İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 47. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Bazı kamu kurum ve kuruluşlarına ait sağlık birimlerinin sağlık bakanlığına devredilmesine dair kan.tas. ( ss. 686 )

Recep Akdağ

Erzurum Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 47. Birleşim · 3. yasama yılı · 5 Ocak 2005 · 1.895 kelime · yaklaşık 9 dakikalık okuma

Kaynak göster

Recep Akdağ (AK Parti), 5 Ocak 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KAMU KURUM VE KURULUŞLARINA AİT SAĞLIK BİRİMLERİNİN SAĞLIK BAKANLIĞINA DEVREDİLMESİNE DAİR KAN.TAS. ( SS. 686 )); konuşma 1.895 kelime.

Recep Akdağ (AK Parti, Erzurum). “Bazı kamu kurum ve kuruluşlarına ait sağlık birimlerinin sağlık bakanlığına devredilmesine dair kan.tas. ( ss. 686 )”. TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim tutanağı, 5 Ocak 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/recep-akdag-22-2005-01-05-bazi-kamu-kurum-ve-kuruluslarina-ait-saglik-birimlerinin-saglik-bakanl (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum)Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hükümetimiz adına, Yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum.

Biliyorum ki, bu yasa tasarısını, biz bu yüce çatı altında görüşürken, özellikle SSK'lı vatandaşlarımız olmak üzere, bu kanunun yasalaşmasını büyük bir heyecanla bekleyen bir millet var. Yalnızca SSK'lılar, işçilerimiz değil, aynı zamanda, Sosyal Sigortalar Kurumuna bağlı sağlık kuruluşlarında çalışan sağlık çalışanlarımız da, bu tasarının bir an önce yasalaşmasını bekliyor; çünkü, hakikaten, ülkemizdeki bu parçalı yapı, sağlık hizmetinin sunumu sırasında ortaya çıkan karışıklıklar, aksaklıklar, hizmet sunumuna çok kötü bir biçimde yansıyor.

Bu kürsüye çıkıp da sağlık hususunda, sağlık hakkında konuşacak olanlardan, sağlık sistemimiz şöyle şöyle bir durumda, şunlar eksik, bunlar yanlış demeyen hemen hemen yok; ama, kabul edelim ki, bütün bu yanlışlıkları düzeltmek için, artık statükoyu terk etmek zorundayız. Böyle, biraz da çağın anlayışının, çağın kavramlarının gerisinde kalan yaklaşımlarla, biz, ülkenin sağlık sorunlarına çözüm bulamayız.

İncelediğimizde şunu görüyoruz: Dünyanın hiçbir ülkesinde -hemen hemen hiçbir ülkesinde- hatta, dün demirperde gerisinde olup da, o statüsünü, o yapısını değiştirmiş, terk etmiş olan ülkelerde bile, artık, sağlık hizmetinin finansman ayağı ile sunum ayağı bir arada yürütülmüyor; çünkü, herkes biliyor ki, sağlık hizmetinin finansmanı ile yani harcamalarını sağlayacak kasası ile sunumunu, yani, bu hizmeti verecek kuruluşları bir arada tutarsanız, hizmet yürümüyor ve Türkiye de bunu çok iyi biliyor. Bunu, on yıllar boyunca SSK hastanelerinin kapısında kuyruğa giren veya telefonu çevirip de randevu alamayan vatandaşımız da çok iyi biliyor. Şimdi, biz, bunu söylerken, Hükümet olarak, asla, ne kurumu ne de bu kurumda çalışan değerli sağlık çalışanlarını suçlamıyoruz; çünkü, biz, çok iyi biliyoruz ki, kurum yöneticileri de, sağlık çalışanları da büyük bir gayretle bir sağlık hizmeti sunmaya çalışıyorlar; ama, değerli arkadaşlarım, hakikaten, bu hizmetin, bu şekliyle sunulması mümkün değil. Ne kadar fedakâr olursanız olun ne kadar gayretli olursanız olun, bu hizmet, bu şekliyle yürümüyor, yürümeyecek. Bunu bildiğimiz içindir ki, geçmiş birçok hükümetin programında olduğu gibi, biz de programımıza, seçim bildirgemize, acil eylem planımıza, kamu kurum ve kuruluşlarındaki sağlıkla ilgili birimlerin Sağlık Bakanlığının yönetimine verileceğini yazdık.

Benden önce burada konuşulurken, Cumhuriyet Halk Partisinin Programının veya Cumhuriyet Halk Partisinin söylemlerinin ardına sığındığımızdan bahsedildi. Elbette, böyle bir şey söz konusu değil. Elbette, biz, ne söylemek istediğimizi de çok iyi biliyoruz ne yapmak istediğimizi de çok iyi biliyoruz. Ancak, biz, hükümet ediyoruz, biz muhalefette değiliz. Dolayısıyla, vatandaşımıza, milletimize hangi vaatlerde bulunmuşsak, tabiatıyla, bir bir bunları yerine getirmeye gayret ediyoruz.

Aslında, SSK'ya bağlı hastanelerin Sağlık Bakanlığına devredilmesi, Sağlık Bakanlığının yönetimine verilmesi çok eski bir hikâye.

Bakınız, biz, sağlık sistemindeki değişikliklerden, dönüşümden bahsederken, Sağlıkta Dönüşüm Programımızdan bahsederken, Anamuhalefet Partisinden arkadaşlarımız, her platformda, bu yüce çatının altında olmak üzere, 224 sayılı Yasadan bahsettiler; sürekli olarak, 224 sayılı Yasanın aslında güncelleştirilmesinin sağlık hizmetlerinin daha iyi yürütülmesi için yeterli olduğundan bahsettiler; üstelik, 224 sayılı Yasanın hükümlerinin daha önceki hükümetler tarafından zaman zaman da bilerek, isteyerek yerine getirilmediğinden bahsettiler.

Ben, artık, Cumhuriyet Halk Partimizin kendi seçim bildirgesinden, seçim programından bahsetmeyeceğim; çünkü, bundan bir defa bahsetmeye çalıştım Plan ve Bütçe Komisyonunda, başaramadım; çünkü, bundan bahsetmeme Anamuhalefet Partisinden arkadaşlarım müsaade etmediler. Biz, gerginliği sevmiyoruz; biz, ülkede, gerginlikle hiçbir meselenin çözülemeyeceğini biliyoruz.

YILMAZ KAYA (İzmir)Geriyorsunuz ama Sayın Bakan!

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla)Onun için, bugün, bir başka hususa işaret edeceğim; yine, üzerinde ısrarla durulan 224 sayılı Yasaya döneceğim. Biliyorsunuz bu Yasa, 1961 yılında, yine Yüce Meclis tarafından kabul edilmişti.

Değerli arkadaşlarım, 224 sayılı Sağlık Hizmetlerinin Sosyalleştirilmesi Hakkında Kanunun 30 uncu maddesinde şöyle deniliyor, aynen okuyorum: "İşçi Sigortaları Kurumuna ait sağlık tesisleri, binaları, tıbbî malzeme, eşya ve ilaçlar, iktisap bedeli verilmek suretiyle, Sağlık ve Sosyal Yardım ve Çalışma Bakanlıkları tarafından müştereken tespit edilecek esaslar dairesinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığına devredilir." Eğer, iyi anlaşılmadıysa bir daha okuyabilirim.

NURİ ÇİLİNGİR (Manisa)Çok iyi anladık Sayın Bakan.

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla)Çok iyi anladığınızdan eminim.

Değerli arkadaşlarım, peki, biz niçin şimdi yeniden bir kanun yapıyoruz? Burada, iktisaptan bahsediliyor; eğer, iktisap bedeliyle bunları devredersek, bu, çok düşük bir rakam olurdu. Dolayısıyla, günün şartlarına uygun bir biçimde, personelin haklarını da tamamen koruyarak, çalışan personelin haklarına da tamamen riayet ederek, bu tesislerin diğer sağlık tesisleriyle birlikte Sağlık Bakanlığımıza devri için bu tasarıyı hazırladık; yani, aslında, bu konu, Türkiye'de kırkdört yıldır tartışılıyor. Şimdi, ben, değerli arkadaşlarıma, Anamuhalefet Partisinden arkadaşlarıma, yüce milletin huzurunda şunu hatırlatmak istiyorum: 1961'den itibaren tartışılan bir konuda, böyle, alelacele Meclise getirildi, yangından mal kaçırılır gibi Meclise getirildi iddiaları, hakikaten, tamamen havada kalıyor. Bu konu, kamuoyunda yeteri kadar tartışılmıştır, komisyonlarımızda tartışılmıştır, üstelik, iki aydır da Meclis gündemindedir. Bu kadar önemli bir konu, bu kadar önemli bir tasarı, hükümetin bu kadar üstünde durduğu bir tasarı Meclise getirilmişken, eğer, iki aydır bazı sayın milletvekilleri bu tasarıyı yeterince inceleyememişlerse, hatayı kendilerinde aramak gerekir.

Değerli arkadaşlarım, burada, bir konunun üzerinde de özellikle durmak istiyorum: Cumhuriyet Halk Partisinin Değerli Genel Başkanı şu ifadeyi kullandılar: "Bir suçluluk duygusu var, telaş içinde bu iş yapılıyor; bu, bir gasptır." Bu ifadeyi, tamamen, Hükümetim adına reddediyorum. Biz, millete hizmet için yola çıkmış bir ekibiz ve milletin büyük ekseriyetinin de arkamızda olduğunu, yaptığımız işlerin arkasında olduğunu çok iyi biliyoruz; onun için, bu "gasp" lafı, bu Yüce Meclisin çatısı altına hiç yakışmamıştır. Bunun altını çizerek ifade etmek istiyorum.

ALİ ARSLAN (Muğla)Gaspın kendisi yakışmıyor!.. Lafını bırak da kendisini yapıyorsunuz!..

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla)Değerli arkadaşlarım, aslında, meseleye şu gözle bakmak lazım: Biz, pratik çözümler üreten bir hükümetiz. Vatandaşa sağlık hizmetini daha iyi nasıl sunacağız bunun peşindeyiz, geldiğimiz günden beri bunun peşindeyiz; yoksa, böyle, statükoya saplanıp kalarak, gereksiz tartışmaları, aslında, bundan kırküç yıl önce bitmiş bir tartışmayı, burada, ısrarla dillendirerek, alevlendirerek bu meseleler çözülemez.Şuna dikkat etmek lazım: Bu tesisler devralınınca, özellikle Sosyal Sigortalar Kurumuna ait tesisleri biz devralınca, bir defa SSK'nın üzerindeki büyük bir yükü üzerinden almış olacağız.

Değerli arkadaşlarım, bakınız, bugün yaklaşık olarak 6 katrilyon civarında açığı olan bir kurumdan bahsediyoruz. Evet, sağlık açısından çok büyük açıklar yok, bu açıklar daha çok sosyal güvenliğin diğer alanlarından geliyor; ama sonuç itibariyle kurum, kendini yenilemek için, yatırımlarını yenilemek için hiçbir imkâna sahip değil. Dolayısıyla yıllardır maalesef birçok yerde olumsuz şartlarda vatandaşımıza hizmet verilmeye çalışılıyor. Şimdi, bu hastaneler devralınınca, bu sağlık kuruluşları devralınınca, aslında bütün bu kuruluşların rehabilite edilmesi, bu kuruluşlarla ilgili yapıların onarılması, yeni yapıların yapılması, yeni ekipmanın, cihazın alınması tamamen genel bütçenin üzerine veya Sağlık Bakanlığının hastanelerinin dönersermaye bütçelerinin üzerine gelmiş oluyor. Dolayısıyla kurum, böylece, sağlık hizmetini de çok daha kolay bir biçimde SSK'lımıza sunmuş olmanın imkânını elde edecek.

Biz şunu arzu ediyoruz: Artık sağlık hizmetinin alınması sırasında olumsuzluklardan canı yanan vatandaşımızın canının yanmasını azaltmalıyız. Sosyal statüsü ve bağlı olduğu sosyal güvenlik kuruluşu ne olursa olsun, tüm halkımıza aynı kalitede ve eşit şartlarda ulaşabileceği sağlık hizmeti vermek, önce insan diyen Hükümetimizin temel ve öncelikli hedeflerindendir. Şu da sıklıkla konuşuluyor. Bu, komisyonlarda bu şekliyle konuşuldu, bugün bu Yüce Meclis çatısı altında da Anamuhalefet Partisince dillendirildi.

Değerli arkadaşlarım, biz, aslında Sağlıkta Dönüşüm Programının -ayakları yere basan bir program olarak hem teorisiyle hem pratiğiyle- her geçen gün bir bileşenini hayata geçirerek bu dönüşümü sağlıyoruz.

Şöyle söylendi: Palyatif birtakım tedbirlerle bu işler halledilmez. Tamamen katılıyoruz.

Değerli arkadaşlarım, bakınız, Sağlıkta Dönüşüm Programımızın birçok bileşeni var; ama, üç ana bileşeni var. Bunlardan birisi aile hekimliğidir. Artık bütün modern dünyanın, kendi vatandaşına, ücretsiz bir biçimde, sağlık kayıtlarını düzenli bir biçimde tutarak, hem sağlıkta hem hastalıkta hizmet vermenin yolu olarak seçtiği, aile hekimliğidir. Yine Yüce Meclisimizin katkılarıyla ve takdirleriyle, bu husustaki yasamızı çıkardık ve Düzce İlimizde çalışmalarımıza başladık. 2005 yılının son aylarında 5 ilimizde daha pilot çalışmalarımıza geçeceğiz ve 2006'da bütün ülkeye aile hekimliğini yaygınlaştırmaya başlayacağız. Demek ki, çok çok önemli bir bileşen hayata geçiriliyor, on yıllarca, sadece konuşulan bir işi bugün AK Parti Hükümeti yapıyor. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlarım, ikinci önemli bileşen, parçalı yapıda sağlık hizmeti sunumundan ve sağlık sigortacılığının parçalı yapısından bütüncül bir yapıya dönmektir. Bugün burada birlikte tartıştığımız yasa tasarısıyla da, hizmet sunumunun parçalı yapısını ortadan kaldırmaya gayret ediyoruz.

Herkesin malumudur ki, herkesin kabul edebileceği bir husustur ki, bu parçalı yapıyı ortadan kaldıracak bir kurum varsa, burada koordinasyonu sağlayacak, verimliliği elde etmek üzere birtakım yenilikler, dönüşümler yapacak bir kurum varsa, ortaya yeni standartlar koyacak bir kurum varsa, âdeta bir hastanın rehabilitasyonu gibi hizmet sunumunun rehabilitasyonunu, yani iyileştirmesini yapacak bir kurum varsa, kuşkusuz, bu, Sağlık Bakanlığı olmak gerekir. Bugün ben sizlerin huzurunuza, sağlık sigortacılığıyla ilgili birtakım yetkileri Sağlık Bakanlığında toplamak üzere gelmiş olsaydım, bizi tenkit etmekte, Hükümetimizi tenkit etmekte çok haklı olurdunuz; ama, kuşkusuz ki, bu, Sağlık Bakanlığının işi. Anayasamızda da buna işaret ediliyor. Bu da yanlış anlaşılıyor. Biz, Anayasamızın, bütün sağlık kuruluşlarını Sağlık Bakanlığının emrine vermesi gerektiği gibi bir düşüncede değiliz. Elbette, kamuya ait sağlık kuruluşları, tek elden kamu tarafından organize edilecek, rehabilite edilecek; bu arada, özel sektöre ait kuruluşlar da vatandaşımıza hizmet etmeye devam edecektir. Ancak, biz şunu söylüyoruz: Anayasanın ruhu, yani "bu iş tek elden yönetilir, koordine edilir" şeklindeki ifadesi, ancak bu şekilde hayat bulabilir. Aksi takdirde, bunu gerçekleştiremezsiniz. Aksi takdirde, geçmişte gördüğümüz kuyruklar, geçmişte gördüğümüz hekime ulaşamama problemleri, geçmişte gördüğümüz ilaca ulaşamama problemleri ortaya çıkar. Vatandaşımız, hastane kapılarında, hastane eşiklerinde beklemeye devam eder. O halde, bu yasa tasarısıyla da bu bileşenin önemli ikinci ayağını birlikte gerçekleştireceğiz değerli arkadaşlarım.

Biz, hiçbir zaman, hastaneleri Sağlık Bakanlığına alarak, bunları koordine ederek, bütün yetkiyi ilanihaye kendimizde tutmayı da düşünmüyoruz.

ALİ TOPUZ (İstanbul)Ne yapacaksınız?!

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla)Burada da Anamuhalefet Partimizin yanıldığı husus şu: Biz, yerelleşmeden bahsederken, yönetimsel anlamda mahallinden yönetime daha çok imkân vereceğiz derken, bu da yine çağın bir kavramıdır...

SALİH GÜN (Koceli)Özelleştirirsiniz.

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla)...bu da, aslında, Anamuhalefet Partimizin hiç inkâr edemeyeceği sosyal demokrasinin de en önemli gereklerinden biridir. Elbette, biz, artık, Sağlık Bakanlığının merkezinden ebe tayin edilen bir Sağlık Bakanlığı istemiyoruz; elbette, biz, bir tane camı kırıldığında, SSK'nın Yönetim Kuruluna acaba bunu yaptırabilir miyim diyen bir sistem istemiyoruz. Dolayısıyla, burada, yine Sağlık Bakanlığının koordinasyonunda, Sağlık Bakanlığının ana stratejik hedefleri belirlediği, standartları koyduğu, kontrolü ve denetimi yaptığı bir sistem içerisinde, kuşkusuz ki, süreç içerisinde yetkilerin önemli bir bölümü, mahalline, yerele devredilecektir.

MEVLÜT COŞKUNER (Isparta)Yetki devri başka şey.

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla)Ama, tekrar ifade ediyorum, altını çizerek ifade ediyorum: Bizim sağlık alanında düşündüğümüz desantralizasyon, mutlak anlamda, yetkilerin hepsinin devredildiği bir desantralizasyon değildir. Dolayısıyla, bu süreç de rehabilitasyon sürecinin bir parçasıdır. Genel sağlık sigortası, bu sağlıkta dönüşüm programının üçüncü önemli bileşenidir. Siz bize, geçmişte, niye bunları yapmıyorsunuz diyordunuz; şimdi, yapınca, niye yapıyorsunuz diyorsunuz. Hakikaten, ben buna hayret ediyorum.

Genel sağlık sigortası, şu anda, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımız tarafından -çünkü, onun sekreteryasında yürütüldü- kamuoyuna sunulmuş, kamuoyunun bu husustaki görüşleri alınmak üzere beklenmektedir. Birlikte, bakanlıklar olarak ortak çalışmalarımızı yaptık, bu çalışmalara devam ediyoruz ve yine içerisinde bulunduğumuz yılda, genel sağlık sigortasıyla ilgili hükümet tasarımız da Yüce Meclisimizin takdirine sunulacaktır.

Bundan neyi hedefliyoruz; bundan da şunu hedefliyoruz: Vatandaşımız, doğumundan ölümüne kadar bir kamu sağlık sigortacılığının güvencesinde olmalıdır. Bunu, devletimiz, aslında, yeşilkart uygulamasıyla, özellikle yoksul kesimi desteklemek anlamında önemli bir adım atarak, geçtiğimiz yıllarda yapmıştır; ancak, bu parçalı yapı, hakikaten, hizmeti alırken, vatandaşımız açısından da bir tatminsizliğe yol açmaktadır; yani, ben Bağ-Kurluysam bana başka türlü muamele edilmektedir, Emekli Sandığından isem başka türlü muamele edilmektedir, SSK'lıysam, işçiysem başka türlü muamele edilmektedir. Biz, AK Parti Hükümeti olarak, vatandaşımıza, eşit, adil, hakkaniyetli, kolay erişebileceği bir sağlık sigorta sistemini de getiriyoruz. Bu noktada, kamu sağlık sigortacılığının geliştirilmesi, sağlıkta dönüşüm programı için, hakikaten, olmazsa olmaz bir bileşendir.

Değerli arkadaşlarım, aslında, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımız, hizmet sunumunun o kendisini yoran, kendisini, bünyesini daha çok hizmet sunumuna odaklayan zaruretten kurtularak, kamu sağlık sigortacılığını ülkemizde geliştirecektir. Ben buna şöyle diyorum: Her işi, o işin erbabına vermek lazım. Kamu sağlık sigortacılığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımızın işidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

39 konuşma daha · 5 Ocak 2005

39 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook