İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 29. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Hakimler ve savcılar yüksek kurulu kanunu hakkında (s.s.574)

Özdal Üçer

Van Milletvekili ·

Genel Kurul, 29. Birleşim · 5. yasama yılı · 9 Aralık 2010 · 457 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma

Kaynak göster

Özdal Üçer, 9 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 29. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: HAKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU KANUNU HAKKINDA (S.S.574)); konuşma 457 kelime.

Özdal Üçer (Van). “Hakimler ve savcılar yüksek kurulu kanunu hakkında (s.s.574)”. TBMM Genel Kurulu, 29. Birleşim tutanağı, 9 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ozdal-ucer-23-2010-12-09-hakimler-ve-savcilar-yuksek-kurulu-kanunu-hakkinda-s-s-574 (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ÖZDAL ÜÇER (Van)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; önergemiz hakkında söz almış bulunmaktayım. Grubum ve şahsım adına hepinizi içten saygılı bir şekilde selamlarım, çünkü kimileri selamlarken bile bazen saygı unsurunu bir kenara bırakabiliyor. “Selam”, Arapça kökenli bir kelime olup, esenlikler dilemektir. Çünkü, bizim, Meclis çatısı altında birçok zaman selamımızı bile es geçip, selamımıza bile hürmet etmeyen birçok tutumla karşı karşıya kalıyoruz. Bu konuda, Meclis görevlisi olup ya da bir şekilde güvenlik görevlisi olup ya da Meclis kurum görevlisi olanların Meclis Başkanlığı tarafından denetlenmesi ve parlamenter olup da bu selamlara karşı duyarsız kalanların da vicdanını denetlemesini rica ederim.

Adalet ve Kalkınma Partisinin Adalet Bakanlığının adaletsizce tutumlarından bahsetmek istiyorum.

Bu ülkede demagojik bir siyaset yürütülmektedir. AKP’nin, iktidara geldiği ilk günden bu yana; “Biz Mecliste demokratik adımlar atmak istiyoruz fakat bunun önünde ordu engel, bunun önünde CHP engel, MHP engel…” Bu konuda birçok defa çok aleni söylemlerde bulunmuşlardır özellikle Kürt kamuoyuna.

Maalesef, orduyu kendine göre biçimlendirme, ordunun bugüne kadarki iktidarını kendi eline geçirme başarısı göstermiş olan AKP, bu kez, biz aslında bir şeyler yapmak istiyoruz ama yargı bu konuda bizim önümüzde engel gerekçesiyle yargıyı ele geçirmeye çalışıyor.

Bağımsız olması gereken yargı mekanizmasının bağımsız olmadığını ifade ederek, özellikle bağımsız olmayan yargının hukuksuz bir şekilde, haksız bir şekilde tutukladığı ve siyasetten men ettiği siyasetçilerimizin onurlu duruşunu selamlayarak başlamak istiyorum.

Onlar, bir halkın umutlarını, siyasal ümitlerini, düşüncelerini savunmak uğruna şu an zindanlarda bekletiliyorlar ve ben biliyorum ki bu ülkede onurlu, gururlu, mağrur insan hakları savunuculuğu yapan ve özgürlük mücadelesi yapanlar onurlu direnişleri sonucunda bu ülkede başarıya ulaşacaklardır. Adaletsizliği, haksızlığı dayatan AKP Hükûmeti ise kendinden önceki tek partili hükûmetler gibi tarihin kara sayfalarında yerini alacaktır diye düşünüyorum. Çünkü Meclis Başkanlık Divanı tarafından da denetlenmesi gereken soru önergelerine baktığımızda, aslında Hükûmet sözcülerinin ve bakanlarının, Kabine bakanlarının Meclisin denetimine bile ne kadar kayıtsız olduğunu görmek gerekiyor.

2002 yıllarından bu yana iktidarda olan AKP Hükûmetine keyfî mahkeme kararlarıyla ilgili vermiş olduğum soru önergesine, 05/11/2009 tarihinde vermiş olduğum soru önergesine 19/01/2010 tarihinde cevap verilmiş! Zaman aşımı açısından değerlendirilecek bu soru önergesine verilen bu cevap bir de hukuki açıdan irdelenmelidir. Bakın, mahkemeler keyfî kara veriyor, insanları keyfî bir şekilde tutukluyor. Bunlar cezaevlerinde kalıyorlar ya da haksız cezalar veriyor, bunlar yıllarca cezaevlerinde kalıyorlar. Belli bir tarihten sonra ya tahliye oluyorlar ya beraat ediyorlar ve tazminat davasına başvuruyorlar. Tazminat davaları sonucunda -her gün basından takip ediyoruz- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Türkiye’yi şu kadar cezaya mahkûm etti… Hâkimlerin, mahkeme heyetlerinin keyfî kararlarından dolayı yine yurttaşların vergisinden oluşan hazineden ödemeler yapılıyor ve herkes bu konuda zarara uğratılıyor. Biz nasıl olsa zararını tazmin ederiz, mahkemeler hukuksuz karar versin, biz hâkimleri koruruz, savcılar hukuksuz tutuklama kararı versin, biz onları koruruz, kollarız telaşıyla ya da amacıyla alınmış kararlara karşı duyarsız olmamak lazım.

Adalet Bakanlığı ne yapmış? Ben burada net cevabını istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

70 konuşma daha · 9 Aralık 2010

70 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook