İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 80. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Çalışma saatleri ve konuları hk.

Reşat Doğru

Tokat Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 80. Birleşim · 4. yasama yılı · 31 Mart 2010 · 1.226 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Reşat Doğru (MHP), 31 Mart 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇALIŞMA SAATLERİ VE KONULARI HK.); konuşma 1.226 kelime.

Reşat Doğru (MHP, Tokat). “Çalışma saatleri ve konuları hk”. TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim tutanağı, 31 Mart 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/resat-dogru-23-2010-03-31-calisma-saatleri-ve-konulari-hk (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

REŞAT DOĞRU (Tokat)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; yüce Meclisi en derin saygılarımla selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan önce Hakkâri Çukurca’da şehit olan 3 uzman çavuşumuz ve 2 tane yaralımız var. Şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum, yaralılara acil şifalar diliyorum. Terör örgütünü lanetliyorum.

Sayın milletvekilleri, şeker fabrikalarının özelleşmesiyle ilgili olarak vermiş olduğumuz önergeyle ilgili söz almış bulunuyorum. Malumunuz olduğu şekliyle şeker fabrikaları, pancar çiftçisinin en önemli ürünlerinin değerlendirilmiş olduğu yerdir. Şeker fabrikaları, Türkiye Cumhuriyeti devletinin kuruluş yıllarından itibaren… Özellikle Turhal Şeker Fabrikasını söylemek istiyorum, Turhal Şeker Fabrikası Tokatlılara çok büyük katma değer katmış olan bir eserimiz ve değerimizdir. Hükûmetin son yıllardaki özelleştirme kapsamı içerisinde şeker fabrikalarımız bir bir özelleştirmeye doğru gitmektedir.

Bakınız, şu anda Türkiye’mizde şöyle bir araştırma yapıldığı zaman, en önemli sorunların başında işsizlik, açlık ve yokluk olduğu görülmektedir. Tokat Milletvekiliyim ben, Tokat Meydanı’nda insanlara şöyle bir soruyoruz, sorduğumuz zaman en önemli sorunlarının iş olduğunu, ekmek olduğunu ve geçinme zorluğu içerisinde bulunduklarını söylüyorlar. Çiftçi kardeşlerimize soruyoruz, çiftçilerimiz üretmiş olduğu ürünlerin değerlendirilmediği, değerine satamadıklarını, dolayısıyla da zarar ettiklerini ifade etmeye çalışıyorlar. Yani yoksulluk ve açlık almış başını gidiyor.

İşte böyle bir ortamda şeker fabrikalarımız özelleştirme kapsamı içerisinde satılıyor. Bakın, şu anda Turhallı tüm kardeşlerimiz, Tokatlı tüm kardeşlerimiz Turhal Şeker Fabrikasına sahip çıkılmasını, satılmamasını ve özelleştirilmemesini istiyorlar. Bununla ilgili olarak da başta Şeker-İş Sendikası olmak üzere hep beraber çiftçisiyle, esnafıyla, orada çalışanlarıyla -emekli kentidir- emeklilerle beraber büyük bir miting yaptılar. Mitingleri esnasında da söylemiş oldukları söz şuydu: “Bizim pancar üretimi devam etsin, şeker üretimi devam estin, fabrikalarımız açık kalsın.”

Tabii bunlar bunu söylerken Tokatlı çiftçilerimiz veyahut da işçilerimiz söylerken… İşte şu anda onunla beraber altı tane şeker fabrikası satıldı. Bunlardan bir tanesi Çarşamba Şeker Fabrikasıdır. Çarşambalı kardeşlerimiz, Samsunlu kardeşlerimiz aynı şeyleri söylemiyorlar mı? Bakın şu anda Sorgun Şeker Fabrikası da satılan fabrikalar içerisindedir. Yozgatlı çiftçilerimizin hepsi ayaktaydılar, onlar da o mitinge katılmışlardı. Çorum’daki şeker fabrikası, yine, Kastamonu Şeker Fabrikası, Kastamonulular, Çorumlular yani İç Anadolu Bölgesi’ndeki -tabii, diğer şeker fabrikaları satıldı, satılıyor ama- insanlarımızın hepsi, hep beraber “Şeker pancarı üretimi devam etsin ve şeker pancarı çiftçisi korunsun.” diyorlar ve beraberinde de “Fabrikalarımız özelleştirme kapsamı içerisinde satılmasın, sahiplenilsin.” diyorlar.

Tabii, Hükûmetin değerli yetkilileri diyorlar ki: “Fabrikalar satılsa da üretime devam edecek.” Sayın milletvekilleri, bu sözlerin doğru olmadığını veyahut da bu sözlerin ne kadar doğru olduğunu hep beraber tartışalım. Bakın, şu anda, şeker fabrikaları öncesinde sigara fabrikaları satılmıştı. Bunların içerisinde bulunan Tokat Sigara Fabrikası da satılan, özelleştirilen fabrikalar içerisindeydi. Yine aynı şekilde, iktidarın yetkilileri sigara fabrikası satılırken “Sigara fabrikası üretime devam edecek, sigara fabrikasında tütün çiftçiliği devam edecek, üretim devam edecek.” demişlerdi. Ne oldu? Şu anda Tokat Sigara Fabrikasının her tarafında otlar bitiyor. Fabrikasını bırakın, içerisindeki makineler bile parçalanarak alındı ve götürüldü. Şu anda, oradaki insanlar üzüntü içerisinde Tokat Sigara Fabrikasının durumunu görüyorlar.

Aynı tabloyu tabii, diğer yerlerde de görüyoruz. Ama Tokat Sigara Fabrikasının işçileri şu anda perme perişan durumdadırlar. 4/C kapsamı içerisinde yaşam mücadelesi veriyorlar. İşsizlik almış başını giderken 4/C’den dolayı şu anda insanlarımızın büyük bir sıkıntı içerisinde, psikolojik yıkıntı içerisinde olduğunu söylemek durumundayız. Şu anda, 4/C kapsamındaki yaklaşık olarak 10 binin üzerindeki işçi Türkiye'nin her tarafında acaba benim durumum ne olacak diye beklenti içerisindedir.

Aynı tabloyu şu an itibarıyla binlerce işçisi bulunan şeker fabrikalarında da yaşayacağız. Yani şeker fabrikası işçisi de aynı 4/C kapsamındaki, o kapsama doğru itiliyor yani işlerini kaybedecekler, aşlarını kaybedecekler. Şu anda esnafıyla, memuruyla kendi bölgelerinde bulunan yani şeker fabrikalarının bulunduğu yerlerdeki insanların hepsi acaba benim fabrikam satılacak mı veyahut da ben fabrikamı kaybedecek miyim veyahut da esnaf işte, buradan gelen o gelirin durumu ne olacak beklentisi içerisindedir.

Tokat Sigara Fabrikası kapanmadan önce orada 1.200 işçi çalışıyordu. O 1.200 işçinin yaklaşık olarak Tokat’ımıza yıllık 60-70 trilyon civarında -eski parayla- büyük bir girdisi vardı.

Turhal Şeker Fabrikası, Sorgun Şeker Fabrikası, işte, Çorum Şeker Fabrikası, Kastamonu Şeker Fabrikası da aynı durumdadır; o bölgenin esnafına, o bölgedeki insanların hepsine çok büyük katma değer sağlamaktadır. Bunları böyle değerlendirmediğimiz zaman, yani şeker fabrikalarının tamamen yok olmasını sağlamış olduğumuz zaman çok şeyler kaybederiz.

Bakın, dünyanın her tarafında, şu anda dünyanın her tarafında şeker pancarıyla ilgili olarak çok ciddi çalışmalar var. Avrupa Birliği ülkelerinde -her zaman örnek alıyoruz- şu anda şeker pancarından elde edilen şeker üzerinde çok ciddi destekler var. Biliyor musunuz, şu anda üretimle ilgili olarak yüzde 70’ini karşılıyor. Yani Avrupa Birliği ülkeleri, şeker üretimi devam etsin diye özellikle destekleyerek maliyetin yüzde 70’ini karşılamaya çalışıyorlar. İşte, böyle bir durumda, biz neden şeker pancarının üretimini ortadan kaldırmaya çalışalım?

Bakınız, geçenlerde GDO’yla ilgili kanun çıkarttık. GDO’yla ilgili kanun çıkarttık da çıkartırken bazı konular gündeme getirildi. Özellikle nişasta bazlı şekerin insan vücuduna ne kadar zarar verdiğini hep beraber biliyoruz. Şu anda gidiniz hastanelerdeki polikliniklerin hepsine, nişasta bazlı şekerden dolayı alerjik hastalıkların artmış olduğunu görürsünüz. Ondan dolayı da dünyanın her tarafında nişasta bazlı şeker oranları yüzde 2’lere düşürülürken -Avrupa Birliği ülkeleri için veriyorum- bizim ülkemizde bu oran yüzde 15’ler civarındadır. Gelin, yüzde 15’ler civarını yüzde 2’ye düşürelim. Gelin, hep beraber, işte, Hükûmet olarak almış olduğumuz tedbirlerle beraber, başta serbest bölgeler olmak üzere, şeker pancarıyla, şekerle ilgili olarak kaçakçılığı ortadan kaldıralım. O zaman şeker pancarı çiftçisinin ne kotalarında bir sıkıntımız kalır ne fabrikaların çalışmasında bir sıkıntımız kalır. Ama işte bunları yapmazken, şeker pancarı çiftçisini bu şekilde mağdur etmeye, şeker fabrikalarının kapanmasıyla beraber o bölgelerdeki insanlarımızı mağdur etmeye hiçbirimizin hakkının olmadığını düşünüyorum.

Şeker ürünü tarımsal stratejik bir üründür. Bu ürün mutlaka yaşamalıdır. Bu kadar önemli, avantajlı bir ürün olan şeker pancarı, çiftçimizin vazgeçemeyeceği ve Hükûmetin de gözden çıkardığı bir konuma gelmektedir. Şeker pancarı çiftçisi küsmekte, fabrikaların kapanmasıyla karşı karşıya kalan işçilerimiz ise kara kara düşünmektedir.

Şeker pancarı, Türk tarımı açısından çiftçiyi tarlaya ve köye bağlayan, ailenin tüm fertlerine çalışma imkânı sağlayan, nüfusu kırsal kesimde tutan, hâliyle iç göçü yavaşlatan ürünlerin başında gelmektedir. Bugün 1,7 milyon civarında pancar kooperatifi ortağı vardır ve binlerce insan da şeker pancarı üretiminin devam etmesini istemektedir.

Bakınız, İç Anadolu Bölgesi’nden örnekler verdim çünkü şu anda İç Anadolu Bölgesi’nde altı tane şeker fabrikası satılıyor. Tokat’ın nüfusu 840 binlerden 620 binlere inmiştir. Gidiniz Yozgat’a. Yozgat’ın nüfusu da inmiştir. Çorum’a, Kastamonu’ya… Yani İç Anadolu Bölgesi’ndeki birçok bölgemizde maalesef çiftçi ürününü ekmekten ve tarlasına gitmekten artık heder eder duruma gelmiştir. Niye gelinmiştir? İşte bunları hep beraber düşünmek mecburiyetindeyiz.

Sözlerimin başında en önemli sorunun işsizlik sorunu olduğunu söyledim. Bakın, şu anda işte hep beraber gittiğimiz zaman, kendi seçim bölgelerimizde olsun yahut da nereyi gezersek gezelim, önümüze çıkan ilk konu işsizliktir. “Ben iş istiyorum.” diyor, üniversite mezunları iş istiyor, lise mezunları iş istiyor. Çiftçi kardeşlerimizin yanına gidiyoruz, pancar üreticisi böyle de diğerleri böyle değil mi? Onlar da aynı şekilde yokluktan bahsediyorlar, yoksulluktan bahsediyorlar, çiftçi ürününün para etmediğinden bahsediyorlar.

İşte bu ağır ortamda, şeker fabrikalarının özelleşmesinin, ben çok yanlış olacağını düşünüyorum. Bundan dolayı da bu konunun çok ciddi manada değerlendirilmesini istiyoruz.

Bakınız, Avrupa Birliği ülkeleri mevcut stoklarına rağmen şeker pancarı üretimini kısmamakta, her yıl dâhilî tüketimlerinin üzerinde üretim yapmaya devam etmektedir. Acaba bizim ülkemizde bunlar yapılmakta mıdır? Avrupa Birliği ülkeleri şeker ithaline yüzde 200 gümrük vergisi koymuşken, bizde bu oran 2004 yılında yüzde 135’lere çekilmiştir. Yani bu şudur değerli milletvekilleri: Şeker bazlı dediğimiz, işte çikolatadır veya diğer ürünlerdir, Avrupa Birliği ülkelerine girişlerinde çok ciddi sıkıntılarla karşı karşıya kalınmaktadır. Yani oralarda yüzde 200 civarında gümrük konarak şeker pancarı çiftçisi veyahut da şeker üreticisi korunmaya çalışılmıştır ama enteresandır, bizim ülkemizde bu oran, 2004 yılında yüzde 135’lere düşürülmüştür.

Ülkemizde şeker pancarı çiftçisine ton başına 142 euro destek sağlanmaktadır ama şeker pancarı tarımı, sanayisi, alt sanayi dallarıyla birlikte gayrisafi millî hasılaya 3 milyar dolar civarında değer katmaktadır.

Ülke nüfusunun yüzde 15’inin geçimi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

65 konuşma daha · 31 Mart 2010

65 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook