Tütün, tütün mamulleri, tuz ve alkol işletmeleri genel müdürlüğünün yeniden yapılandırılması ile tütün ve tütün mamullerinin üretimine ilişkin (s.s.125)
Tokat Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 82. Birleşim · 2. yasama yılı · 26 Mart 2008 · 2.456 kelime · yaklaşık 12 dakikalık okuma
Kaynak göster
Reşat Doğru (MHP), 26 Mart 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 82. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜTÜN, TÜTÜN MAMULLERİ, TUZ VE ALKOL İŞLETMELERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜNÜN YENİDEN YAPILANDIRILMASI İLE TÜTÜN VE TÜTÜN MAMULLERİNİN ÜRETİMİNE İLİŞKİN (S.S.125)); konuşma 2.456 kelime.
Reşat Doğru (MHP, Tokat). “Tütün, tütün mamulleri, tuz ve alkol işletmeleri genel müdürlüğünün yeniden yapılandırılması ile tütün ve tütün mamullerinin üretimine ilişkin (s.s.125)”. TBMM Genel Kurulu, 82. Birleşim tutanağı, 26 Mart 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/resat-dogru-23-2008-03-26-tutun-tutun-mamulleri-tuz-ve-alkol-isletmeleri-genel-mudurlugunun-ye (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MHP GRUBU ADINA REŞAT DOĞRU (Tokat)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 125 sıra sayılı Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri Genel Müdürlüğünün Yeniden Yapılandırılması ile Tütün ve Tütün Mamullerinin Üretimine, İç ve Dış Alım ve Satımına, 4046 sayılı Kanunda ve 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi en derin saygılarımla selamlıyorum.
1/538 esas sayılı Kanun Tasarısı’nın, 4773 sayılı Kanun’un bazı maddelerinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi üzerine hazırlanmış olduğu anlaşılmaktadır. Anayasa Mahkemesi, söz konusu Kanun’un Bakanlar Kuruluna düzenleme yetkisi veren bazı hükümlerini bu hususların ancak kanunla düzenlenebileceği gerekçesiyle iptal etmiştir. Bu tasarı, hem iptale konu olan hususları düzenlemekte hem de yeni bazı düzenlemeler getirmektedir.
Daha önce, Bakanlar Kurulunca 3/4/2006 tarihinde kararlaştırılan Tütün ve Alkol Piyasası Kanunu Tasarısı’nda da, Anayasa Mahkemesi kararında kanunla düzenlenmesi gerektiği belirtilen ve mevcutta yönetmelikle düzenlenmiş olan Kurumun hizmet birimleri, personelin statüsü, kadro unvan ve sayıları, mali ve sosyal hakları ile emekliliklerine ilişkin düzenlemeler öngörülmüştür. Tütün ve Alkol Piyasası Kurumunda herhangi bir büyüme söz konusu değilken, bu tasarıda kurum hacmi genişletilmekte, personel sayısı ne hikmetse artırılmaktadır. Önceki tasarıda 233 olarak belirlenen kadro sayısı, bu tasarıda 324’e çıkarılmış, komisyonda 5 başkanlık müşaviri kadrosunun iptal edilmesi sonucu 319 olarak değiştirilmiştir. Hukuki ya da teknik anlamda bir değişiklik, görev ve yetkilerinde bir artış olmadığı hâlde kadro sayısı yüzde 37 oranında 86 kişi olarak artırılmaktadır.
2004 yılında yapılan düzenlemelerle Kurumun bir kısım görevleri Tarım Bakanlığına aktarılmış ve görev ve yetkileri de azaltılmıştır. Hâl böyle iken, bu tasarıda kurum yapısında genişlemeci bir yaklaşımla farklılıklar yapılmasının kabul edilebilir ve izah edilebilir bir yanı yoktur. Bu yaklaşım, Anayasa Mahkemesi kararları gerekçe gösterilerek kamuya, özellikle de üst kurula yeni eleman alınmasından başka bir şey değildir.
Tasarının 5’inci maddesiyle 4733 sayılı Kanun’a eklenen geçici 5’inci maddeyle ilgili olarak, uzman kadrolarına yapılacak atamalarda genel müdürlük ve bağlı kuruluşlarda en az on yıllık tecrübeye sahip personelden daha fazla yararlanılması amacıyla yaş tahdidinin kaldırılması ve uzman kadro sayısının yüzde 20’si yerine yüzde 30’unun söz konusu tecrübeli personel arasından atanması doğru olacaktır kanaatindeyim. Burada tecrübeli elemanlardan daha fazla yararlanılması imkânı da beraberinde getirilmiş olur.
Değerli milletvekilleri, tasarının 5’inci maddesindeki geçici 6’ncı maddede “Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri Anonim Şirketi, ülke genelinde ürün arzının devamlılığını sağlamayı ve yerli tütünden yapılan sigaraların harman reçetelerinde kullanılan tütün çeşitlerinin geleceğini güvence altına almayı teminen, 2007 ürün yılı için sözleşme imzalanan üreticiler ile anılan yılda sözleşme yapılan miktarları aşmamak koşuluyla 2008 ürün yılı için Tütün Üretim ve Alım-Satım Sözleşmesi imzalar.” hükmü vardır. Bunun bir gereklilikten ziyade, önümüzdeki yerel seçimlere yönelik popülist bir düzenleme niteliği taşıdığı açıkça görülmektedir. Ayrıca, sadece tütün üretiminden geçimini sağlayan ve alternatif ürün ekme imkânı fiilen bulunmayan illerimiz ve bölgelerimizdeki üreticilerimizin karşı karşıya kalacağı durum da göz ardı edilmektedir.
Tütün üretimi çok zor yapılan ve de kıraç arazilerde yapılan bir çiftçiliktir. Tütün üretiminde yedi yaşındaki çocuktan seksen yaşındaki ihtiyara kadar herkes bu üretimde aktif şekilde rol almaktadır. Fakat, tütün üretiminin yerine geçen, kıraç arazilerde veyahut sulanmayan arazilerde o kazancı sağlayan başka bir ürün de yoktur. Acaba, alternatif ürünle ilgili çok ciddi bir araştırma yapılarak bu alternatif ürün sağlandıktan sonra bu tütün üretiminden vazgeçilmesi doğru olmaz mıydı? Ancak, inanıyorum ki, bu konularda da yüce Meclisimize çok yakın bir zamanda Tarım Bakanlığımız vasıtasıyla bir çalışma getirilecektir. Acaba, değerli arkadaşlar, neden bir yıl da niye beş yıl veyahut da on yıl değil? Bir yılda neyi düzelteceksiniz? Tütün üreticisini korumak için bu süreyi beş yıl yapmak ve tütün üretiminden vazgeçmek isteyenlere kolaylık sağlamak, alternatif ürün desenleri ile gelirini sürdürebilir duruma getirmek gerekmez mi? Tütün üreticisi olup da üretimden vazgeçenlere verilen alternatif ürün destekleri -kim ne derse desin- yetersiz değerli arkadaşlar çünkü çiftçi bu noktada tütünün yerini tutan başka bir ürünü o kıraç arazilerde görmemektedir. Çiftçinin geliri de otomatikman düşmekte, beraberinde de sürdürülebilir bir duruma gelmemektedir.
Şimdi sizlere, 2002 yılında bu Kanun yani bu Yüksek Kurulun çıkmasıyla ilgili, o 2002 yılındaki görüşmeler esnasında verilmiş olan iki adet önergeyi okumak istiyorum. Birinci önerge: “Yerli ve yabancı sigara üreticileri Türkiye pazarında sattıkları sigara miktarının yarısı kadar tütünü doğrudan veya dolaylı olarak Türkiye’den almak zorundadırlar. Yeterli tütün bulunmasına rağmen, bu zorunluluğa uymadıkları belirlenenlerin ürünleri ile ilgili üretim, satış ve ithal belgeleri iptal edilir.” Önergenin bir tanesi buydu. İkinci önerge ise şudur: “Görüşülmekte olan 777 sıra sayılı yasa tasarısının 6’ncı maddesinin altıncı fıkrasından sonra gelmek üzere ‘Yüzde 100 Türk tütünüyle üretilen sigara markalarının Samsun, Maltepe vesaire mevcut şekliyle üretimlerine devam edilir.’ ibaresinin eklenmesi arz olunur.” Bu teklifleri verenlerin kimler olduğunu yüce Meclisin takdirine sunmak istiyorum ama tutanak kayıtlarında bunların hepsi mevcuttur ancak ben bugünün kayıtlarına geçmesi açısından birkaç tanesini saymak istiyorum: Bu önergeleri verenlerin başında, birinci olarak Bülent Arınç, Dengir Mir Mehmet Fırat, Zülfükar İzol, Faruk Çelik gibi birtakım milletvekilleri gelmektedir ama tabii, nereden nereye gelindiğinin takdirini de sizlere sunmak istiyorum. Dün Tekelin işleyeceği tütün için yerli ürün kullanma oranının artmasını, ithalata engel olunmasını söyleyenler, bunun için mücadele verenler acaba iktidara geldikten sonra, diğer örneklerde olduğu gibi, Tekelin neden acaba yabancılara satılmasına müsaade ediyorlar veyahut da tütün çiftçisinin şu andaki zorluklarını veyahut da içerisinde bulunduğu durumu değerlendirmiyorlar? Gerçekten de nereden nereye! Dün, uzun yıllar tütün üreticisinin menfaatini korumak isteyenler, acaba, bugün, şu anda, tek başına iktidarları süresince bunu bir yıl korumayla ilgili mücadele veremezler mi? Yani, bir yıl için nereye getiriyorsunuz? Size verilen millî iradeden de, değerli arkadaşlarım, bu konuda da birtakım çalışmalar yapılmasını beklemekte olduğumuzu ifade etmek istiyorum.
Tekelin özelleştirilmesi sırasında yapmış olduğum bir basın toplantısında, bir gazeteci “Teklifler alındıktan sonra acaba gâvura peşkeş mi çekilecek?” diye sorduğumuz zaman demişlerdi ki, gazetesinde de yazmıştı “Yabancıya gitmeyecek, en azından yerli firmalarda kalacak.” diye bir tabir kullanmıştı ama şu anda da Tekel sigara fabrikalarının yabancı bir firma tarafından alınmakta olduğunu da hep beraber görüyoruz.
Sigara fabrikalarına alınan fiyatı da şöyle bir değerlendirelim: Sigara fabrikalarımıza şu anda, beş tane sigara fabrikasına 1,72 milyar dolar, daha önce de yani 2004 yılında alınan teklifte de 1,15 milyar dolardan daha iyi bir fiyat var mıydı diye düşünüyoruz. Yani, şu anda 1,72 milyar dolar, daha önceki dönemde de 1,15 milyar dolar. Hâlbuki döviz kurları göz önüne alındığında ve beğenilmeyen o fiyat 1,750 milyar YTL iken –YTL’ye çevirdiğimiz zaman- bugünkü fiyatla 2 milyar YTL’dir. Tekelin bu süre içinde yaptığı yatırımlar göz önüne alındığında fiyat aynı fiyattır. Bu değer, Tekelin ayrıca arsa fiyatlarını da göz önüne almış olduğumuz zaman, ne kadar az olduğunu ve yetersiz olduğunu da görüyoruz.
Bakın, şu anda, Tokat Sigara Fabrikası. Tokat Sigara Fabrikası gibi diğer dört tane sigara fabrikasında da sigara fabrikası çalışanları, özellikle fabrikanın satılmaması noktasında bir mücadele veriyorlar. Tokat Sigara Fabrikasını söylemek istiyorum: Sigara Fabrikasının önünde insanlar çadır kurmuşlar, yağmur demeden, kar demeden, kış demeden o zorluklar içerisinde, kendi alın terleriyle kurulmuş ve beraberinde çalışmış oldukları fabrikaların mücadelesini yani başka ellere gitmemesi şeklindeki mücadelesini veriyorlar. O insanların seslerini duymak mecburiyetindeyiz. Daha önceki dönemlerde de, tabii, özelleştirmelerle ilgili bazı çalışmalar yapılmış, bazı kanunlar veyahut kanun teklifleri getirilmişti ama, değerli milletvekilleri, sigara fabrikalarının özelleştirilmesinin şu an itibarıyla çok fazla faydası olmayacağı da bir yerde tekrar değerlendirilemez mi? Çünkü sigara fabrikaları bulundukları bölgelerde ve illerde, çok büyük oranda, o insanların kendi gelirlerinin yanında o bölgedeki esnafın, en sade, işte, berberin, simitçinin veyahut da terzinin, tüm insanların hepsinin gelir durumunu da etkilemektedir.
Bakınız, Tokat’ta yaklaşık olarak, aylık olarak, eski parayla 5-6 trilyon civarında bir para, işçiler vasıtasıyla Tokat’a giriyor. Bu yaklaşık olarak 60-70 trilyon -yani şimdiki parayla 60-70 milyon civarında- yıllık olarak Tokat’a giren parayı gösterir. Yani Tokat’a sigara fabrikasının işçileri vasıtasıyla gelen o para, sadece işçilerde kalmıyor ki. İşçiler gelen parayı aldıktan itibaren, bu işçilere verilen paradan bakkal faydalanıyor, esnaf faydalanıyor, esnafın çeşitli kurumları faydalanıyor, terzisi faydalanıyor, Tokat’ın Gaziosmanpaşa Meydanı’ndaki simitçisi bile bundan faydalanıyor.
Deniyor ki, sigara fabrikası özelleştikten sonra işçiler atılmayacak veyahut da işçiler yine görevlerine devam edecekler. Değerli arkadaşlarım, şunu bir kere kabul etmek gerekir ki, sigara fabrikasının özelleşmesi yapıldıktan sonra, o yeni gelecek yabancı firma hiçbir surette –Tokat için söylüyorum- 1.200 civarındaki işçiyi çalıştırmaz. Yani o işçilerin büyük bir kısmı maalesef çeşitli sebeplerle o bölgeden başka bir yere gönderilecek, 4/C maddesi, 4/B maddesi, ne maddesi olursa olsun… Yani orada belki işçi mağdur konuma gelmeyecek ama, esas kaybeden o şehirler olacaktır, yani o şehirdeki insanlar. Tokat için söylüyorum, yıllık olarak 60-70 trilyon civarında para o bölgeye girmemiş olacak. Dolayısıyla da -Tokat için yine söylemek istiyorum- Tokat’ta şu anda nüfusta müthiş şekilde bir küçülme vardır. Daha önceki dönemlerde, yani 2002 seçimlerinde 825 bin civarında olan nüfus, şu an itibarıyla 630 bine düşmüştür.
Bakınız, belediyeleri kapatıyoruz. Yaklaşık olarak Tokat’ta 46 tane belediye, Türkiye’nin çeşitli yerlerinde birçok belediye kapatıldı. Belediyelerin kapatılması, beraberinde de sigara fabrikası veyahut da -yine gündemde gibi görünüyor- işte, Turhal Şeker Fabrikası gibi şeker fabrikalarının kapatılmasıyla beraber, o bölgelerdeki insanların geçim durumuyla ve beraberinde de istihdam durumuyla ilgili çok büyük sorunlarla da karşı karşıya kalacağız. Yani, Tokatlı, Tokat’ın tüm insanları, esnafıyla beraber veyahut halkın tüm katmanlarıyla beraber, sosyal katmanlarıyla beraber sigara fabrikalarına sahip çıkılmasını, şeker fabrikalarına sahip çıkılmasını, kendi bölgesine, başka devlet yatırımlarının olmadığı bir ortamda kendi bölgesindeki tüm insanlara sahip çıkılmasının buradan geçmekte olduğunu görüyor.
Tabii, özelleştirme süreci tekrar gözden geçirilebilir. Yani, şu an itibarıyla Rekabet Kurumuna gelmiş olan bu özelleştirmeyle ilgili kararı şöyle bir tekrar gözden geçirdiğimiz zaman, inanıyorum ki, daha farklı bir durumla karşılaşmış oluruz ve beraberinde de sigara fabrikasının önünde şu anda çamurda, yağmurda, karın altında o mücadelesini veren insanlar hem kendi fabrikalarını kurtarmış olurlar hem de kendi bölgelerindeki o gelir kaybını da önlemiş olurlar diye düşünüyorum. Tabii, inşallah Rekabet Kurulu bu gerçekleri ve beraberinde de Hükûmet bu gerçekleri görür de, o özelleştirmeler noktasında da en azından bazı kararları tekrar gözden geçirir diye düşünüyoruz.
Değerli milletvekilleri, Tekel giderse, Türkiye, tütün piyasasında rekabet şansını tamamen kaybeder. İhaleyi inceleyen Rekabet Kurumuna bu hususları iyi incelemesini öneriyorum. Çünkü, bu hususu, şimdi önlerinde, görüşüyorlar. Ülke gerçekleri doğrultusunda, yeni şartlara göre bunlar tekrar değerlendirilebilir.
Bakınız, sigara fabrikaları satılacak, beraberinde yaprak tütün işletme müdürlükleri de aynı şekilde hiç kalmayacak. Çünkü, tütün üretimini, şöyle veya böyle, çeşitli şekillerde ortadan kaldırmaya çalışıyoruz. Bir de beraberinde de yabancı tekeller o sigara fabrikalarımızı, Türk sigara fabrikalarını tamamen ortadan kaldırdıktan sonra siz ortamı düşünün.
Değerli milletvekilleri, Türk tütününe hizmet etmek istiyorsak, bakınız, birkaç tane öneri ben size sunmak istiyorum: Birincisi, kıyılmış tütün için ÖTV miktarını düşürelim. Yani, kilogram miktarı 75 YTL’dir. ÖTV miktarı düşürüldüğü zaman da, bazı noktalarda Güneydoğu halkı aile işletmesi şeklinde kıyılmış tütün ticaretini yapsın. Yerinde istihdam sağlar. İkinci olarak, Tütün Fonu’nu çiftçiye dağıtalım. Yoksa, 500 milyon dolarlık tütün ihracatı -yani, şu andaki durum bunu gösteriyor- tehlikeye girecektir ve de tütün, tütün ihracatından da bir noktada da çok büyük sıkıntılarla karşılaşmış olacağız.
Üçüncü olarak, tütün çiftçisinin örgütlenmesi imkânını hazırlayalım. Yani, örgütlenme konusunda da tütün çiftçilerinde çok büyük oranda sıkıntı vardır. Şu an itibarıyla da haklarını savunamadıklarını görüyoruz.
Ayrıca, bakınız, şu anda yaprak tütün işletme müdürlüklerinin olduğu birçok yerlerde boş Tekel depoları bulunuyor. Bu boş Tekel depolarını, üretici birliklerine eğer verirsek, en azından tütün üretimini de desteklemiş oluruz diye düşünüyoruz.
Ayrıca yine -sözlerimin bir bölümünde söylemiş olduğum gibi- sigara fabrikalarının özelleştirilmesi konusunun da yeniden gözden geçirilmesi ve de sigara fabrikalarının özelleştirilmesinin tekrar görüşülmesinin gerekli olduğunu düşünüyorum.
Değerli milletvekilleri, çıkarmakta olduğumuz bu kanunla hiçbir şeyi düzenlemiyoruz gibi düşünüyorum. Türkiye’de tütün üretiminin bitişini engellemiyoruz. Gelin, kanunu yeniden yazalım. Milletin hayrına bir iş yapmış oluruz diye de düşünüyorum.
Değerli milletvekilleri, tütünün ana vatanı Amerika’dır. Amerika’nın keşfinden sonra Avrupa’ya, daha sonra da dünyaya yayılmıştır. Bugün dünyada 6,5 ila 8 milyon ton tütün üretilmektedir. Dünyada üretimi yapılan tütünün çok büyük kısmı sigara imalatında, geri kalanı ise puro gibi, pipo gibi tütün mamullerinde kullanılmaktadır. Dünyada ulaşım ve taşımacılık sektöründeki gelişmeler ve çok uluslu şirketlerin pazar kapma mücadeleleri ile yerel tip sigaraların tüketimi genel olarak azalmakta ve Amerikan blend tip sigaralarının talebi artmaktadır. Ayrıca, sigara üretiminde kullanılan, çeşitli alışkanlık yapan maddeler de bu tip sigara kullanımını da özendirmektedir. Özelikle şunu ifade etmek istiyorum ki… Tabii, sigara içmek sağlığa zararlıdır. Ben de bir hekim olarak hiçbir zaman sigara içilmesini tavsiye etmeyen bir insanım ancak yabancı sigaralar konusunda, bilhassa son zamanlarda üretilen sigaralar konusunda da çok ciddi söylemler de vardır. Hatta, bazı sigaraların sigara içimini artırdığı ve beraberinde de o tiple ilgili olarak da sigara içiminde, bir noktada da, değerli milletvekilleri, sanki ona özendirme şeklinde veyahut da tatlandırılması araştırılmış, aroması da beraberinde değerlendirilmiş; onunla ilgili de, beraberinde de o insanları yahut da içmekte olan insanları daha fazla yönlendirdiği tespit edilmektedir. Bu manada da sigara kullanımında da özendirmeyle ilgili de çeşitli konularda da tekrar değerlendirilmesi gerekir diye düşünüyorum.
Ülkemizde sigara üretimi 17’nci yüzyılda küçük atölyelerde başlamıştır. İlk üretim tesisleri, 1884’te İstanbul’da Cibali, 1884’te İzmir’de, 1885’te Adana ve 1887’de de Samsun’da kurulmuştur. Cumhuriyet döneminin ilk önemli sigara üretimi İstanbul Maltepe Sigara Fabrikası olarak geçmektedir. Tekel, daha sonra Tokat Sigara Fabrikasını 1984’te, yine 1997 yılında da Samsun Ballıca Sigara Fabrikasını devreye koymuştur. Tekel, 1983 yılından itibaren de bazı yabancı sigaraları ithal etmeye başlamıştır. Daha sonraları özel firmalar üretime geçmeye başlamıştır. Bu firmalar önce uluslararası piyasalardaki ün yapan markaları üretmişler, sonraki yıllarda üretim çeşitlenmeye başlamıştır. Bu aşamada iç piyasada Tekel ve özel sektör sigara üreticisi firmalar arasında rekabet başlamıştır.
Özel sektör, mevcut yatırım, makine, teçhizat ve teknolojileriyle rekabet gücünü artırmıştır. Tekel ise tesislerinde yenileme çalışmaları yapmaya başlamış ve rekabet şartlarını da oluşturmaya çalışmış olduğu görülmektedir. Ancak Tekel Genel Müdürlüğümüz ve hükûmetlerin gerekli destekleri göstermemeleri üzerine, rekabet şartlarının hep Tekelin aleyhinde olduğu da görülmektedir. Yabancı firmalar yavaş yavaş sigara piyasasını ele geçirmiş ve akabinde de Tekelin elindeki sigara fabrikalarını ortadan kaldırma mücadelesinin de başlamış olduğunu görüyoruz.
Özellikle pazar payı da şöyle bir düşünüldüğü zaman, daha önceki dönemlerde pazar payları kademeli olarak yüzde 70’lere, 80’lere, 60’lara, hatta şu an itibarıyla da neredeyse yüzde 40’lara ve yüzde 30’lara getirilme durumuyla karşı karşıya kalınmıştır. Bu amaçla tabii ülkemizdeki tüm sigara fabrikaları teknolojik olarak geri kalırken, özel sektör de kendisini yenileyerek hem pazar payında yenileme noktasında, çeşitli reklam kampanyaları noktasında veyahut da diğer birtakım çalışmalar neticesinde de pazar payını tamamen eline geçirmiştir. Tekel buna yetişmeye çalışmış, ama kim ne derse desin geç kalmıştır. Ancak son yıllarda da Tokat Sigara Fabrikası gibi bazı fabrikalar, birçok yanlış uygulamalar neticesinde de olsa, teknolojinin getirilmesiyle ilgili sıkıntıların olması neticesinde de olsa, yine de teknolojiler getirilmiş ve beraberinde de kâr eder konuma da gelmiştir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
REŞAT DOĞRU (Devamla)Bu manada da, özelleştirme furyasından bir noktada da bu fabrikaların çıkarılmasına ben gelmek istiyorum. Bakınız, daha önceki zamanlarda da özelleştirmelerle ilgili çeşitli çalışmalar yapılmıştı. Karabük Demir Çelik örneği vardır. Karabük Demir Çelik örneğinde, o zamanki Hükûmet 1 YTL miktarla, 1 YTL’ye yani sembolik bir ücretle Karabük Demir Çeliği, oradaki, yani Karabük’teki sendikalara vermiş ve daha sonrasında bunun çalışmasını veyahut onların çalıştırmasını istemişti.
Acaba özelleştirme noktasında bazı konuları tekrar gündeme getirerek… En azından Tokat Sigara Fabrikasını söylemek istiyorum, hem işçilerin oradaki mücadelesinin desteklenmesi hem Tokat halkının istekleri doğrultusunda da yeniden bir özelleştirme durumunu ortaya koymak mecburiyetindeyiz. Bundan dolayı da ben bu kanunun yetersiz olduğunu düşünüyor ve de bu kanunun tekrar düzenlenmesini ve gözden geçirilerek getirilmesini beklediğimizi ifade ediyor, yüce Meclisi en derin saygılarımla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
41 konuşma daha · 26 Mart 2008