İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 71. BİRLEŞİM · SALI

209 sayılı sağlık bakanlığına bağlı sağlık kurumları ile esenlendirme (rehabilitasyon) tesislerine verilecek döner sermaya hakkında (s.s1101)

Recep Akdağ

Erzurum Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 71. Birleşim · 4. yasama yılı · 7 Mart 2006 · 895 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Recep Akdağ (AK Parti), 7 Mart 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 71. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 209 SAYILI SAĞLIK BAKANLIĞINA BAĞLI SAĞLIK KURUMLARI İLE ESENLENDİRME (REHABİLİTASYON) TESİSLERİNE VERİLECEK DÖNER SERMAYA HAKKINDA (S.S1101)); konuşma 895 kelime.

Recep Akdağ (AK Parti, Erzurum). “209 sayılı sağlık bakanlığına bağlı sağlık kurumları ile esenlendirme (rehabilitasyon) tesislerine verilecek döner sermaya hakkında (s.s1101)”. TBMM Genel Kurulu, 71. Birleşim tutanağı, 7 Mart 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/recep-akdag-22-2006-03-07-209-sayili-saglik-bakanligina-bagli-saglik-kurumlari-ile-esenlendirme-5 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum)Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Değerli milletvekilleri, bu "sağlık ocaklarındaki hekimler reçete yazamıyorlar; onun için, vatandaş reçete yazdırmak için uzmana gidiyor" şeklindeki ifadeleri açıklığa kavuşturmak lazım.

Bir defa, şunu ifade etmeliyim ki, sağlık ocaklarımızda, hekimlerimiz, reçete elbette yazıyorlar. Yalnızca birkaç kalem ilaç için, öncelikle uzmanların teşhis koyması, bu uzmanların raporundan sonra da, bu ilaçların, yine pratisyen hekim arkadaşlarım tarafından yazılması mümkün. Her yıl, bütçe talimatları görüşülürken, Sağlık Bakanlığımız ile geri ödeme kurumları, Maliye Bakanlığımız bu hususta bir çalışma yapıyoruz.

Şunu söylemeliyim ki, Sağlık Bakanlığı olarak biz, mümkün olduğunca, pratisyen hekimlerimizin ilaç yazma çerçevesinin geniş olmasını istiyoruz ve çalışmalara da daha çok bu yönlü katılıyoruz; ama, takdir edersiniz ki, belli ilaçların, özellikle, yüksek rakamlar tutabilen belli ilaçların uzmanlarca yazılması da yine bilimsel bir gerçektir. Bütün bunlara karar veren; yani, hangi ilacı uzman yazsın öncelikle, daha sonra gerekirse pratisyen hekimlerimiz de yazsın, hangi ilacı doğrudan pratisyen hekimlerimiz yazsın konusundaki kararları da, yine, uzman heyetler, hekimlerimiz ve bilim adamlarımız vermektedir; yani, bu husustaki uygulama bu yöndedir. Yoksa, pratisyen hekimlerimiz ilaç yazamıyorlar diye bir şey yok, genel anlamda.

Hafta sonlarında devlet hastanelerinde MR çekiliyor, birçok hastanede. Hangi hastaneden bahsettiğinizi bilmiyorum…

VEZİR AKDEMİR (İzmir)Yeşilyurt Hastanesi.

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum)Yeşilyurt Devlet Hastanesinde niçin MR çekilmediğine bakalım, inceleyelim. MR tetkiki, her zaman acil bir tetkik değildir; ama, acil durumlarda da çekilmesi gerekir, bu durumu inceleyelim.

VEZİR AKDEMİR (İzmir)İki gün sonra da hastayı kaybettik.

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum)Değerli arkadaşlarım, Sağlık Bakanlığımızın genelgeleri çok açıktır. Vatandaşlarımız, sosyal güvenceleri yoksa, hastanelere müracaat edip hizmet aldıklarında, kendilerine senet imzalattırılmayacaktır. Bu hususta, senet imzalattıran yönetimler varsa…

VEZİR AKDEMİR (İzmir)Karşıyaka'da var.

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum)…hatalı davranıyorlar, idarî bir suç işliyorlar. Bunları bize bildirirseniz, kimin yaptığını, kendileri için gerekli işlemleri yaparız; ama, takdir edersiniz ki, burada yoksul vatandaşlarımız için yeşilkart veriyoruz. Yine, Hükümetimizin getirdiği bir uygulamayla, bir yoksul vatandaş hastaneye müracaat ettiğinde, işlemleri yapılıyor geriye yönelik olarak, üç ay geriye yönelik olarak yeşilkartı da veriliyor; yani, üç ay hizmet almış olsa bile, yeşilkarta müstahaksa, yeşilkartı veriliyor; ama, eğer, yeşilkarta müstahak değilse, sosyal güvenlik şemsiyesi altına da kendi tercihiyle girmemişse elbette, o vatandaşın da, ödeme yapması gerekir. Ama, burada önemli olan, vatandaşı acil kapılarında veya vatandaşın hastasını, bebeğini hastane odalarında, morglarda rehin tutmamaktır, vatandaşın eline senet tutuşturmamaktır. Ama, bir şekilde, vatandaşın borcu tahakkuk ediyorsa, elbette, bu borcun tahakkuku da kendisinden tahsil edilmeye çalışılacaktır.

Sayın Eraslan'ın sorusuna cevaben şunu söyleyebilirim: Hatay İlimizde ve benzeri birçok ilimizde, bize ulaşan usulsüzlük veya alım satımlarla ilgili uygun olmayan durumlar hakkında soruşturmalar yapıyoruz. Bu hususta, Hatay İlimizde de bir seri soruşturmalar yaptık, bunların sonucunda gerekli idarî cezaları alan yöneticiler de var.

Bir müdür yardımcısının atanması, görevinden alınması, başkalarının göreve atanması… Bunlar, 230 000 sağlık personeli olan, 300 000 personeli olan bir bakanlık için, aslında, normal, mutat, idarî tasarruflardır; kanaatimce, bu meselelerin büyütülmemesi gerekir.

Adilcevaz Onkoloji Hastanesi Başhekimiyle ilgili olarak, ağır cezada, Sayın Özyürek, bir davanın olduğunu söyledi; bu meseleyi incelettireceğim. Elbette, idarî yönden kendisi için bir işlem tesisi gerekiyorsa, onu tesis ederiz Sayın Özyürek. Şu anda durumun ne olduğunu, ben, açıklıkla bilmiyorum, bilemiyorum.

Mersin-Gülnar-Ulupınar için hemşire ve ebe taleplerini de değerlendireceğim.

Sayın Işık'ın sorularına cevaben şunu ifade edeyim: AK Parti Hükümetlerimizin uygulamalarıyla, özellikle performansa dayalı katkı payı ödemeleriyle değerli milletvekillerim, göreve başladığımızda tam zamanlı çalışma oranı yüzde 10 olan uzman hekimlerimiz, şu anda yüzde 54 civarında tam zamanlı olarak sağlık kuruluşlarımızda çalışmaktadırlar. Aslında, birilerinin "AK Parti, sağlığı piyasalaştırıyor" deyişine en güzel cevap budur, en objektif, nesnel cevaplardan biri budur. Türkiye'deki binlerce uzman hekim muayenehanelerini kapatmış ve vatandaşımız da, hizmet almak için bu muayenehanelere gitme mecburiyetinden büyük ölçüde kurtulmuştur. Bu alışkanlığın veya bu uygulamaların tamamen ortadan kalktığını söylemiyorum, asırlık bir kültür var; ama, yüzde 10 olan tam gün çalışma oranının yüzde 54'e çıkması cumhuriyet tarihimizde görülmüş bir olay değildir.

Sayın Tandoğdu'nun, bu part-time ve full-time çalışan hekimlerimizin maaşlarıyla ilgili durumunu da değerlendireceğim.

Fatsa, Ünye'deki verem savaş dispanserlerindeki röntgen ihtiyaçlarını da değerlendireceğim.

Sayın Başkanım, müsaadenize sığınarak, Yüce Meclisimize, milletvekillerimize bir tablo göstermek istiyorum. Bugün Türkiye'deki hekim ihtiyacı çokça tartışıldı. Üzülerek ifade etmeliyim ki, zaman zaman Anamuhalefet Partimizin değerli sözcülerinden de, hatta, grup başkanvekillerinden de Türkiye'de hekim sayısının fazla olduğuna dair ifadeler karşımıza çıkıyor. Şu tablo, Avrupa bölgesindeki 52 ülkede hekim durumunu gösteriyor. Ben, gazete haberi falan göstermiyorum sayın milletvekilleri -bu, çok moda oldu Yüce Mecliste, kürsüye çıkan herkes bir gazete haberi alıp çıkıyor- Dünya Sağlık Örgütünün verilerini ifade ediyorum. Dünya Sağlık Örgütünün verilerine göre değerli milletvekillerim, Türkiye, bu sıralamada şurada görülen yerdedir, sonuncu sıradadır. 52 ülkenin içerisinde, maalesef, Türkiye Cumhuriyeti, hekim sayısı itibariyle, sonuncudur. Takdir edersiniz ki, bu sayının bu noktaya gelmesindeki sorumluluk AK Parti Hükümetlerine ait değildir.

Bir tıp fakültesinin kurulması veya ona öğrenci alınması ile mezun vermesi arasında geçen süre en erken yedi senedir. Uzmanlarımız için bu, oniki seneye, onüç seneye çıkmaktadır. Dolayısıyla, Türkiye'de hekim sayısının artırılmasına yönelik bütün çabaları bu Yüce Meclis desteklemelidir. Buna, tıp fakültelerinin sayılarının artırılması, tıp fakültelerindeki öğrenci kapasitelerinin artırılması dahildir bu çabalara. Türkiye'ye yabancı ülkelerden hekim getirilerek, Türkiye'de bu hekimlerin çalıştırılması da buna dahil olmalıdır. Değerli milletvekillerim, bu yüce kürsüden biraz önce söylendi, acaba dünyanın hangi ülkesinde yabancı hekimler, bir başka ülkede çalışıyor diye. Ben, bu soruyu değiştirerek şöyle soruyorum: Acaba dünyanın kaç ülkesinde bir başka uyruklu doktorun, kendi ülkesinde çalışmasına müsaade etmeyen ülke kaldı?! Bu sorunun cevabını, bu işe karşı çıkan, muhalefet eden değerli milletvekillerim araştırırlarsa gerçeği daha kolay buluruz diye düşünüyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

54 konuşma daha · 7 Mart 2006

54 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook