Elektronik haberleşme kanunu tasarısı ile türkiye büyük millet meclisi başkanlığı tezkeresi (s.s.:255)
Uşak Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 138. Birleşim · 2. yasama yılı · 31 Temmuz 2008 · 1.555 kelime · yaklaşık 8 dakikalık okuma
Kaynak göster
Osman Coşkunoğlu (CHP), 31 Temmuz 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 138. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ELEKTRONİK HABERLEŞME KANUNU TASARISI İLE TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI TEZKERESİ (S.S.:255)); konuşma 1.555 kelime.
Osman Coşkunoğlu (CHP, Uşak). “Elektronik haberleşme kanunu tasarısı ile türkiye büyük millet meclisi başkanlığı tezkeresi (s.s.:255)”. TBMM Genel Kurulu, 138. Birleşim tutanağı, 31 Temmuz 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-coskunoglu-23-2008-07-31-elektronik-haberlesme-kanunu-tasarisi-ile-turkiye-buyuk-millet-meclisi-3 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA OSMAN COŞKUNOĞLU (Uşak)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
255 sıra sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu Tasarısı’nın tümü üzerine Cumhuriyet Halk Partisinin görüşlerini ifade etmek için huzurunuzdayım. Hepinizi saygıyla selamlarım.
Elektronik Haberleşme Kanunu Tasarısı, önümüzdeki tasarı, geçici maddeleriyle, hepsiyle birlikte seksen maddenin üstünde, bu çok önemli sektörün -Telekom, İnternet, iletişim- anayasası niteliğinde, son derece önemli temel bir yasadır.
Telekom sektörünün bu yasaya çok ihtiyacı vardı. Nitekim, 2005 yılında ilk kez bu yasa komisyonlardan geçmiş, belli bir uzlaşmaya varılmış, Genel Kurul gündemine inmeye hazırdı fakat uzun bir süre gündeme giremedi, görüşme gündemine giremedi ve bu dönem tekrar bu yasanın baştan başlayarak, komisyonlarda görüşülerek buraya gelmesi gerekti.
Bir kere, 2005’te o kadar emek verildikten sonra, çeşitli sivil toplum örgütleriyle tartışıldıktan sonra böylesine önemli bir yasanın tekrar gündeme gelmemesi, AKP Hükûmetinin bu konuya verdiği önem konusunda bir fikir vermektedir. Bunu pekiştiren, bu gibi konuları, bilgi çağı, bilgi teknolojileri, telekom gibi sözleri dillerden düşürmesek de bunlara verdiğimiz önem, bunlarla, bu sektörlerle, bu teknolojilerle, bilgi toplumu, bilgi çağı dediğimiz kavramlarla ilgili faaliyetlerimize bakarak ölçülebilir. Bu faaliyetlere baktığımız zaman, Türkiye’nin -dört yıl gecikmeden sonra- 2006 Temmuzunda Resmî Gazete’de yayımlanan bir “Bilgi Toplumu Stratejisi” vardır. Bu Bilgi Toplumu Stratejisi yüz on bir eylem içermektedir. Bu yüz on bir eylemin 2006’da yayımlanmış Bilgi Toplumu Stratejisi’nin içerdiği yüz on bir eylemin 2006 yılında bitmesi gerekenleri bile henüz bitmemiştir. Bir kere bunu da saptayalım. Bilgi toplumu, bilgi çağı gibi ifadeleri kullanırken neler yapıldığı konusunda biraz daha dikkatli olalım. Sözlerle bu konular üzerindeki önemi belirtmek mümkün değildir.
Gelelim telekom sektöründe olan bitene: Telekom sektöründe maalesef dünyada en hızlı büyüyen, sadece kendi içinde değil diğer sektörlerin de kaldıracı niteliğinde olan telekom sektöründe Türkiye’deki gelişmeleri mutlulukla izlememiz mümkün değildir.
Telekom sözde özelleşti. Özelleşme aslında ciddi bir politikadır. Bir arazi satar gibi, bir apartman dairesi satar gibi, Türk Telekom’un yüzde 55 hissesi satılmıştır. Ne olmuştur ondan sonra? Türk Telekom’u bu şekilde satarak telekom sektöründe rekabet sağlanabilmiş midir? Hayır. İşte, burada öğrenilecek çok önemli bir ders vardır.
(x) 255 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.
Bakın, geniş bant İnternet hizmetinde cironun yüzde 95’i hâlâ TTNet, yani Türk Telekom’un elindedir. Bu kadar operatör varken yüzde 95’i hâlâ TTNet’in, yani Türk Telekom’un elindedir. Sabit telefon alanında pazar payının yüzde 94’ü Türk Telekom’un elindedir. Hatta, kamu kurumları, görebildiğim kadarıyla, bir suç işlemektedir. Uzak mesafe telefon hizmetleri rekabete açıldığı hâlde yani Türk Telekom’un tek servis sağlayıcı olmadığı bir ortamda olmamıza rağmen, bütün devlet kurumları hizmetlerini Türk Telekom’dan almaktadır, sanki bir tekelmiş gibi. Aslında tekel olduğu doğru ama o piyasayı elinde tutması bakımından tekel. Sözüm ona, mevzuatta o tekel kırılmış olmalı.
Bakın, bunun önemini göstermek için, yani özelleştirmenin, satmanın rekabet için ne gerekli ne de yeterli olmadığını göstermek için bu çok önemli bir örnektir. Bir kere, satışla rekabetin sağlanmadığını, hâlâ bir özel tekel konumunda Türk Telekom’un olduğunu rakamlarla söyledim. Geniş bant İnternet hizmetinin yüzde 95’i ellerinde, sabit telefonun da pazar payının yüzde 94’ü ellerinde. Yani özelleştirme denilen bu satışla rekabet sağlanamamıştır. Özelleştirme rekabet için yeterli değildir, buradan da görüldüğü gibi. Gerekli midir? Gerekli de değildir. Size, aynı Sayın Bakanın çok daha başarılı olduğu sivil havacılıktan örnek vereyim: Daha geçen gün, Sayın Bakan, burada, kürsüde, hava yolculuğunun beşe katlandığını söyledi. Bu nasıl oldu? Türk Hava Yolları özelleştirildi de mi oldu? Hayır, Türk Hava Yolları özelleştirilmedi, satılmadı ama rekabet sağlandı. Dolayısıyla, satmak, özelleştirmek, rekabet için ne gereklidir ne de yeterlidir. Sözüm ona özelleşmiş olan Türk Telekom’da arzu edilen rekabet hâlâ sağlanamamıştır. Bu çelişkili durum karşısında, ister istemez, aynı Sayın Bakanın başarılı olduğu bir sektörde, sivil havacılıkta uygulamadığı satış veya özelleştirmeyi neden Türk Telekom’da uyguladığı konusunda aklıma sorular geliyor. Hele hele, özelleştirme, daha doğrusu satışın yapıldığından, yüzde 55’in satıldığından bir ay sonra kurumlar vergisinin yüzde 30’dan yüzde 20’ye indirildiğini ve benim tahminlerimce, buradan 2 milyar dolar civarında bir kıyak çekildiğini düşünürsek, o zaman ne gerekli olan rekabet için ne de yeterli olan özelleştirmenin bir sektörde, aynı bakanlığın altındaki bir sektörde yapılıp öbür sektörde yapılmaması karşısında bazı soru işaretleri ister istemez uyanıyor kafamızda.
Gelelim söz konusu önümüzdeki elektronik haberleşme kanununa. Bu kanun, baştan da söylediğim gibi sektörün anayasası niteliğinde, son derece önemli bir kanundur, çıkması gereken bir kanundur. Bu hâliyle değil, bazı iyileştirmelerle çıkması arzu edilen bir yasadır. Bir kere bu yasa neleri getiriyor? Telekom Kurumu ile Rekabet Kurumu arasındaki yetki karmaşasına son veriyor. Telekom Kurumunu tekrar düzenliyor, ismini değiştiriyor. Eskimiş, defalarca değiştirilmiş, 1924’ten kalma bir yasayı ve orada burada çıkarılmış olan mevzuatı topluyor. Avrupa Birliği müktesebatına uyum sağlama çabası gösteriyor. Ayrıca, tasarının önemli bir maddesi de yerel imalatı, teknoloji geliştirmeyi desteklemek amacıyla ARGE’yi destekliyor. Bu bakımlardan, bunları her ne kadar arzu edilen düzeyde yapmasa da bazı eksikleri olsa da bu bakımdan yasa gereklidir, yararlıdır ve bu akşam geçeceğini, burada bazı değişikliklerle geçeceğini umuyoruz. Hangi değişikliklerle?
Tasarının iyileştirilme ihtiyacı olan yerleri kabaca söyleyeyim, yeri geldikçe bunları önergelerimizle de ifade edeceğiz. Bir kere, Avrupa Birliğine müktesebat konusunda yasanın bazı eksikleri vardır. Sadece Avrupa Birliği müktesebatına uymuş olmak amacıyla değil, aslında yararlı olan bazı değişiklikler vardır. Örneğin, Bakanlığın telekomünikasyon alanındaki strateji ve politika belirleme hakkı elbette vardır fakat bu hak ve yetki Telekomünikasyon Kurumunun yapacağı işlerle ilgili birçok maddede serpiştirilmiştir. Bu, Telekomünikasyon Kurumunun bir düzenleyici kurum olarak, kurul olarak bağımsız çalışmasını olumsuz yönde etkileyebilir. Aslında Telekom Kurumuyla ilgili düzenlemenin bu yasanın dışında yapılmış olması çok daha tercih edilir olurdu. Eğer elinizde varsa sıra sayısı 67’nci maddeye şöyle bir bakmanızı öneririm. 67’nci madde, alt komisyonda sonradan eklenmiştir, tam on sayfa. AKP İktidarıyla biz torba yasayla tanışmıştık, işte burada torba maddeyle tanışıyoruz. Bir maddeyle bir yasanın düzenleyeceği düzenlemeler yapılmıştır. Bu da yasanın diğer bir zafiyetidir.
Telekom Kurumu ile Rekabet Kurumu arasındaki görev ve yetki paylaşımı çok hassas bir konudur. Herhangi bir operatörün piyasaya girmeden önceki yani öncül denilen düzenlemelerden Rekabet Kurumunun yetkili ve sorumlu olması gerekir, ondan sonra piyasanın düzenlenmesiyle yani ardıl düzenlemelerden ise Telekom Kurumunun yetkili ve sorumlu olması gerekir, iki durumda da birbirlerinin görüşünü alarak tabii. Bu şekilde, birbirleriyle rekabet eden veya çelişen değil, birbirlerini tamamlayan bir nitelikte olurdu. Oysa Telekom Kurumu, Rekabet Kurumunun yapması gereken, Rekabet Kurulunun yetkili olması gereken bazı öncül konularda da yetkili kılınmıştır.
Tabii, burada bunları görüştük. Bu yasa çıkarılırken, bu süreç içerisinde, gerek Sayın Bakanla gerek bürokratlarıyla sürekli bir iletişim içerisinde, görüş alışverişi içerisinde olduk, benim bu itirazlarımın bazı yanıtları da verildi. Yani “Telekom öyle bir ihtisas gerektiren konu ki onu Rekabet Kurumuna bırakmayalım. Rekabet Kurumunda olması beklenen yetkileri de Telekom Kurumuna alalım.” şeklinde bu benim itirazıma bir yanıt geldi fakat bu şekilde bir uygulama Rekabet Kurumunun içini boşaltma tehlikesini de ortaya çıkartıyor. Diğer sektörlere örnek olması bakımından öyle bir sakıncayı da ifade etmek isterim burada.
Telekom Kurumunun tesis paylaşımı ve geçiş hakkı gibi bazı teknik konularda bağlayıcı ve emredici bir gücü olması gerektiğini, böyle sadece telkinle veya iyi niyetle temenni ederek yaklaşan bir yaklaşımı olmaması gerekirdi fakat bu yasadaki düzenleme bunu sağlamıyor maalesef.
Bazı cihazlardan (cep telefonu, telsiz gibi) alınan telsiz ruhsat ücretleri karmaşalarına yol açılıyor, bunların yerine bandrol uygulaması daha uygun olabilirdi.
Bir diğer nokta da, bana verilen bir rakama göre 1 milyar YTL yani 1 katrilyonu aşan borçlar birikmiştir telekom sektöründe, müşterilerin, kullanıcıların borçları.
Şimdi, böyle bir durumda güvenli bir şekilde bir bilgi paylaşımının ve müşteri kredibilitesinin yerleştirilmesi yararlı olurdu. Bunu, tabii bilgiyi paylaşırken mahremiyete dikkat etmemiz gerekir. Fakat bankalar müşterilerin kredibilitesini ölçmek için birbirleriyle bu bilgiyi paylaşıyor, bunun altyapısını kurmuşlar, mahremiyeti ihlal etmeden bunu yapabiliyor. Bunun da bu yasada yapılmış olmasını dilerdik. Bu da eksiklerden biri.
Bir diğer önemli konu da işlevsel ayrım, yani fiziksel altyapı ile bunun üstünde verilen hizmetin birbirinden ayrılması yine rekabeti destekleyici bir uygulama olurdu. O da bu yasada yoktur.
Şimdi, daha başka teknik iyileştirmeler mümkündü, yapılabilirdi, yapılmalıydı. Yasanın geliş ve geçiş tarzı beni yadırgattı. Bu kadar önemli bir yasa 2005’te görüşüldü, tartışıldı, üzerinde uzlaşmalara varılacak birçok tartışmalar yapıldı, birçok konuda uzlaşıldı, ondan sonra üç sene durdu durdu birden geldi ve yıldırım hızıyla yine komisyonlardan geçti. Yani Komisyonda bu yasa tartışılırken -alt komisyondan çıktıktan sonra- maddeler okunmuyordu bile, hızla geçti, ondan sonra da hızla buraya geldi. Şimdi, gecenin bu saatinde, tatile girmeden bir buçuk saat önce biz bu yasayı alelacele çıkarmak istiyoruz, seksen küsur maddelik bir yasayı bu kadar önemli bir yasayı tartışmadan, böyle aradan çıkartmak istiyoruz. Bunu çok yadırgadığımı, bunun ciddi bir yaklaşım olmadığını da ifade etmek isterim.
Bütün bunları söyledikten sonra, her ne kadar bu yasanın üstünden gelmesi beklenmezse de, Hükûmetin koymuş olduğu vergilerle -özel iletişim vergisi, diğer vergilerle- müşteriden haksız bir şekilde vergi aldığını… Bu vergi oranlarında dünyada, yanılmıyorsam ya birinciyiz ya ikinciyiz. Bu kadar yüksek vergiyi bu kadar önem verdiğimiz bir sektörden almak yanlıştır.
Son olarak, bu önemli sektörde teknolojinin gerisinde kalmak çok tehlikelidir. Ben birkaç sene önce Sayın Bakana ”wifi” denilen kablosuz geniş bandın ne zaman lisanslarının verileceğini sorduğum zaman…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Coşkunoğlu.
OSMAN COŞKUNOĞLU (Devamla)…lisansların, böyle kablosuz geniş bant için, İnternet için, bana, ondan sonraki teknoloji “WİMAX” için vereceklerini söyledi. WİMAX’ın ötesinde bir teknoloji ortaya çıkmakta, “hareketli WİMAX” diye fakat WİMAX yani kablosuz İnternet, geniş bant İnternet lisansları hâlâ verilmemiştir. Üçüncü nesil bitiyor, üç buçuğuncu nesilden dördüncü nesilden bahsediliyor. Üçüncü nesil lisansları hâlâ verilmemiştir. Söylediğim gibi, vergiler çok yüksektir. Dolayısıyla, bu vesileyle telekom gibi, bilgi toplumunun, sadece bilgi toplumunun değil bütün sektörlerin çok önemli bir kaldıracı, çok önemli altyapısı olan bu sektörde Hükûmetimizin performansı yeterli değildir.
Bu yasa yakın bir gelecekte tekrar değiştirilme ihtiyacı duyacaktır. Fakat önümüzdedir, emek verilerek hazırlanmıştır. Birçok itirazımıza rağmen ve bazı önergeleri sunduktan sonra biz bu yasaya olumlu bakıyoruz. Bunu da ifade eder, hepinize saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
72 konuşma daha · 31 Temmuz 2008