Vıı.tur (.sanayi ve ticaret bak., milli eğitim bak)
Antalya Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 33. Birleşim · 2. yasama yılı · 21 Aralık 2003 · 866 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Osman Kaptan (CHP), 21 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: VII.TUR (.SANAYİ VE TİCARET BAK., MİLLİ EĞİTİM BAK)); konuşma 866 kelime.
Osman Kaptan (CHP, Antalya). “Vıı.tur (.sanayi ve ticaret bak., milli eğitim bak)”. TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim tutanağı, 21 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-kaptan-22-2003-12-21-vii-tur-sanayi-ve-ticaret-bak-milli-egitim-bak (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
OSMAN KAPTAN (Antalya)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi hakkında aleyhte söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlarım.
Sayın milletvekilleri, Türkiye'de eğitime ayrılan kaynak her yıl azalmaktadır. Konsolide bütçe içinde eğitime ayrılan pay 1992-1993 yıllarında yüzde 14,5'lerde iken, 2000 yılında yüzde 10,5'lere ve bu yıl da, 2004 yılı bütçesinde yüzde 8,5'lere kadar inmiştir.
Değerli arkadaşlarım, eğitim sisteminin yapısından, işleyişinden, yetersizliklerinden herkes şikâyetçidir. En fazla şikâyetçi olanların başında da, öğrencilerimiz, öğretmenlerimiz ve aileler, anne-babalar gelmektedir. Nasıl şikâyetçi olmasınlar ki; parası olana okul var, devlet okulu olmazsa, özel okul var, ya parası olmayana?.. Parası olmayana okuma hakkı ancak Anayasada var. Üniversite kapısındaki yığılmalar, öğrencilerimizin "bir üniversiteye girebilecek miyim; girebilirsem, parasızlıktan okuyabilecek miyim; okuyabilirsem, mezun olunca iş bulabilecek miyim" soruları, çocuklarımızın rüyalarına girmekte, yaşamlarını altüst etmektedir. Çocuklarımız, yarınlarına güvenle bakamadıkları için, Türkiye'de yaşamak istememektedirler; çünkü, onlar da biliyor her üç gencimizden ikisinin üniversite kapısında kaldığını, onlar da biliyor üniversiteden mezun olan her üç gencimizden birisinin işsiz kaldığını.
Sayın arkadaşlarım, öğretmenlerimiz de mutsuzdur. Nasıl mutlu olsun ki öğretmenlerimiz; bir yandan, artacağı yerde, alım güçleri azalıyor; bir yandan, kışta kıyamette sürgün, soruşturma, keyfî atama; bir yandan, eğitimde siyasal kadrolaşma... Sendikası var; grev hakkı yok. Bir öğretmenimiz, 1979 yılında aldığı maaşın hepsini ekmeğe yatırmış olsa ve aynı şekilde, bu yıl da yatırsa, aradaki alamadığı ekmek farkı 447 tane eder; alım gücü azalmıştır öğretmenimizin.
Bu durum karşısında öğretmenlerimiz ne yapsın?.. Kendilerini yoksulluk sınırının, hatta açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm eden siyasal iktidarlardan umudunu kesen öğretmenlerimizin bir kısmı, başka çareleri olmadığı için, limon, maydanoz satarak; çorap, kravat, havlu satarak; bilet satarak yaşam mücadelesi vermeye çalışmaktadırlar.
Türkiye'deki bir öğretmenin aldığı maaşın, İsviçre'deki bir öğretmen 9 katını, Japonya'daki, Kore'deki bir öğretmen 7 katını, Filipinler'deki, Şili'deki bir öğretmen 2 katını ve komşumuz Yunanistan'daki bir öğretmen de 3-4 katını almaktadır.
Sayın milletvekilleri, eğitim sisteminden veliler de şikâyetçidir. Yapılan bilimsel bir araştırmaya göre, okullarda, öğrencilerden, eğitime katkı payı, kayıt parası, karne parası, diploma parası, servis ücreti, tebeşir parası, elektrik, su, yakıt, telefon parası, hizmetli parası, cam parası gibi 30 değişik ad altında para toplanmaktadır. Ayrıca, özel dershane ücretleri ve öğrenci kıyafetleri el yakmaktadır. Artık, devlet okullarında paralı eğitim yapılmaktadır. Eğitime katkı sağlamak amacıyla, neoliberal politikalar doğrultusunda "her şey devletten beklenmez ki" anlayışıyla, devlet okullarında parasız okuma hakkı olan öğrencilerden alınan paralar, Millî Eğitim Bakanlığının bütçesini neredeyse 3'e katlamaktadır.
Sayın arkadaşlar, son on yıldır, okullara hizmetli kadrosu verilmemektedir "kendi okulunu kendin temizle" denilmektedir. Kayıt parası verme gücü olmayan ailelere ise, bu öğretim yılı başında, Antalya'daki bir okulda olduğu gibi, okul temizlettirilmektedir.
