İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 137. BİRLEŞİM · SALI

Terörle mücadele kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı ve benzer mahiyetteki kanun teklifleri (s.s.:526)

Rahmi Güner

Ordu Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 137. Birleşim · 4. yasama yılı · 20 Temmuz 2010 · 878 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Rahmi Güner (CHP), 20 Temmuz 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 137. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TERÖRLE MÜCADELE KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI VE BENZER MAHİYETTEKİ KANUN TEKLİFLERİ (S.S.:526)); konuşma 878 kelime.

Rahmi Güner (CHP, Ordu). “Terörle mücadele kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı ve benzer mahiyetteki kanun teklifleri (s.s.:526)”. TBMM Genel Kurulu, 137. Birleşim tutanağı, 20 Temmuz 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/rahmi-guner-23-2010-07-20-terorle-mucadele-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dai (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

RAHMİ GÜNER (Ordu)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 526 sıra sayılı Terörle Mücadele Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’yla ilgili şahsım adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlarım.

Değerli arkadaşlarım, bu kanun, daha değişik tabiriyle, taş atan çocuklarla ilgili bir kanun şeklinde tanımlanmış ve basında da söylemlerde de hep bu şekilde anılmaktadır.

Değerli arkadaşlarım, on sekiz yaşından küçük çocukların yargılanması ve onlar hakkında verilecek cezaların indirilmesi şeklinde bir kanun tasarısını görüşürken bugün, Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısını, Türkiye Cumhuriyeti’nin Misakımillî hudutlarını, Türkiye Cumhuriyeti’nin rejimini korumak için daha yirmi-yirmi bir yaşlarında gencecik çocuklarımız şehit edilmektedir, öldürülmektedir. Bugün Türkiye'nin her tarafına, Türkiye’de yetmiş milyon kişinin ailesine ateş düşmüş durumdadır. Öyle bir duruma düştük ki, her gün bu çocuklarımız şehit edilmektedir. Ama biz, Türkiye’de sanki bu olayları normal karşılarmışız gibi bu olayların neden meydana geldiğini araştırma durumunda değiliz değerli arkadaşlarım.

Terör, en basit anlamıyla, Türk Dil Kurumu sözlüğünde “Yıldırma, cana kıyma ve malı yakıp yıkma, korkutma, tedhiş.” şeklinde tanımlanmaktadır. Kabul etmek gerekir ki, bu tanım, genel çerçeveyi çizmekle birlikte eksik bir tanımdır. Fransız Petit Robert Sözlüğü’nde “Bir toplumda bir grubun halkın direnişini kırmak için yarattığı ortak korku.” olarak tanımlanır. Oxford İngilizce Sözlük’te “Genellikle siyasal nedenlerle halkın gözünü korkutmak ve halkı yıldırmak için dehşet ögesini kullanmak.” olarak tanımlanır. Bir dönem ülkemizde bu durum “anarşi” sözcüğüyle tanımlanmaya çalışılmıştır. Oysa “anarşi” sözcüğü Oxford İngilizce Sözlük’te “Otorite yoksunluğundan veya otoritenin ve diğer yönetim mekanizmalarının tanınmamasından doğan düzensizlik durumu.” olarak tanımlanmıştır.

Değerli arkadaşlarım, 2002 yılında AKP iktidara gelmeden terör sıfırdı. Şimdi, dikkat edin, her gün çocuklarımız öldürülmekte, her gün şehit vermekteyiz. Neden bu duruma geldik?

Değerli arkadaşlarım, bu, iktidarda bulunan AKP’nin basiretsiz politikaları sonucu meydana gelmiştir.

Değerli arkadaşlarım, İçişleri Bakanı 12 Temmuz günü bir gazeteye verdiği demeçte, başlattıkları açılım süreciyle ilgili olarak “Habur, bir yol kazasıdır.” şeklinde tanımlamıştır.

Değerli arkadaşlarım, biz bu kürsüde anlattık. “Yanlış yapıyorsunuz.” dedik. “Siz, teröristlerle görüşmek suretiyle bu çözümü getirmek istiyorsunuz, sorunu çözme durumunu getiriyorsunuz. Bu, olmaz.” dedik. Bu kürsüden tekrar tekrar söyledik ama maalesef İçişleri Bakanı bunu nazara almadı. Özel savcılar, özel hâkimler, müsteşar yardımcıları, hepsi Habur’a koştular.

Değerli arkadaşlarım, bu, Türkiye’de bir hukuk zafiyetiydi. Bu, Türkiye’de terörün üzerine gitmede bir onlara avans verme şeklindeydi. Şimdi bunun yanlış olduğunu Sayın İçişleri Bakanı söylüyor.

Değerli arkadaşlarım, işte “Terör, işin en acı boyutu ama şimdi iyi bir yerdeyiz.” diyor Sayın Bakan. Şu manada: “Halk, şu anda teröre bir anlam veremiyor.” gibi ifadeler kullanıyor.

Değerli arkadaşlarım, Sayın Bakan da mı anlam verememe sorunu yaşıyor? Bunu çok merak ediyorum. Türkiye Cumhuriyeti devletinin İçişleri Bakanı teröre bir anlam veremiyormuş. Bırakın o makamı Sayın Bakan. Bırakın o makamı, anlam verebilecek bir anlayış götürsün bu işi. AKP İktidarının bu olayın Türkiye’yi nasıl kamplaştırdığını görmediğini Sayın Bakanın bu açıklamaları net bir şekilde ortaya koyuyor değerli arkadaşlarım.

Bugün yine basında Sayın Adalet Bakanı diyor ki: Bu, Habur’a gelen kişiler geri dönmüşler de, “ya, dönmeselerdi iyiydi.” şeklinde demeci var; bilmiyorum, basında benim okuduğum kadarıyla böyle.

Değerli arkadaşlarım, bu şekilde uygulamalarla terör önlenmez, terörün sonu gelmez. İşte biz bu durumu devamlı uyardık, devamlı söyledik.

Şimdi, bir devletin en büyük geleceği, bir devletin ileride yönetim kadrolarında yer alacak olan, o devleti yönetecek olan kişiler bugünün çocuklarıdır değerli arkadaşlarım ve biz bu çocukları tam yetiştirmezsek, bu çocukları eğitmezsek, bu çocuklara Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesini, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilkelerini, Misakımillî hududunu, “Türk milleti” kavramını eğer veremezsek, değerli arkadaşlarım, hiçbir zaman o iktidar ve o yöneticiler görevini yapmış sayılmazlar. İşte, bugün, görüşmekte olduğumuz bir kanun var, taş atan çocuklar ve bu kanun teklifi önce bir Hükûmet tasarısı şeklindeyken, daha sonra milletvekillerinin teklifi şeklinde komisyona geldi.

Değerli arkadaşlarım, bu teklif geldiği zaman, son maddesinde bu teklifin çok enteresan bir durum vardı. Abdullah Öcalan’ın yargılanmasına yol açacak bir madde vardı. Bu maddeye karşı çıktık ve Sayın Bakan bu maddeyi alt komisyona giderken geri çekti. Fakat alt komisyonda hiç beklemediğimiz bir şey oldu. Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanun teklifi geldi alt komisyonda. Bu da bizi gerçekten şaşırtacak bir durumdu.

Değerli arkadaşlarım, işte Türkiye’deki terör, 30-40 bin kişinin ölümüne sebebiyet veren kişiyle iletişim kurmak, Kandil’le iletişim kurmak şeklinde çözülmez, teröristlerle görüşerek çözülmez. Bunun ekonomik boyutu vardır, sosyal boyutu vardır, soruşturma boyutu vardır. Bunları çok iyi değerlendirmekte yarar görüyorum.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, burada bazı cezalarda indirim var, bazı cezalarda yargılanma şeklinin değiştirilmesi var. Türkiye’de 1970’li yıllardan beri gelen bir mahkeme kurulma durumu ortadaydı. Önce devlet güvenlik mahkemesi şeklinde geldi. Buna, iyi hatırlıyorum, 70’li yıllarda en fazla karşı çıkanlardan birisiyim. Fakat 1980 yılından sonra devlet güvenlik mahkemeleri gündeme geldi. Her nasılsa, dikkat ederseniz, bugün özel yetkili mahkemeler var. Bu özel yetkili mahkemelerde de, dikkat ederseniz, nasıl yargılama yapıldığı, Türkiye’de nasıl hukukta sorunların ortaya çıktığı meydandadır. Örnek olarak Silivri’yi gösteriyorum. Silivri’deki mahkemeler, Erzurum’daki mahkemeler, değerli arkadaşlarım, bunlar hukuk yorumları değildir. Dikkat ederseniz, bu taş atan çocuklar, gösteri yürüyüşüne katılan çocuklar da özel yetkili mahkemelerde yargılanıyor. Peki, değerli arkadaşlarım, özel yetkili mahkemelerde yargılanacak bu çocuklar hakkında, 15/7/2005 tarihinde Çocukları Koruma Kanunu yürürlüğe girdi, peki o zaman neden dikkate alınmadı?

Değerli arkadaşlarım, yine 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nda çocuklara verilecek cezalar ile yargılanacakları mahkeme konusunda bazı istisnalara yer verilmiştir. Tasarıyla, Terörle Mücadele Kanunu’nda yer alan bu istisnaların kaldırılması öngörülmektedir. Peki, bu kanun çıkarken neden onu gündeme getirmediniz ve bu kanunu çıkarttınız? Şimdi bu kanunu gündeme getiriyorsunuz.

Değerli arkadaşlarım, bir kanunu çıkarırken çok etraflı bir şekilde çıkarmakta yarar var ama daha sonra o noksanlığı gidermek için büyük bir sıkıntı çekilmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

80 konuşma daha · 20 Temmuz 2010

80 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook