İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 54. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Askerlik kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.322)

Osman Kaptan

Antalya Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 54. Birleşim · 3. yasama yılı · 5 Şubat 2009 · 1.355 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Osman Kaptan (CHP), 5 Şubat 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 54. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ASKERLİK KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.322)); konuşma 1.355 kelime.

Osman Kaptan (CHP, Antalya). “Askerlik kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.322)”. TBMM Genel Kurulu, 54. Birleşim tutanağı, 5 Şubat 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-kaptan-23-2009-02-05-askerlik-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA OSMAN KAPTAN (Antalya)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 322 sıra sayılı, Askerlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Gülhane Askeri Tıp Akademisi Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın tümü üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlarım.

Sayın arkadaşlarım, esas konuya geçmeden önce geçen hafta Antalya’da meydana gelen doğa felaketinden söz etmek istiyorum. 28 Ocak akşamı Antalya’da meydana gelen şiddetli fırtına ve dolu, özellikle Konyaaltı ilçemizde can ve mal kaybına neden olmuştur. Saatte hızı 105 kilometreyi bulan fırtına ve rüzgârların etkisiyle bir gencimiz hayatını kaybetmiş, ağaçlar köklerinden sökülmüş, elektrikler kesilmiş, hayat felç olmuştur.

Yine 22 ve 23 Ocak 2009 tarihlerinde Kaş, Demre ve Finike ilçelerimizde yaşanan şiddetli fırtına ve rüzgâr ise bölgedeki sebze üretiminde ciddi hasarlar meydana getirmiştir. En çok zarar Kaş’ın Yeşilköy beldesinde olmuştur. Yeşilköy’de zarar yüzde 30’lara varmaktadır. Kaş’ın Ova, Kınık beldeleri ile Çavdır, Çayköy köylerinde ve Demre’nin Beymelek beldesi İskele Mahallesi’nde hasar büyüktür. Şiddetli fırtına, naylon seraları, cam seraları çökertmiş, seraları ve ürünleri yerle bir ederek büyük zararlar vermiştir. Zarar gören çiftçilerimiz ortakçıdır, icarcıdır ve bir kısmı da toprak sahibidir. Bunların hemen hemen hepsi de bankalara borçludur. Fethiye, Kaş, Kalkan, Demre bankalarından kredi almışlardır, eylül ve ekim aylarında ekimlerini dikimlerini yapan çiftçilerimiz hasat sonunda bankaya borçlarını ödeyemeyeceklerdir. Yaşanan felaketle seraları ve ürünleri zarar gören çiftçilerimizin bankalara olan borçlarını ödeyebilmeleri için Hükûmetin gerekli önlemi alması gerekmektedir.

Yine Elmalı Akçay’da üretici hemşehrilerimizin elması para etmiyor. Tarım krediye ve bankalara olan borçlarını ödeyemiyorlar, sıkıntı içindedirler. Hükûmetin bu konularda gerekli tespit ve desteği yapmasını bekler, bu felaketlerde hayatını kaybeden gencimize Allah’tan rahmet, ailesine başsağlığı diler, Antalya ve ilçelerinde zarar gören tüm hemşehrilerimize geçmiş olsun der, Allah’tan daha büyük felaketlerin olmamasını dileriz.

Sayın milletvekilleri, Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizim de imza koyduğumuz teklifle Hükûmetin hazırlamış olduğu tasarı Millî Savunma Komisyonumuzda birleştirilerek görüşülmüş ve 322 sıra sayılı Komisyon Raporu olarak Genel Kurulumuza getirilmiştir.

Anayasa’mızın 72’nci maddesi, askerlik hizmetinin hem hak hem de ödev olan bir vatan hizmeti olduğunu ve bu hizmetin nasıl yerine getirileceğinin kanunla düzenleneceğini hüküm altına almıştır. Askerlik hizmetinin nasıl yerine getirileceği veya getirilmiş sayılacağı ise 1927 yılından beri aynı anlayış içinde, zamanın ve şartların gereklerine göre 1111 sayılı Askerlik Kanunu’yla düzenlenmektedir.

Şimdi huzurunuza getirilen Askerlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin bir kısım ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla hazırlanmıştır.

Teklifteki en önemli düzenleme, askerlik hizmetinden muafiyeti düzenleyen 1111 sayılı Kanun’un 10’uncu maddesindeki değişikliktir. Mevcut düzenleme, barışta veya savaşta askerlik hizmetini yerine getirmekteyken ölmüş veya görev sırasında maluliyet aylığı bağlanmasını gerektirecek biçimde malul olmuş yahut hakkında gaiplik kararı alınmış askerden sonra gelen ilk erkek kardeşinin istekli olmadıkça silah altına alınmamasına yöneliktir. Bu düzenleme, yükümlülerin askerlik hizmetine başladıktan sonra terhisleri mümkün olmadığı gibi, madde metninde yer alan “ondan sonra gelen ilk oğul” ibaresinden hangi kardeşinin anlaşılması gerektiği açık değildir.

Teklif ile 1111 sayılı Askerlik Kanunu’nun 10’uncu maddesinin 9’uncu bendi yeniden düzenlenerek, anne ve babanın müşterek olarak talep ettiği kardeşlerden birisinin istekli olmadıkça silah altına alınmaması, alındı ise terhis edilmesi esası benimsenmiştir. Anne ve babanın anlaşamaması veya ikisinin de ölmüş olması durumunda ise öncelikle istekli olması hâlinde silah altında olan kardeş terhis edilerek, bu kardeşin istekli olmaması veya silah altında kardeş bulunmaması durumunda ise askerlik hizmet sırası gelen ilk kardeş istekli olmadıkça silah altına alınmayacaktır.

Aynı maddede ikinci olarak terörle mücadele sırasında şehit olan askerlerimizin kardeşlerinin askerlik yükümlülüğü düzenlenmiştir. Mevcut düzenlemede buna ilişkin özel bir hüküm bulunmamakta, istekte bulunulması hâlinde terör şehitlerimizin kardeşlerinden birisi askerlik hizmetinden muaf tutulmaktaydı. Teklif ise askerlik hizmetini yerine getirmekte iken 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamında şehit olan yükümlülerin, aynı anne babadan olan kardeşlerinin ve çocuklarının tamamının istekli olmadıkça silah altına alınmaması, alınmış iseler istekleri hâlinde terhis edilmeleri esasını getirmiştir.

Teklifte düzenlenen diğer bir konu askerliği er olarak yapacakları çağrı usulündedir. Şöyle ki: Askerlik şubelerinde her yıl yaklaşık 600 bin yükümlü adına son yoklama çağrı tebligatı, 450 bin yükümlü adına da sevk için çağrı tebligatı çıkarılmaktadır. Yaklaşık bu 1 milyonluk tebligat hem idari hem mali külfet getirmektedir. Yeni düzenlemeyle yedek subay adaylarında olduğu gibi sevke tabi yükümlü er ve erbaşların celp duyurularının da TRT aracılığıyla yapılması öngörülmektedir.

Sayın arkadaşlarım, özetle getirilen diğer değişiklikler ise şöyledir:

Türk vatandaşlığından çıkarıldıktan sonra yeniden Türk vatandaşlığını kazananların askerlik hizmet yükümlülüklerinin düzenlenmesi,

Yedek yoklaması yaş sınırının ihtiyaç hâlinde Millî Savunma Bakanlığınca 41 yaşından 30 yaşına kadar indirilebilmesi,

Astsubayların rütbe bekleme sürelerinin 24 yıldan 30 yıla çıkarılması ve bu sayede Türk Silahlı Kuvvetlerinde daha uzun süre görev yapmalarına imkân sağlanması,

Astsubaylara mesleklerinin ilk yılları olan beş ila yedinci senelerinde subaylığa geçiş imkânının verilmesi,

Askerlik meclislerinin kurulmasına ilişkin düzenlemeler,

Yoklama kaçağı ve bakaya durumundaki yükümlülere ilişkin düzenlemeler,

1076 sayılı Kanun’da yapılan değişiklikle yedek subayların terfilerinde silah altında geçen sürelerin dikkate alınması,

Görev sırasında yaralanan uzman jandarmalara sicil şartı aranmaksınız terfi edebilme olanağının sağlanması,

Gülhane Askerî Tıp Akademisi Kanunu’nda yapılan değişiklikle Yüksek Bilim Konseyinin kuruluşunun yeniden düzenlenmesi, üye sayısının artırılması,

Askerî fabrikalarda üretilen ihtiyaç fazlası mal ve hizmetlerin satış ve kiralama yöntemiyle ekonomiye kazandırılması için 3212 sayılı Kanun’da değişiklik yapılması,

Kılıç hakkından yararlanamayanlar ile mirasçılarına bu hakkın verilmesi hükmü getirilmektedir.

Sayın milletvekilleri, yine teklifle düzenlenen diğer önemli bir konu da ülke menfaatlerimize uygun olmayan, gerçekle bağdaşmayan, uluslararası alanda istismar konusu yapılabilecek nitelikteki haritalar, bilindiği gibi, bazı çevrelerce sık sık gündeme getirilmektedir, istismar edilmektedir. Özellikle son yıllarda bu tür haritalar bazen BOP, bazen GOP, bazen Ermeni konuları, bazen Kıbrıs gibi birçok konularda gündeme getirilmektedir. Bu konuda özellikle son günlerde Cumhurbaşkanlığı makamının resmî web sitesinde yayınlanan ve KKTC’yi yok sayan haritanın toplumumuzda ne kadar infial yarattığı hepimizce bilinmektedir. Ülkemizin temel politikalarına uygun olmayan bir haritanın Cumhurbaşkanlığı makamının resmî web sitesinde yayınlanması çok şaşırtıcı ve inanılır gibi değildir. Yeni düzenlemeyle, ülke menfaatleriyle bağdaşmayan harita, atlas ve küre ve benzer yayınların üretim ve kullanımlarında Harita Genel Komutanlığının uygunluk onayını zorunlu kılan ve izinsiz kullananlara iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilebileceği hükmü getirilmektedir.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; yapılan araştırmalarda son yıllara kadar Türkiye’de en güvenilir kurum olarak Türk Silahlı Kuvvetleri hep önde çıkmıştır. Ancak son yıllarda Silahlı Kuvvetlerimizin güvenilirliğini azaltıcı, gölgeleyici, yıpratıcı olaylar olmakta, bundan da asker-sivil tüm vatandaşlarımız derin üzüntü duymaktadır. Bunların başında da, hepimizin bildiği gibi, Ergenekon davası gelmektedir. Aradan iki yıla yakın süre geçmesine rağmen, bu dava neyin davasıdır, TSK’yla bir ilgisi var mıdır yok mudur kimse bilmemektedir. Bu bilinmezlik Silahlı Kuvvetlerimizi de tüm vatandaşlarımızı da ciddi olarak rahatsız etmektedir. Böyle “Ergenekon” diye bir örgüt var mıdır yok mudur? Eski Genelkurmay Başkanı açıklama yapıyor: “Ben böyle bir örgütten haberdar değilim.” diyor. Millî Güvenlik Kurulu eski Genel Sekreteri açıklama yapıyor: “Yıllarca Millî Güvenlik Kurulunda genel sekreterlik yaptım, devletin bütün terör örgütleriyle ilgili bilgilerin tümü önümden geçti, böyle bir örgütten haberdar değilim.” diyor. Emniyet Genel Müdürlüğüne soruluyor böyle bir örgüt var mı yok mu diye: “Hayır, böyle bir örgütten haberim yok.” diyor, ama gözaltılar, tutuklamalar dalga dalga devam ediyor.

Sayın Bakan, siz hukukçusunuz ve aynı zamanda Başbakan Yardımcısısınız. Bu davanın adli boyutları hariç, yani adli çerçevesi dışında kalan idari boyutları itibarıyla, TSK, bu Ergenekon davasının içinde mi dışında mı, neresinde? Bu Ergenekon davası bir darbe girişimi davası mıdır? Susurluk’un ortaya çıkmayan kısmının devamı olan bir dava mıdır yoksa terörle ilgili bir dava mıdır? Yoksa, bu dava da Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörünün tutuklandığı, Genel Sekreterinin intihar ettiği, sonunda bir şey çıkmayan dava gibi bir dava mıdır?

Sayın Bakan, yine son zamanlarda ortaya çıkarılan silahlarla silahlı kuvvetlerin bir ilgisi var mı yok mu? Silahların menşesi ne? Kime ait? Parmak izleri kimin? O silahları oralara kimler koymuş? Niçin koymuş?

Ve sayın milletvekilleri, yine bu dava hukuki mi, siyasi mi? Hukukiyse dünyanın hangi ülkesinde soruşturma bitmeden yargılama yapılıyor?

Suç varsa elbette cezası da vardır. Bu darbeci de olsa, çeteye de karışsa, teröre de bulaşsa, suçlu varsa elbette cezasını çekmelidir. Bu konuda kimsenin söyleyeceği bir sözü olamaz.

Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak darbelere karşıyız, çetelere karşıyız, teröre karşıyız, ancak hukuksuzluğa da karşıyız. Bu davanın siyasi olduğu, Deniz Feneri, ekonomik kriz, açlık, yoksulluk ve yolsuzlukların üzerinin örtülmesine dönük Hükûmete karşı olan saygın kişilerle, suçlu ve suçsuzu aynı kefeye koyan bir dava olduğu yönünde kamuoyunda yaygın bir kanaat ve tepki oluşmakta olduğunu yüce Meclisin bilgisine sunarken, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ihtiyaç duyduğu bu yasal düzenlemenin yapılmasını Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak desteklediğimizi belirtiyor, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

50 konuşma daha · 5 Şubat 2009

50 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook