Türkiye cumhuriyeti hükümeti ile avrupa uzay ajansı arasında dış uzayın barışcıl amaçlarla incelenmesi ve kullanılması konusunda işbirliği anlaşmasının onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun (s.s908)
Uşak Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 105. Birleşim · 4. yasama yılı · 23 Mayıs 2006 · 1.217 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Osman Coşkunoğlu (CHP), 23 Mayıs 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE AVRUPA UZAY AJANSI ARASINDA DIŞ UZAYIN BARIŞCIL AMAÇLARLA İNCELENMESİ VE KULLANILMASI KONUSUNDA İŞBİRLİĞİ ANLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN (S.S908)); konuşma 1.217 kelime.
Osman Coşkunoğlu (CHP, Uşak). “Türkiye cumhuriyeti hükümeti ile avrupa uzay ajansı arasında dış uzayın barışcıl amaçlarla incelenmesi ve kullanılması konusunda işbirliği anlaşmasının onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun (s.s908)”. TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim tutanağı, 23 Mayıs 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-coskunoglu-22-2006-05-23-turkiye-cumhuriyeti-hukumeti-ile-avrupa-uzay-ajansi-arasinda-dis-uzayi-2 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA OSMAN COŞKUNOĞLU (Uşak)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, teknik konuda bir anlaşmanın, uzayın barışçıl amaçlarla incelenmesi ve kullanılması konusundaki Avrupa Uzay Ajansıyla aramızdaki anlaşmanın onaylanmasına ilişkin yasa tasarısını görüşüyoruz.
Bu uzay konusunun önemi belirtildi. Zaten bu önem nedeniyle ve birçok teknolojiyi kapsaması amacıyla, nedeniyle de olsa, Sayın Başbakan uzay araştırmaları konusunu himayesi altına aldı.
Bunlar sevindirici girişimler; tabiî uluslararası anlaşma. Avrupa Uzay Ajansı, bu arada Amerika'yla, Amerika NASA'yla rekabet içerisinde olan çok iddialı bir kuruluş. Bu anlaşma bizi Avrupa Uzay Ajansına üye yapmayacak. Bu anlaşma beş yıllıktır. Bu beş yıl içerisinde işler arzu edildiği gibi gelişirse, ondan sonra üyelik de söz konusu olacaktır. İddialı bir alanda, iddialı bir anlaşma ve Sayın Başbakan da, bu alanı, bu bilim ve teknoloji alanını himayesi altına aldığını söylüyor.
Bunları sevindirici buluyoruz; fakat, izin verirseniz, bu sevindirici gelişmeyi bazı kuşkularla karşılamamız için de yeterli neden var. Bunlardan bir tanesini somut gelişmeleri size açıklayarak ifade etmeye çalışacağım. Bu anlaşmanın ve uzaya verildiği iddia edilen önemin gerçekten içten ve ciddiye alınmış bir girişim olup olmadığı konusundaki bazı tereddütlerimi ifade etmek amacıyla bazı gelişmeleri söyleyeceğim.
Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulundan başlayalım, Sayın Başbakanın başkanlığında toplanan. Bu Bilim Teknoloji Yüksek Kurulunun 10 uncu toplantısında, ülkemizde yeni alanların açılması ve yüksek kalkınmanın yakalanması hedefiyle önemli bir atılım kararı alındı ve bu hedef doğrultusunda Sayın Başbakan da, temel öncelikli alanlardan biri olarak uzay araştırmaları konusunu himayeleri altına aldı; bu, 10 uncu toplantıda oldu. 10 Mart 2005 tarihinde yapılan 11 inci Bilim Teknoloji Yüksek Kurulu toplantısında ise ulusal uzay araştırma programı kararı alındı; bu, 10 Mart 2005'te. 10 Mart 2005'te alınan kararda aynen şöyle deniyor, önümde karar metni: "Ulusal uzay araştırmaları programı koordinasyonunun, ulusal kurum ve kuruluşlarla birlikte ve tam bir eşgüdüm içinde TÜBİTAK tarafından yapılmasına…" Şimdi, bu, Sayın Başbakanın başkanlığını yaptığı Bilim Teknoloji Yüksek Kurulunda alınmış karar; TÜBİTAK tarafından eşgüdüm yapılacak. Bunun tarihi, 10 Mart 2005.
Bundan bir yıl sonra, 2006 yılında, Sayın Başbakan -ki, Bilim Teknoloji Yüksek Kurulunda bu görüşmeler devam ederken- bir açıklama yapıyor; aynen okuyorum: "Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türksat Anonim Şirketi bünyesinde ulusal uydu ve uzay teknolojileri merkezi kurulmasını hedeflediklerini bildirdi."
Şimdi, bir, TÜBİTAK'ın eşgüdümünden söz ediliyor, zaten bu anlaşmayı da Avrupa Uzay Ajansı ile Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini temsilen yapan TÜBİTAK'tır. Derken, Sayın Başbakan birden Türksat Anonim Şirketi içerisinde bir ulusal uydu ve uzay teknolojileri merkezi kurulmasını hedeflediklerini bildiriyor. Yeni bir merkez, uzayla ilgili. Bu arada, bütün bunlar olurken, TÜBİTAK bir rapor yayımlıyor Ocak 2005'te ve bu raporunda aynen şöyle diyor bir noktada: "Ülkelerin uzay politikaları, ülke kurumları arasında tam bir eşgüdüm sağlanarak belirlenmektedir. Belirlenen politikaların koordinasyonu ve uygulamaları, genellikle ülkelerin uzay ajansları tarafından yürütülmektedir" Burada, Türkiye'de bir uzay ajansının veya -buna kurum diyelim- Türkiye uzay kurumunun kurulması yönünde öneri var. Nitekim, 20 Ocak 2004 tarihinde, Millî Savunma Bakanlığı tarafından bakanlıkların görüşüne sunulmuş bir yasa tasarısı vardır. Bu yasa tasarısı da, Türkiye Uzay Kurumunun kurulması içindir; ancak, Maliye Bakanlığı, bu yasa tasarısını -şu veya bu nedenle, aslında, nedeni de belli, ifade edilmiş, belli demeyeyim, ifade edilmiş bir neden var da, işte, Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısını bekleyelim gerekçesiyle- Türkiye Uzay Kurumunun kurulması için hazırlanan Millî Savunma Bakanlığının sunduğu yasa tasarısını bekletmektedir.
Ortada, şimdi, bir TÜBİTAK var bu eşgüdümü sağlayacak. Derken, uzayı çok önemseyen Sayın Başbakanın, bunu himayesi altına alan Sayın Başbakanın, yeni bir kurum kurma, merkez kurma Türksat içerisinde demeci ve niyeti var, hedefi var, hedef şeklinde açıklıyor. Bütün Avrupa Uzay Ajansına üye ülkelerin her birinin ulusal uzay kurumları var; Türkiye'ye geldikleri zaman, biz kiminle muhatap olacağız diye merak eden uzay kurumları var. Türkiye'nin de uzay kurumu kurması bekleniyor; fakat, ortada böylesine farklı kurumlar, kuruluşlar ve bir keşmekeş var; bu, son derece rahatsız edici bir durum. Olayı ciddiye almak…
Bakın, size, bu konuyla ilgilenen kuruluşları okuyayım, uzayla ilgilenen:
Uydu telekomünikasyonunda, Ulaştırma Bakanlığı ve Türk Telekom; vakıa, şimdi, uydu ayrıldı, Türksat.
Uyduyla meteorolojik çalışmalarda, Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü ilgileniyor.
Astronomi ve uzay bilimlerinde, üniversiteler var, TÜBİTAK var.
Uydu geliştirme ve uzay teknolojilerinde, TÜBİTAK var, sanayi kuruluşları var; biraz önce sayın konuşmacının da ifade ettiği, TAI gibi, TUSAŞ gibi sanayi kuruluşları var. Yer istasyonu kurma ve işletmede Türksat var. Bunlar önde gelen kuruluşlar. Birçok farklı kuruluş uzay araştırmalarıyla ilgileniyor. Bunların eşgüdümünü sağlayacak bir kurumsal yapı ihtiyacı defalarca ifade edilmiş durumda, aslında ifade etmeye de gerek yok. Konuyu ciddiye alan her ülkede bir uzay kurumu kurulmuş; ama, Türkiye'de, bu kurumsal yapılanma bu kadar yıl içerisinde belli bir sonuca varacağına, tam tersine, farklı yönlere bir gidişat içerisindeyiz.
Şunu da eklemeden edemeyeceğim: Benden önceki sayın konuşmacının söylediği gibi, Türkiye'de, gerçekten, uzay araştırmaları ve bu teknolojide çok yeterli bir insangücü ve teknoloji altyapısı vardır. Zaten, Avrupa Uzay Ajansının bizimle bu anlaşmayı yapmayı kabul etmesi, kendilerinin Türkiye'ye gelip, bizim altyapımızı, gerek insangücü gerek teknoloji altyapımızı incelemesinin sonucunda olmuştur. TÜBİTAK'ı incelemişlerdir, üniversiteleri incelemişlerdir. Bu incelemenin sonucunda, Türkiye'yi uzay araştırmaları konusunda son derece yeterli bulmuşlardır. Bunu da tekrar vurgulamadan edemiyorum; çünkü, biliyorsunuz, Sayın Başbakan, sık sık, bizim üniversitelerimizi, TÜBİTAK'ı, geçmiş yönetimi de yetersiz bulduğunu ifade ediyor. Bu uluslararası kuruluşlar, en azından, bizim gibi, Sayın Başbakanla aynı fikirde değil. Bunu ifade eden üniversitelerimizi, TÜBİTAK'ımızı suçlayan Hükümetin, bu arada, bir uzay kurumunu, yani bu eşgüdümü sağlayacak bir kurumu kurma ciddiyetini ve çalışmasını da gösterememiş olduğunu üzüntüyle ifade ederim.
Gelelim, bir diğer karışık konuya, hâlâ netleşmemiş konuya: Uydular, tabiî sadece uzayla ilgili değil, uydular, bir ülkenin kenar köşesine, kablonun gidemediği yerlere internet hizmeti götürmek için de kullanılıyor. "2005 yılı sonuna kadar bütün okullara internet götüreceğiz" demişti Sayın Millî Eğitim Bakanı. Şimdi, bırakın dağlık yöreleri, uzak yöreleri, Uşak'ta, batıda bir il olarak -benim kendi seçim bölgemde- hâlâ internet hizmetinin, ADSL hizmetinin olmadığı okullar var. Bunu Sayın Millî Eğitim Bakanına söylediğim zaman, bana "telekom altyapısının olduğu her yere götüreceğimizi söylemiştik" dedi. Telekom altyapısı yok. Peki, kim sağlayacak bunu; bir açıklama yapılıyor: "Biz, wifi denilen kablosuz teknolojiyle" yapacağız. Sonra deniliyor: "Wimax, yeni teknoloji çıktı, onunla yapacağız." O yeni teknolojinin standardı bile yok. Ondan sonra başka bir açıklama yapılıyor: "Uyduyla yapacağız" Ee, bir karar verilsin, bir şekilde yapılsın! Yoksa, bu, sayısal uçurum dediğimiz, belli kitlelerin, zaten gelir dağılımından mağdur durumda olan kitlelerin bilgiye erişim olanaklarını, internet olanaklarını da sınırlamış oluyoruz. Zaten internet pahalı, bir de bu keşmekeş "uyduyla mı yapacağız, kablosuz mu yapacağız" keşmekeşi içerisinde, maalesef, Anadolumuzun birçok yerindeki okulumuz hâlâ internete erişim konusunda sıkıntılıdır; bu da diğer bir keşmekeş. Bunların hallolmamış olmasını, hiçbir şekilde, ama hiçbir şekilde, yani, en azından "şu şekilde yapacağız" diye karar verilmemiş olmasını, hiçbir mazeretle açıklamak mümkün değildir. Böylesine teknik ve ciddî bir konuda, bu konudaki girişimleri -başta söylediğim gibi- sevindirici olarak bulmamız için, bu girişimlerin yüzeysel -sadece böyle hoş geldiği için kavramlar, uzay teknolojisi gibi- değil de ciddîye alındığını görmemiz için, bunun gerekli kurumsal altyapıyla ve gerekli kararlarla da gerçekleştirilmiş olmuş olması gerekirdi. Bu anlaşma iki sene önce imzalandı, iki sene sonra Meclise geliyor. Dört beş senedir söz konusu ve hâlâ gerekli altyapı, kurumsal altyapı sağlanamamıştır. Hepiniz bunu kabul edeceksiniz ki, doğru dürüst bir eşgüdüm olmazsa, istediğiniz kadar para yatırın, teknoloji alın, işgücü birikimi sağlamaya çalışın, doğru dürüst bir yönetim olmadığı sürece bunların başarıya ulaşması mümkün değildir.
Dolayısıyla, burada, bu anlaşmayı ve tasarıyı, tabiî, olumlu görüyoruz; fakat, ciddîye alınması için ve göstermelik olmasını önlemek için, uzay politikalarını üretecek, üretilen politikalar üzerinde programlar geliştirecek, kısa, orta ve uzun dönem planlar hazırlayacak, bu planları zaman cetvellerine bağlayarak uygulayacak, uygulamaları izleyerek denetleyecek, yönetecek ve teşvik edecek bir Türk uzay kurumunun kurulmasının bir an önce gerçekleştirilmesini diliyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
31 konuşma daha · 23 Mayıs 2006