İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 110. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Kooperatifler kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.496)

Ramazan Kerim Özkan

Burdur Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 110. Birleşim · 4. yasama yılı · 2 Haziran 2010 · 1.012 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ramazan Kerim Özkan (CHP), 2 Haziran 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 110. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KOOPERATİFLER KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.496)); konuşma 1.012 kelime.

Ramazan Kerim Özkan (CHP, Burdur). “Kooperatifler kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.496)”. TBMM Genel Kurulu, 110. Birleşim tutanağı, 2 Haziran 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ramazan-kerim-ozkan-23-2010-06-02-kooperatifler-kanunu-ile-bazi-kanun-ve-kanun-hukmunde-kararnamelerde-d (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 496 sıra sayılı Kooperatifler Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 8’inci maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Yüce heyeti saygılarımla selamlıyorum.

Konuşmama başlamadan önce, uluslararası sularda insani yardım amaçlı yol alan, otuz iki ülke vatandaşını taşıyan Türk gemisine İsrail askerleri tarafından yapılan saldırıyı nefretle kınıyorum. Bu saldırıda hayatlarını kaybeden yurttaşlarımıza ve diğer ülke vatandaşlarına Allah’tan rahmet, kederli ailelerine ve yaralılara acil şifalar diliyorum. Ayrıca, terör saldırılarında vatanı için hayatlarını kaybeden tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar, kederli ailelerine ve milletimize başsağlığı diliyorum, ruhları şad olsun.

Değerli arkadaşlarım, kanun teklifinin 8’inci maddesinin (m) bendinde “Tarım, Orman ve Köyişleri Bakanlığı” ibaresi “Tarım ve Köyişleri Bakanlığı” olarak düzeltilmiş ve bu bende “Yapı kooperatifleri ve üst birlikleri” ibaresi eklenmiştir. Oysa (m) bendinde tamamen Tarım ve Köyişleri Bakanlığına bağlı tarımsal amaçlı kooperatifler ile tarım kredi kooperatifleri ve birlikleri hariç tutulmasına rağmen, bu kapsama yapı kooperatiflerinin de katılmasının gerekçesi anlaşılabilir değildir. Bu durumda, söz konusu kanun teklifinin alelacele hazırlandığı ve amacın gerçek anlamıyla 1163 sayılı Yasa’da değişiklik yapmak olmadığı görülmektedir. Oysaki 1163 sayılı Yasa’da bir değişiklik yapılması planlandıysa bu kanunun tüm kooperatifleri kapsayacak ölçekte düşünülmesi, tüm kooperatiflerin sorunlarını gidermek ve çözüm yolları üretmek amacını taşıması gerekliydi. Bugün itibarıyla sayıları 48 bini aşan faal kooperatiflerin 3 milyon 800 bin üyesi bulunmaktadır. Dolayısıyla, bu kanun teklifi, aileleriyle birlikte ele alındığında, ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 10’unu yakından ilgilendirmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kooperatifçilik sadece bir ekonomik organizasyon değil, aynı zamanda sosyal, ahlaki ve ulusal kaynaşmanın da bir aracıdır; halkta birlik, beraberlik, paylaşım ve direnç şuurunu geliştiren bir kurumdur. Kooperatifçilik anlayışı dil, inanç ve etnik ayrım gözetmeksizin birlikte sorun çözme yaklaşımıdır. Bu nedenle, demokrasimizin geliştirilmesi yönüyle de kooperatifler önemli bir araçtır. Kooperatifler, ayrıca kayıt dışı ekonomiyle mücadele açısından ve gelir dağılımının iyileştirilmesi açısından da önemli bir araçtır.

Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk, ilk kooperatif olan ve 21 Nisan 1925’te Ankara’da kurulan Memurlar Tüketim Kooperatifinin ilk üyesidir. Atatürk’ün Türk kooperatifçiliğinin hem teorik hem de fiilî önderi olması ülkemiz kooperatifçiliği için bir gurur ve onur vesilesi olmakla birlikte kooperatifçiliğe vermiş olduğu önemi yansıtması dolayısıyla da son derece önemlidir. Atatürk, bu düşüncelerini “Kanaatim odur ki, birleşmede muhakkak surette kuvvet vardır. Kooperatif yapmak, maddi ve manevi kuvvetleri, zeka ve maharetleri birleştirmektir. Türkiye'nin çalışma hayatı ve varlığı göz önüne alınınca birleşmeden dolayı fayda ve yararlarının çok büyük olacağı sonucuna varacağınızdan kuşku duymuyorum.” sözleriyle dile getirmiştir. Yine 1 Kasım 1937 günü Türkiye Büyük Millet Meclisinde yaptığı son açılış konuşmasında gelecek yılları hedef gösterircesine şunları söylemektedir: “Ziraat, sanayi bilhassa üzerinde meşgul olacağımız mevzu olacaktır. Bu arada sütçülüğe, süt sanayisine hususiyle önem vermekteyiz. Sırasıyla şehir ve kasabalarımızın temiz ve ucuz süt mamulleri ihtiyacını temin edecek fabrikalar tesisine ve bununla ahenkli bir surette köylerdeki sütleri kıymetlendirecek ve satışı kolaylaştıracak kooperatifler teşkiline çalışılacaktır.”

Geçmişinde paylaşım ve kooperatifçilik ruhu en kuvvetli toplum bizim toplumumuzdur, dinsel açıdan da durum budur. Eğer bu gerçeklere uygun hareket edilseydi Atatürk Türkiyesi bugün dünyada kooperatifçiliğin en seçkin modelini ortaya koyan ve yaşatan ülke konumunda olacaktı.

Anayasa’mızın 171’inci maddesinde “Devlet, millî ekonominin yararlarını dikkate alarak, öncelikle üretimin artırılmasını ve tüketicinin korunmasını amaçlayan kooperatifçiliğin gelişmesini sağlayacak tedbirleri alır.” ibaresi yer almaktadır. Ancak görülen odur ki bugün gelinen noktada ülkemizde kooperatifçilik birçok sorunu bünyesinde barındırmaktadır ve çözümlenmemesi nedeniyle gitgide bir sorunlar yumağı hâline geldiğini gözlemlemekteyiz.

2007 yılında başlayan ve etkileri hâlen süren dünya ekonomisindeki mali krizin gelişmekte olan etkileri işsizlik ve üretimde çöküş olarak ortadadır. Birleşmiş Milletler tarafından bu krizden kurtulmanın çaresinin kooperatifler ve kooperatifleşme olduğu açıklanmıştır.

Yine, 2012 yılının Kooperatif Yılı olacağı ilan edilirken ülkemizde de kooperatifçiliğe bu doğrultuda gereken önem ve desteğin verilmesinin bir zorunluluk olduğuna inanmaktayız.

Değerli milletvekilleri, Türkiye’de bir tarımsal ürün ortalama beş el değiştirdikten sonra tüketiciyle buluşmaktadır. Bunun anlamı şudur: Üreten hakkı olanı alamıyor, tüketici haddinden pahalıya mal alıyor ama aradaki aracılar haksız ve havadan para kazanıyor. Bunun önüne geçilmesinin tek çaresi, ülkemizde kooperatifçiliğin güçlendirilmesi ve desteklenmesidir. Bugün, Avrupa Birliği standartları içinde, kooperatiflerle kalkınma önemli bir yer tutmakta “Avrupa Birliği ekonomik politikaları kooperatifsiz yürütülemez.” anlayışı, temel anlayışlardan biri olarak Avrupa Birliği belgelerine geçmiş bulunmaktadır.

Avrupa Birliğinde, tarımsal ürün işleme ve pazarlama kooperatiflerinin piyasa payı yüzde 60’ın üstüne çıkmıştır. Bugün, Avrupa Birliği ülkeleri nüfusunun yüzde 20’sini kooperatif ortağı olarak görmektedir. Bu nedenle, Avrupa Birliği, kooperatifçilikte bugün daha akılcı ve verimli bir noktaya gelmiştir. Avrupa Birliği topluluğunda kooperatiflerin payı, tarımsal girdi sağlamada yüzde 55, pazarlamada yüzde 65, ihracatta yüzde 50’nin üstündedir. Ülkemizde ise bu miktar, Avrupa Birliği ülkelerine göre oldukça düşüktür.

Bugün ülkemizde siyasi iktidar, özellikle büyük ölçekli kooperatiflere büyük çapta müdahalelerde bulunmaktadır. Öyle ki iktidar bu kooperatiflerin yönetim kurullarının seçimine kadar karışmakta ve kooperatifler, AKP Hükûmeti tarafından Hükûmete güdümlü olarak çalışmaya zorlanmaktadır, KİT’ler konumuna ayrıca sokulmak istenmektedir. Siyasetin eli kooperatiflerin yakasındadır. Yakında yaşanan FİSKOBİRLİK olayı, bunun en tipik örneğidir. Son altı yılda devletin fındığa hiçbir kaynak sağlamadan yaklaşık 6 milyar dolar gelir elde ettiği ortadadır. Dünya üretiminin yüzde 70’ini elinde tutan Türkiye'nin fındığının fiyatı maalesef Hamburg’da belirlenmektedir. Devlet, bunun üzerinde durmalıdır. Almanya fındık üreticisi mi? Neden bizim ürünümüzün fiyatını Almanlar belirliyor? Bunun açıklamasını yapmak gerekiyor. En önemlisi, AKP Hükûmetinin kooperatiflerimizi kendi kurumları gibi görerek siyasallaştırma girişiminden vazgeçmesidir. Kooperatifçiliğin gelişmesi için yönetimlerin özerk yapısı korunmalı, inisiyatifler kooperatif yöneticilerine verilmelidir. Bunun düzenlemesi de yasalarda yer almalı ve günümüz gereksinimleri de göz önüne alınarak yeniden belirlenmelidir. Ancak, bugün görüştüğümüz bu kanun teklifinin böyle bir amaç içermediğini, eksik ve yanlışlarla dolu olduğunu görmekteyiz.

Öncelikle, yasa genel hatlarıyla incelendiğinde, sanki teklif konut yapı kooperatifleri için hazırlanmış, diğer kooperatifler de teklifin içerisine monte edilmiş gibi bir görünüm ortaya çıkmaktadır. Bunun nedeninin de genel olarak ülkemizde kamu kurumu gibi faaliyet gösteren tarım satış ve tarım kredi kooperatifleriyle, sık sık başarısızlık ve yolsuzlukların gündeme geldiği üst kuruluşlara bağlı olmayan, denetimden uzak kalan konut yapı kooperatiflerinin kooperatifçiliğin görünen yüzü olmasıdır. Zira, teklifin en önemli unsuru, yapı kooperatiflerinin bağlı bulunduğu bakanlığın değiştirilmesidir. Böylelikle bugünkü, yaşanan ve bilinen sorunların aşılacağı gibi yanlış bir düşüncenin hasıl olduğu ortadadır. Oysa yapı kooperatiflerinin asıl sorunu dağınık yasal düzenlemenin varlığı olup tek bir çerçeve kanuna gereksinim vardır. Ayrıca 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu ve bu konuyla bağlantılı yasalar yeniden revize edilmelidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu yürürlüğe girmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

65 konuşma daha · 2 Haziran 2010

65 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook