanmamız gerekir.

Devlet İstatistik Enstitüsünün veri, enformasyon ve bilgi arzını destekleyici bir bütçeye sahip olmasını arzu ederiz; fakat, bilgi arzını güçlendirmek, sadece arz yönüne ilgi göstererek mümkün değildir, talep yönünü de güçlendirmemiz lazım.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

54 konuşma daha · 24 Mart 2003

54 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook