Bazı kamu kurum ve kuruluşlarına ait sağlık birimlerinin sağlık bakanlığına devredilmesine dair kan.tas. ( ss. 686 )
Erzurum Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 48. Birleşim · 3. yasama yılı · 6 Ocak 2005 · 1.378 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma
Kaynak göster
Recep Akdağ (AK Parti), 6 Ocak 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KAMU KURUM VE KURULUŞLARINA AİT SAĞLIK BİRİMLERİNİN SAĞLIK BAKANLIĞINA DEVREDİLMESİNE DAİR KAN.TAS. ( SS. 686 )); konuşma 1.378 kelime.
Recep Akdağ (AK Parti, Erzurum). “Bazı kamu kurum ve kuruluşlarına ait sağlık birimlerinin sağlık bakanlığına devredilmesine dair kan.tas. ( ss. 686 )”. TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim tutanağı, 6 Ocak 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/recep-akdag-22-2005-01-06-bazi-kamu-kurum-ve-kuruluslarina-ait-saglik-birimlerinin-saglik-bakanl-10 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum)Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.
Tabiî, gecenin bu ilerleyen saatinde, aslında, ben de, Sağlıkta Dönüşüm Programımızı bir saat, iki saat sayın milletvekillerimize burada anlatabilirim; ama, bunu, şimdilik, gereksiz görüyorum. Sadece, Sayın Koç konuşurken, birçok kereler "Sayın Bakan" diye, böyle buraları işaret ettiği için, ben de konuşurken, kendisini işaret ederek bazı şeyler söyleyeceğim; onun için, beni dikkatle dinlemesini istirham ediyorum.
Sayın Koç'la biz meslektaşız. Daha önce de birçok bilimsel platformda bir araya geldik; ama, tabiîdir ki, onun şimdi işleri çok yoğun, yani, parti yönetiminde işleri çok yoğun ve bu sebeple, konunun böyle genel çerçeveleriyle açıklamasını yapabiliyor; ama, şimdi ben kendisine bazı sorular yönelteceğim, onlara karşı nasıl bir...
MUHARREM İNCE (Yalova)- Sizin işiniz yok mu?! Bakanlıkta oturmuyor musunuz?! Sizin işinizin daha yoğun olması lazım.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla)- Benim işim sağlık. Ben, sabah saat 8'den gece saat 2'ye kadar sağlıkla uğraşıyorum Sayın Milletvekili. Benim işim bu.
Şimdi, ben, Sayın Koç'a ve onun şahsında Sayın Anamuhalefet Partimize soruyorum; öyle bir algılama oldu da bende; eğer değilse, düzeltebilirler. Biz, SSK'lı vatandaşlarımızın, işçilerimizin, ilaçlarını serbest eczanelerden almalarının yolunu açmaya çalışıyoruz. Bu hususta aylarca sektörle görüştük; ilaç üreticileriyle, ülkeye ilaç ithal eden firmalarla, depocularla ve eczacılarla; belki de kamuda ilk defa, 4 bakanlık bir araya gelerek Hükümetin gücünü ortaya koydu ve bu hususta sektörle bir anlaşmaya varıldı. Şubat ayından itibaren de, inşallah, SSK'lı vatandaşımız da bu ülkenin onurlu ve eşit insanı olarak ilaçlarını eczanelerden alabilecek. (AK Parti sıralarından alkışlar) Şimdi siz buna karşı mısınız?! Açıkça söylemenizi istiyorum; yani, siz, SSK'lıların ilaçlarını serbest eczanelerden almasına -bu, tutanaklarda var; karşı olduğunuzu söylediniz- karşıysanız, bunu açıkça lütfen her platformda ifade ediniz.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul)- Hayır Sayın Bakan, karşı değiliz. Karşı olduğumuzu nereden çıkarıyorsunuz?!
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla)- Bakınız, tutanaklarda var. Şimdi tutanaklardan onları çıkarırız gerekirse. Ben çok dikkatli dinledim.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul)- Hayır efendim... Çıkarın... Tutanaklardan çıkarabilirsiniz. Hiç yakışmıyor size. Biz ilk günden beri söylüyoruz.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla)- Değerli arkadaşlarım, ben, Sayın Koç'un söylediklerine cevap veriyorum.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul)- Hayır efendim...
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla)- Türkiye'de Sosyal Sigortalar Kurumunun 350 eczanesi var. Bu 350 eczaneyi 700'e çıkarabilirsiniz, 1 000'e çıkarabilirsiniz, 2 000'e çıkarabilirsiniz; ama, 22 000'e çıkaramazsınız. Türkiye'de 22 000 civarında eczane var ve bu eczaneler, bütün halkımıza hizmet veriyorlar.
Şimdi, hep, SSK'lı vatandaşlarımızın sayısından bahsedildi; 35 000 000 olarak, 36 000 000 olarak farklı rakamlar söyleniyor. Bugün, karne kullanan kişi sayısının 23 000 000 olduğunu biliyoruz; ama, bu, çok yüksek bir sayı elbette; yani, ülke nüfusunun üçte 1'inden daha yüksek bir rakamı ifade ediyor.
