Türkiye cumhuriyeti hükümeti ile kosova cumhuriyeti hükümeti arasında kalkınma işbirliği ve tika kosova program koordinasyon ofisinin statüsüne ilişkin protokolün onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun (s.s.:551)
Tokat Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 6. Birleşim · 5. yasama yılı · 13 Ekim 2010 · 1.366 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma
Kaynak göster
Reşat Doğru (MHP), 13 Ekim 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 6. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE KOSOVA CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA KALKINMA İŞBİRLİĞİ VE TİKA KOSOVA PROGRAM KOORDİNASYON OFİSİNİN STATÜSÜNE İLİŞKİN PROTOKOLÜN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN (S.S.:551)); konuşma 1.366 kelime.
Reşat Doğru (MHP, Tokat). “Türkiye cumhuriyeti hükümeti ile kosova cumhuriyeti hükümeti arasında kalkınma işbirliği ve tika kosova program koordinasyon ofisinin statüsüne ilişkin protokolün onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun (s.s.:551)”. TBMM Genel Kurulu, 6. Birleşim tutanağı, 13 Ekim 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/resat-dogru-23-2010-10-13-turkiye-cumhuriyeti-hukumeti-ile-kosova-cumhuriyeti-hukumeti-arasinda (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MHP GRUBU ADINA REŞAT DOĞRU (Tokat)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 551 sıra sayılı Kosova Cumhuriyetinde TİKA ofisi kurulmasıyla ilgili kanun teklifi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Tabii, TİKA ofisleri hepimizin de malumu olduğu şekliyle 90’lı yıllarda Orta Asya’daki Türk cumhuriyetlerinin bağımsızlığını kazanmasıyla beraber kurulan önemli kuruluşlardan bir tanesidir. Cumhuriyetin kuruluşundan sonra önce büyük Atatürk, daha sonraki yıllarda da Türk dünyası lideri Alparslan Türkeş’in ısrarla sahiplendiği “Türkiye’nin dışında da Türkler vardır.” sözü gerçekleşmiş ve 90’lı yıllardan itibaren de bağımsızlığını kazanan Türk devletleri ortaya çıkmıştır. Bağımsızlığı kazanmasıyla beraber bir anda tabii, Türk dünyasında çok güzel bir heyecan ortaya konmuş ve Türk dünyası Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar geniş bir coğrafyayı söyler konuma gelmiş ve herkesin ağzından da “Acaba bu Türk devletlerine neler yapabiliriz?” şeklinde bir söylemler gelişmiştir.
İşte, bunlar içerisinde kurulmuş olan kuruluşlardan bir tanesi de TİKA’dır. Şu anda Kosova’da işte o kurulmuş olan TİKA kuruluşunun ofisinin onayını biz burada görüşüyoruz. Biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu kuruluşun onaylanmasını arzu ediyoruz, inşallah onaylanacak.
Tabii, Kosova hepimizin de bildiği gibi Türk tarihinde önemli bir yeri olan bir coğrafya parçasıdır. Kosova’da Türk’ün, Osmanlının çok önemli eserleri vardır, Türk’ün vatan değerleri vardır, gözyaşları vardır, şehit kanları vardır, gazilerin emekleri vardır. Gerçi, en son kaybedilen, Trakya bölgesinde en son kaybedilen yerlerin başında da burası gelmektedir.
TİKA kuruluşunun orada kurulmasıyla beraber, inanıyorum ki oradaki eserlerin ortaya konması da Türk’ün birçok güzelliklerinin ortaya konması da bir noktada gerçekleşmiş olacaktır.
Geçmiş dönemlerde, 2002 senesinde, Kosova’da, Prizren’de Fatih Sultan Mehmet Han Hazretleri zamanında Türk ordusunun, Osmanlı ordusunun kullanmış olduğu Kırık Cami restore edilmiş ve -TİKA marifetiyle restore edilmiş- hizmete sunulmuştu. O açılış töreninde oradaki insanların gözlerinin yaşlarla dolduğunu, Osmanlının yeniden dirilmiş şeklinde bir görüntüsünün olduğunu hatırlıyoruz.
Prizren, Priştine, Mamuşa Türklerin yaşamış olduğu, Osmanlının yaşamış olduğu yerlerdir. Prizren’e bir sabah gittiğiniz zaman, bir sabah hadisesini yaşamış olduğunuz zaman oradaki camilerden ezan seslerini duyarsınız, Anadolu’daki bir kasabanın görüntüsünü orada görürsünüz.
Prizren’e yakın olan Mamuşa kentine gitmiş olduğunuz zaman -Mamuşa yaklaşık olarak 5 bin nüfuslu bir yerdir- o 5 bin nüfuslu Mamuşa’da, insanların hepsinin bir İstanbul Türkçesi konuştuğunu ve Türkçenin her türlü güzelliklerini yaşadığını, sanki Anadolu’daki bir Türk şehrinde olmuş gibi olduğunuzu görürsünüz.
Mamuşa Belediyesi bir Türk tarafından yönetilmektedir birçok yerde olduğu gibi. Yani Mamuşa’daki insanlara sorduğunuz zaman, “Nereden geldiniz siz buraya?” diye sorduğumuz zaman bize söylemiş oldukları: “Biz Karaman’dan geldik.”, “Biz Niksar’dan geldik.” hatta “Tokat’tan geldik.” söylemine bile rastlamış olduğumuzu ifade etmek istiyorum. Yani Kosova bu kadar önemli bir bölgedir. 2008 senesinde bağımsızlığını kazanmıştır. Şu an itibarıyla orada, onların meclislerinde, Türk milletvekilleri vardır, Türk bakanlar vardır, yani Türkler orada azınlık olarak kabul edilmekte ve azınlık haklarından da en iyi şekilde faydalanan bir millet olarak bulunmaktadır.
Sayın milletvekilleri, TİKA burada ofis açıyor. İnanıyorum ki, inşallah, bu ofisler vasıtasıyla çok güzel hizmetler yapılacak. TİKA’nın kuruluşlarının hepsini yakinen takip ediyoruz. Şu anda üç kıtada otuz sekiz ülkede TİKA’nın ofisleri var. Bu ofisler marifetiyle çok önemli görevler yapıyor. Ancak, son zamanlarda, özellikle AKP İktidarı zamanında TİKA’nın kuruluş amacının dışına çıkmakta olduğunu da görüyoruz. Yani bir yerde Dışişleri Bakanlığının görevini yapma konumuyla karşı karşıya, bir yardım kuruluşu şeklinde çalışmakta olduğunu da görüyoruz. Hâlbuki, TİKA’nın esas kuruluş amaçları -Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi- yani bağımsızlığını kazanan Türk devletleri arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi, orada çeşitli faaliyetlerin yapılması, Türkiye Cumhuriyeti devleti ile o devletler arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi şeklinde özetlenebilir. Ama son zamanlarda bakıyorsunuz TİKA ofislerini Senegal’de açıyor, Afrika ülkelerinin çeşitli yerlerinde açıyor.
Bakınız, şu anda Türk dünyasında çok önemli problemlerin olduğunu da hep beraber görüyoruz. İşte, şu anda, hepimizin bildiği gibi, Kuzey Irak’ta, Kerkük’te, Musul’da, Telafer’de Türkmenler çok büyük sıkıntı içerisinde bulunuyorlar. Amerika Birleşik Devletleri’nin Irak’ı işgal etmesiyle beraber orada öldürülen insanlar içerisinde binlerce Türkmen kardeşimiz vardır. Özellikle Kerkük’teki demografik yapının Peşmergeler tarafından bozulmasıyla beraber Kerkük’e, Musul’a çeşitli yerlere Peşmergelerin yerleşmekte olduğunu ve Türkmenlerin buralardan zorla göç ettirilmiş olduğunu görüyoruz. İşte, TİKA marifetiyle buralara hizmetler götürülebilir, TİKA marifetiyle buradaki insanlara sahip çıkılabilir, oralarda ofisler açılarak en azından Kuzey Irak Türkmenlerine karşı birtakım hizmetler yerine getirilebilir.
Tabii bunun yanında yine, bakınız, şu anda Doğu Türkistan’da, Sincan- Uygur bölgesinde çok büyük katliamların olduğunu ve Türklere karşı, Uygur Türklerine karşı çok büyük katliamlar olduğunu görüyoruz. Uygur Türklerine karşı soykırımlar uygulanıyor. Nükleer denemelerin hepsinin yapılmış olduğu yerler Uygur Türklerinin yaşamış olduğu yerlerdir. Geliniz, TİKA marifetiyle oradaki Türkmen kardeşlerimize bazı yardımlar götürelim, oradaki Türkmenlerin problemlerinin çözümünde onlara destek olalım.
Yine, bakınız, şu anda Ahıska Türkleri konusu vardır. Ahıska Türkleri işte Gürcistan’da Ahıska bölgesine yerleşme noktasında, Avrupa Konseyinin vermiş olduğu karar doğrultusunda oraya izin verildi ve yerleşmeleri gerekiyor. Bakınız, şu an itibarıyla vatan cemiyetlerini Ahıska Türkleri, Rusya’nın çeşitli yerlerinde kurmuşlar, özlem içerisinde oraya yerleşmeye çalışıyorlar ama yerleşemiyorlar. Şu an itibarıyla diyorum, bakınız, o bölgeye Türkiye Cumhuriyeti devleti olarak ciddi manada bir destek vermiş olabilseydik oraya Ahıska Türkleri yerleşmiş olacaktı. Geçmiş dönemlerde Kırım Tatarlarına, Kırım Türklerine bu yönlü destekler TİKA marifetiyle verilmiştir ve TİKA oralarda ne yapmıştır, Kırım’da? Orada evler almıştır, araziler almıştır ve almış olduğu evleri ve arazileri Kırım Türklerine vermiş ve oraya dönüşleriyle ilgili olarak da bir cazibe merkezi hâline getirmiştir.
Peki, TİKA marifetiyle biz aynı cazibe durumunu Ahıska Türklerine neden yapmıyoruz? Ahıska Türkleri de Ahılkelek bölgesine, o özellikle Ahıska bölgesine yerleşsinler. Bakınız, Ahıska Türkleri Stalin’in 1944’lü yıllardan itibaren çok ağır bir zulmüne maruz kalmışlardır, zorla göç ettirilmişlerdir ve geriye dönüşü sağlanmayan tek olarak, tek grup olarak şu anda bulunmaktadırlar. Ahıska Türklerinin özellikle Rusya’nın Krasnodar bölgesinde çekmiş olduğu sıkıntıları hep beraber çok iyi biliyoruz. Krasnodar bölgesinde yaklaşık olarak 5 binin üzerinde Ahıska Türkü çok büyük bir ezayla karşılaşmışlar ve Amerika Birleşik Devletleri’nin kabul etmesiyle beraber Amerika Birleşik Devletleri’ne gönderilmişlerdir. Ama Amerika Birleşik Devletleri nasıl almış? Amerika Birleşik Devletleri onları alarak hepsini Amerika’nın çeşitli yerlerine, neredeyse birbirleriyle irtibat sağlamasın diyerek dağıtmışlardır ama biz Türkiye Cumhuriyeti devleti olarak, acaba Ahıska bölgesine, Kırım’daki o Kırım Türklerine uygulamış olduğumuz sistemi, yani arazi almayı, ev almayı, o bölgeye gelişleriyle ilgili, cazip hâle gelişleriyle ilgili çalışma yapabilmiş olsaydık, şu anda Ahıska bölgesine Türklerin yerleşmiş olduğunu görürdük. İşte, TİKA marifetiyle bunlar yapılmalıdır. TİKA’nın esas, asli görevleri bunlardır.
Bakınız, TİKA daha önceki zamanlarda Kazakistan’da, Kırgızistan’da, Özbekistan’da, Azerbaycan’da çok önemli projelere imza atmıştır. Bakınız, Azerbaycan’da yapmış olduğu projelerin bir tanesi, Haçmaz bölgesine, yaklaşık olarak 300 dönüm üzerindeki bir yere numune çiftlikler kurmuştur. Bu numune çiftlikleri neden kurmuştur? Oradaki Azerbaycan Türkü bu çiftliklerden modern tarımı görsün, modern tarımla karşılaşsın ve de geçim durumunu düzeltsin şeklinde olmuştur. Yani numune bir çiftlik oluşturulmuştur ve bunu TİKA yapmıştır. TİKA orada laboratuvarlar kurmuştur, toprak analizleri yapmıştır, Azerbaycan Türkü’nün kalkınması ve gelişmesinde çok büyük emekleri olmuştur. Hatta Ermenistan sınırında yeni bir çiftliğin kurulması ve YAYÇEP dediğimiz yaygın çiftçi eğitimlerinin orada yapılması bile planlanmıştı. Yani TİKA kuruluşunun o Türk dünyasında çok önemli hizmetler yapmış olduğunu görüyoruz.Bakınız, Kırgızistan’da da çok önemli hizmetleri olmuştur. Kırgızistan’da KOBİ faaliyetlerinin yerleştirilmesi, küçük ölçekli sanayilerin geliştirilmesi konusunda TİKA’nın çok önemli hizmetleri vardır. İşte, biz bu Hükûmetten bunları bekliyoruz. Yani TİKA marifetiyle Türk dünyasının her tarafına ulaşmak mecburiyetindeyiz çünkü Türk dünyası bizim geleceğimiz olmalıdır. Türk dünyası Türkiye Cumhuriyeti devletini yakinen takip ediyor, Kıbrıs’taki gelişmeleri yakinen takip ediyor. Bakın, Azerbaycan’la olan ilişkilerimizi gayet yakinen takip ediyor -Ahıska Türkleri meselesi- özellikle Kuzey Irak’taki Türkmenlerin durumlarını gayet yakinen takip ediyor. Bunlar bizim soydaşlarımızın olduğu yerlerdir. Bu bölgelere mutlaka Türk devleti olarak sahip çıkmak mecburiyetindeyiz.
1991’li, 1992’li yıllar, yani 90’lı yılların başlangıcı Türk milleti için çok önemli yıllar olmuştur ama o kurulan devletlerin hepsi genç devletlerdir. İşte, 2010 yılı, yaklaşık olarak on sekiz, yirmi yıllık devletlerdir. Bu yirmi yıllık devletlere her noktasında bizim çeşitli projelerle gitmek mecburiyetimiz vardır. Nasıl Manas Üniversitesi Kırgızistan’a kurulmuşsa, nasıl Ahmet Yesevi Üniversitesi, işte, Kazakistan’a Yesi şehrinde kurulmuşsa aynı şekilde TİKA marifetiyle çok şeyler yapabiliriz. Bakınız, TİKA, Ahmet Yesevi Hazretleri Türbesi’ni restore etmiştir. Sultan Sencer Türbesi’ni, Türkmenistan’da Merv şehrindeki o Sultan Sencer Türbesi’nin restorasyonu TİKA marifetiyle yapılmıştır. Yani TİKA’nın yapacağı Türk dünyasında çok önemli hizmetler vardır ama siz Türk dünyasındaki hizmetlerin yanında onu bırakıp da Dışişleri Bakanlığı şeklinde bir faaliyetlerin yapılmasını, hizmetlerin yapılmasını uygulama içerisine koyarsanız o zaman kuruluş amacının dışına çıkmış olursunuz. İnanıyorum ki, inşallah önümüzdeki dönemlerde bunların yanında, yani, işte, Kosova’daki kuruluşlar yanında, diğer çeşitli şehirlerde kuruluşların yanında Türk dünyasının her tarafına kuruluş amacına yönelen bir şekliyle TİKA faaliyetlerine devam eder diye düşünüyorum.
Söylenecek çok söz var ama sözlerimi burada bitiriyor, çıkartmakta olduğumuz kanunun Kosova’ya, Türkiye Cumhuriyeti devletine hayırlar getirmesini temenni ediyorum ve saygılar sunuyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
27 konuşma daha · 13 Ekim 2010