23 nisan ulusal egemenlik haftası hk.
Siirt Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 78. Birleşim · 2. yasama yılı · 23 Nisan 2004 · 812 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Recep Tayyip Erdoğan (AK Parti), 23 Nisan 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 78. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK HAFTASI HK.); konuşma 812 kelime.
Recep Tayyip Erdoğan (AK Parti, Siirt). “23 nisan ulusal egemenlik haftası hk”. TBMM Genel Kurulu, 78. Birleşim tutanağı, 23 Nisan 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/recep-tayyip-erdogan-22-2004-04-23-23-nisan-ulusal-egemenlik-haftasi-hk (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ADALET VE KALKINMA PARTİSİ GENEL BAŞKANI VE MECLİS GRUBU BAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN (Siirt)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, saygıdeğer konuklar; hepinizi en derin saygılarımla selamlıyorum.
Yüce Meclisimiz, bugün, yine, tarihî günlerinden birini yaşıyor. Bu hafta, millet egemenliğinin sembolü olan Meclisimizin açılışının 84 üncü yılını idrak ediyoruz. Meclisimizin coşkuyla kutladığımız 84 üncü yılının hayırlı olmasını temenni ediyor, bu coşkunun dünya durdukça artarak devam etmesini diliyorum. Bu vesileyle, milletimizin hür ve bağımsız şekilde yaşamasını sağlayan, bu soylu çatı altında kendi iradesini en rahat şekilde, en serbest şekilde ortaya koymasına zemin hazırlayan, başta Büyük Atatürk olmak üzere, ilk Meclisin tüm üyelerini saygıyla, rahmetle anıyorum.
Değerli arkadaşlar, seksendört yıl önce, tıpkı bugün olduğu gibi, bir cuma günü Türkiye Büyük Millet Meclisini dualarla açan kahramanlar, dünyaya insanlık ve demokrasi dersi verdiler. O kahramanlar ki, esaret nedir bilmeyen bu millete zincir vurmaya çalışmanın nasıl boş bir çaba olduğunu bir kez daha dünyaya gösterdiler. Onlar için "kahramanlar" sıfatını özellikle kullanıyorum; zira, bu sıfatı ilk Meclisin üyeleri kadar hak eden bir topluluk tarihte pek az bulunur.
23 Nisan 1920'de, şimdiki Ulus Semtinde, küçük bir binada, son derece güç şartlar, yokluklar ve yoksunluklar içerisinde çalışmaya başlayan bu kahramanlar, gelecek nesle, kıymet biçilemeyecek bir hediye vermekle kalmadılar, demokrasinin erdemini de, herkese, en açık şekilde gösterdiler. Savaşın bizzat içerisinde bulundular, gerektiğinde cepheye koştular, gerektiğinde, değil maaş almak, ceplerindeki son birkaç kuruşu milletin kurtuluş mücadelesine bağışladılar.
Yaklaşan düşman toplarının sesini duyduklarında ürpermediler, verilen mukaddes savaşın milletimizin zaferiyle sonuçlanacağına olan inançlarını asla kaybetmediler. "Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklal" şiarı temel düsturları oldu. Onların bu inanç ve kararlılığı, milletimize bağımsızlık ve özgürlüğü getirdi; milletimizin siyasî geleceğini kendi tercihleri doğrultusunda belirlemesini sağladı.
Aynı Meclis, daha, 1920'nin başında tesis ettiği demokratik düzeni, yaklaşık üçbuçuk yıl sonra, 29 Ekim 1923'te cumhuriyetle taçlandırdı. Cumhuriyetimiz ve demokrasimiz o tarihten bu yana ayrılmaz bir bütün oluşturuyor.
Değerli arkadaşlar, Birinci Meclisin üyeleri, kurtuluş mücadelesinden zaferle ayrılmış olmaları nedeniyle, yalnızca millî kahraman değildiler; onlar, aynı zamanda demokrasi kahramanıydılar. Demokrasinin anlamını en iyi onlar idrak etmiş, demokrasinin işlevlerini ve faydalarını bizzat yaşayarak ve yaşatarak göstermişlerdi. Mecliste, savaşın en zor günlerinde dahi demokratik müzakerelerden vazgeçilmemiştir. Savaşı ve ülkenin geleceğini ilgilendiren her karar, milletin temsilcileri tarafından uzun uzun tartışılarak alınmıştır. Yaşanan olağanüstü şartlar nedeniyle demokratik usullerin rafa kaldırılması fikri kimsenin aklına gelmemiştir; kimse, temsilcilerinin şahsında vücut bulan millet iradesine aykırı hareket etmeyi düşünmemiştir.