Şimdi, bu vatandaşlarımız, on yıllardır, hastane eczanelerinin kapılarında süründüler; on yıllardır süründüler Sayın Koç ve biz, onun için, bu vatandaşlarımızın, artık, eczane kapılarında sürünmesini sonlandırmak istiyoruz. Bunun bedeli neyse, Hükümet olarak bunu ödemeye de hazırız. İşte, sosyal devlet olmak bu demektir. (AK Parti sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)
"Hekimleri özendirerek mahrumiyet bölgelerine göndermek gerekir" dediniz. Evet, bu hususta, bu Yüce Meclisin çatısı altında birlikte bir yasa yaptık ve şu anda, Hakkâri'de, Şırnak'ta, Ardahan'da, Bitlis'te, Mardin'de, Diyarbakır'da, Van'da, Erzurum'da ve bunlara benzer illerimizde çalışan uzman hekimlerimize -2004 rakamlarıyla söylüyorum- 3 500 000 000 Türk Lirası maaş ve bir bu kadar da, bunun üstünde dönersermaye katkı payları ödüyoruz ve bütçe kanununa bu yıl koyduğumuz yeni bir maddeyle de, yeni bir düzenlemeyle de, buralarda çalışan hekimlerimize -bunu, buradan bütün vatandaşlarımıza ilan ediyorum- dönersermayelerinin en üst limitinden para ödemeye de hazırız; bunu da içinde bulunduğumuz yıl içerisinde yapacağız.
Bunun anlamı, bir uzman hekim, bahsettiğim illerde, bu illerin gerekli ilçelerinde çalıştığında, 8-10 milyar Türk Lirasına yakın bir para kazanacak demektir. Bunu da, bu bölgelerde yaşayan insanlarımız için yapıyoruz ve yapmaya devam edeceğiz.
Ben inanıyorum ki, Türk hekimleri, ülkenin her yerinde çalıştıkları gibi, bu kadar özendirildikleri bir ortam içerisinde, ülkenin bu mahrumiyet bölgelerinde de severek hizmet etmeye devam edeceklerdir. Nitekim, bu bölgelerdeki hekim sayımızı da son birbuçuk yıl içerisinde yüzde 40 oranında artırmış durumdayız. Şimdi "bu ülkede hekim enflasyonu vardır" sözü çok yanlış Sayın Koç. Bu ülkede hekim enflasyonu yok. Bunu eskiden beri bazı meslek örgütleri söylüyor, onların tuzu kuru, bir de vatandaşın tarafına geçip bakmak lazım meseleye. Hükümet etmeye başladığı zaman, siyasetçiler, bunu çok daha iyi görüyorlar.
Türkiye'de, üzülerek söylemeliyim ki, Dünya Sağlık Örgütünün, Avrupa bölgesine ait olan 52 ülkeye kıyasla, hekim sayısı en düşük seviyede. Bu ülkelerin içerisinde kimler var; Arnavutluk var, Moldova var, Gürcistan, Ermenistan var, Ukrayna var. Yani, yalnızca gelişmiş Batı Avrupa ülkeleri yahut Kuzey Avrupa ülkeleri yok ve biz, bütün bu ülkelerin içerisinde şu anda 52 nci sıradayız. Kuşkusuz ki, bunun gereği, yani, bu eksikliği gidermenin gereği, ölçüsüz bir biçimde tıp fakültelerine öğrenci almakla, olmaz. Onun için, mutlaka, tıp fakültelerinin, önümüzdeki süreçte altyapılarını güçlendirmeliyiz. Buralardaki öğretim üyesi sayısını artırmalıyız ve imkânlar ölçüsünde de yeni tıp fakülteleri oluşturmalıyız. Artık, halkımızda sağlık bilinci gittikçe artıyor. Dolayısıyla, bu kadar son sırada olan bir ülke olarak, halkımızın sağlık ihtiyaçlarına bu kadar hekim sayısıyla karşılık vermemiz imkânsız. Onun için "Türkiye'de hekim enflasyonu vardır" sözü, büyük bir yanlış, çok büyük bir yanlış.
Sayın Koç iki yıl Malatya'da çalışmış, ben yirmi yıl Erzurum'da çalıştım. Onun için, ben, ülkenin gerçeklerini ondan daha eksik bilmiyorum. Sağlıkocağı yerine aile hekimliğinden bahsediyoruz. Aslında, yapmak istediğimiz, çağdaş kavramlarla önce pratisyen hekimlerimize itibarlarını iade etmektir ve daha sonra da, vatandaşlarımıza hekim seçme özgürlüğünü onlara vermektir. Bizim oluşturduğumuz sistemde, değerli milletvekili arkadaşlarım, sağlıkocağı sisteminden, sağlıkocağı sistemine dayalı hizmetten en önemli fark budur. Bugün bir sağlıkocağına gittiğinizde veya hizmeti bu şekilde anlayan diğer ülkelere gittiğinizde -ki, biz böyle birçok ülkeyi ziyaret ettik- Anamuhalefet Partisinin bazı sözcüleri veya şahısları adına konuşan değerli arkadaşlarım, burada, niçin başka ülkeleri ziyaret ettiğimizi sordular. Yani "bir ulusal model oluşturuyorsanız niçin Küba'ya gittiniz, niçin Finlandiya'ya gittiniz, niçin İngiltere'ye gittiniz, niçin Avusturya'ya gittiniz" dediler. Elbette gidecektik. Yani, teorik olarak sadece yazılı metinlerin içerisine hapsolunmakla bir sistem geliştiremezsiniz. Ama şunu iftiharla ifade ediyorum Hükümetim adına: Bir ulusal model geliştirdik. Kuşkusuz, bu modeli geliştirirken birçok ülkenin tecrübelerinden de yararlandık; ama, hiçbir ülkeyi de kopya etmedik. Aile hekimliği modelimizde en önemli unsurlardan biri, vatandaşın, hekimini özgür iradesiyle seçecek olmasıdır. Bugün vatandaş bir sağlıkocağına da gitse, bir hastaneye de gitse, karşısında polikliniğe hangi hekim çıkarsa ona muayene olmak zorundadır.
Değerli arkadaşlarım, bireyler, saçlarını kestirmek için bile kuaförlerini kendileri seçebiliyorlar. Artık, özgür bir bireyin, bir vatandaşın, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının sağlık hizmeti alırken de hekimini seçme özgürlüğü olmalıdır. Biz hastanelerimizde de buna başlıyoruz. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Tabiî ki, bunu bir anda bütün hastanelere yaygınlaştırmak zor. Geldiğimizde şöyle bir tabloyla karşılaştık: 10 - 15 uzmanın çalıştığı bir hastanede 2 tane poliklinik vardı. Hedeflediğimiz şudur: Hasta muayene edebilecek, klinikle uğraşabilecek kaç hekim varsa bir hastanede, o kadar hekim çalışma odası, o kadar hekim çalışma ofisi olmalıdır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Bakan.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla)Teşekkür ederim.
Böylece, belli bir sekreterya çerçevesinde, hastalar, hastanelere gittiklerinde de hekimlerini özgürce seçebileceklerdir.
Sayın Koç yine 224 sayılı Yasadan bahsetti; çünkü, o yasanın ruhuna onlar da bağlı biz de bağlıyız; yalnız, ben bir şeyi merak ediyorum değerli arkadaşlar; 224 sayılı Yasanın ruhuna bu kadar bağlıysak, acaba, niçin 224 sayılı Yasanın 30 uncu maddesine bakmıyoruz. Ben satır satır da okudum; 224'ün 30 uncu maddesinde, çok açık bir biçimde, Sosyal Sigortalar Kurumuna ait hastanelerin Sağlık Bakanlığına devredileceği söyleniyor. Niçin bunu yerine getirmiyoruz? Haydi gelin, 224'ün ruhunu yerine getirelim ve beraber bu yasayı çıkaralım.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul)Bunun yanıtını verdik Sayın Bakan.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla)Değerli arkadaşlarım, ben, Sayın Koç'un sağlık hizmet finansmanına ilişkin sözleri üzerindeki ifadelerimle konuşmamı tamamlayacağım.
Değerli arkadaşlarım, yanlış anlamadıysam, Sayın Koç, sağlık hizmetinin finansmanının vergi gelirlerinden yapılması gerektiğini ifade ettiler ve bu husustaki görüşünü kendi şahsî görüşü olarak mı yoksa bir parti görüşü olarak mı sundular, doğrusu ben onu bilmiyorum; ama, Cumhuriyet Halk Partisinin 2002 seçim bildirgesinde, çok açık ve seçik bir biçimde -hepsini okuyorum- deniliyor ki: "Herkesi ulusal sağlık sigortası kapsamına alacağız. Ulusal sosyal güvenlik sistemi kapsamında ulusal sağlık sigortasını kuracağız. Tüm yurttaşları, sosyal ve ekonomik durum ayırımı gözetilmeden aşamalar halinde bu sigorta sistemi kapsamı içine alacağız. Arzu edenler buna ek olarak özel sağlık sigortalarında da yer alabilecekler. Sağlık hizmetlerinde herkese fırsat eşitliği sağlayacağız. Yoksulların sigorta primini devlet ödeyecek..." (CHP sıralarından "evet" sesleri)
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla)Sayın Başkanım, tamamlıyorum.
Sigorta priminden, yoksulların priminin devlet tarafından ödeneceğinden bahsediliyor.
Onun için, bu bildirge, tıpkı bizim bildirgemiz gibi, 2002 Kasım seçimlerinde vatandaşın karşısına çıkılan bir bildirgedir.
Bunları da Sayın Koç'a hatırlatıyor ve hepinizi saygılarımla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
78 konuşma daha · 6 Ocak 2005