İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 25. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Türkiye cumhuriyeti hükümeti ile suudi arabistan krallığı hükümeti arasında karayoluyla yolcu ve yük taşımacılığının düzenlenmesi hakkında anlaşmanın onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun tasarısı (s.s.:303)

Recep Taner

Aydın Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 25. Birleşim · 3. yasama yılı · 3 Aralık 2008 · 1.451 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Recep Taner (MHP), 3 Aralık 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 25. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE SUUDİ ARABİSTAN KRALLIĞI HÜKÜMETİ ARASINDA KARAYOLUYLA YOLCU VE YÜK TAŞIMACILIĞININ DÜZENLENMESİ HAKKINDA ANLAŞMANIN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI (S.S.:303)); konuşma 1.451 kelime.

Recep Taner (MHP, Aydın). “Türkiye cumhuriyeti hükümeti ile suudi arabistan krallığı hükümeti arasında karayoluyla yolcu ve yük taşımacılığının düzenlenmesi hakkında anlaşmanın onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun tasarısı (s.s.:303)”. TBMM Genel Kurulu, 25. Birleşim tutanağı, 3 Aralık 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/recep-taner-23-2008-12-03-turkiye-cumhuriyeti-hukumeti-ile-suudi-arabistan-kralligi-hukumeti-ara (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MHP GRUBU ADINA RECEP TANER (Aydın)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Suudi Arabistan Krallığı Hükûmeti Arasında Karayoluyla Yolcu ve Yük Taşımacılığının Düzenlenmesi Hakkında Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair -303 sıra no.lu- Kanun Tasarısı’yla ilgili Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Milliyetçi Hareket Partisi Grubu ve şahsım adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, ülkemiz ile 55 ülke arasında Uluslararası Karayolu Taşımacılığı Anlaşması imzalanmıştır. Bu kanun tasarısına konu olan anlaşma da 8 Ağustos 2006 tarihinde Ankara’da imzalanmış, bu anlaşmayla iki ülke arasında yapılmakta olan yolcu ve yük taşımacılığıyla ilgili belirli düzenlemeler belirtilmiş ve bu alanlarda herhangi bir sorun çıktığında ne tür işlemler yapılacağı da tespit edilmiştir.

Bugün burada görüşmekte olduğumuz kanun tasarısı Suudi Arabistan ile aramızdaki bir anlaşma kanunudur. Dolayısıyla, Arabistan ile ilgili bir kanun görüştüğümüze göre Arabistan’la ilgili de kısa bilgi edinmekte fayda olduğu kanaatindeyim.

Başkenti Riyad olan Suudi Arabistan Krallığı Arabistan Yarımadası’nın en büyük ülkesidir. Resmî dili Arapça, para birimi Suudi Arabistan Riyali olan ülkenin nüfusu ise 24 milyon civarındadır. Başlıca şehirleri Riyad, Mekke, Medine, Cidde, Taif ve Damman’dır.

Yeryüzündeki petrol rezervinin yüzde 26’sına sahip olan ülkenin ekonomisini petrol ve doğal gaz gelirleri önemli bir şekilde iştigal etmektedir. Suudi Arabistan’ın, 2007 verilerine göre 375 milyar dolar gayrisafi yurt içi hasılası, yıllık yüzde 3 enflasyonu ve 310 milyar dolar olan dış ticaret hacmi bulunmaktadır.

Suudi Arabistan’a özellikle Cumhurbaşkanından Meclis Başkanına, Başbakandan bakanlara kadar birçok resmî ziyaret gerçekleştirilmesine rağmen Arabistan ile ekonomik gelişmelere baktığımızda iyi seviyede olmadığı da bir gerçektir. Suudi Arabistan’la ticaret hacmimiz 4,5 milyar dolar civarındadır ve iki ülke arasındaki ticaret hacmi potansiyelinin yeterince değerlendirilmediği de bir gerçektir.

Suudi Arabistan, müslümanlar tarafından kutsal sayılan Mekke, Medine gibi şehirlere sahip bir ülkedir. Şu anda da, malum, 100 binin üzerinde Türk hacımız kutsal topraklarda hac vazifelerini yapmaktadır. Kendilerine kutsal vazifelerini tamamlayıp sağ salim ülkemize dönmelerini temenni etmekteyim. Bugün için Suudi Arabistan’la olan ilişkilerimize ve Türk müteşebbislerinin, nakliyecilerin sorunlarına baktığımızda ise en önemli sorunlar kefil sorunu -bu hâlâ aşılabilmiş durumda değil- iki ülkenin ithalat ve ihracat mevzuatındaki eksiklikler, Türk bankalarının verdiği teminat mektuplarının kabul edilmemesi, Türk nakil araçlarına uygulanan yüksek navlun ve şoför vize işlemleridir.

Değerli milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz kanun karayoluyla yolcu ve yük taşımacılığı kanunu. Dolayısıyla, yolcu taşımacılığının ve yük taşımacılığının Türkiye’deki durumuna da bakmakta fayda olduğu kanaatindeyiz.

Kara yolu yolcu taşımacılığının Türkiye’deki payına baktığımızda deniz ve hava taşımacılığı yüzde 5’lerdeyken kara yolu taşımacılığı yüzde 95’tir. Bu yolcu taşımacılığının yüzde 70’i otobüslerle, yüzde 30’u ise diğer taşıtlarla yapılan ve yaklaşık 500 bin kişiyi ilgilendiren bir sektördür. Yük taşımacılığında ise toplam taşımacılığın yüzde 93’ü kara yoluyla yapılmaktadır. Bu da 700 binden fazla kamyon, 75 bin civarında çekici ve römork ve diğer araçlarla yapılmaktadır. Bugün ülkemizin ihracatının yüzde 53’ü, ithalatının ise yüzde 34’ü kara yolu taşımacılığıyla yapılmaktadır.

Avrupa’nın en iyi taşımacılık filolarına sahip olan ülkemizin nakliyecilik sektörünün belli sorunlarına baktığımızda ise kota sorunu en önemli sorun olarak devam etmektedir. Genel olarak nakliyecilerin en önemli sıkıntıları da maalesef akaryakıt giderlerinin yüksek oluşudur. Şu anda maliyetlerin yüzde 35’i civarında bir akaryakıt maliyeti bulunmaktadır. Petroldeki ham madde fiyatları anında akaryakıt fiyatlarına yansıtılırken, maalesef, petrol düşüşleri, aynı şekilde ham madde fiyatlarının düşüşleri petrol fiyatlarına yansımamaktadır.

Hükûmet her ne kadar ilgili sektörü suçlasa da akaryakıt fiyatlarının yüksek oluşundaki en büyük etken akaryakıt üzerinden alınan dolaylı vergilerin yüksek oluşudur. Dünyanın hiçbir ülkesinde yüzde 25’in üzerinde olmayan dolaylı vergiler, ülkemizde, maalesef yüzde 75 civarındadır ki bu ÖTV, KDV gibi dolaylı vergiler AKP iktidara geldiğinde yüzde 55’ler civarındaydı, şu anda yüzde 75’lerde.

AKP Hükûmeti, kazanandan kazancı üzerinden alınması gereken vergileri alamadığından dolayı vergi gelirlerindeki açığı kapatmak için 70 milyonun ödediği ÖTV, KDV gibi vergileri, maalesef gizli vergileri artırarak bu açığı kapatmaktadır.

Dünyanın en önemli sektörlerinden olan Türk taşımacılık sektöründekiler, akaryakıt fiyatlarının yüksekliğinden dolayı, maliyetlerdeki artışlardan dolayı mazot alamamaktalar ve mazot alamayan nakliyeciler de ya kaçak mazot satan firmalara yönelmekteler veya akaryakıt istasyonlarında, yol kenarlarında, 7 numara, 10 numara yağları satın alarak mazot yerine araçlarında kullanmaktadırlar.

Turizmden sarraflığa birçok sektörde KDV oranları yüzde 8’lere çekilirken kara yolu taşımacılığındaki yüzde 18’lik KDV oranı da zor durumda olan taşımacılık sektörünün önündeki en büyük engellerden birisidir.

Değerli milletvekilleri, AKP’nin yapmış olduğu bazı uygulamaları da uluslararası taşıma yapan firmalarımız ve şirketlerimiz anlayamamaktadır. Geçmişte, uluslararası taşıma yapan firmalara yurt dışına çıkışları sırasında gümrüklerde bir depo ÖTV’siz akaryakıt verilmekteydi. Bu, ne hikmetse bu Hükûmet döneminde 550 litreyle sınırlandırıldı. Tabii, nakliye mesafelerine göre bu 550 litrelik akaryakıt yetmediği zaman, maalesef, şoförlerimiz gittikleri ülkelerden o kalan akaryakıtı temin etmekteler ve bu da Türk ekonomisine belli bir şekilde zarar vermekte. Bunun yaklaşık maliyetinin de 60 milyon dolar civarında olduğu belirtilmektedir.

Maliye Bakanlığının ne motorlu taşıt vergisi genelgelerinde ne araç muayene yönetmeliklerinde ve ne de kanunlarımızda “standart depo” diye bir tarif bulunmamaktadır. İmalatçı firmalar tarafından orijinal olarak üretilen 800 ile 1.000 litre arasındaki depoları kabul etmeyip “Standart depo 550 litre alır.” düşüncesini kabul etmek de mümkün değil. Uluslararası nakliye yapanlara gümrük çıkışlarında verilen akaryakıt miktarının tekrar düzeltilmesi için Hükûmetten çalışma beklemekteler.

Değerli milletvekilleri, hafta sonu görüştüğüm Aydın Şoförler Odası Başkanı Ali Tuncal şoför esnafının sorunlarından bahsederken gördüğüm şey, maalesef, yolcu ve yük taşımacılığı yapan esnafların patlama noktasında olduğu gerçeğidir. Diyorlar ki: “Cansiparane her türlü zorluklara katlanarak köylerdeki çocuklarımızı il ve ilçe okullarımıza götüren yani taşımalı eğitim yapan esnafımız, eylül ayı hak edişlerini kasım ayının 15’inde ancak alabilmişler ve şimdi de ekim ayının hak edişlerini beklemekteler.” Sayın Millî Eğitim Bakanımıza konuyu ilettik. Kendisinden bu konuda destek beklemekteyiz. Bir iki gün içinde il özel idarelerine para aktarılmadığı takdirde önümüzdeki Kurban Bayramı’nda ne kurban kesebilecekler ne de bayram yapabilecekler. Buradan yetkililere duyurulur.

Yine, Hükûmet, ülkenin içinde bulunduğu kriz nedeniyle KOBİ’lere, üreticilere destek vermekte. Bugün küçük esnafımız da şoförümüz de zor durumda. Neden bunlar da aynı imkânlardan faydalanmıyorlar, anlamak mümkün değil. BAĞ-KUR primlerini ödeyemeyen, sağlık hizmetlerinden mahrum kalan şoför esnafı, sicil affı çıkarılmadığı için de ödeyemedikleri çek, senet ve kredi borcundan dolayı şu anda bankalardan kredi alamamaktalar. Dolayısıyla, esnafın ve nakliyecilerin şu anda vermiş olduğunuz can suyuna çok daha fazla ihtiyaçları var. Bir an önce ya mevcut düzenlemeye hizmet sektörünü ve esnaf sanatkârı dâhil ederek veya esnaf sanatkâr kredi kefalet kooperatifleri aracılığıyla esnaflara da sıfır faizli bir can suyu verilmesi ve şoför esnafı tarafından da bunların hak edilmesi beklenilmektedir.

Sektörün diğer meselelerine baktığımızda ise bandrollerini veya trafik para cezalarını veya vergilerini ödeyemeyen şoför esnafının araçlarının fenni muayeneleri yapılmamakta. Fenni muayenelerini yaptıramayan şoförlerimiz daha sonraki kontroller sırasında yakalandığında da araçlarına el konulmakta ve yediemin depolarına verilmekte. Değerli milletvekilleri, şoförün şoförlük yaptığı aracı yediemin deposuna koyarsak nasıl bu vergilerini ödeyecekler, nasıl geçimlerini temin edecekler?

Yine bu Hükûmet döneminde çıkarılan A1, K1, K2 gibi değişik belgeler gündeme geldi. Bu belgeleri üzerinden birçok zaman geçmesine rağmen alan da, almayan da maalesef şu anda rahat bir şekilde ihalelere girmekte, piyasada iş bulmakta ve çalışmakta. O hâlde neden şoför esnafımız bu K1 belgeleri için, K2 belgeleri için, diğer belgeler için mücadele verdi, birçok masraflara katlandı, bunu da anlamak zor.

Yine bu Hükûmet döneminde çıkarılan, kamyon ve tırların korkulu rüyası hâline gelen istiap haddi meselesi, oradaki getirilen 25 tonluk öz mal şartı binlerce kamyoncunun korkulu rüyası hâline geldi. İlgili yönetmelik gereğince yapılması gereken denetimler yol ve seyyar sabit kantarların sayısının yetersiz olması sebebiyle yapılamamakta. Dolayısıyla, bugün ilim olan Aydın’da istiap haddini aştığı için ağır cezalar ödeyen esnaf, şoförler maalesef bir başka ilde en ufak bir ceza görmeden, en ufak bir denetime tabi tutulmadan faaliyetini sürdürmekte. Bu da taşımacılık sektörü açısından fırsat eşitliğini ortadan kaldırmakta ve haksız kazanca sebep olmaktadır.

Yolcu ve yük taşımacılığı yapan nakliyecilerimizin en önemli bir diğer talepleri ise hava ve deniz taşımacılığı yapmakta olanlara verilen ÖTV’siz akaryakıt desteğidir. Eğer ki bu deniz ve hava taşımacılığında verilen destek nakliyeden dolayı veriliyorsa bunun kara taşımacılığında da verilmesi gerektiği düşüncesindeler. Bu konuda da Hükûmetin çalışma yapmasını beklediklerini sizlere hatırlatmak isterim.

Değerli milletvekilleri, gerçi Sayın Başbakanımız ekonomik tahminlerinde krizin teğet geçmesinden tepe noktasını aştığını ve inişe geçtiği aşamasına gelmiş olsa da açıklanan ekonomik göstergeler çok farklı bir tablo ortaya koyuyor. Örneğin Türkiye İş Kurumu, iş için başvuran kişilerin sayısında önceki aya göre yüzde 134 artış olduğu yani işsizliğin arttığını belirtmekte veya Türkiye İhracatçılar Meclisi “TİM” dediğimiz meclisin verilerine göre kasım ayı ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 22 azalmış durumda. Kabul etsek de kabul etmek istemesek de ülkemiz ekonomik bir kriz yaşamakta. Ülkemizin zor bir süreçten geçerken bu süreç içinde kara yolu ile yolcu ve yük taşımacılığı yapan ulaştırma sektörünün bu ve benzeri sorunlarına çare olacak düzenlemelerin bir an önce yapılmasını beklemekteyiz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz ülkemiz ile Suudi Arabistan arasındaki kara yoluyla yolcu ve yük taşımacılığı düzenlemesi, bunun yanında birazdan görüşeceğimiz yatırımların karşılıklı teşviki ve korunması kanunu, gelir üzerinden alınan vergilendirmede çifte vergilendirmenin önlenmesiyle ilgili düzenlemeleri Milliyetçi Hareket Partisi olarak desteklemekteyiz.

Tabii, eksikleriyle, aksaklıklarıyla bu düzenlemelerin Meclisten geçmesinin ve neticesinde de Türk milletine, taşımacılık sektörüne, Türk tüccarlarına hayırlar getirmesini temenni eder, şahsım ve Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına hepinizi en içten duygularla selamlarım. (MHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

75 konuşma daha · 3 Aralık 2008

75 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook