İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 75. BİRLEŞİM · SALI

İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)

Oya Araslı

Ankara Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 75. Birleşim · 1. yasama yılı · 6 Mayıs 2003 · 831 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Oya Araslı (CHP), 6 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 75. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İŞ KANUN TASARISI VE SAĞLIK AİLE ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER (S,S, 73)); konuşma 831 kelime.

Oya Araslı (CHP, Ankara). “İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)”. TBMM Genel Kurulu, 75. Birleşim tutanağı, 6 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/oya-arasli-22-2003-05-06-is-kanun-tasarisi-ve-saglik-aile-calisma-ve-sosyal-isler-s-s-73 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA OYA ARASLI (Ankara)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum. Bingöl depremi dolayısıyla ulusumuza geçmiş olsun diyor, yaşamını kaybeden vatandaşlarımıza rahmet, kederli ailelerine başsağlığı ve yaralananlara acil şifalar diliyorum.

Görüşülen tasarı, çok önemli bir tasarı; çünkü, çalışma yaşamımızı düzenliyor. Çalışma yaşamımız, herkesin bildiği gibi, cumhuriyetin kuruluşundan başlayarak, yasalarla düzenlenmiş. Bu, ulusumuzun ve Türkiye Cumhuriyetinin emeğe ve çalışmaya saygısının bir simgesi, emeği ve çalışmayı cumhuriyetin temel değerleri olarak görmesinin bir gereği.

İş kanunları, kuşkusuz, toplumlardaki ekonomik, sosyal, siyasal gelişmelerden etkileniyorlar ve zaman zaman, bu gelişmelerin arkasında olduğu için, bu yasalarımızda birtakım değişiklikler veya çalışma yaşamımızla ilgili birtakım yeni düzenlemeler yapılması gerekiyor. Üzerinde çalıştığımız tasarı da böyle bir düzenlemeyi yapmaya yönelmiş olan bir tasarı.

Kuşkusuz, çalışma yaşamı yasalarla düzenlenirken, işçi ve işveren ilişkileri ortaya konulurken, bunlar arasındaki bir uzlaşmanın gerçekleştirilmesine çalışılması gerekiyor; bir çalışma yaşamını düzenleyen yasanın, emeği, çalışanın hakkını koruması gerekiyor, işçi ve işverenin barış içerisinde olduğu bir çalışma düzeni kurması gerekiyor. Bunun yolu da, yasa koyucunun işveren ve işçi arasında bir uzlaşma arayışına girmesi, bu uzlaşmayı kurabilmesi ve bu uzlaşma üzerine yasayı şekillendirmesi. Acaba, görüşmekte olduğumuz tasarı böyle bir uzlaşmanın ürünü mü? Buna ben, kolaylıkla "evet" yanıtını veremiyorum; çünkü, bir uzlaşmanın olmadığı, tasarının görüşülmesi sırasında, çeşitli aşamalarda, sendikalardan, toplumumuzdaki işçi kesiminden, muhalefet kesiminden yükselen tepkilerle ortaya konulmuş durumda; bir uzlaşma yeteri kadar sağlanabilmiş değil. Bilim adamlarının getirilen düzenleme üzerinde bir uzlaşmaya varmış olmaları da, böyle bir konsensüsün varlığının kanıtı olarak kabul edilebilecek bir husus değil; çünkü, bilim adamları ayrı bazlarda bir uzlaşmaya varıyorlar, toplumun, çalışan kesimin, işveren kesiminin beklentisi ise ayrı bir alanda cereyan ediyor. Onun için, bilim adamlarının getirilen düzenleme üzerinde uzlaşmaya varmış olmaları, bir konsensüsün varlığı konusunda tek başına bir kanıt niteliği taşımıyor. Nitekim, uzlaşmaya dayanmayan bu tasarının görüşülmesi süresinde öyle bir an geldi ki, hükümet şu sıralarda yerini almadı, komisyon şu sıralarda yerini almadı ve tasarının görüşülmesi çalışmaları belli bir süre durduruldu. Daha sonra, yapılan hazırlık, o güne kadar görüşülmüş olan maddeler komisyona geri verildi ve esas komisyon da, hükümet de yeni bir düzenleme arayışı içerisine girdi. Bu da, yola çıkılırken ne kadar hazırlıksız işe başlandığının bir göstergesi.

Değerli arkadaşlar, devlet yönetmek ciddî bir iş, yasa yapmak çok ciddî bir iş "göç yolda düzelir" anlayışıyla yasa yapmak, devlet yönetmek mümkün değil, kamunun yararı yok bu tür davranışlarda. Geçmişi bir hatırlayınız, bu anlayışla yola çıkıldığı zaman, yeteri kadar hazırlık yapılmadan tasarılar Yüce Meclisin önüne konulduğu zaman başarılı olunamıyor. Biz, muhalefet partisi olarak yanlışları ikaz ediyoruz ama, iktidar partisi grubu yapılan uyarılar doğrultusunda hareket etmediği zaman, çıkarılan yasalar Cumhurbaşkanına gidiyor, Meclise iade ediliyor, tekrar görüşülüyor, eğer Anayasaya aykırılık konusunda uyarılara bu aşamada da kulak asılmamışsa Anayasa Mahkemesine gidiliyor. Anayasa Mahkemesi iptal kararı verecek olursa, bu yasalar tekrar burada görüşülecek. Yani, dikkat ediniz, biz, bir yasa için, çoğu kez, aynı şeyleri iki kere görüşmek durumunda kalıyoruz; Anayasa Mahkemesi iptali araya girecek olursa, bunu üçe çıkarmamız gerekiyor. Bu, verimli bir çalışma düzeni değil; bu, akılcı bir çalışma düzeni değil; bu, Türkiye'yi selamete çıkaracak bir yasa çalışması, düzeni değil. Ben, bu yasa için de gereği kadar hazırlık yapılmamış olması gerçeğinden yola çıkarak, bu konudaki uyarılarımızı, rahatsızlıklarımızı bir kere daha dile getirmekte yarar gördüm.

Bakınız, biz, çok kısa bir zaman önce, İş Güvencesi Yasasının uygulama tarihini durdurduk; halbuki, yürürlüğe girmişti, belirlenen tarihe göre uygulamaya da sokulmuştu. Böyle bir şeyi hukuken yapmak mümkün değildir; ama, böyle bir düzenlemenin yapılmış olmasıyla, hukuk alanında ciddî tereddütler ortaya çıkmıştır; Cumhurbaşkanı, yaptığımız işlemi, ikinci kere görüşülmek üzere, iade etmiştir. Bu tür zaman sarfından, nafile yere emek sarfından kaçınmalıyız. Bu konudaki uyarılarımı yaptıktan sonra, 18 inci maddeyle ilgili değerlendirmelerimize geliyorum.

Belirsiz süreli iş sözleşmelerinin işveren tarafından feshedilmesi halinde, işverenin geçerli fesih nedenleri göstermesi yükümlülüğü altına sokulması, kuşkusuz, uluslararası çalışma yaşamına ilişkin normlara da uygun bir tutumdur ve bizim iş yaşamımızın da gereksinim duyduğu bir olaydır. Bunu memnuniyetle karşılıyoruz; ancak, bu düzenleme yapılırken, çalışan kesime yeterli bir güvence sağlanamamıştır. Bu düzenlemeye dikkat ettiğiniz zaman, belirsiz süreli iş sözleşmelerinde işveren feshe giderken, geçerli fesih sebebi gösterme yükümlülüğü, sadece 10 veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde çalışan işçiler için söz konusudur ve 6 aydan daha fazla kıdemi olan işçiler için söz konusudur; böyle bir ayırım yapılmıştır. 6 aydan az kıdemi olan işçiler veya 10'dan daha az işçi çalıştıran işyerlerinde çalışan işçiler, 18 inci maddenin fesih sebebi açısından getirdiği güvenceden yoksun bırakılmıştır. Böyle bir ayırımın herhangi bir makul, akla uygun sebebini görebilmek mümkün değildir; gerekçede de bu açıklama yapılmamıştır. Böyle bir ayırımın yapılmış olması, bu düzenlemeyi, Anayasanın eşitlik ilkesine, kanun önünde eşitlik ilkesine aykırı bir görünüme sokmaktadır ve çalışanlarımızı yeteri kadar kapsayıcı bir güvenceden yoksun bırakmaktadır. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, getirilen güvenceyi yetersiz görüyoruz. Bu konuda verilmiş olan önergemiz vardır; getirilen düzenleme o önerge doğrultusunda düzeltilmediği takdirde de, bu düzenlemeye muhalif olacağımızı, şimdiden, ben, Grubum adına ifade etmek istiyorum.

Diğer taraftan, geçerli fesih sebepleri düzenlenmiştir; ama, bunlar yeteri kadar açık değildir. Esnek, her anlama çekilebilecek birtakım ibarelerle, nelerin fesih sebebi sayılmayacağı gösterilmeye çalışılmıştır veya fesih sebebinin nasıl olması, hangi nedenlere dayanması gerektiği anlatılmaya çalışılmıştır; bunlara da belirlilik kazandırılması, çalışanlara yeterli bir güvence sağlamak bakımından gereklidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

24 konuşma daha · 6 Mayıs 2003

24 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook