Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)
Iğdır Milletvekili ·
Genel Kurul, 102. Birleşim · 4. yasama yılı · 5 Mayıs 2010 · 449 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Pervin Buldan, 5 Mayıs 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 102. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 449 kelime.
Pervin Buldan (Iğdır). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 102. Birleşim tutanağı, 5 Mayıs 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/pervin-buldan-23-2010-05-05-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
PERVİN BULDAN (Iğdır)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Tabii, kavga ve gürültüden bana ne zaman sıra gelir diye bekledim doğrusu. Her gün bu Parlamentoda bu tür görüntüleri izlemekten doğrusu rahatsız olduğumuzu ifade etmek isterim. Gerçi biz de alıştık, milletimiz de alıştı bu görüntülere, teşekkür ederiz sayın vekiller!
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 18’inci madde üzerine vermiş olduğumuz değişiklik önergesi üzerine söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlarım.
Carl Schmitt “Olağanüstü hâle kim karar vermişse egemen odur.” demiştir. 12 Eylül 1980 darbesinin yapılmasıyla beraber ülke yönetimini ele geçiren güçler 1982 Anayasası’nı yaparak egemenliklerini kurmuşlardır. Darbeci güçler ve bu güçlerin ürünü olan zihniyetler, kendilerini, Anayasa ile beraber hukukun, yargının, bürokrasinin ve daha birçok kurumun sahibi olarak atamışlardır.
Değerli milletvekilleri, bireyin mutlak anlamda devlete tabi olmasını savunan görüşlerin faşizme olan yakınlığı tarihsel olarak ispatlanmıştır. Bu noktada, bu Anayasa’nın ve organlarının faşist bir karaktere sahip olduğunu hiç tereddüt etmeden söylemek mümkündür. 1982 darbe Anayasası’nın bir vesayet organına dönüştürüldüğü Anayasa Mahkemesinin, temelde hak ve özgürlüklerin teminatı adına var olması gerekmektedir. Güçler ayrılığı ilkesinde yurttaşlarını iktidar gücünü elinde bulunduran kesimlerin tahakkümünden korumak esasen yargının en temel işlevlerindendir. Fakat ne var ki Türkiye’de Anayasa Mahkemesinin ve bir bütün olarak yargının kararlarına baktığımız zaman, durumun hiç de böyle olmadığı görülmektedir. Anayasa Mahkemesi, sürekli olarak siyasi meselelerde iş bitirici kurum olarak gündeme gelmiştir. Burada son derece ironik bir durum söz konusu olmaktadır. Bir mahkemeden söz ediyoruz fakat bu Mahkemenin aldığı kararlar ülke siyasetine yön vermektedir, devletin resmî ideolojisinin freni niteliğinde kararlara imza atmaktadır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; çok partili hayatın başlamasıyla beraber türlü nedenlerle parti kapatarak ülkemizin dünyanın en çok parti kapatan ülke konumuna yükselmesini Anayasa Mahkemesi sağlamıştır. Türban sorunu olarak tabir edilen, aslında eğitim hakkının kullanılmasının genişletilmesini sağlayacak olan düzenlemeyi iptal eden bu Mahkemedir. 2007 Nisan ayında Genelkurmay Başkanlığı tarafından verilen e-muhtırayı takiben Anayasa Mahkemesinin hukuk dışı bir şekilde, tamamen ideolojik bir karar alarak aldığı 367 toplantı yeter sayısı kararının hepimiz tanıklarıyız.
Verdiği kararların hak ve hukuka, insan haklarına olan aykırılığı uluslararası alanda tescillenmiş olan bir yargı organıdır Anayasa Mahkemesi. İktidarın hukuksal zemin üzerinde ve demokratik meşruiyetle yaratılması gerekirken Türkiye'de tam tersi bir durum mevcuttur; iktidar hukuk yaratmaktadır, yarattığı hukuk ile egemenliğinin güvenliğini sağlamaktadır. Bu nedenledir ki Anayasa Mahkemesinin meşruiyeti, ülke tarihinin uzunca bir dönemini meşgul eden tartışmanın konusu olmuştur. Bu meşruiyet krizinin artık bir son bulması için bu krizlerin nedenlerine bakmak, gerçekçi çözümler üzerinde düşünmek gerekir. Bu nedenle, Anayasa Mahkemesinin köklü bir değişime tabi tutulması elzemdir ancak burada temel referans noktası yargı bağımsızlığı olmalıdır. Cumhurbaşkanının ve yürütme erkinin Anayasa Mahkemesi üzerindeki etkinliğini artırma çabası yargı bağımsızlığını sağlamaktan ziyade yargıyı durduğu taraftan bir başka tarafa çekmenin izahı olacaktır. Cumhurbaşkanının üyelerini atadığı ve demokratik meşruiyeti yıllardır tartışılan bir kuruma, Anayasa Mahkemesine üye seçme yetkisi vereceksiniz…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
57 konuşma daha · 5 Mayıs 2010