İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 32. BİRLEŞİM · SALI

2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında

Osman Demir

Tokat Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 32. Birleşim · 5. yasama yılı · 14 Aralık 2010 · 539 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Osman Demir (AK Parti), 14 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2011 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNUN TASARISI İLE 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİNHESAP KANUNU TASARISI HAKKINDA); konuşma 539 kelime.

Osman Demir (AK Parti, Tokat). “2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim tutanağı, 14 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-demir-23-2010-12-14-2011-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunun-tasarisi-ile-2009-yili-merkezi (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AK PARTİ GRUBU ADINA OSMAN DEMİR (Tokat)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Başbakanlığın 2011 yılı bütçesi üzerinde AK PARTİ Grubu adına söz aldım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Şu an içinde bulunduğumuz şartları sağlıklı değerlendirebilmek için buraya nereden geldiğimize bakmamız gerekir. Böylece, hem geçmişten bugüne ne kadar mesafe aldığımızı görmüş hem de gelecekte nereye gidiyor olduğumuz hakkında fikir edinmiş oluruz.

Hatırlanacağı gibi, AK PARTİ’nin iktidara geldiği 2002 yılı sonunda ülkemiz 2001 ekonomik krizinin ağır faturasıyla boğuşmaktaydı. Yüksek bütçe açıklarına bir de iflas eden bankalardan kaynaklanan borçlar eklenince, uluslararası kredi derecelendirme firmaları ülkemizin kredi notunu sürekli düşürüyorlardı. Kaynak bulmak son derece zor hâle gelmişti, ülke riski nedeniyle yüksek faizle borçlanabiliyorduk. Faiz giderleri vergi gelirlerinin yüzde 80’ini yutuyordu. Yüksek enflasyon ve döviz kuru artışları paramızı pula çevirmişti. TL, tasarruf aracı olma fonksiyonunu önemli ölçüde yitirmiş, vatandaşlarımız döviz üzerinden mevduat hesabı açıyorlardı. Ekonomi yönetimi IMF kapılarında nöbet tutuyordu. Siyasi partilere güven kalmamış, olumsuz beklentiler piyasalara egemen olmuştu. Karaman Valisi kriz ortamında insanların ruh hâlini olumsuz etkiliyor diye “Yolun sonu görünüyor.” türküsünün halka açık yerlerde söylenmesini yasaklamıştı. Türkiye'nin bugünlere buralardan geldiğini unutmamız gerekir.

Öyle bir ortamda “Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.” diyen Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın genel başkanlığında kurulan AK PARTİ girdiği her iki genel seçimde de oylarını artırarak tek başına iktidar olmuştur. AK PARTİ iktidarları bir yandan çözümsüz zannedilen sorunları çözmeye ve ülkemizin uluslararası itibarını yükseltmeye çalışmış, diğer yandan siyaset alanına müdahale etmeyi alışkanlık hâline getiren siyaset dışı kurumlara karşı demokrasi mücadelesi vermiştir, vermeye de devam etmektedir.

AK PARTİ İktidarının başarılı icraatları sonucu Türkiye ekonomisi dünyanın 26’ncı büyük ekonomisi sıralamasından 16’ncı büyük ekonomisi sıralamasına yükselmiştir. Küresel krizin yaşandığı 2009 yılı hariç tutulduğunda cumhuriyet tarihinin en uzun süreli istikrarlı büyüme rekorları kırılmıştır. Bütçe açıkları enflasyon ve faiz oranları düşmüş, döviz kurları istikrar kazanmıştır. Paradan altı sıfır atılmış, vatandaşlarımız kendi paramızla tasarruf eder hâle gelmiştir. Doğrudan yabancı sermaye girişleri yılda 1 milyar dolardan 20 milyar dolara çıkmıştır. Bankaların verdikleri kredilerin toplam varlıklara oranı yüzde 23’ten yüzde 51’e çıkmıştır. 2002 yılında yüzde 74 olan AB tanımlı borç stokunun gayri safi yurt içi hasılaya oranı 2004 yılından beri Maastricht Kriterleri olan yüzde 60’ın hayli altında seyretmektedir. Kamu maliyesindeki faiz yükü hızla aşağı çekilmiş, uluslararası kredi notumuz kriz ortamlarında dahi artar olmuştur. AK PARTİ İktidarında işsizliğin azalmadığı tezi de doğru değildir çünkü Türkiye’de cumhuriyetin başından beri tarım kesimindeki gizli işsizliği azaltan kırdan kente göç yaşanmaktadır. Üretime katkı bakımından açık işsizlikle gizli işsizlik arasında hiçbir fark yoktur. Her ikisinde de üretime katkı sıfırdır.

2002 yılında iş gücünün yüzde 34,9’u tarım kesiminde istihdam edilirken 2009 yılında bu oran yüzde 24,7’ye düşmüştür. Aradaki yüzde 10,2’lik fark, tarım kesimindeki gizli işsizlik azalışıdır. Gizli işsizler sanayi ve hizmet sektöründe işe girdiklerinde istihdam ve işsizlik oranları değişmediği hâlde üretim artmaktadır. İşsizlik oranı artmadan üretimin artmasının sebebi de işte budur.

AK PARTİ öncesinde birçok iktidar, muhalefetin ve siyaset dışı kurumların baskılarına fazlaca dayanamayıp kısa sürede yıkılmıştır. 29 Ekim 1923’ten 14 Mart 2003’e gelinceye kadar ortalama ömrü on altı ay olan elli sekiz hükûmet kurulmuştur. Kısa ömürlü iktidarlar uzun vadeli, köklü yatırımlara girişememiş, girişilen yatırımlar yarım kalmış ve kamu kaynakları buralarda israf olmuştur. Kamu kesimindeki istikrarsızlık özel kesimi olumsuz etkilemiş, yabancı sermaye ülkemizi tercih etmemiş, spekülatif işlemler artmış, bankalar iflas etmiş, istikrarlı büyüme sağlanamamış, ülkemiz kendi kendine kriz üretir hâle gelmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

89 konuşma daha · 14 Aralık 2010

89 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook