İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 56. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

2003 mali yılı bütçesi 8. ncı tur görüşmelerinde

Osman Pepe

Kocaeli Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 56. Birleşim · 1. yasama yılı · 26 Mart 2003 · 840 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Osman Pepe (AK Parti), 26 Mart 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 56. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2003 MALİ YILI BÜTÇESİ 8. NCI TUR GÖRÜŞMELERİNDE); konuşma 840 kelime.

Osman Pepe (AK Parti, Kocaeli). “2003 mali yılı bütçesi 8. ncı tur görüşmelerinde”. TBMM Genel Kurulu, 56. Birleşim tutanağı, 26 Mart 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-pepe-22-2003-03-26-2003-mali-yili-butcesi-8-nci-tur-gorusmelerinde (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ORMAN BAKANI OSMAN PEPE (Kocaeli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Orman Bakanlığı bütçesini görüşüyoruz; bu vesileyle, hepinize saygılar, sevgiler sunuyorum.

Değerli arkadaşlar, orman teşkilatı, ülkemizin en köklü teşkilatlarından birisi. Yaklaşık olarak yüzaltmış yıllık geçmişi olan ve ülkemiz için fevkalade önemli olan orman varlığının korunması ve geliştirilmesinden sorumlu olan bu teşkilatta, geçmişte yapılan çalışmaları bugün objektif olarak değerlendirdiğimiz zaman, ülkemizin arzu edilen ormancılık politikalarının sürdürülebilir bir anlayış içerisinde, istenilen verimlilik içerisinde gerçekleşmediğini, bununla alakalı atılması gereken daha pek çok adımın olduğunu, zannediyorum herkes kabul edecektir.

Bugün ülkemizin takribî olarak yüzde 26'sı ormanlarla kaplıdır; ama, ne yazık ki, bu orman varlığının yüzde 50'den fazlası verimsiz ormanlardan ibarettir. Pek çok yerdeki makilikleri, kayalıkları, biz, orman statüsüne almışız. Ne yazık ki, çok değerli orman alanlarının yeterince korunamadığını, bunlarla ilgili yasal düzenlemelerin tek başına meseleyi halletmeye yetmediğini de, geçmişteki uygulamalar ortaya koymuştur; çünkü, ormancılık politikalarında katılımcılığı esas almayan, halkı görmezlikten gelen, köyü ve köylüyü işin içerisinde görmeyen, sadece devletin merkezdeki teşkilatlarının veyahut da taşradaki ilgili birimlerinin halka rağmen sürdürmüş olduğu politikaların, Türkiye'de başarıya ulaşma şansının olmadığı da bir realitedir. Biz, bunu gördüğümüz ve bildiğimiz için, katılımcılığı esas alan; ne yapacaksak, milletle birlikte yaptığımız takdirde başarıya ulaşacağına inandığımız için, millet ormancılığına geçeceğimizi ifade ederek, köy tüzelkişiliklerinin korumada ve ormanların geliştirilmesinde fevkalade yetkilendirilmesi ve önemli bir gelir transferiyle de refah düzeylerinin yükseltilmesi tarafımızdan planlanmaktadır.

Elbette ki, orman ve orman varlığının fevkalade önemli olduğu gerçeğini herkes paylaşmakla birlikte, her şeyin insan için olduğunu ve ormanların da insanın mutluluğunu temin eden çok önemli bir nimet olduğunu, imkân olduğunu, bu vesileyle bir kez daha ifade etmekte fayda görüyoruz.

Elbette ki, Türkiye'de, yıllardır yaşanan yoğun göçler, bu coğrafya üzerinde yaşanmış pek çok savaş neticesinde orman varlığımız ciddî şekilde tehlikeye düşürülmüştür. Tabiî, bugün geldiğimiz bu noktada, Türkiye ormanlarının her yıl yaklaşık olarak 14 000 hektarlık bir kısmının da yangınlar marifetiyle tahrip edildiğini, ama, orman teşkilatının, yanan bu alanlar üzerindeki tahribatı, hemen, yılı içerisinde fidanlaştırma, ormanlaştırma çalışmalarını tamamlayarak art niyetli insanlara bu noktada fırsat vermemenin gereğini yerine getirmektedir.

Tabiî, Türkiye'de, dünyanın hiçbir çağdaş ülkesinde olmadığı kadar, ormanla haşır neşir, orman içinde ve orman civarında yaklaşık olarak 7 500 000-8 000 000 insanımız yaşamaktadır. Türkiye'deki köylerin neredeyse yarısı orman köyüdür. Orman içerisinde bu kadar yoğun bir nüfusun yaşamış olduğu bir ülkede, ormanlarla alakalı sağlıklı politikaların geliştirilmesi ve orman köylüsünün ormanlar üzerindeki yoğun baskısını azaltmak mümkün değildir.

Değerli arkadaşlar, kırk yıldır ülkemizin kangrenleşmiş sorunlarından birisi de, benden önce burada konuşan Sayın Ali Er ve Mehmet Işık arkadaşlarımızın da dile getirmiş oldukları, ortak sorun olarak gördüğümüz ve artık çözümlenmesi gereken bir husus olarak herkesin ittifak ettiği husus, 2/B sorunudur.

Anayasamızın 169 ve 170 inci maddelerinde belirtilen, 31.12.1981 tarihinden önce fen ve bilim bakımından orman vasfını yitirmiş olan ve bir daha ormanlaştırılması, geri kazanılması mümkün olmayan, ülkemizde, şu anda, yaklaşık olarak 5 milyar metrekarelik arazi mevcuttur. Anayasamızın 169 ve 170 inci maddelerinden ilham alınarak 6831 sayılı Orman Kanununun 2/B maddesinde tarif edilmiş olan bu arazilerin, Türkiye'de, mutlaka ve mutlaka artık çözüme kavuşturulması gerekir. Şu anda, kullanıcılarına veya orman köylüsüne veya devletin uygun göreceği kişilere satılmasının dışında bir çözümün kalmadığını; çünkü, Türkiye'deki milyonlarca insanın artık bu konuyla alakalı sabrının da sonuna gelindiği, Türkiye'nin en büyük 18 ilinde yaklaşık olarak 4 milyar metrekarelik bu tür arazilerin olduğu, bunların üzerinde yüzbinlerce konutun olduğu, binlerce işyerinin olduğu, resmî ve özel büyük binaların olduğu ve bu arazilerin satılmasından da ülkemizin içerisinde bulunmuş olduğu ekonomik sıkıntılara fevkalade merhem olacak çok ciddî bir kaynağın burada mevcut olduğunu, 5-6 milyar metrekarelik 2/B arazilerinin bugünkü rayiç değerlerle eğer ifade edecek olursak 4-5 dolar civarında satılmasının fevkalade mümkün olduğunu... Çünkü, bu araziler, ülkemizin en gelişmiş illerindedir ve en gelişmiş illerinin de en değerli bölgelerindedir. 20-25 milyar dolarlık bir rakamın, elbette ki, ülkemiz Hazinesi açısından fevkalade önemi vardır; ama, 7 500 000-8 000 000'a varan orman köylüsünün refah düzeyini yükseltmek açısından çok ciddî bir ekonomik sıkıntıyla karşı karşıyayız; Orman Bakanlığının bütçesinde bunu karşılayacak yeterli ödenek yoktur. Ormanlarımızın geliştirilmesi ve orman varlığının Türkiye'de daha sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesi için, mutlaka ve mutlaka, bu 2/B satışlarından gelecek olan kaynaktan önemli bir gelir elde ederek, buradan sağlayacak olduğumuz kaynaklarla, Türkiye'deki orman varlığının daha kalıcı olmasını, orman köylüsünün ormanlar üzerindeki baskısını da minimize etmeyi hedefliyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekillerim; Türkiye'deki ormanların mülkiyeti, yüzde 99,9 olarak kamunundur; yani, ancak binde 1'i özel sektöründür veyahut da özel ormanlardır. Halbuki, çağdaş dünyada yüzde 65 özel sektöründür, yüzde 35 kamunundur. Bu anlayışı ülkemize taşımak için, önümüzdeki beş yıllık süre içerisinde, Türkiye'deki özel ormanların bütün orman varlığı içerisindeki oranını, binde 1'den yüzde 10'a çıkarmayı hedefliyoruz.

Yine, burada, gerek muhalefetten gerekse partimizden, ormanlarla alakalı, ormancılıklı alakalı sorunları gündeme getiren, ifade eden değerli milletvekili arkadaşlarımızın üzerinde durmuş oldukları orman kadastrosu konusunda söylenecek elbette ki çok şey vardır; ama, zamanın da nezaketini dikkate alarak şunu ifade etmekte fayda görüyorum ki, altmış yıldan bu tarafa Türkiye'de kadastro çalışmaları sürüyor; ama, bütün ormanlarımızın toplam kadastrosunun, ancak üçte 2'sini yapabildik. Biz, önümüzdeki beş yıl içerisinde, her yıl 1 milyon hektar kadastro çalışması yaparak, bütün kadastro çalışmasının bitirilmesini hedefliyoruz; çünkü, kadastro çalışması bitecek ki, vatandaşın yeri neresi, devletin yeri neresi, bahçe neresi, bağ neresi, orman neresi, bunlar belli olabilsin...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

38 konuşma daha · 26 Mart 2003

38 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook