Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Mersin Milletvekili · Halkların Demokratik Partisi
Genel Kurul, 68. Birleşim · 3. yasama yılı · 12 Mart 2020 · 493 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Rıdvan Turan (Halkların Demokratik Partisi), 12 Mart 2020 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 68. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 493 kelime.
Rıdvan Turan (Halkların Demokratik Partisi, Mersin). “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 68. Birleşim tutanağı, 12 Mart 2020. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ridvan-turan-27-2020-03-12-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-teklifi-munasebetiyl (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=86550
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)RIDVAN TURAN (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri ve ekran karşısında bizi izleyen halkımız; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Yine, bütün meselelerimizde olduğu gibi, zannediyorum coronavirüs hadisesinde de ifrat ile tefrit arasında kalmaya başladık. Kimileri açısından belki ağırlığından daha fazla önemli olarak sunulan, kimileri tarafındansa böyle vakayıadiyeden, gelip geçecek kısa dönemli bir mesele olarak ele alınıyor. Aslında biz hastalığın bir boyutunu görüyoruz yani kişiye ilişkin, tekil şahsa ilişkin, ölüme kadar varan bir boyutundan haberdarız ama bununla birlikte, bilmek gerekir ki art arda gelecek işsizler, işsizler ordusu, belki yüz binlerce insanın işsiz kalması, bunların yaratacağı toplumsal travmalar, bunun sonucunda ortaya çıkacak olan pek çok farklı bireysel ve toplumsal travmatik süreçle, yalnızca virüsün kişide sebep olduğu şeyle değil, onu çok daha aşan bir toplumsal problemle karşı karşıya kalma ihtimalimiz var. Bunu biraz daha, o açıdan, ciddi ele almakta fayda var diye düşünüyorum.
Bakanlık çalışıyor, bunun farkındayız. Ama o kadar önemli ki dün, biliyorsunuz, Dünya Sağlık Örgütü de “pandemi” olarak sundu problemi. Pandemi teşhisinin konulduğu yerde örneğin Sağlık Bakanlığının Türk Tabipleri Birliğini bir paydaş olarak görmemesi anlaşılabilir bir şey değil. Pandemi yani küresel düzeyde tehdit olan, küresel düzeyde ciddi bir risk söz konusu demek. Hâl böyleyken tabip odaları, özellikle Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Bakanlıktan defaatle randevu istemiş olmasına rağmen Bakanlık bir türlü görüşmüyor. Meseleye bu tarzda bakıldığında yani partizan bir zaviyeden bu mesele anlaşılmaya ya da yönetilmeye çalışıldığında emin olun ki çok ciddi sorunlarla karşı karşıya kalacağız. Örneğin şunu anlamak mümkün değil: Okullar neden kapatılmaz? Askerî birliklerde neden bu meseleye ilişkin önlemler geliştirilmez? Cezaevleri, insanların pek çok stres faktörüyle iç içe yaşadığı, kötü beslendiği ve 250 bin kişilik olduğu hâlde 280 bin civarında tutsağın yaşadığı, 800 bebenin olduğu ortamlar; örneğin, bunlara ilişkin neden bir acil eylem planı yürürlüğe konulmaz? Bunları anlayabilmek mümkün değil değerli arkadaşlar. Dolayısıyla ben iktidarı ve Bakanlığı bu konuda tekrar uyarırken bu meselenin ciddiyetinin yeterince kavranabildiğini düşünmediğimi bir kez daha buradan ifade etmek istiyorum. Allah sonumuzu hayır ede!
Şimdi, torba yasanın torbalığına ilişkin pek çok şey söylendi. Burada özellikle İşsizlik Sigortası Fonu’na dair bir girizgâh yapmanın çok anlamlı olacağı kanısındayım. Arkadaşlar, işçinin asgari ücretinden kesilen primlerle oluşturulan İşsizlik Sigortası Fonu’ndan işverene asgari ücret desteği olarak verilecek yani böylece işçi sınıfı 1 defa değil 2 defa sömürülmüş olacak. Bizim memlekette “Hamam suyuyla dost gönüllemek.” diye bir laf var, iktidar hamam suyuyla dost gönüllüyor. İktidar eğer işverene bir asgari ücret desteğinde bulunacaksa mesela o havuzlarından bulunabilirler; değil mi? Örneğin sarayın giderlerinden, sarayın bütçesinden böyle bir destekte bulunabilirler ama zaten asgari ücret, adı üzerinde asgari ve bir yaşam standardı sunmayan bir ücret. Buna rağmen, buradan, oluşan fondan –ki bunlar işçilerin insanca yaşayabilmesi için, karınca kararınca destek olsun diye oluşturulmuş olan mekanizmalar- şimdi, tutup da işverene destekte bulunmak siyaseten hiç vicdani ve ahlaki değil değerli arkadaşlar. Yani aslında halk olarak sermayeye demiş oluyoruz ki: Ya, kurban olayım şu parayı al, sen bana bu parayı daha sonra maaş olarak, asgari ücret olarak geri ver. Arkadaşlar, burada etik açıdan çok önemli, çok temelli problemler var.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
109 konuşma daha · 12 Mart 2020