İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 77. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Tiyatro haftası ve dünya şiir günü dolayısıyla

Recep Garip

Adana Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 77. Birleşim · 3. yasama yılı · 30 Mart 2005 · 456 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma

Kaynak göster

Recep Garip (AK Parti), 30 Mart 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 77. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TİYATRO HAFTASI VE DÜNYA ŞİİR GÜNÜ DOLAYISIYLA); konuşma 456 kelime.

Recep Garip (AK Parti, Adana). “Tiyatro haftası ve dünya şiir günü dolayısıyla”. TBMM Genel Kurulu, 77. Birleşim tutanağı, 30 Mart 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/recep-garip-22-2005-03-30-tiyatro-haftasi-ve-dunya-siir-gunu-dolayisiyla (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

RECEP GARİP (Adana)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 27 Mart-9 Nisan Tiyatro Haftası ve 21 Mart Dünya Şiir Günü olması nedeniyle, şahsım adına söz almış bulunmaktayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, tüm tiyatro sanatçılarımızın günlerini kutluyor, meslek yaşamlarında başarılar diliyorum.

Tiyatro, kültür ve geleneklerimizde, ortaoyunları ve meddah oyunlarıyla yerini almıştır. Bunu Batı kültür anlayışlarıyla örtüştürdüğümüzde, içerik olarak yerli bir anlayışın sergilendiği, çoğu zaman kendi kültürümüzle örtüşen bir çabanın da içinde yer aldığı çalışmaların sergilendiğini görmekteyiz. Tiyatro, sanatın ve kültürün yaşatılmasında önemli bir rol üstlenir. Elbette ki, temennimiz, tiyatrocularımızın çok daha iyi şartlarda sanatlarını icra etmeleri imkânı sağlanmalıdır diye düşünmekteyim.

Tiyatro, kişiliğimizdir, kişilik oyununun toplumsal oyuna dönüşmesidir. Aynı sıkıntıları yaşayan özel tiyatrolarımızı da unutmamak gerekiyor. Tiyatrolarımıza genel olarak baktığımızda, sanat dünyamıza çok önemli katkılarda bulunduğunu ve birçok alanda önemli sanatçılar kazandırdığını görmekteyiz. Tiyatro, kendi oyunumuzdur, bireyin oyunudur; kişiliğin, kimliğin, kültürün, örfün topluma yansımasıdır. Tiyatro, sözün bireye etki alanıdır.

Tiyatrolarımız, Türkiye Cumhuriyetinin dünya milletler topluluğunda kültürel olarak yer alması amacıyla günümüze değin misyonunu başarıyla gerçekleştirmektedir. Bu amaçla, 1949 yılında Devlet Tiyatroları kurulmuştur. Rönesans ve reformla başlayan süreçte, Avrupa'da, tiyatro kültürü, demokrasi kültürünün gerçekleşmesinde etkili ve vazgeçilmez bir unsur olarak görülmüştür. Ülkemizde, tiyatro henüz böyle anlaşılmamaktadır ne var ki. Tiyatroculuk mesleği, 657 sayılı Devlet Memurları Yasasıyla birleştirilmiş ve meslekî özellikleri gözardı edilerek devlet memurluğuyla özdeşleştirildiği için, tiyatrocularımız bu konuda sıkıntı çekmektedir, mesleğe ilgiyi azaltmaktadır. Söz konusu alanın özelliklerini dikkate alan özel yasası hazırlanamamıştır. Oysa, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü, bugün, 12 bölgede 30 sahnede seyircilerine oyunlarını oynamaktadır. Dün olduğu gibi bugün de devlet tiyatroları, geçmiş repertuar oyunları ve yeni oyunlarıyla, yılda ortalama 150 oyunu sahneye sunmaktadır; dünyanın dört bir yanına turneler yaparak ülkemizin uluslararası alanda tanınmasında çok önemli bir lobicilik misyonu üstlendiğini de gözardı edemeyiz.

Devlet tiyatroları, bugün olduğu gibi, oyunlarını dolu salonlara oynuyor, boş salonlara oynamıyor; yıl boyunca, bütün şehirlerimize turneler yapıyor, Türkiye'de, uluslararası standartlardaki tiyatro kalitesinin sembolü olma öncülüğünü de üstlenmeye devam ediyor; yaz aylarında, yurt içinde 400 merkeze turneler yaptığına da tanık olmaktayız. Devlet tiyatroları, bugün, gerçekleştirdiği yurtiçi çalışmalarla, düzenlediği son derece başarılı turneleriyle, gerçekleştirdiği uluslararası standartlarda, devamlılığı olan ve etkili tiyatro olma özelliğini de taşımaktadır. Hatta, bugün, bütçe giderlerinin 2/3'ü personel harcaması olan devlet tiyatrolarının, kısıtlı bütçesiyle zaman zaman tartışma konusu olduğunu görmekteyiz. Ulusal tiyatroya, ulusal sinema kültürüne mutlak surette yatırımın yapılması, kaynakların artırılması gerekiyor. Devlet tiyatrolarının varlığını ve çalışma sistemini bozmadan, bu kurumumuzda yeniden yapılandırma sürecinin başlatılması gerektiğini düşünüyorum. Yetersiz kalan memur, sanatçı ve teknik kadroların verilmesi, bütçeden aldığı payın iyileştirilmesi anlamında yasamızda bazı düzenlemelerin yapılmasının zorunluluk haline geldiğini de düşünmekteyim. Sanata ve sanatçıya karşı saygınlığın hak ettiği düzeye getirilmesi konusunda gerekli çalışmaların başlatılacağını ümit etmekteyim. Gerçekten, bugün, tiyatronun, hayatımızda, geleceğimizin gençliği olan çocuklarımızın yetişmesinde önemli görevler üstlendiğini gözardı edemeyiz.

Konuşmamım bu bölümünde ise, Dünya Şiir Günü nedeniyle şiire değinmek istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

44 konuşma daha · 30 Mart 2005

44 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook