İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 61. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Nükleer enerji ve kullanım alanları hakkında

Remzi Çetin

Konya Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 61. Birleşim · 4. yasama yılı · 9 Şubat 2006 · 658 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Remzi Çetin (AK Parti), 9 Şubat 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: NÜKLEER ENERJİ VE KULLANIM ALANLARI HAKKINDA); konuşma 658 kelime.

Remzi Çetin (AK Parti, Konya). “Nükleer enerji ve kullanım alanları hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim tutanağı, 9 Şubat 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/remzi-cetin-22-2006-02-09-nukleer-enerji-ve-kullanim-alanlari-hakkinda (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

REMZİ ÇETİN (Konya)Muhterem Başkan, muhterem milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlarım.

Enerji, insanoğlunun en önemli ihtiyaç duyduğu bir husustur. Bütün sanayi üretimleri ve teknolojik çalışma neticeleri enerjiye ihtiyaç duymaktadır. Elektrik enerjisini temin tarzımız;

1- Doğalgaz yakıtlı çevrim santralları. Kullandığı doğalgaz tamamen ülke dışından sağlanmaktadır. Ciddî ekonomik maliyeti vardır. Dünyada vuku bulacak herhangi bir kaos halinde temininde de zorluklar yaşayabiliriz.

2- Hidroelektrik santrallar. Elektrik ihtiyacımızın yüzde 48'ini bu kanalla sağlıyoruz. Mevcut potansiyelimizin yüzde 30'unu kullanabilir durumdayız. Su seviyesine çok önemli derecede bağımlı olduğu için, su kaynaklarının güvenilirliğine de çok bağımlıdır.

3- Jeotermal kaynaklardan, rüzgâr ve güneş enerjisiyle elde edilen elektrik enerjisi yüzde 6'yı geçmiyor.

4- Nükleer santrallar. Uzun vadede enerji güvenliğinin en sağlam garantisini nükleer santralların teşkil edeceğine artık kuşku yok. Global enerji talebi, önümüzdeki yirmibeş yılda yüzde 60 oranında artacaktır. Bu açığın kapatılmasında nükleer enerjinin önemli bir yere sahip olacağı muhakkaktır. Dördüncü kuşak nükleer santrallar eskisine oranla çok daha güvenli, üstelik bunların karbon emisyonu hiç yok. Maalesef, ülkemiz, otuz yıldan beri müteaddit defalar nükleer santral ihalesine çıkmaya hazırlanmasına rağmen hiçbirisini neticelendirememiştir. Halbuki, bu konuda çok ciddî aciliyet vardır. Konunun uzmanı bir bilim adamı olumsuz propagandalara karşı şöyle bir tanım yapmaktadır: "Antinükleer değerlendirme, entelektüel terörün en kötüsüdür." Şunu hemen ifade etmem gerekir: Nükleer santral kurmak ile nükleer silah yapmak, birbirinden tamamen ayrı hususlardır. Nükleer enerji vasıtasıyla yüksek teknolojiye geçmeyi arzu ediyoruz. Ülkemizin atılım yapmasını istiyoruz. Bunun için, ciddî bir kararlılığın ortaya konması gerekir.

Nükleer santrallar sayesinde bilim düzeyimizde de ciddî gelişmeler olacaktır. Katı hal fiziği başta olmak üzere, fizik biliminin bütün dallarında, matematikte, tıbbın bütün alanlarında ve diğer bilim alanlarında ciddî gelişmeler kaydedeceğiz. Ülke genelinde nükleer sanayiin yol açacağı diğer sanayi alanlarında da önemli ilerlemeler vuku bulacaktır.

Bugün, Amerika Birleşik Devletleri, Japonya, Fransa ve Almanya, nükleer sanayi ve bilgi birikiminin en yoğun olduğu ilk 4 ülkedir. Özellikle, Japonya ve Almanya, silah dışı nükleer enerjiyi ciddî bir kalkınmayla yakalamışlardır.

Çok iyi bilinmektedir ki, silahların kontrolü ve silahsızlanma konularındaki bütün uluslararası anlaşmalara Türkiye imza koyarak taraf olmuştur. Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması, yani, NPT, 1968 yılında imzaya açılmış, 1970 yılında da yürürlüğe girmiştir. Bugün 188 ülke bu anlaşmayı imzalamış bulunmaktadır.

Ülkemizin, Uluslararası Atom Kurumunun denetimi altında, bir an önce nükleer santral kurma faaliyetine girmesi gerekir. Ülkemizin barışa hizmeti ve barış esaslı çalışmaları ortadadır. Elli yıldır Batının güvenliği için her türlü fedakârlığı yaptık.

Bugün, Fransa, Belçika, elektrik enerji ihtiyaçlarının yüzde 70'ini nükleer santrallardan sağlamaktadır. Avrupa Birliği ve bütün gelişmiş ülkeler, enerji ihtiyaçlarının yüzde 50'sini nükleer enerjiden temin etmektedirler.

Nükleer enerji, bugün dünyada ayrı bir pazar durumundadır. En uygun teknolojiyi seçerek, gerekli pazarlık şartlarında nükleer sanayie geçmemiz mümkündür. Burada dikkat edeceğimiz en önemli husus, yerli sanayimizin katkısının en fazla olacağı bir santral tipini seçmemiz her bakımdan isabetli olabilir. Bu sayede hem maliyet açısından hem de yerli sanayimizin daha hızlı atılımı bakımından avantajlı oluruz.

Silah üretimini esas alan nükleer santrallar ile sanayi bazlı nükleer santrallar karakter olarak birbirinden çok farklıdır. Sanayi tipi nükleer santrallarda plütonyum 239, birkaç gün içinde plütonyum 240'a dönüşür. En az yüzde 5 civarında atık madde ihtiva eden bu santrallarda zaten silah üretimi yapılamaz. O bakımdan, konu hakkında bilgi birikimi olmayanların gereksiz telaşına ve olumsuz propagandaların tesirinde kalmalarına gerek yok. Bugün yüksek teknoloji ürünü santrallardaki nükleer yakıt atıklar, son derece az ve rahatlıkla saklanabilecek niteliktedir. Gelişmiş bir sanayii ve refahı sağlayan ekonomiyi elbette isteriz; bunlara dayalı millî güvenliğimiz olsun isteriz. Bu hususları dikkate alan ciddî bir devlet politikası geliştirmemiz gerekir. Bugün, Hindistan'da, toryum yakıtlı nükleer santrallar faaliyet halindedir. Ülkemiz, toryum rezervleri bakımından dünya birincisidir. Kanada ve Hindistan'daki çalışmalardan da faydalanabiliriz. Bizim nükleer silaha ihtiyacımız yok. Ağır su tipindeki santrallar rahatlıkla düşünülebilir. Soğutma gerekeceği için, Akkuyu, Sinop ve Konya Havzasının uygun bir yeri olabilir. Nükleer silah üretmek için plütonyum üreten reaktörler istemediğimize göre, yüksek nükleer teknolojiye sahip bir ülkeyle müşterek çalışmalar yapılabilir.

Değerli milletvekilleri, nükleer enerjiyle ilgili dünyadaki durum oldukça dikkat çekicidir. Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammed El Baraday, yaptıkları çalışmaların ışığı altında, 40 ülkenin, sahip oldukları altyapıyla, istemeleri halinde hemen nükleer bomba geliştirebileceklerini ifade etmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

40 konuşma daha · 9 Şubat 2006

40 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook