2025 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2023 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 2'nci Tur Görüşmeleri münasebetiyle
Siirt Milletvekili ·
DEM Parti
Genel Kurul, 31. Birleşim · 3. yasama yılı · 11 Aralık 2024 · 463 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma · Günün kaydı →
Kaynak göster
Sabahat Erdoğan Sarıtaş (DEM Parti), 11 Aralık 2024 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 31. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2025 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2023 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 2'nci Tur Görüşmeleri münasebetiyle); konuşma 463 kelime.
Sabahat Erdoğan Sarıtaş (DEM Parti, Siirt). “2025 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2023 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 2'nci Tur Görüşmeleri münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 31. Birleşim tutanağı, 11 Aralık 2024. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sabahat-erdogan-saritas-2024-12-11-2025-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-teklifi-ile-2023-yili-merkezi-y (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=129914
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)DEM PARTİ GRUBU ADINA SABAHAT ERDOĞAN SARITAŞ (Siirt)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmama başlamadan önce ben de bizleri izleyen değerli halklarımızı ve cezaevlerindeki mücadele arkadaşlarımızı saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)
Evet, BTK, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu ne yazık ki geldiğimiz noktada bir sansür kurumuna dönüşmüştür. BTK'nin tüketiciyi korumayı hedefleyen görevleri arasında kullanıcının veri ve özgürlüklerini korumak, topluma eşit hizmet alabilme hakkını sağlamak, hizmet kalitesini sağlamak ve düzenli olarak denetleme yer alıyor. Fakat verilere bakıldığında gördüğümüz şey, bu kurumun sadece denetlemeyi etkin olarak yürüttüğüdür. Onu da sansür olarak yapmayı kendilerinde hak görüyorlar.
Peki, kullanıcıların veri ve özgürlüklerini korumadığını nereden anlıyoruz? Yakın geçmişe, üç ay öncesine yani eylül ayına bakalım. Eylül ayında resmî kurumlarda kaydı olan 108 milyon yurttaşın kimlik numaralarından ev adreslerine kadar tüm kişisel verileri çalınmıştı. Yani, buradaki herkes dâhil hepimizin tüm bilgileri çalınmış arkadaşlar. AKP iktidarının toplumu boğan, özgürlüklere karşı yasakçı zihniyeti ve politikası gündelik yaşamın her alanına sızdığı gibi internete ve internet kullanıcılarına karşı da yürütülmektedir. Konuya dair bazı örnekleri ve verileri de söyleyelim: En güncel gelişmelerden biri, 24 Ağustos 2024'te 69 "X" hesabı erişime engellendi. Engellenen hesapların çoğunun, anonim olmakla birlikte, işte Kürt sorunu üzerine yazan gazeteci ve sayfalar olduğunu görüyoruz. İnsan Hakları İzleme Örgütü ve İfade Özgürlüğü Derneğinin verilerine göre 2024 yılının ilk çeyreğinde 1 milyondan fazla "web" sitesi ve alan adı erişime engellenmiştir. Milyonlarca kullanıcının ifade özgürlüğü ve bilgi edinme hakkının ihlal edildiği belirtilmiştir. Elektronik Ticaret İşletmecileri Derneği Ağustos 2024'te Instagram'ın engellenmesinin ekonomiye günlük 1,9 milyon TL zarar verdiğini açıkladı.
Türkiye'deki internet özgürlüğü; sansür, yasal baskılar ve gözetim uygulamaları nedeniyle ciddi ölçüde gerilemiştir. Bu durum, ifade özgürlüğü ve dijital mahremiyet açısından ciddi anlamda kaygı vericidir. Bakın, uluslararası raporlarda özgür olmayan ülkeler sıralamasında Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri ve Venezuela'dan biraz daha iyi; Ruanda, Kazakistan ve Azerbaycan'ın ise gerisinde yer alıyor.
BTK, düzenleyici ve denetleyici kurumlar arasında bütçeden en yüksek payı alan kurumlardan biri olarak karşımıza çıkıyor. BTK'ye yapılan yatırımlar diğer kurumlara göre öncelenmiş olsa da bu artışın gerekçeleri ve harcama detayları belirsizdir.
Söz konusu harcamalar sadece BTK'yle de sınırlı değil, gelinen aşamada Türkiye'nin iletişim harcamaları konusunda da ipi göğüslediğini görüyoruz. Son yıllarda GSM operatörlerinin tarife ücretlerindeki fahiş artışlar yurttaşları isyan ettiren noktaya getirmiştir. Örneğin, 4 kişilik bir ailenin aylık iletişim gideri ek tarifelerle birlikte neredeyse 2.500 TL'yi bulmaktadır. Bu zamlarla Türkiye, dünyanın en yavaş internet hızına ve kalitesiz iletişimine sahip olup iletişim gideri en yüksek ülkelerden biri olarak karşımıza çıkıyor. Türkiye'de sabit internet ücretini 600 TL'den hesapladığımızda ortalama 16 avroya tekabül ediyor. Türkiye'de internetin diğer ülkelere nazaran ucuz görünmesinin asıl sebebi, TL'nin döviz karşısındaki değer kaybıdır. İnternet ücretinin alım gücüne, asgari ücrete göre oranını hesapladığımızda Türkiye'nin dünya ölçeğinde pahalı internet kullandığı rahatlıkla belirtilebilir.
Bilgiye erişim hakkının sürekli olarak kısıtlandığı AKP iktidarı döneminde internet altyapı problemleri nedeniyle bilgi edinme hakkı da engellenmektedir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
99 konuşma daha · 11 Aralık 2024