İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 50. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Üniversite ve sağlık personelinin tam gün çalışmasına ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 418)

Reşat Doğru

Tokat Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 50. Birleşim · 4. yasama yılı · 20 Ocak 2010 · 1.239 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Reşat Doğru (MHP), 20 Ocak 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 50. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÜNİVERSİTE VE SAĞLIK PERSONELİNİN TAM GÜN ÇALIŞMASINA VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.: 418)); konuşma 1.239 kelime.

Reşat Doğru (MHP, Tokat). “Üniversite ve sağlık personelinin tam gün çalışmasına ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 418)”. TBMM Genel Kurulu, 50. Birleşim tutanağı, 20 Ocak 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/resat-dogru-23-2010-01-20-universite-ve-saglik-personelinin-tam-gun-calismasina-ve-bazi-kanunlar (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MHP GRUBU ADINA REŞAT DOĞRU (Tokat)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 418 sıra sayılı kanunun ikinci bölümü üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlarken 20 Ocak 1990 tarihinde Bakû’de Rus tankları tarafından yapılan katliamı şiddetle kınıyorum. Bakû’de şehit olan Azerbaycan Türklerine Allah’tan rahmet diliyorum.

Sayın milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz kısaca tam gün kanunuyla ilgili… Bu kanun, çıkartılması gereken bir kanundur. Tabii, bu kanunun çıkartılmasıyla beraber, birçok yerde kanunun karşısında olan gruplar da çeşitli eylemler içerisine girmişlerdir. Tabii, bundan dolayı da sağlık personelinin hepsini ilgilendiren ve özellikle de geleceğini ilgilendiren bir kanun olması dolayısıyla, sivil toplum kuruluşları dâhil olmak üzere, hekim camiası, teknisyeniyle, doktoruyla, eczacısıyla, diş hekimiyle bu kanun hakkında düşüncelerini veyahut da kanundan beklentilerini bir bir ifade ederken, kanunun bunların birçoğuna yer vermediği ve bunların hepsini kapsamadığı şeklinde de söylemleri vardır.

Ben de bazı maddeler üzerinde görüşlerimi arz etmek istiyorum. Daha doğrusu bu kanunun, esasında tüm grupların ve tüm sivil toplum kuruluşları dâhil olmak üzere tüm tarafların hepsinin, hep beraber değerlendirilmesiyle beraber tekrar bir gündeme getirilmesinin faydası olacağını da ifade etmek istiyorum.

Sayın milletvekilleri, ikinci bölümde, 11’inci maddede “Sağlık Bakanlığı ve üniversite hastanelerinin çeşitli birimleri karşılıklı olarak kullanılabilir.” deniyor. Bu maddenin her noktada işleme şansı olmadığı kanaatindeyim. Üniversite hastanelerinin birimlerini Sağlık Bakanlığı nasıl kullanacak, bunu kimler düzenleyecek? Çok zor bir iş olarak görülüyor.

12’nci maddede, Türk Silahlı Kuvvetlerindeki sağlık hizmetleri tazminatı düzenleniyor. Bu düzenlemelerde, örneğin tabip albay ile diğer branştaki albaylar arasında farlı ücretler olacağı da görülüyor. Tabii, bu 12’nci maddeyle ilgili olarak, Türk Silahlı Kuvvetlerinde çalışan hekimlerin de özlük haklarıyla ilgili bazı iyileştirmeler olduğu da ifade ediliyor ancak bu kanundan askerî hekimlerin de çok fazla memnun olmadıklarını ifade etmek istiyorum. Bu maddeyle beraber, tabii, Millî Savunma Bakanlığının görüşü alınarak uygulanacak diye bir şey söyleniyor. Tabii, Millî Savunma Bakanlığının görüşü alınsın ama daha önceki söylemler içerisinde askerî hakimler ve savcıların almış olduğu tazminatlar doğrultusunda neredeyse aynı ücret alınması şeklinde bir söylem vardı. Ben bunun gerçekleşme noktasının pek olmayacağı kanaatindeyim. Şu anda askerî hekimlerimizin birçoğunda çok ciddi sıkıntılar vardır. Bakın, şu andaki, işte, okullarını okumakta olan Gülhane Askerî Tıp Akademisindeki öğrencilerin birçoğu okullarına devam ederken okullarından ayrılıyorlar. Ayrıca, yine askerî hekim olarak çalışan arkadaşlarımızın birçoğunun da ayrılmakta olduğu yani hekimliği bırakmak aşamasına gelmiş olduğunu da görüyoruz.

Askerî hekimler çok zor şartlar içerisinde çalışıyorlar. Yaklaşık olarak yirmi yıllık bir mecburi hizmetleri var. Bu mecburi hizmetlerin de aşağı yukarı sekiz yıllık bir süresi de Doğu ve Güneydoğu bölgesinde geçiriliyor. Şu anda, hep beraber, bazen düşünüyoruz “firar eden hekimler” diyoruz. Eğer Sağlık Bakanlığı bu noktada, firarda bulunan hekimlerin sayısını biliyorsa burada açıklasın diyoruz. Ayrıca son beş yılda kaç askerî hekim acaba zorunlu hizmet ve ücret getirisi nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinden ayrılmıştır? Yani dolayısıyla, askerî hekimlerle ilgili olarak da bu kanun daha ciddi bir şekilde, tarafların görüşleri alınarak veyahut da daha farklı bir görüntü içerisinde, bu kanunun içerisine zerk edilmesinin o hakların korunması noktasında faydası olacağını düşünüyorum, onun için de bunları söylemeye çalıştım.

14’üncü madde ile döner sermaye gelirlerinin Emekli Sandığı ile ilişkilendirme konusu anlatılıyor. Bu maddede sağlık çalışanına “sigorta priminin işveren payı dâhil tamamını kendileri ödemek kaydıyla” ibaresi, konarak emekliliğe yansıması sağlanıyor. Yani şahsın kendisi yıllarca para ödeyerek sonuçta da bundan faydalanıp emekliliğinde maaş artışı görecek. Bu da sağlık çalışanı için cazip değildir. Emekliliğe iyileştirme yapmak istiyorsanız, çıplak maaşına, ek ödemeye bir iyileştirme yapın, sonuçta dolambaçlı söylemler ortadan kalksın. Hekimler ve diğer sağlık personeli reel bir iyileştirme bu konuda istiyorlar.

Ayrıca, bakın, mesela röntgen teknisyenleri konusunda da çok ciddi olarak itirazlar var. Röntgen teknisyenleri çalışma saatlerinin, sürelerinin artırılmış olduğunu ifade ediyorlar. Çalışma saatlerinin artırılmasıyla beraber, bakınız, Avrupa Birliğinde bir röntgen teknisyenine 16-20 hasta düşerken bizde aşağı yukarı 60-70 hasta düşüyor ve bundan dolayı da röntgen teknisyenlerinin günlük olarak 200-250 civarında bir film çekme veyahut da röntgen ışınlarına maruz kalma durumuyla karşı karşıya bulunuyorlar. Onlar da, bu kanunda, kendilerine haksızlık yapıldığını, bu maddenin düzeltilmesini bekliyorlar.

Bakın, yine 15’inci madde ile görevinden ayrılanların dönüşü tarif ediliyor. Bu doğru bir maddedir. Çeşitli sebeplerle ayrılan hekimler geri dönmek isteyebilir. Bunu daha da açıp istedikleri yere geri iadesi uygun olur diye düşünüyorum. Ayrıca, kanunun bu maddesinden Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerini de –çünkü bizim içimizde de hekimler, sağlık çalışanları vardır- faydalandırma konusunda bir önergeyle bir düzenleme yapılabilir mi diye düşünüyorum.

Sayın milletvekilleri, sağlık sektörü birbirini tamamlayan hasta, doktor, hastane ve eczanelerden oluşmaktadır. Burada da en önemli birim hastadır. Hasta her şeyin üzerinde tutulmalıdır. Hasta insan bir an önce tedavisine kavuşmak ister. Bu isteğinde maddi kaynak nedir, ne değildir, maliyet nedir; bunları bilmesi beklenemez. Bugün sağlık personelinin aldığı ücretler çalışma şartlarına ve sorumluluklarına göre çok azdır.

Hekimler haftanın yedi günü yirmi dört saat çalışmak mecburiyetindedir. Bugün bir hastayı ameliyat yapan operatör doktor evine gitse bile kafası yapmış olduğu ameliyattadır, “Kanama mı olacak? Hastanın durumu nasıl olacak?” şeklinde bir takip etmek mecburiyetinde hisseder kendisini yani normal mesai bitimi hekimler için geçerli değildir. Mesai, günün neredeyse her zamanında, her anında devam eder. Ondan dolayı da hekimlerin çalışması büyük fedakârlıklar gerektirmektedir. Onlarla parayı özdeşleştirmek doğru değildir.

Sayın milletvekilleri, hekimler Hükûmet tarafından çıkarılan bu kanundan çok şey beklediler; maaşlarının iyileştirileceğini, çalışma şartlarının düzeleceğini, emekliliğe yansımasını heyecanla bekliyorlardı ancak verilen ücretler hem yeterli olmayıp hem de çalışmalarının karşılığını vermemektedir. Kanunda neredeyse bol bol vaat olduğu da görülüyor.

Ancak bu iyileştirmeler kurum tabipliklerinde çalışan hekimler için de düşünülmemiştir. Kurum tabipleri de hasta tedavi ediyorlar, onlar da çalışıyorlar. Bunun sebebi nedir? Bu arkadaşlarımız büyük bir özlük hakkı kaybıyla beraber adaletsiz bir durumla da maalesef karşı karşıyadırlar.

Ayrıca, Sağlık Bakanlığı dışında görev yapan hekim ve diş hekimleri de döner sermayeden faydalanamıyorlar. Tam gün ile birlikte bu doktorlar da sadece maaşlarıyla çalışmak durumunda kalacaklardır. Bakanlığın farklı kurumlarında çalışan hekimler de farklı oranlarda performanstan yararlanacaklar; sonuçta da aynı işe farklı ücret getirilecek, bu da huzursuzluğa sebep olacaktır.

Sağlık personeli sadece hekim, diş hekimi de değildir; eczacısı, veterineri, ebesi, hemşiresi, sağlık memuru ile röntgen teknisyeni de dâhil diğer yardımcı sağlık personeli de unutulmamalıdır; onların da döner sermaye paylarının artırılması gereklidir, onlar da bütünün bir parçasıdır. Hekim dışı personelin döner sermaye katsayıları da en az 250 - 300 civarına çıkarılmalıydı.

Türk hekimlerinin anormal para kazandığı, yasal olmayan yollardan para aldığı iddia edilmektedir. Bu sözler apaçık hekimlere yapılan hakaret ve iftiradır. Herhangi bir yerde tespit edilen yanlışlık varsa bu adli makamlara bildirilmelidir, adli makamlarca bunun hesabı sorulmalıdır. Hekimleri, haksız şekilde genelleştirilerek yapılan suçlamalar yaralamakta, üzmektedir. Ücretli sağlık sistemi dünyanın her yerinde vardır. Hekimler kanunların kendilerine verdiği yetki çerçevesinde muayenehanelerini açıp çalışarak kazanç temin etmektedirler, hekimler de kazançlarının vergisini vermektedirler. Bu gelirleri ile sağlık çalışanları alınları ak olarak helalden rızıklarıyla aramızdadırlar. Hatta siz hiç doktorluk yaparak zengin olan bir hekim gördünüz mü? Hekim yaşamını sosyal durumuna göre devam ettirecek gelir istemektedir. Hekimler ülkenin sosyal gelişmişliğine göre bir gelire kavuşturulmalı, performans uygulamasında uzmanlık dalları arasındaki dengesizlik giderilmeli, eğitim ve araştırmaya hak ettiği ölçüsünde performans verilmelidir.

Sağlık Personelinin bugün önemli sorunlarının başında da emeklilik konusu gelmektedir. Emeklilik dönemindeki sorunlar giderilmelidir. Bu manada da bu kanundan özellikle hekimlerimizin birçoğunun emeklilik konusunda iyileştirmeler beklemiş olduğunu ancak emekliliğinin döner sermaye gelirlerine bağlanmış olmasının da bu işlevi görmemiş olduğunu ifade etmek istiyorum.

Sayın milletvekilleri, buradan, Sağlık Bakanlığını artık ilgilendirmesi gereken Tekel işçileri konusuna geçmek istiyorum.

Tekel işçilerinin eyleminin ikinci ayında yani otuz yedinci günündeyiz. Bu insanlar problemlerini her gün daha fazla yaşıyorlar. Tekel çalışanları Hükûmetten sadece özlük haklarını istiyorlar, çocuklarının, ailelerinin haklarını istiyorlar. Karda kışta, buz gibi soğukta demokratik haklarını kullanarak hiç kimseye zarar vermeden eylem yapıyorlar. Üç gün buz gibi bir havada oturma eylemi yaptılar. Şimdi de açlık grevine başladılar. Bu, ölüm orucuna doğru gidiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

37 konuşma daha · 20 Ocak 2010

37 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook