Aksaray mv.osman ertuğrul'un (6/666,1341,1342,1383), kastamonu mv. mehmet serdaroğlu'nun (6/964), karaman mv. hasan çalış'ın, (6/1114), gaziantep mv. hasan özdemir'in (6/1221,1317,), adıyaman mv. şevket köse'nin, (6/1236), malatya mv. ferit mevlüt aslanoğlu'nun (6/1239,1242,1243,1245,1246,1357,1361), manisa mv. mustafa enöz'ün (6/1259), aydın mv. ali uzunırmak'ın (6/1399), şırnak mv. hasip kaplan'ın (6/1483,1484,1485,1486,1488), antalya mv. tayfur süner'in (6/1549), manisa mv. mustafa enöz'ün, (6/1605), adana mv. kürşat atılgan'ın, (6/1624), tokat mv. reşat doğru'nun (6/1629,1680,1682,1683), kütahya mv. alim ışık'ın (6/1651), tunceli mv. kamer genç'in (6/1664) sözlü soru önergeleri ile ulaştırma bakanı binali yıldırım'ın cevabı
Tokat Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 49. Birleşim · 4. yasama yılı · 19 Ocak 2010 · 559 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Reşat Doğru (MHP), 19 Ocak 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 49. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: AKSARAY MV.OSMAN ERTUĞRUL'UN (6/666,1341,1342,1383), KASTAMONU MV. MEHMET SERDAROĞLU'NUN (6/964), KARAMAN MV. HASAN ÇALIŞ'IN, (6/1114), GAZİANTEP MV. HASAN ÖZDEMİR'İN (6/1221,1317,), ADIYAMAN MV. ŞEVKET KÖSE'NİN, (6/1236), MALATYA MV. FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU'NUN (6/1239,1242,1243,1245,1246,1357,1361), MANİSA MV. MUSTAFA ENÖZ'ÜN (6/1259), AYDIN MV. ALİ UZUNIRMAK'IN (6/1399), ŞIRNAK MV. HASİP KAPLAN'IN (6/1483,1484,1485,1486,1488), ANTALYA MV. TAYFUR SÜNER'İN (6/1549), MANİSA MV. MUSTAFA ENÖZ'ÜN, (6/1605), ADANA MV. KÜRŞAT ATILGAN'IN, (6/1624), TOKAT MV. REŞAT DOĞRU'NUN (6/1629,1680,1682,1683), KÜTAHYA MV. ALİM IŞIK'IN (6/1651), TUNCELİ MV. KAMER GENÇ'İN (6/1664) SÖZLÜ SORU ÖNERGELERİ İLE ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM'IN CEVABI); konuşma 559 kelime.
Reşat Doğru (MHP, Tokat). “Aksaray mv.osman ertuğrul'un (6/666,1341,1342,1383), kastamonu mv. mehmet serdaroğlu'nun (6/964), karaman mv. hasan çalış'ın, (6/1114), gaziantep mv. hasan özdemir'in (6/1221,1317,), adıyaman mv. şevket köse'nin, (6/1236), malatya mv. ferit mevlüt aslanoğlu'nun (6/1239,1242,1243,1245,1246,1357,1361), manisa mv. mustafa enöz'ün (6/1259), aydın mv. ali uzunırmak'ın (6/1399), şırnak mv. hasip kaplan'ın (6/1483,1484,1485,1486,1488), antalya mv. tayfur süner'in (6/1549), manisa mv. mustafa enöz'ün, (6/1605), adana mv. kürşat atılgan'ın, (6/1624), tokat mv. reşat doğru'nun (6/1629,1680,1682,1683), kütahya mv. alim ışık'ın (6/1651), tunceli mv. kamer genç'in (6/1664) sözlü soru önergeleri ile ulaştırma bakanı binali yıldırım'ın cevabı”. TBMM Genel Kurulu, 49. Birleşim tutanağı, 19 Ocak 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/resat-dogru-23-2010-01-19-aksaray-mv-osman-ertugrul-un-6-666-1341-1342-1383-kastamonu-mv-meh (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
REŞAT DOĞRU (Tokat)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; İstanbul Milletvekili Esfender Korkmaz’ın kanun teklifi üzerine söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Bilindiği üzere 2008 yılında ülkemizi sarıp sarmalayan ekonomik kriz, işçiden memura, esnaftan sanayiciye, emekliden çalışana, çiftçiye kadar bütün vatandaşlarımızı derinden etkilemiştir.
AKP Hükûmetinin zamanında gerekli tedbirleri almaması neticesinde birçok iş yeri kapanmıştır. Kapanmayıp ekonomik hayatına zor şartlar altında da olsa devam etmek isteyen işletme sahipleri, ancak işçi çıkararak kendilerini kurtarma yönüne gitmişlerdir. Bu durum kimseye yarar sağlamamış, tam tersine hem işverene hem de çalışana zarar vermiştir, çünkü işverenin üretimi durma noktasına gelmiş, satışları da tamamen düşmüştür. Sonucunda işçi çıkardığı için işsizlik artmış, insanlar evlerine ekmek götüremez konuma gelmiştir.
Sayın milletvekilleri, Hükûmetin yapmış olduğu lokal iyileştirmeler de çare olmamış, işsizlik cumhuriyet tarihinin en üst seviyesine çıkmıştır. Bugün, yazılı ve görsel medyada izliyoruz, 50 kişilik işçi, memur veya sözleşmeli kadroya 2.500-3 bin kişi başvurmaktadır. Bu da ülkemizdeki işsizliğin boyutunun en önemli göstergelerinden biri olmuştur. 2009 yılından itibaren ekonomik krizin iyice kendini göstermesiyle artık çiftçi ve serbest meslek mensupları çalışamaz, iş yapamaz hâle gelmişlerdir.
Bunun neticesinde, işten çıkarılan veya zorunlu olarak ayrılma durumunda kalan işçilerimizin SSK primlerinde aksamalar meydana gelmiştir. Aynı durum çiftçi ve serbest meslek mensubu vatandaşlarımızda da kendisini göstermektedir. Tarlada ürünü para etmeyen çiftçimiz ile çalışma ve iş hacmi daralan esnafımız, BAĞ-KUR primleri ile isteğe bağlı emeklilik primlerini ödeyememişlerdir. Bu durum, hâliyle emekliliklerine yansımış, emeklilik yaşını neredeyse mezara çekmiştir. Bundan daha vahimi, belli bir süre BAĞ-KUR primini yatıramayan bir kişi tedavi olamayıp, ilaç alamamaktadır. Bunun sorumlusu kendileri mi yoksa böyle bir uygulamayı yürürlüğe koyanlar mıdır? Sosyal devlet anlayışı bunun neresindedir? Bu insanlar, zaten elde olanı satıp savdılar, hayatlarını zor idame ettiriyorlar, primlerini de nasıl versinler? Bunu düzenlemek0 mecburiyetindeyiz.
Aslında bu insanların derdi, tasası sadece emeklilik değildir. Bugün emeklilerin durumunu, aldıkları maaşları ve kendilerine verilen zamları hepimiz biliyoruz, görüyoruz. Emeklilere yapılan zamlar yeterli olmamıştır. Emekliler, büyük şehirlerde ev kirasını ödeyemiyorlar, evlerine ekmek götürmekte zorlanmaktadırlar.
İşçi emeklilerine Hükûmetin yaptığı son zamlar da yeterli bulunmamıştır. İşçi emeklileri Hükûmetten işçi emeklileri intibak kanununu beklemektedirler. Bu konuda Hükûmetten hiç de ses çıkmamaktadır. Bütün emeklilerin olduğu gibi, işçi emeklilerinin sesini maalesef duymamaktadırlar.
Emeklilerimiz alacakları üç beş kuruşla beraber sağlık hizmetlerinden daha iyi faydalanmayı arzu etmektedirler. Ömrünün son deminde emekli olan bir insan elbette hastalıklarla boğuşacaktır. Ancak, hasta katılım payları bile büyük bir yük olarak sırtlarına yüklenmekte, onu bile ödemekte zorlanmaktadırlar.
Hükûmet, IMF politikalarına bağlı kalarak emeklilik yaşını yükseltmiştir. İşten çıkarma, iş yeri kapatma, zorunlu işten ayrılma gibi durumlarda emeklilik yaşı daha da yükselmektedir. Bugün ABD ve AB ülkelerinin çalışanlarına, emeklilerine sağladığı imkânlar, sosyal fonlardan yaptığı yardımlar ve vatandaşlarına sağladığı yaşam düzeyleri ülkemizden kat kat fazladır. Bizlerin şeklen onlara benzemekte ısrarımız, sosyal hayatımızı da sosyal güvenlik sistemimizi de zedelemektedir.
İşte, kriz nedeniyle işini kaybeden, primini yatıramadığı için ilacını alamayan insanlar hep bu yanlış politikaların bir sonucudur. Memuru ile, emeklisi ile, işçisi ile, çiftçisi ile, esnafıyla Hükûmetten artık neredeyse umut kesilmiştir.
Sayın milletvekilleri, burada sözlerime sigara fabrikalarının durumuyla ilgili olarak devam etmek istiyorum. Malumunuz olduğu şekliyle, Tekel çalışanları özlük haklarını istiyorlar, insanca yaşamak istiyorlar. İşçinin hak ve hukuku maalesef gasbediliyor. Özelleştirme furyası içerisinde, bu insanlar kendi istekleri dışında yaprak tütün işletme müdürlüklerine aktarıldılar. Tabii, aktarıldılar ama o zaman kendilerine iş verilmiş olsaydı hiçbir konuda problem olmayacak ve işlerine devam etmiş olacaklardı. Ancak kendi isteklerinin dışında bu aktarma meydana gelmiştir. Tabii, o insanlar da özlük haklarının verilmesi noktasında demokratik haklarını kullanmaya çalışıyorlar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
34 konuşma daha · 19 Ocak 2010