Uzman erbaş kanunda değişiklik yapılması hk (s.s. 362)
Edirne Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 50. Birleşim · 2. yasama yılı · 10 Şubat 2004 · 1.298 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Rasim Çakır (CHP), 10 Şubat 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 50. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: UZMAN ERBAŞ KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HK (S.S. 362)); konuşma 1.298 kelime.
Rasim Çakır (CHP, Edirne). “Uzman erbaş kanunda değişiklik yapılması hk (s.s. 362)”. TBMM Genel Kurulu, 50. Birleşim tutanağı, 10 Şubat 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/rasim-cakir-22-2004-02-10-uzman-erbas-kanunda-degisiklik-yapilmasi-hk-s-s-362 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA RASİM ÇAKIR (Edirne)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Uzman Erbaş Kanununda yapılması gereken değişikliklerle ilgili tasarı üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; önce, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, modern silah, araç ve gereçlerin etkin ve ekonomik bir şekilde kullanılması, küçük birlik lideri ihtiyacının karşılanması ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin erbaş ve er kadrolarında teknik ve devamlılık arz eden kritik görev yerlerinde istihdam edilmek üzere yetişmiş personel ihtiyacının temin edilmesi amacıyla 1986 yılında 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu yürürlüğe konulmuştur.
18 Mart 1986 tarihli ve 3269 sayılı Kanuna göre, uzman erbaş kaynağı, askerlik hizmetini yapan, en az ortaokul mezunu onbaşı ve çavuşlardan oluşmaktadır. Amaç, genç ve dinamik yetişmiş personelden istifade etmektir.
16 Ağustos 1997 tarihli ve 4306 sayılı Kanunla 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununda değişiklik yapılarak "ilkokul" ve "ortaokul" ibareleri "ilköğretim okulu" olarak değiştirilmiştir. Bu nedenle, 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanununun 3 üncü maddesinde yer verilen "ortaokul" ibarelerinin "ilköğretim okulu" olarak değiştirilmesi gerekmektedir.
Bunun yanında, kendisiyle sözleşme imzalanarak göreve başlayan uzman erbaşlardan, sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren, ilk iki aylık intibak dönemi içerisinde göreve intibak edemeyenlerin ve ayrılmak isteyenlerin sözleşmeleri feshedilerek Türk Silahlı Kuvvetleriyle ilişkileri kesilebilmektedir; ancak, bu iki aylık intibak süresi sınıf okulunda geçmektedir. Bir uzman erbaşın, meslek hayatı boyunca, görev yapacağı kıtaya intibakı, esasen, dokuz haftalık sınıf okulunu bitirerek kıtaya çıktıktan sonra başlamaktadır. Bununla birlikte, kıtaya intibak edemeyen uzman erbaşın, göreve intibaksızlığından dolayı, kendi isteğiyle veya idare tarafından sözleşmesinin feshine imkân bulunmamaktadır. Yeterli bir süre kıtada çalışan ve ilerideki çalışma koşullarını öğrenen ve bu nedenle ayrılmak isteyen uzman erbaşa ve uzman erbaşın kıtadaki göreve intibak edemediğini değerlendiren idareye, sözleşmeyi feshetme yetkisini tanımak amacıyla, intibak döneminin iki aydan beş aya çıkarılmasına ihtiyaç duyulmaktadır.
18 Mart 1986 tarihli ve 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanununda, uzman erbaşların sözleşmesinin fesih nedenleri, sağlık, intibaksızlık, görevde başarısızlık, kendilerinden istifade edilemeyeceğinin anlaşılması, disiplinsizlik ve ahlakî nedenlerle sonradan Türk Silahlı Kuvvetlerinde kalmasının uygun görülmemesi halleriyle sınırlı tutulmuştur. Bahse konu kanunda belirlenen bu durumların haricinde, Uzman Erbaş Yönetmeliğinde de, kademe ilerlemesi yapamama, bazı yüz kızartıcı ve şeref ve haysiyeti kırıcı suçlar ile 22 Mayıs 1930 tarih ve 1632 sayılı Askerî Ceza Kanununda düzenlenen ve askerlikle ilgili bazı suçlardan mahkûm olma, taksirli suçlar hariç adlî ve askerî mahkemeden toplam otuz gün ve daha fazla hürriyeti bağlayıcı ceza alma, disiplin mahkemeleri ve disiplin amirlerinden bir yıl içinde toplam otuz gün ve daha fazla hürriyeti bağlayıcı ceza alma, atandıkları kadro görev yerleriyle ilgili olarak kurs ve eğitimde başarısız olma, yabancı uyruklu kişilerle yapılan evliliğin Genelkurmay Başkanlığınca uygun görülmemesi, Türk vatandaşlığını kaybetme veya Türk vatandaşlığından çıkartılma gibi ilave sözleşme fesih nedenleri düzenlenmiştir. Yönetmeliğin söz konusu bu hükümlerinin uygulamasına ilişkin hukukî sorunların çözülebilmesi ve bütün sözleşme fesih nedenlerinin kanunda yer almasını sağlamak maksadıyla, bu yönetmelik hükümlerinin, uygulamadan elde edilen tecrübeler de dikkate alınmak suretiyle tekrar değerlendirilerek, Uzman Erbaş Kanununa ithal zorunluluğu görülmüştür.
Ayrıca, 16 Haziran 1927 tarihli ve 1076 sayılı Yedek Subay ve Askerî Memurlar Kanununun 16 ncı maddesindeki düzenlemeye ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin bugüne kadar uygulamış olduğu genel eğilime paralel olarak, her ne sebeple olursa olsun, sözleşmesi feshedilerek Türk Silahlı Kuvvetleriyle ilişiği kesilen uzman erbaşların tekrar Türk Silahlı Kuvvetlerine alınmalarına engel olmak maksadıyla kanunda bu yönde değişiklik yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur. Böylece, kendisiyle yapılan sözleşmenin feshini gerektiren bir sebep oluşmuş olan bir uzman erbaşın, aynı veya farklı bir statüde Türk Silahlı Kuvvetlerine tekrar alınmasının önüne geçilecektir.
Diğer taraftan, taksirli suçlar nedeniyle dahi olsa, bir uzman erbaşın altı ay veya daha fazla bir süre hürriyeti bağlayıcı bir ceza alması, uzun süre görevinden uzak kalmasına ve veriminin düşmesine sebep olacaktır. Bir yıl içerisinde, tedavi süresi de dahil olmak üzere, toplam olarak iki aydan fazla hava değişimi alan uzman erbaşın sözleşmesi feshedilirken, altı ay ve daha fazla bir süre görevinden uzak kalan başka bir uzman erbaşın sözleşmesinin feshedilmemesi eşitsizliğe neden olmakta, esasen, Türk Silahlı Kuvvetlerinin uzman erbaş istihdamından beklediği amaçla da bağdaşmadığı değerlendirilmektedir.
Bu nedenle, uzman erbaşların taksirli suçlar nedeniyle dahi olsa, altı ay veya daha fazla süreyle hürriyeti bağlayıcı bir cezaya mahkûm olmalarının da, bir sözleşmeyi fesih nedeni olarak belirlenmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir.
Uzman Erbaş Kanununda, tutuklanan, firar veya izin tecavüzünde bulunan ve cezası infaz edilmekte olan uzman erbaşların aylıklarıyla ilgili herhangi bir hüküm bulunmadığı için, subay, assubay ve uzman jandarmalarla paralellik sağlanmak maksadıyla, bu konuda uzman erbaşlara da Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu hükümlerinin uygulanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
Öte yandan, kendi kusurları olmaksızın hizmet sürelerinin uzatılmaması sebebiyle veya sözleşme süresini bitirip ayrılan uzman erbaşlara verilecek ikramiye hesabında, ayrıldıkları tarihte bütün ödemeler dahil almakta oldukları net maaş tutarının 2 katının hizmet yılları toplamıyla çarpımından bulunacak miktar dikkate alınmaktadır.
27 Haziran 1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle, sıkıyönetim ve olağanüstü hal ilan edilen bölgeler veya Millî Savunma ve İçişleri Bakanlıklarınca belirlenecek kritik yörelerde özel harekât veya operasyon timi olarak görev yapan uzman erbaşlara ektazminat ödenmektedir. Olağanüstü hal bölgesinde görev yapıp ayrılan uzman erbaşların, kendilerine ödenen ikramiyeleri eksik bularak, ikramiye hesabında olağanüstü hal tazminatının da dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle, Askerî Yüksek İdare Mahkemesinde dava açtıkları ve bugüne kadar Askerî Yüksek İdare Mahkemesinde açılan bütün davaların, davacıların lehine sonuçlandığı tespit edilmiştir. Bu durumda olan uzman erbaşların alacakları ikramiyenin hesaplanmasında, ayrıldıkları tarihte almakta oldukları net maaş dikkate alındığı için, olağanüstü hal tazminatının da net maaş kavramı içerisinde mütalaa edilmesi durumunda, ayrıldıkları tarih itibariyle olağanüstü hal bölgesinde görev yapan uzman erbaşlar ile başka bir bölgede görev yapan uzman erbaşlar arasında eşitsizlik doğacaktır. Örneğin, dokuz yıl İzmir'de görev yapmış ve onuncu yılda Diyarbakır'a atanmış ve aynı yıl içerisinde sözleşmesi sona erdiği için Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayrılan uzman erbaşın en son maaşına dahil olan olağanüstü hal tazminatının, alacağı ikramiyeye dahil edilmesine karşın, dokuz yıl Diyarbakır'da görev yaptıktan sonra onuncu yılda Yalova'ya atanan ve aynı yıl içerisinde sözleşmesi sona erdiği için Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayrılan uzman erbaşın alacağı ikramiyeye olağanüstü hal tazminatının yansıtılmamasının uygun olmadığı değerlendirilmektedir. Bu nedenle, personelin görev yaptığı yer dikkate alınarak ödenen olağanüstü hal tazminatı ve benzer nitelikte olan ve 14 Temmuz 1964 tarihli ve 500 sayılı Kıbrıs'a Gönderilecek Türk Askerî Birliği Mensuplarının Aylık ve Ücretleri ile Çeşitli İstihkakları ve Birliğin Başka Giderleri Hakkında Kanuna göre ödenen tazminatların da, uzman erbaşların sözleşmelerinin sonunda almaları öngörülen ikramiyenin hesaplanmasında dikkate alınmamasının daha uygun olacağı değerlendirilmektedir.
Uzman erbaşlar için öngörülen ölüm yardımı ödeneği, Uzman Erbaş Kanununun 16 ncı maddesinin birinci ve beşinci fıkralarında ayrı ayrı düzenlenmiş olup, bu iki düzenleme, ölüm yardımını gerektiren durumlar, ödenecek miktar, ödeme yapılacak kişiler bakımından farklılıklar içermekte ve bu durum, uygulayıcılar tarafından farklı yorumların yapılmasına sebep olmaktadır.
Diğer bir konu olarak, uzman erbaşların alacağı ölüm yardımına ilişkin, Uzman Erbaş Kanununun 16 ncı maddesinin birinci fıkrası, Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununa atıfta bulunmaktadır. Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 177 nci maddesine göre, subay ve assubayların memur olmayan eşlerinin, aile yardımını almaya müstahak çocuklarının ve kendilerinin vefatı durumlarında ölüm yardımı yapılmaktadır. Eş ve çocukların vefatı durumunda, personelin kendisine, orgeneral aylığı -ek göstergeleri dahil- tutarında; kendisinin ölümünde ise, sağlığında bildiriyle gösterdiği kişiye, sağlığında bildiri vermemiş ise eşi ve çocuklarına, bunlar yoksa, ana ve babasına, bunlar da yoksa, kardeşlerine orgeneral aylığının 2 katı tutarında ölüm yardımı yapılmaktadır.
Uzman Erbaş Kanununun 16 ncı maddesinin beşinci fıkrasında ise, uzman erbaşın sözleşme süresi içinde vefatı durumunda, kanunî mirasçılarına 2 maaş tutarında ölüm yardımı yapılacağı düzenlenmiştir.
Öngörülen değişiklikle, uzman erbaşların ölüm yardımı ödenekleriyle ilgili farklı yorumların önüne geçilerek belirlilik sağlanacak, aynı zamanda, ölüm yardımı ödeneği bakımından subay, assubay ve uzman jandarmalar ile uzman erbaşlar arasında eşitlik sağlanacaktır.
Halen, vefat eden uzman erbaşların hak ettikleri ikramiye, kanunî mirasçılarına emekli aylığı bağlanıp bağlanmadığına bakılmaksızın hak sahiplerine aynen ödenmektedir. Kanunî mirasçılarına emekli aylığı bağlananlara da bu ikramiyenin verilmesi durumunda mükerrerlik söz konusu olmaktadır. Yine tasarı, bu mükerrerliği de ortadan kaldırmaktadır.
Değerli arkadaşlarım, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak, Silahlı Kuvvetlerimizin kendi iç bünyesinde birtakım eşitsizlikleri ortadan kaldırmak ve görevlendirilen uzman erbaşların daha verimli, daha iyi çalışabilmelerine olanak sağlamak amacıyla hazırlanmış olan tasarıya olumlu oy kullanacağımızı ifade ediyor, ülkemize, Silahlı Kuvvetlerimize hayırlı olsun diyorum.
Teşekkür ediyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
23 konuşma daha · 10 Şubat 2004