2008 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (hazine müsteşarlığı, basın-yayın ve enformasyon genel müdürlüğü, türkiye bilimsel ve teknolojik araştırma kurumu başkanlığı, türkiye bilimler akademisi başkanlığı ve atatürk kültür, dil ve tarih yüksek kurumu başkanlığı) altıncı tur
Uşak Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 32. Birleşim · 2. yasama yılı · 7 Aralık 2007 · 908 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Osman Coşkunoğlu (CHP), 7 Aralık 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI, BASIN-YAYIN VE ENFORMASYON GENEL MÜDÜRLÜĞÜ, TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK ARAŞTIRMA KURUMU BAŞKANLIĞI, TÜRKİYE BİLİMLER AKADEMİSİ BAŞKANLIĞI VE ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU BAŞKANLIĞI) ALTINCI TUR); konuşma 908 kelime.
Osman Coşkunoğlu (CHP, Uşak). “2008 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (hazine müsteşarlığı, basın-yayın ve enformasyon genel müdürlüğü, türkiye bilimsel ve teknolojik araştırma kurumu başkanlığı, türkiye bilimler akademisi başkanlığı ve atatürk kültür, dil ve tarih yüksek kurumu başkanlığı) altıncı tur”. TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim tutanağı, 7 Aralık 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-coskunoglu-23-2007-12-07-2008-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-hazine-mustesarligi (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA OSMAN COŞKUNOĞLU (Uşak)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, ülkemizin hem ekonomik hem toplumsal, her boyutta en önemli konularından birisi olan bilim ve teknoloji konusunda iki değerli kuruluşumuzun, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu ile Türkiye Bilimler Akademisi Kurumunun bütçesi; bu vesileyle de ülkemizde bilim ve teknoloji konusunun durumu ve ne yapılması gerektiği üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi olarak görüşlerimizi sunmak için, belirtmek için huzurunuzdayım.
Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumunun (TÜBİTAK’ın) bütçesinde bir sorun yok. Bütçe çok ciddi boyutlarda artırıldı. Sorun orada değil. Sorun, TÜBİTAK’ın ne yaptığı konusunda, oralarda ciddi sorunlar var.
Birincisi: TÜBİTAK’ın, bu değerli kuruluşumuzun, Türkiye’nin ekonomik ve sosyal yapısı bakımından çok önemli kuruluşumuzun faaliyet raporları kendi “web” sitelerinde 2005 yılında bitiyor. 2005 yılından sonra bir faaliyet raporu yok. Ne yaptığına, sekreteryasını yürüttüğü Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu raporlarında… Aslında bir bakıma, -İngilizce bir tabir vardır, Türkçesi “tespih çekmek” gibi- sadece birtakım rakamları aşağıya dizmek şeklinde, niteliksel bir değerlendirme yapmadan birtakım rakamları ve grafikleri incelemek mümkün. Fakat, TÜBİTAK’ın faaliyet raporu son iki yıldır - 2007’nin sonuna geldik, 2006’yla ilgili - yoktur.
Plan ve Bütçe Komisyonunda TÜBİTAK’ın bütçesi görüşülürken sunulmuş olan, Sayın Bakanın bütçe konuşmasında sundukları… Ben, bunu burada söylemekten üzülüyorum, orada ifade ettim, ama TÜBİTAK’la ilgili, bana, daha önce, milletvekilliği öncesi, öğretim üyesi olarak ODTÜ’de birinci sınıfta bir öğrenci getirseydi öyle bir metni, ben onu kabul etmezdim. Ciddiyetten uzak, içeriksiz… Baştan sona otuz cümle kadar var ve bunun dörtte 1’i “Biz şöyle güzel şeyler yaptık, böyle atımlar yaptık, böyle başarılara imza attık…” Umarım öyledir. Onu göremiyoruz, ama umarım öyledir. Ama, bırakın onu biz takdir edelim. Siz, gelişmeleri, nereden nereye geldiğimizi… Ama, tespih çeker gibi “Şu kadar para vardı, şimdi bu kadar para var.” şeklinde değil, ülkemizin bilim ve teknolojisini nereden nereye getirdiğimiz konusunda niteliksel değerlendirmeleri görelim.
Yine, TÜBİTAK’la ilgili bir diğer konu da, ulusal bilim ve teknoloji vizyonunu 8 Eylül 2005 tarihinde toplanan 12’nci Bilim Teknoloji Yüksek Kurulu toplantısında alınan bir karar ile şöyle açıklıyor: “Toplumda bilim ve teknoloji kültürünün benimsenmesini sağlayan, bilim ve teknolojiyi ürüne dönüştürerek ulusal yaşam düzeyini yükselten ve sürdürülebilir kılan lider bir Türkiye."
Güzel gibi geliyor, fakat bilim ve teknolojinin tek amacı bir ürüne dönüşmek değildir. Bilim, bilimsel araştırma, bilginin sınırlarını genişletmek için, yeni bilgi üretmek için yapılır. Bunlar da gereklidir, bunlar da, burada ifade edilenler de gereklidir, elbette ürüne dönüşmesi, teknolojiye dönüşmesi de gereklidir. Fakat, bilim sadece bu amaçla değildir, bilgi üretmek için de yapılır. Eğer, TÜBİTAK bu şekilde bir amaca, hedefe, vizyona angaje olduysa, Türkiye Bilimler Akademisinin bilim konusuna daha fazla odaklanması gereği ortaya çıkıyor.
Türkiye Bilimler Akademisinin bilime daha çok sahip çıkmasının, sınırlı olanak ve bütçesiyle mümkün olacağını sanmıyorum. Daha geçen sene, o da kirada oturmak üzere, yeni bir yere taşındılar ve 2007’ye göre 2008 bütçesi sadece yüzde 5 mertebesinde artırılıyor. Bunlar yetersiz olanaklardır.
Şimdi, bu iki kurumumuzdan bahsettikten sonra bilim ve teknoloji politikamızın durumu üzerinde görüşlerimi sunmak istiyorum. Bilim ve teknoloji politikamız maalesef yoktur. Bu isim altında, strateji altında bazı dokümanlar vardır, bazı iddialar vardır, bazı rakamlar, istatistikler vardır; fakat, esasında bir bilim ve teknoloji politikası yoktur. Bu amaçla ifade edilen en önemli iki rakam, gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde kaçı ar-ge’ye, araştırma-geliştirmeye ayrılıyor. Bu rakamlar da son derece düşüktür. Hükûmetin önemli bir kaynak aktarmasıyla binde 6,9’dan sadece binde 8’e yükselmiştir. Oysa, Avrupa Birliğine 2010 yılı için yüzde 2 gibi bir taahhüdümüz var ve 2008 yılındayız.
Sorun, sadece ar-ge’nin gayrisafi yurt içi hasıla içerisindeki düşüklüğü değildir, aynı zamanda kompozisyon da sorundur. ar-ge harcamalarının yüzde 60-70’ini özel kesim, yüzde 30-40’ını kamunun yapması beklenir. Bu, Avrupa Birliği ülkelerinde ve Amerika Birleşik Devletlerinde böyledir, fakat Türkiye’de bu oranlar yaklaşık olarak tam tersinedir. Büyük ölçüde kamu yaparken, yüzde 60 – 70 mertebesinde, yüzde 30 mertebesinde ancak özel kesim yapmaktadır.
Bu kompozisyonun değiştirilmesi için elbette ki birtakım politikalar gereklidir, değil mi? Bu politikalar, geçen dönem çıkarılmış olan 5084 sayılı “Kim ne yaparsa yapsın biz teşvik verelim” anlayışıyla verilen teşviklerle değişebilir mi? Şimdi, gelmekte olan, zannedersem Bakanlar Kurulundan Başbakanın önüne gitmiş olan yeni bir ar-ge destek yasası var. O da bunun için yetersizdir. Bunun için gerekli olanı biraz sonra söyleyeceğim, ama buna somut bir örnek olarak, uzay konusuna değineyim. Sayın Başbakan… Şimdi “politikamız yok” derken ne belli teknoloji alanlarında belli bir önceliğimiz var ne de “şu teknoloji alanını biz buradan şuraya götüreceğiz” gibi bir hedef var. Buna örnek olarak uzay konusunu ele alayım. Neden uzay konusunu ele alıyorum? Çünkü Sayın Başbakan bundan dört yıl önce uzay konusunu himayesi altına aldığını ilan etti. Sayın Başbakan uzay konusunu himayesi altına aldığına göre, en çok önem buna verilmelidir değil mi? Şimdi bu isabetli bir karar mıdır değil midir, bunu tartışmayacağım. İsabetli olduğunu varsayalım veya nihayetinde Hükûmetin takdiridir, Sayın Başbakanın takdiridir, bunu kabul edelim. Peki uzay konusundaki araştırmalar nereden nereye gitti? Daha doğrusu, bu araştırmaları, çabaları yapan kurumlar nerelerde? Türksat kendine göre birtakım uydular yaptırıyor orada burada, Alcatel’e, Fransada; TÜBİTAK kendine göre birtakım uydular yapıyor, onları uzayda hatta kaybediyor, BİLSAT gibi. Birtakım anlaşmalar imzalıyoruz Avrupa Uzay Ajansıyla. Bunu kim imzalıyor? Hükûmet adına TÜBİTAK imzalıyor. Şimdi bir uzay ajansı bile yok. Ha savunma sektöründe de var bu konuda, uzay konusunda araştırmalar, geliştirmeler ve çabalar. Uzay konusunda, Başbakanın himayesi altına aldığı, yani Hükûmetin, en azından Sayın Başbakanın en önemli gördüğü konuda derli toplu bir strateji, bir vizyon göremiyoruz. Öyleyse, bilim ve teknoloji konusunda da böyle bir şeyi göremememize şaşmamak lazım.
Şimdi ne yapmalı? Bunu zaman sınırı içerisinde ancak satırbaşlarıyla geçebileceğim: Önce hukuka uymalı. TÜBİTAK yönetiminin değiştirilmesi sırasında bir dizi hukuk ihlali yapılmıştır. Israrla yasalar çıkarılmıştır, Anayasa Mahkemesinden bozulmuştur, idare mahkemesinde reddedilmiştir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
58 konuşma daha · 7 Aralık 2007