İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 138. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Türkiye bilimsel ve teknolojik araştırma kurumu kurulması hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:234)

Reşat Doğru

Tokat Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 138. Birleşim · 2. yasama yılı · 31 Temmuz 2008 · 1.414 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Reşat Doğru (MHP), 31 Temmuz 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 138. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK ARAŞTIRMA KURUMU KURULMASI HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.:234)); konuşma 1.414 kelime.

Reşat Doğru (MHP, Tokat). “Türkiye bilimsel ve teknolojik araştırma kurumu kurulması hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:234)”. TBMM Genel Kurulu, 138. Birleşim tutanağı, 31 Temmuz 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/resat-dogru-23-2008-07-31-turkiye-bilimsel-ve-teknolojik-arastirma-kurumu-kurulmasi-hakkinda-kan-2 (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MHP GRUBU ADINA REŞAT DOĞRU (Tokat)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 234 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 1’inci maddesinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Yüce Meclisimizi en derin saygılarımla selamlıyorum.

1963 yılında kurulmuş olan TÜBİTAK kurumunun kanunu son yıllarda, maalesef, git-gel şekliyle dört defa değiştirilmeye çalışılmıştır.

Bilimsel bir kuruluş olan TÜBİTAK kurumunun kanunu ciddi şekilde hazırlık çalışmalarından sonra çıkarılmalıdır. Şu anda, bu kuruluş, ülkemizin yüz akı, çok önemli, ciddi bir kuruluşudur. Ülkemizin dünyada bilim ve teknolojide çok ileri olduğunu iddia etmesek de bulunduğumuz noktada birçok ülkeye göre de küçümsenmeyecek konumda olduğumuzu ifade etmek mecburiyetindeyiz.

Türkiye olarak hedefimiz, bilim ve teknolojide gelişmiş ülkelerle olan açığın kapatılarak, bilgi toplumuna geçiş olmalıdır. Politikamız, bilim-teknoloji ve yenilik-üretim arasındaki etkileşimi dikkate alan bir anlayışa dayanmalıdır. Bilgi toplumuna geçişin sağlanması, bilimsel ve teknolojik araştırma ve geliştirmenin etkin bir şekilde yürütülmesi ve koordinasyonun sağlanması amacıyla, 21’inci yüzyılda her türlü gelişmenin olduğu ortamda “bilim, teknoloji ve iletişim bakanlığı” mutlaka kurulmalıdır. Sayın Bakan sormuş olduğum soruya vermiş olduğu cevapta, yaklaşık olarak iki ay önce böyle bir bakanlığın kurulmasıyla ilgili teklifini Başbakanlığa sunduğunu ifade etmiştir. Bu konu Milliyetçi Hareket Partisinin seçim beyannamesinde vardı ve seçim beyannamemizin en önemli bölümlerinden bir tanesini de bu oluşturmakta idi.

Sayın Bakanın vermiş olduğu bu bilgiler doğrultusunda böyle bir bakanlığın ilerideki bir tarihte kurulmuş olabileceğini düşünmek istiyorum. Mutlaka bu bakanlık, böyle icracı bir bakanlık şeklinde kurulmalıdır. Çünkü artık, dünyanın her tarafı bilim ve teknolojiye, iletişime çok ciddi manada önem vermektedir. Bilim ve teknolojide de Türkiye Cumhuriyeti olarak, bu manada da çok süratli bir şekilde çalışmalar yaparak gelişmiş ülkeler içerisine girmek mecburiyetinde olduğumuzu da ifade etmek istiyorum. TÜBİTAK kurumu da bunun altyapısını da oluşturmalıdır; yani bu bakanlığın kurulmasıyla ilgili altyapının da TÜBİTAK kurumuna düşmekte olduğunu ifade etmek istiyorum.

21’inci yüzyıl bilgi, teknoloji ve elektronik bir çağdır. Bu bağlamda, bilgi toplumu altyapısı oluşturularak hayatın her alanında elektronik yaşam tarzının benimsenmesi sağlanmalıdır. Artık, kâğıt dönemi bitmiştir. Ormanları yok etmeyerek, özellikle ormanlarımıza sahip çıkma noktasında olmak üzere, her alanda elektronik ortama geçilmesinin gerekli olduğunu ifade etmek istiyoruz. Yani artık, insanlarımızdan bir ikametgâh belgesi, bir nüfus cüzdanı belgesi istenmemesi gerekmektedir. Yapılan son çalışmaları da bu yönde olarak takdir etmek istiyorum. Hakikaten, işte muhtarlara gidip de muhtarlığın önünden ikametgâh belgesi almaya çalışmak veyahut da bir nüfus cüzdanı suretlerinin alınmaya çalışılması da, artık, 21’inci yüzyıla yakışan bir durum değildir. Bu manada da ciddi bir şekilde çalışmaların yapılmasının ve hatta bu çalışmanın da çok süratli bir şekilde yapılmasının da doğru olduğunu düşünüyorum.

Bilgisayar ve İnternet kullanımının yaygınlaşmasının sağlanmasıyla beraber bu konuda da ileri teknoloji vakit kaybedilmeden ülkemize getirilmelidir. Ülkemiz bilgisayar çöplüğü konumuna getirilmemelidir. ARGE araştırmaları ile dünyaya açılmasının mutlaka bir yolu bulunulmalıdır. Bugün Finlandiyalılar Nokia cep telefonlarıyla, Güney Koreliler ise Samsung marka hem cep telefonu olsun hem elektronik cihazlar olsun bu iki tane markayla, birer markayla dünya devi olmanın mücadelesini veriyorlar. Yani bir cep telefonunu çıkartıyorlar ve cep telefonunun da milyonlarcası ülkemizde kullanılıyor. Hep beraber düşünme durumuyla karşı karşıya kalıyoruz: Acaba Türkiye Cumhuriyeti devleti TÜBİTAK marifetiyle olsun veyahut da diğer marifetlerle olsun yeni bir cep telefonu markası üretemez miydi? Veyahut beraberinde bir bilgisayar markası üretemez miydi? Bu bilgisayar markasıyla beraber Türkiye'miz de dünyanın her tarafına açılır ve beraberinde, alan ülke değil de satan ülke konumunda olamaz mıydık diye düşünüyorum. İşte bu noktada da TÜBİTAK yetkililerine ve ciddi kurum olan bu kurumla beraber Hükûmetimize de çok önemli görevler düşmekte olduğunu da ifade etmek istiyorum.

Ülkemizde artık “millî yenilik sistemi” kurulması gerekmektedir. Millî yenilik sisteminin kurulması ile beraber sektörlerde de yerel bazda yenilik sistemleri kurulacak ve bölgesel özelliklere göre de sistem yapılandırılması da mutlaka yapılacaktır. Yani buradaki “millî yenilik sistemi” dediğimiz, Türkiye artık kendisine mahsus teknolojileri üreten bir ülke olmalı ve üretmiş olduğu bu teknolojileri de dünyanın her tarafına da gönderme veyahut yayma şeklinde de çalışmaları olan, politikası olan bir ülke olmalıdır. Bu amaçlarla ARGE çalışmalarına destek sağlamalıyız. ARGE sonuçlarında, sanayiyi ve üretimi artırmak noktasında da transfer merkezleri TÜBİTAK bünyesinde mutlaka kurulmalıdır. Yani yapmış olduğumuz ARGE çalışmalarını bir vesile artık üretime yönlendirme veyahut da beraberinde de istihdama yönlendirme şeklinde de o yönlü çalışmalar içerisinde olunmalıdır.

Bütün bunlar için de, ARGE harcamaları için önemli kaynaklar oluşturmak mecburiyetindeyiz. Yine Milliyetçi Hareket Partisinin Seçim Beyannamesi’nde gayrisafi millî hasıla içerisindeki payın yüzde 2,5’unun ARGE araştırmalarına, harcamalarına ayrılması noktasında da bir teklifimiz vardı.

Değerli milletvekilleri, ARGE araştırması, dünyanın her tarafındaki birçok şirket tarafından çok ciddi manada üzerinde durulan konuların başında gelmektedir. Araştırma ve geliştirme merkezlerinin de Türkiye'miz için çok önemli olduğunu, her kurum için de çok önemli olduğunu ifade etmek istiyorum. İşte bu noktada da gayrisafi millî hasıla içindeki payının da çok yakın bir zamanda artırılması, hatta bizim teklifimiz olan yüzde 2,5’a mutlaka çıkartılması gerekmektedir.

Etkin bir üniversite-sanayi iş birliği gerçekleştirmek için de üniversite-sanayi ortak araştırma merkezleri kurulması gerekir. Bundan özel sektörün yararlanması için de imkânlar yaratmak mecburiyetindeyiz. Bakın, şu anda, organize sanayi bölgelerinde çok ciddi çalışmalar yapılıyor. Türkiye'miz organize sanayi bölgelerinde, özellikle işsizliğin önlenmesi noktasında da bir destek içerisinde bulunmaktadır. İşte, 4325 sayılı Teşvik Kanunu, daha sonraki dönemlerde de çıkartılmış olan teşvik kanunlarıyla beraber, şu an itibarıyla, işte özel sektörün önünü açabileceğimiz, özel sektöre yeni imkânlar sağlayabileceğimiz çeşitli konularda destek olmak mecburiyetindeyiz. Organize sanayi bölgelerinin her yerde olmasıyla beraber, oraların yeşermesi, oraların istihdama ve üretime yaraşır bir şekilde, yeni fabrikaların, yeni oluşumların oluşturulmuş olduğu yerler olması gerekmektedir.

21’inci yüzyıla “Lider ülke Türkiye” iddialarıyla girmekteyiz. 2023 yılında, önce bölgemizde lider, daha sonra dünyanın her tarafında sözü geçen bir ülke olmak istiyoruz. İşte bunların da ARGE faaliyetleri neticesinde olması gerekir diye düşünüyoruz. Biyoteknoloji, gen teknolojisi, nanoteknoloji, enerji ve tasarım teknolojileri gibi önemli konular ARGE faaliyetleriyle mutlaka ülkemizde desteklenmeli ve de bu noktada da özel sektör de buralara yönlendirilmelidir yani teşviklerimizi bu yönde yapmalıyız. Bir nanoteknoloji, bir enerji tasarım teknolojisini, hatta son zamanlarda özellikle “HES projeleri” dediğimiz o HES projelerinin, çok çeşitli yönleriyle beraber, daha rantabl hâle getirilmiş olduğu yeni yeni faaliyetler ortaya koymak mecburiyetindeyiz. Türkiye'miz enerji noktasında sıkıntılarla karşı karşıya olabilir ama kendi alt kaynaklarımız, kendi yer altı kaynaklarımız yer üstü kaynaklarımızla beraber bunların önünü de açabileceğimizi ve bu yönlü çalışmalarla beraber -özellikle HES projeleri diyorum- HES projeleriyle beraber enerji sektöründe bir merkez konumuna gelmeyeceğimizi kim söyleyebilir. Yani enerji merkezi olabiliriz. İşte bu noktalarda da ARGE faaliyetlerinin desteklenmesi ve burada da öncülüğü TÜBİTAK’ın yapması gerekir diye düşünüyorum. TÜBİTAK bu tür faaliyetleri desteklemelidir ve beraberinde de, desteklemelerle beraber, işte, önümüzde enerji konusunda çok büyük mesafeler almış olan bir Türkiye’yi de karşımıza getirebiliriz.

Ayrıca TÜBİTAK bünyesinde -başta olmak üzere- yurt dışındaki Türk araştırmacılara ve yabancı araştırmacılara ülkemizde projelerini uygulama imkânını da vermek mecburiyetindeyiz. Yani dış ülkelerdeki kendi insanlarımıza sahip çıkmak, onları ülkemizde yönlendirme noktasında da çalışmalar yapılması gerekir diye düşünüyorum. Bu, beraberinde üretim ve istihdamı da getirecektir. Üretim ve istihdama çok önemli şekilde ihtiyacımız olduğu ve de 21’inci yüzyıla gelmiş olduğumuz şu ortamda genç nüfusa aşırı şekilde sahip olduğumuz ve genç nüfusa sahip çıkılmasıyla beraber onlara iş verme, aş verme, imkân verme noktasında da çok önemli çalışmaların yapılması gerektiği bir yüzyıldayız. Yani gençliğimize sahip çıkarsak, 21’inci yüzyıla gençlerimizi hazırlarsak, önümüzdeki yılların, işte 2023 yılına kadar, yani cumhuriyetimizin 100’üncü kuruluş yıl dönümüne kadar niye büyük bir hedef atlaması, büyük bir atılım yapma durumuyla karşı karşıya kalmayalım? Bu noktalarda da yine herkese görev düşmektedir ama TÜBİTAK’a da çok önemli görevler düşmekte olduğunu ifade etmek istiyorum.

Bakınız, şu anda Türkiye Verimlilik Kurumu çok ciddi çalışmalar içerisindedir. Şu anda verimlilik projeleriyle ilgili olarak başta organize sanayi ve ticaret odaları olmak üzere Türkiye Verimlilik Kurumu çok ciddi çalışmaları bu yönlü yaparak ülkemizde büyük bir atılım yapmaktadır. Türkiye Verimlilik Kurumunun idarecilerini tebrik ediyorum. Hakikaten şu an itibarıyla Türkiye’mizin birçok yerinde istihdam artırıcı, üretim artırıcı, yenilikleri teşvik edici şekilde çalışmalar içerisindedir. İşte bu noktada da Türkiye Verimlilik Kurumuyla beraber TÜBİTAK’ın beraber yapmış olduğu projelerin önümüzdeki yüzyılda ülkemize çağ atlatacağını düşünüyorum. Türkiye’miz artık tarımda, sanayide, sağlıkta yeni projelerle dünyanın önüne çıkmak mecburiyetindedir. Bakınız, şu anda ülkemizde… İşte geçmiş dönemleri hatırlayınız, siyah beyaz televizyonlardan tutun da daha sonraki dönemlerde özellikle sağlıkla ilgili MR cihazları, tomografi cihazları gibi elektronik cihazlar ülkemize getirilmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Doğru, devam ediniz efendim.

REŞAT DOĞRU (Devamla)Değerli milletvekilleri, bu tür sağlıkla ilgili cihazlar veyahut da diğer elektronik cihazlar ülkemize getirilmiş, ama beraberinde de, o cihazların eski teknolojiler olması nedeniyle şu an itibarıyla kullanılamaz duruma gelmiştir. İşte bu noktalarda, ülkemizin önünün açılması ve Türkiye’mizin kaynaklarına sahip çıkılması gerekmektedir. Biz, bunları söylemek istiyoruz. Yani Türkiye’miz öyle zengin bir ülke değildir, kaynakları çok büyük olan bir ülke de değildir, ama elindeki kıt olan bu imkânları en iyi şekilde değerlendirebilecek, bununla beraber de ülkemizin önünü açacak ve “lider ülke Türkiye” idealini de gerçekleştirecektir diyor, yüce Meclisimizi en derin saygılarımla selamlıyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

72 konuşma daha · 31 Temmuz 2008

72 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook