Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)
Ankara Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 56. Birleşim · 2. yasama yılı · 24 Şubat 2004 · 995 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Oya Araslı (CHP), 24 Şubat 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 56. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU YÖNETİMİ TEMEL KANUNU TASARISI (SS.349)); konuşma 995 kelime.
Oya Araslı (CHP, Ankara). “Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)”. TBMM Genel Kurulu, 56. Birleşim tutanağı, 24 Şubat 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/oya-arasli-22-2004-02-24-kamu-yonetimi-temel-kanunu-tasarisi-ss-349 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA OYA ARASLI (Ankara)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 349 sıra sayılı tasarının 11 inci maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini açıklamak üzere söz almış bulunuyorum; sizleri saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu tasarı, hükümet tarafından, bir yeniden yapılandırma ve reform girişimi olarak topluma takdim edilmiştir. Kamu yönetiminde bir yeniden yapılandırmanın gerekli olduğu, Cumhuriyet Halk Partisinin yıllardır savunduğu bir görüştür; ama, bu tasarı, ne halkın yeniden yapılandırmadan beklentilerini karşılayabilmektedir ne Cumhuriyet Halk Partisinin anladığı anlamda bir yeniden yapılandırmayı getirmektedir ne de bir reform niteliği taşımaktadır. Bu tasarı incelendiği zaman, aslında, sadece, yönetsel ve ulusal yapıyı ve vatandaş-devlet ilişkilerini küreselleşmenin belirlediği hedeflere ve sermaye beklentilerine uyarlamaya yöneldiği görülmektedir.
Bu gerek ve beklentiler de şunlardır: Merkezî yönetimin yetkileri ve görevleri büyük ölçüde yerel yönetimlere aktarılacaktır, kamu hizmeti kavramının kapsamı daraltılacaktır, kamu personeli sayısı azaltılacaktır, kamu hizmetlerinin üretim ve sunumu özelleştirilecektir. Bunların sonucunda, merkezî yönetim zayıflayacaktır, devlet küçülecektir ve sosyal devlet karakterini hızla kaybedecektir.
Bu sıraladıklarımıza baktığımız zaman, bu amaçların, bu hedeflerin, bu beklentilerin büyük ölçüde laik cumhuriyet düzenini yıkmaya yönelenlerin beklentileriyle ve hedefleriyle çakıştığı görülmektedir.
Tasarının 11 inci maddesi de, bu hedef ve beklentilere en güzel biçimde yanıt veren bir madde olarak karşımıza çıkmaktadır; toplumun beklentilerine değil, sadece, sıraladığımız bu beklentilere yanıt veren bir düzenleme olarak karşımıza çıkmaktadır.
Tasarının 11 inci maddesinde merkezî idare ile mahallî idarelerin kendilerine ait hizmetlerden kanunlarda öngörülenleri, ilgileri itibariyle üniversitelere, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına, hizmet birliklerine, özel sektöre ve alanında uzmanlaşmış sivil toplum örgütlerine gördürebileceği bildirilmiştir.
Bu hüküm, devletin, pek çok alanda kamu hizmeti üretmekten ve kamu hizmeti sunmaktan çekilmesine imkân hazırlayan, zemin hazırlayan bir düzenlemedir.
Niçin; bunu sizlere açıklamak istiyorum: Bir önceki maddede, gelirlerden mahallî yönetimlere pay ayrılacağından söz edilmişti. Bu payın, ne kadarlık bir pay olduğunu hepimiz biliyoruz. Şu anda mahallî yönetimler kaynak sıkıntısı içerisindedirler ve sırtlarında, burada sıralanan, mahallî yönetimlere devredilmesini -bu yasanın- öngördüğü hiçbir görev de henüz yoktur; ama, şimdi, bu kaynaklar bu kadar azken, mahallî yönetimlerin sırtına bir de merkezî yönetimin bugüne kadar yerine getirdiği; ama, bu yasayla üzerinden attığı birtakım kamu hizmetlerini yerine getirme yükümlülüğü yüklenmektedir.
Mahallî yönetimler hangi kaynakla bu görevleri yerine getirecektir; elbette ki, kaynak sıkıntısı çeken mahallî yönetim birimi, üzerine düşen bu görevleri yerine getirmek için kamu hizmetinin özelleştirilmesi yoluna gidecektir. Bir başka deyişle, bu hizmetin görülmesini özel sermayeye, özel sektöre bırakacaktır. O andan itibaren de, kamu hizmeti, kamu hizmeti olma niteliğini kaybedecektir; çünkü, kamu hizmeti, vatandaşa bedava sunulması gereken bir hizmettir, eşit bir şekilde sunulması gereken bir hizmettir, kâr amacı gözetilmeden sunulması gereken bir hizmettir; ama, siz, bu hizmeti görme işini özel sektöre bıraktığınız zaman, kâr unsuru devreye girecektir. Özel sektör, bunu bedava üretip, topluma bedava sunmayacaktır; üzerine, kendisi için bir kâr koyarak topluma sunacaktır ve o zaman, sunulan bu hizmetin bedelini karşılamaya malî imkânı yeten vatandaşlar bu hizmetten yararlanacaktır, yetmeyen vatandaşlar içinse, artık öyle bir kamu hizmetine erişmek söz konusu olmayacaktır. Bunun vatandaş için ne kadar büyük bir ıstırap kaynağı oluşturacağını düşünebiliyor musunuz?!
Vatandaş, kamu hizmetlerinin, kamu yönetiminin yeniden yapılandırılması denildiği zaman, eğitim hizmetine, avuç dolusu parayı özel okullara vermeden, aynı kalitede, devletin okulundan ulaşmayı beklemektedir; özel hastaneye gitmeden, devletin hastanesinde, kendisine en az özel hastanede sunulduğu kadar kaliteli bir sağlık hizmeti sunulmasını beklemektedir; vatandaşın beklentisi bu; ama, siz, bu tasarıyla ne yapıyorsunuz; kamu hizmetine ulaşmayı, vatandaş için, bugüne kadar olduğundan kat kat pahalı ve erişilmez bir hale getiriyorsunuz. Böyle bir düzenin kime yararı var; sermayeye yararı var; bu alanlardan para kazanacaklar. Kime zararı var; vatandaşa var; çünkü, ucuz ve kaliteli kamu hizmetine rahatlıkla ulaşamayacaklar; vatandaşlar arasında bir eşitsizlik ortaya çıkacak.
Peki, Adalet ve Kalkınma Partisi, bu tasarıyı hazırlarken bunları düşünmedi mi?! Düne kadar, meydanlarda, yoksulun yanındayız diyordu; fakirin arkasındayız, onun desteği olacağız diyordu; ama, ne yazık ki, bu tasarıyı hazırlarken, meydanlarda bol keseden dağıttıkları bu vaatleri unutmuş görünüyorlar, yoksul kesimi tamamen gözden çıkarmış görünüyorlar ve tamamen sermayenin hizmetine yönelik bir politikayı, bu tasarıya monte etmiş, yerleştirmiş durumdalar. Bunun ayıbını, ben, Adalet ve Kalkınma Partisine bırakıyorum. Vatandaşa meydanlarda ne söyleyip Meclise geldikleri zaman ne yaptıklarının hesabını onlar vereceklerdir; ama, burada, Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizi üzen, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin vatandaşları, böyle bir kadere terk edilmemelidir; layık değildir. Sosyal devlet ilkesi, böyle, bir kalemde gözden çıkarılmamalıdır. Biz, burada, bunları vurgulamak istiyoruz; çünkü, getirilen bu uygulama, sosyal devleti, Anayasadaki sosyal devleti sosyal devlet olmaktan çıkaracaktır; bu düzenleme, buna imkân hazırlayacaktır.
Bu düzenlemenin, bunun yanında, Anayasaya aykırı pek çok yanı vardır. Bakınız Anayasanın 128 inci maddesinde ne deniliyor: Merkezî idare esaslarına göre yerine getirilmesi gereken kamu hizmetleri... Gerek merkezî idarenin gerek KİT'lerin gerekse kamu tüzelkişilerinin yerine getirmesi gereken kamu hizmetleri kamu personeli tarafından, memurlar ve diğer kamu çalışanları tarafından yerine getirilir. Bu düzenlemeye baktığınız zaman, bu ilkenin aşılması için gereken her türlü zemin yaratılmış. Bu getirilen, Anayasa hükmüyle nasıl bağdaştırılacak? İşte "neresi Anayasaya aykırı" denildiği zaman, benim görebildiğim, Anayasa Mahkemesi kararlarının Anayasanın hükümlerine aykırılığını gösterdiği yanlardan birisi bu. Bunu sizlerin dikkatine sunmak istiyorum. Biraz önce, eşitlik ilkesine aykırı nasıl durumların ortaya çıkabileceğini söyledim. Bu hüküm eşitlik ilkesini de çiğnemektedir, o açıdan da Anayasaya aykırıdır. Hepimizin bildiği gibi, Anayasaya aykırı olan bir hüküm hukuk devleti ilkesiyle de bağdaşamaz. Anayasaya aykırı olan bir hüküm Anayasanın üstünlüğü ve bağlayıcılığı ilkeleriyle de bağdaşamaz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Araslı.
OYA ARASLI (Devamla)Bitiriyorum Sayın Başkan.
Bu nedenle, bu düzenlemeler Anayasanın 2 nci ve 11 inci maddeleriyle de uyum halinde değildir. Bu hususa dikkatlerinizi çekmek istiyorum; uyarsınız, uymazsınız; bugüne kadar uymadınız, yasaları bir kere değil, Anayasa Mahkemesi iptal ettikten sonra bir kere daha görüşmemiz gerekti çoğu kez. Yine Anayasa Mahkemesinin kararlarına ve Anayasanın ne dediğine kulak asmadınız, yaptığınız düzenleme tekrar Anayasa Mahkemesinden döndü, tekrar burada görüşmek zorunda kaldık. "Bu vakitleri kaybetmeyelim, acelemiz var; gece yarılarına, sabahlara kadar çalışalım" diyorsunuz. İnsanın dikkatini zinde tutabileceği sürelerin fevkinde bir çalışma programıyla önümüze geliyorsunuz. Bunları yapmaya gerek yok hızlı çalışabilmek için. Yeter ki, siz, neyin Anayasaya uygun olduğunu, neyin olmadığını ayırt edebilesiniz, burada yapılan uyarılara kulak asabilesiniz. O zaman, bu kazanmaya yöneldiğiniz vakitleri, biz, zaten, eskiden kaybetmemiş oluruz.
Onun için, bu uyarıyı burada yinelemekte yarar görüyorum ve sizleri saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
54 konuşma daha · 24 Şubat 2004