Yükseköğretim kanunu ve yüksek öğretim personel kanunuda değişiklik yapılması hk.(s.s.441)
Ankara Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 88. Birleşim · 2. yasama yılı · 12 Mayıs 2004 · 1.018 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Oya Araslı (CHP), 12 Mayıs 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KANUNU VE YÜKSEK ÖĞRETİM PERSONEL KANUNUDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HK.(S.S.441)); konuşma 1.018 kelime.
Oya Araslı (CHP, Ankara). “Yükseköğretim kanunu ve yüksek öğretim personel kanunuda değişiklik yapılması hk.(s.s.441)”. TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim tutanağı, 12 Mayıs 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/oya-arasli-22-2004-05-12-yuksekogretim-kanunu-ve-yuksek-ogretim-personel-kanunuda-degisiklik-ya-3 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA OYA ARASLI (Ankara)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum.
Birkısım hükümleri 1.1.2005 tarihinde, birkısım hükümleri ise Resmî Gazetede yayım tarihinde yürürlüğe girecek olan bu tasarının bu maddesi, bu tasarıyla ilgili değerlendirmeleri yapabileceğimiz en son maddelerden biridir. Ben de, bu vesileyle, bu değerlendirmeyi, huzurunuzda bir kere daha yapmak istiyorum; bu tasarı ne getiriyor ne götürüyor, ortaya koymaya çalışmak istiyorum.
Bu tasarı nasıl bir tasarı; bu tasarı, bir kere, katılımcı bir anlayışla hazırlanmamış bir tasarı. Katılımcı demokrasilerde bir düzenleme yapılacağı zaman, bunun ilgilileriyle temas kurulur, görüşleri alınır, beklentileri belirlenir, sorunları hakkında bilgi istenir ve onlarla bir uzlaşma noktasında buluşmak için gerekli her türlü yola başvurulur; ama, bu tasarı hazırlanırken bu yola gidilmedi. Öyle ki, toplumdaki her kesim bu tasarıyı olumsuz bir şekilde eleştiriyor; tasarının önemli tarafları olan üniversiteler ve üniversite öğrencileri sokakta, bu tasarıyı protesto etmek için; muhalefet grubu, Türkiye Büyük Millet Meclisindeki Anamuhalefet Grubu, bu nedenle her maddesine itiraz ediyor, tasarı metninden çıkarılmasını istiyor.
O zaman, bu tasarıyı çok dikkatle bir kere daha düşünmek, İktidarın nerede hata yaptığını dikkatlice belirlemek lazım ve bu hatayı daha ileri noktalara sürdürmemek lazım. Önümüzde, daha, birkaç adım geriye çekebilmek için değerlendirme yapabileceğimiz birkaç küçük imkân var. Eğer, böyle iyi bir düşünceyle, derin düşünceyle bu tasarının üzerine eğilirsek, belki, o imkânları hükümet ve komisyon değerlendirebilir.
Bu tasarı, kimi yerinde, Avrupa Birliğiyle eğitim standartları konusunda uyumu sağlamak amacıyla hazırlandığı iddia edilen bir tasarı. Acaba, Avrupa Birliği standartlarıyla eğitimde uyumu sağlıyor mu? Avrupa Birliğinde "özerk üniversite" kavramı var. Bu tasarı ne yapıyor; üniversitenin özerkliğini mi pekiştiriyor, özerkliğin önündeki engelleri mi kaldırıyor; hayır. Aksine, özerk üniversiteye Bakanlığın müdahale imkânını yaratıyor, üniversitenin yapması gereken düzenlemeleri Bakanlığın yetkisine sunuyor. Nerede kaldı Avrupa Birliğine uyum sağlamak?!
Avrupa Birliğinde, üniversite, öğrencisini seçiyor, hangi nitelikte öğrenciyi okutacağını belirliyor. Bu tasarı ne yapıyor; öğrencinin niteliklerini belirleme yetkisini üniversiteden alıyor, Bakanlığın eline veriyor.
Avrupa Birliğinde, eğitimde meslekî ve teknik okullara yönlendirme, amacına uygun ölçülerde gerçekleştirilmiş vaziyette. Bu yasa tasarısında ne yapılıyor; meslekî ve teknik okullara yönlendirmeyi etkisiz kılacak birtakım düzenlemeler getiriliyor.
Avrupa Birliğinde eğitim sistemi çağdaş esaslara oturtulmuş. Artık, kimse öğretmekten söz etmiyor, bilgiye ulaşma yollarını göstermekten söz ediyor. Öğretmen, bizim bildiğimiz, kendi doğrularını öğrenciye aktaran ve ezbere dayalı bir eğitim sistemi içerisinde rol oynayan bir kimse olmaktan uzaklaştırılmış. Bizde öyle mi?! Biz, hâlâ, sadece bilgiyi öğretiyoruz, bilgiye ulaşma yollarını öğretme aşamasına geçemedik. Bunlar, sadece, yakalayabildiğimiz, şu dar zaman içerisinde dile getirebileceğimiz birkaç farklılık. Bunu da bir kenara atalım. Demek ki, bu en önemli noktalarda bile, bu yasa tasarısı, Avrupa Birliğinin eğitim normlarıyla uygunluğumuzu sağlamaya yönelik bir yasa tasarısı değil.
Peki, bu yasa tasarısı, gerekçesinde iddia edildiği gibi, üniversitedeki merkezî yönetimi, katılımcı bir anlayışla, üniversite içerisine yayıyor mu; hayır. Bir katılımcılıktan söz ediliyor; üniversite öğrencilerine de, seçme, yönetime katılma hakkı verildiğinden söz ediliyor. Değerli arkadaşlar, bu, sembolik bir imkândır; adı bile dilde dolaşmayacak kadar sembolik bir imkândır.
Peki, bu yasa tasarısı üniversite özerkliğini mi güvence altına alıyor; hayır, öyle bir şey de yok; tam aksine, katsayılar konusundaki belirleme yetkisini, üniversiteye ait olan, özerk bir üniversitenin kullanması gereken belirleme yetkisini Millî Eğitim Bakanlığına bırakıyor ve böylece, özerkliği özünden zedeliyor. Öğretim üyelerinin ve öğrencilerin sorunlarını mı çözüyor; hayır; bu, sadece, göstermelik ve mevcuda, adı bile geçmeyecek, çok ufak yenilikler getiren bir düzenleme; bu nedenle, üniversitenin, öğretim üyelerinin ve öğrencilerin sorunlarını da çözmekten uzak.
Bu tasarı, aslında, eğitim sistemimizde hiçbir yenilik getirmiyor; ama, bir şeyler yapıyormuş gibi gösteriliyor. Tıpkı bundan önce Avrupa Birliğine uyum adı altında çıkarılan birtakım yasalar gibi, içerisinde bir şeyler var; ama, asıl yapılması gerekenler yok; ama, bu inceliğe vâkıf olamayanlara, bir şey yapılıyormuş izlenimi veriyor.
Aslında, bu yasa bir şey getirmiyor; ama, dikkatli bakıldığı zaman, eğitim sistemimizden çok şeyin geriye gitmesine kapıyı ardına kadar açıyor ve bu yasa bir tek şeye yarıyor, iktidarın ihtilaflı olduğu YÖK'ü çözüyor. Biz buna çok alıştık. İktidar, vücut diline uygun bürokratları görev başına getirmek, bu nitelikte bir kadrolaşmayı sağlamak için idarî imkânlar yetmediği zaman, yasa yoluna başvuruyor. Kurumu çözüyor "yeniden yapılandırıyorum" diyor ve bütün görevlileri, bütün kadroları uzaklaştırıp yerine kendi kadrolarını getiriyor. Bunun bir örneğini çok yakın geçmişte gördük; TÜBİTAK münasebetiyle gördük.
MAHMUT GÖKSU (Adıyaman)Moğultay, Moğultay...
OYA ARASLI (Devamla)Burada da, YÖK çözülüyor ve yerine, İktidar, kendi YÖK'ünü oluşturma arayışı içerisinde.
Değerli arkadaşlarım, bu tasarıyla, meslekî ve tekniköğretim, ortaöğretim kurumlarına yönlendirme konusunda yıllardır içerisinde olduğumuz ve sürdürmemiz gereken çabanın da etkililiği ortadan kaldırılıyor alınan önlemlerle. Siz, meslekî ve tekniköğretimden, ortaöğretimden geleni, üniversiteye girişte genel liselerden gelenlerle eşit koşullarda buluşturduğunuz zaman, kendinize göre, bir eşitliği gerçekleştirdiğinizi zannediyorsunuz; ama, çok önemli bir eşitsizliğe de kapıyı ardına kadar açıyorsunuz. Meslekî ve tekniköğretimden gelenlerin ilgili alandaki yüksekokullara sınavsız girme imkânı var; ama, genel liselerden gelenlerin böyle bir imkânı yok; onlar sadece, öğrenci seçme sınavındaki başarıları onları nereye kadar götürürse onunla yetinmek zorundalar. Aslında siz onların elindeki imkânı alıyorsunuz ve başka bir alana yönlendirdiklerinizin eline veriyorsunuz ve burada bir başka çok önemli bir eşitsizliğe kapıyı açıyorsunuz.
Değerli arkadaşlarım, yaptığınız bu uygulama yakın ve uzak vadede, eğitimde, dinî-dinî olmayan ayırımının kapılarını da ardına kadar açacak bir düzenlemedir. Bununla imam-hatip okullarına gidişi yönlendireceksiniz, teşvik edeceksiniz, eğer kafanızdaki, imam doktor, imam savcı, imam hâkim, imam bürokrat şeklinde bir yapılandırmaysa, bu onun yoludur. (AK Parti sıralarından "ne alakası var" sesleri, gürültüler)
MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli)Bu tarz konuşma size yakışıyor mu?!
OYA ARASLI (Devamla)Şurada "ne alakası var" dediğiniz gibi, eğer kafanızdan geçen bu değilse, o zaman bu attığınız adımdan dönmeniz gerekir. Bunu söylemek istiyorum, sizi bir şeyle itham etmek istemiyorum; ama, attığınız adımlar sizi nihaî olarak nereye götürecek, bu konuda uyarıda bulunmak istiyorum. Kafanızdaki, imam kökenli kadrolar değilse, o zaman bu adımdan şu noktada vazgeçin, bu tasarıyı geri alın. Eğer kafanızdaki bu ise, Türkiye'nin laik yapısıyla boğuşuyorsunuz ithamını göğüslemeye de hazır olun, niye bizi böyle itham ediyorlar diye de şaşırmayın. (AK Parti sıralarından "ne alakası var" sesleri, gürültüler)
Ne alakası varsa, yapın gereğini, geri alın bu tasarıyı, geri almıyorsanız da neye hazır olmanız gerektiğini söylüyorum size; itham etmiyorum. Bu adım, geriye dönmediğiniz takdirde, tevhidi tedrisat ilkesini de yıkmak gibi bir sonucu ortaya çıkaracaktır. Bu, cumhuriyetin temeli olan ilkedir. Eğer adımınızı geriye atmazsanız... (AK Parti sıralarından gürültüler)
BAYRAM ÖZÇELİK (Burdur)Bakın, ben imam-hatip mezunuyum, diş hekimiyim...
OYA ARASLI (Devamla)Karşılıklı konuşmayacağım efendim, Size dışarıda bakar, dinlerim.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
158 konuşma daha · 12 Mayıs 2004