Birinci Meclis, demokrasinin hiçbir zaman, hiçbir durum karşısında ve hiçbir yerde lüks olmadığının en açık ispatıdır. Demokratik müzakerenin meydana getireceği sinerji, en zor durumlarda bile doğru kararların doğru zamanlarda alınmasını sağlar. Evrensel bir yönetim sistemi olarak demokrasinin vazgeçilmezliği, bugün artık kanıtlanmış bulunmaktadır. Demokrasi, zira, bir güven rejimidir, millete ve milletin tercihlerine güven duyulmasını gerektirir; millete güvenmeyen, asla kendisine güvenmeyendir. Kendisi için en doğru olanı, yine, milletin kendisi belirlemelidir. Milletin sağduyusuna itimat etmek, demokratik bir idare için zorunludur. Halka tepeden bakmak, halkın görüşlerini, taleplerini, beklentilerini dikkate almadan politika üretmek, günümüz demokrasi anlayışı açısından imkânsız hale gelmiştir. Bizler, seksendört yıl önce tesis edilen bu millî çatı altında, ilk Meclisten aldığımız irade ve ruhla, demokrasinin çağdaş ve evrensel değerlerini savunmaya devam edeceğiz; bu mukaddes emaneti layıkıyla koruyarak gelecek kuşaklara taşıyacağız; dünya durdukça o ilk istiklal Meclisinin ruhunu içimizde yaşatacağız.
Değerli arkadaşlar, 23 Nisan tarihinin bizim için anlamı, sadece millî egemenlik bilincimizi tazelemekten ibaret de değildir; bugün, aynı zamanda, o bilinci emanet edeceğimiz çocuklarımızın bayramını da kutluyoruz. O aydınlık yüzlerine bakarak heyecanlandığımız güzel çocuklarımız, biliyoruz ki, yarınların güçlü ve müreffeh Türkiyesini tesis edecek olan en zengin cevherimizdir. Onlara, karabulutlarını tamamen dağıtmış, gelişme hedefleri için yola koyulmuş, umudun yeniden yeşerdiği bir Türkiye borçluyuz. Ne iş yapıyor olursak olalım, hangi makamda bulunursak bulunalım, çocuklarımıza olan bu borcumuzu aklımızdan asla çıkarmayalım, bu sorumluluğu her zaman hissedelim; çünkü, çocuklarımız, ülkemizin ve medeniyetimizin yarınlarıdır. Onlardan Türkiye'yi çok daha ileri noktalara götürmelerini beklemek için, bu ülkenin sıkıntılarını bir an önce gidermeli, imkânlarımızı geliştirmeliyiz.
Dünyanın baş döndürücü bir hızla gelişip değiştiği böyle bir zamanda bizim göstereceğimiz zaaf ve ihmallerin faturası, Türkiye'nin geleceğine, milletimizin gelecek kuşaklarına çıkacaktır. Bu gerçeğin ışığında hareket etmek, gelecek on yılların yıldızı olacak güçlü ve müreffeh Türkiye'nin zeminini şimdiden, hep birlikte hazırlamak durumundayız. Eğer, çocuklarımızın önüne parlak hedefler koyamazsak, biliniz ki, yarının sıkıntıları bugününküleri de aratacaktır. Ben, bu ülkenin çocuklarına da, geleceğine de çok ama çok güveniyorum.
Allah'ın izniyle, bütün zorluklarımızı tek tek aşarak, ülkemizi, en kısa zamanda, seksendört yıl önce şekillenen millî iradeye yakışan bir gelişme çizgisine yeniden taşıyacağız; çağdaş uygarlık seviyesini yakalamakla yetinmeyecek, bu seviyeyi yakalamak isteyenlerin örnek alacağı bir ülke haline geleceğiz. Ben, bu güzel ideale bütün samimiyetimle inanıyorum. Bu güzel bayram gününde, bütün çocuklarımızdan da, Türkiye'ye ve Türkiye'nin geleceğine inançlarını hiç kaybetmemelerini istiyorum. O inanç ve güven, nesiller boyunca bu ülkenin istiklalinin nasıl en büyük teminatı olmuşsa, hiç şüphe yok ki, bundan sonra da olacaktır.
Bu vesileyle, bütün çocuklarımızın bayramını kutluyor, hepsinin gözlerinden öpüyor, hepinizi, tekrar, saygı ve sevgiyle selamlıyor, Meclisimizin açılışının seksendördüncü yılı ile Millî Egemenlik ve Çocuk Bayramının tüm milletimize hayırlı olmasını diliyorum.
Saygılarımla. (AK Parti ve Bakanlar Kurulu sıralarından ayakta alkışlar, CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
3 konuşma daha · 23 Nisan 2004