Sayın milletvekilleri, sadece bakanlık sayılarını azaltmak yetmez. Eğitim sistemimizin en önemli sorunlarından biri de, örgüt yapısıdır. Millî Eğitim Bakanlığı acil eylem planında "merkez örgütü 50'yi aşkın birimle hizmet üretemez hale gelmiştir; altı ilâ oniki ay içerisinde yeniden düzenlenecektir" denildiği halde, bu konuda hiçbir şey yapılmamıştır.
Millî Eğitim Bakanlığı merkez örgütünde 16 genel müdürlük vardır. Bazı genel müdürlükler, kız teknik, erkek teknik diye cinsiyete göre adlandırılmıştır; bazı genel müdürlükler, ilköğretim, ortaöğretim, yükseköğretim diye öğretim kademelerine göre adlandırılmıştır; bazı genel müdürlükler ise, ticaret, turizm, çıraklık ve yaygın eğitim, din eğitimi diye mesleklere göre adlandırılmıştır. Millî Eğitim Bakanlığında, genel müdürlüklerin işlevlere göre yeniden belirlenmesi halinde, genel müdürlük sayısı 16'dan 6'ya indirilebilir. Millî Eğitim Bakanı bunlara öncelik vermesi gerekirken, kadrolaşmaya öncelik veriyor.
Değerli arkadaşlarım, Millî Eğitim Bakanlığında, merkezde ve taşrada, tepeden tırnağa bir kadrolaşma yapılmaktadır. Sayın Bakan da, bunu, çok makul ve normal bir şey olarak görmektedir. Millî Eğitim Bakanlığı merkez örgütünde, müsteşar, 3 müsteşar yardımcısı, 2 kurul başkanı, 14 genel müdür, 5 Talim Terbiye Kurulu üyesi, 10 genel müdür yardımcısı, 7 bağımsız daire başkanı, 12 bağımlı daire başkanı olmak üzere, toplam 54 tane üst düzey yönetici görevden alınmıştır.
AHMET YENİ (Samsun)Yerine aydan mı geldi?!
OSMAN KAPTAN (Devamla)Bunların yerine getirdikleri aydan değil de; Millî Eğitim Bakanlığına göz doktoru getirilebiliyor.
AHMET YENİ (Samsun)Aydan mı geldiler, aydan mı?!
OSMAN KAPTAN (Devamla)Sayın arkadaşlar, arkadaşlarımız, Talim Terbiye Kurulunda görevden alınanlar, uzman öğretmenler ve Eğitim Teknolojisi Genel Müdürlüğünde görevden alınanlar üzerinde durdu, ben o konuya girmek istemiyorum; yalnız, İstanbul, Ankara, İzmir Millî Eğitim Müdürlüklerinden, 66 müdür yardımcısı ve şube müdürü, 76 ncı maddeye göre görevden alınarak, doğu ve güneydoğu bölgesine sürülmüştür.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bakınız, Sayın Millî Eğitim Bakanı, Genel Kurulumuzun 73 üncü Birleşiminde, 76 ncı maddeyle ilgili ne diyor: "76 ncı madde, Bakanın, hiçbir şart aramaksızın, istediği insanı, istediği yere tayin etmesidir. Diyelim ki, bir öğretmenin tayini Hakkâri'ye çıktı, Iğdır'a çıktı, ben 'görülen lüzum üzerine' ibaresini koymak üzere, o öğretmeni Ankara'ya getirebilirim. Şimdi, ben, arkadaşlarıma soruyorum: Bugüne kadar 76 ncı maddeyi bir tek sefer kullandığımı bilen var mı?"
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van)Evet, yok...
OSMAN KAPTAN (Devamla)Evet, Sayın Bakan, ben biliyorum; hem de bir sefer değil, 66 sefer 76 ncı maddeyi kullandığınızı biliyorum.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van)Yok...
OSMAN KAPTAN (Devamla)Sayın Bakan konuşmasına şöyle devam ediyor: "Bakın, arkadaşlar, bugüne kadar, kesinlikle kullanılmamıştır, ben biliyorum ki, arkadaşlar, 76 ncı maddeyi kullanmam." Sayın Bakan, 76 ncı maddeyi kullanmam diyorsunuz, kullanıyorsunuz. Bu sözlerinizi tutanaklardan okuyorum. Siz söylediğinin tersini yapan bakan mısınız?! Hani "siyasete ve siyasetçiye güven kalmadı, biz güveni sağlayacağız" diyordunuz?.. Güveni böyle mi sağlayacaksınız?..
CAVİT TORUN (Diyarbakır)Yüzde 38'lere çıktı güven!
OSMAN KAPTAN (Devamla)Sayın Bakan da, kendi yaptırdığınız araştırmada, 5,6 ile en başarısız bakan çıkıyor...
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
50 konuşma daha · 21 Aralık 2003